Uzm.Dr. Tahsin Özenmiş Yazdı: Karanlığa Işık, İnsana Rehber: Muallim-i Ekber Hz. Muhammed (s.a.v)
Çünkü insan, aklını işletmeden, kalbini yönlendirmeden, hakikatin izini sürmeden kemale eremez. Bu yüzden “muallimlik”, sadece bir sınıfta ders anlatmak değil; doğrudan insanın kaderine dokunmak, onu karanlıktan aydınlığa taşımaktır. Her bir öğretmen, bir çocuğun zihninde kıvılcım, bir gencin kalbinde yol işareti, bir toplumun geleceğinde sessiz bir mimar demektir.
Ne var ki, bütün bu ihtişamın merkezinde bir hakikat vardır: Muallimlik makamı, yaratılmışların içinde en çok Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) şahsında tecelli etmiştir. O, sadece bir öğretmen değil; insanlığın görmüş olduğu en büyük rehber, en şaşmaz üstad, en berrak kaynak, en güvenilir yol göstericidir. Çünkü O’nun öğrettikleri, herhangi bir bilginin değil; bizzat Hakk’ın kelamının ışığıdır. Her sözünde hikmet, her adımında ölçü, her tavrında rahmet vardır.
Bugün öğretmenliğin değerini konuşurken, muallimliğin zirvesini hatırlamak gerekir. Zira insanlık, en doğruyu kendi başına bulamaz; Hakikati yalnızca kendi iç sesine dayanarak ararsa, zaman zaman yanılabilir ve yolunu şaşırabilir. İşte bu sebeple Rabbimiz, bize en büyük iyiliği yaparak hayat yolculuğunun şaşırmaz rehberi olarak Hz. Muhammed’i (s.a.v) göndermiştir. O’nun rehberliği, akla istikamet, kalbe huzur, topluma adalet kazandıran ilahî bir pusuladır.
Bu yüzden, Öğretmenler Günü’nün anlamını idrak ederken Biz, sadece bir mesleği değil, insanı insan yapan o büyük mirası, “muallimlik ruhunu” kutluyoruz. Ve biliyoruz ki, bütün rehberlerin, bütün öğretmenlerin, bütün yol göstericilerin özünde tek bir kaynağın izi vardır: “En büyük muallim” olan Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) izinde yürümek…
"Hâlıkımız, bize en büyük muallim ve en mükemmel üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tayin etmiş."
(Asa-yı Musa)
Bu cümle, insanın yaratılış gayesini ve dünya yolculuğundaki en büyük rehberini hatırlatır. Yaratıcımız, insana hakikati öğretmek, doğru yolu göstermek ve şaşırtıcı dehlizlerden korumak için en mükemmel öğretmen olarak Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) seçmiştir. O, insanın aklına ışık tutan bir mürşid, kalbine huzur veren bir rehber, hayatın her alanında en doğru ölçüyü gösteren en mükemmel bir muallimdir. Onun sözleri, tavırları, ahlakı ve tüm hayatı, insan için adeta ilahî bir pusula gibidir. Bu ifadede vurgulanan hakikat şudur: İnsan tek başına hakikati tam manasıyla bilemez; doğruyu yanlıştan ayırmak için şaşmaz bir rehbere muhtaçtır. İşte Cenab-ı Hak, bu ihtiyacı karşılamak için Rahmet Peygamberi’ni göndererek bizlere en sağlam rehberliği lütfetmiştir. Böylece insan, karanlığa mahkûm değil; nübüvvet ışığıyla aydınlanan bir yolun yolcusudur.
Bugün biliyoruz ki, insanı karanlıktan kurtaran bilgi değil, o bilgiyi hakikate dönüştüren bir rehberdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise bu rehberliğin en saf, en berrak ve en emin kaynağıdır. Onun öğrettiği yol, sadece bir ilim değil; bir hayat, bir ahlak ve bir diriliş çağrısıdır.