<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>YANKI GAZETESİ</title>
                      <link>https://www.yankigazetesi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yankigazetesi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Türkiyenin en iyi haber sitesi</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Wed, 09 Sep 2026 22:11:57 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>YANKI GAZETESİ - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - YANKI GAZETESİ</copyright><item><title><![CDATA[MHP GAZİANTEP KONGREYE HAZIR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-mhp-gaziantep-kongreye-hazir-4217.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-mhp-gaziantep-kongreye-hazir-4217.html</link>
                    <description><![CDATA["BİRLİĞİMİZ DAİM, TOYUMUZ KUTLU OLSUN"]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanlığı, 20 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek il kongresi öncesinde teşkilat kademeleri ve sivil toplum temsilcileriyle geniş katılımlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi. MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç başkanlığında düzenlenen toplantıya, Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanı Cenk Gece, Şahinbey İlçe Başkanı Aykut Bozkurt, Şehitkamil İlçe Başkanı Mehmet Doğan, Nizip İlçe Başkanı Fatih Çetin, Yavuzeli İlçe Başkanı Murat Sakaroğlu, Oğuzeli İlçe Başkanı Mustafa Keleş, Nurdağı İlçe Başkanı Ayhan Çelik, İslahiye İlçe Başkanı Mehmet Karakuş, Araban İlçe Başkanı Bakır Yiğit, Karkamış İlçe Başkanı Güven Güngördü, Türkiye Kamu-Sen İl Başkanı Zeki Yücel ile Türkiye Kamu-Sen’e bağlı il başkanları, ilçe ocak başkanları ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

&nbsp;

ŞÖLEN HAVASINDA KONGRE

Kongre günü bayram havası estirmeyi hedefleyen Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanlığı kapsamlı bir program hazırladı. Büyük heyecanın adresi 20 Eylül Pazar günü saat 09.30’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) önü olacak. Burada toplanacak olan binlerce teşkilat mensubu ve vatandaş, mehteran takımının ecdad marşları, atlı grupların geçişi, muharip gazilerin katılımı ve yöresel kıyafetli Gazianteplilerle birlikte dev bir kortej oluşturacak. TMO önünden başlayıp Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’ne (ŞKM) kadar sürecek bu yürüyüşle, Gaziantep'in milli mücadele ruhu bir kez daha canlandırılacak.

&nbsp;

"KARDEŞLİK KALBİMİZDE, GELECEK AKLIMIZDA"

Mehteran marşları ve atlı birliklerin geçişi eşliğinde ŞKM’ye ulaşacak olan kalabalık, saat 10.00 itibarıyla MHP Gaziantep İl Kongresi’nin resmi açılışını gerçekleştirecek. Türk bayrakları ve parti flamalarıyla donatılacak olan salonda kurulacak divan heyetiyle birlikte, genel merkezin "Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda" vizyonu doğrultusundaki kongre maratonu gün boyu sürecek.

&nbsp;

"25 ARALIK RUHUYLA DAVAMIZA ve GAZİ ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ"

Toplantıda teşkilat mensuplarına hitap eden Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, Gaziantep topraklarında milli şuuru diri tutmanın tarihi bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kongrelerin partinin yenilenme, güç tazeleme ve kenetlenme bayramları olduğunu vurgulayan İl Başkanı Kılıç, "Şehitler kanıyla sulanmış bu kadim şehirde, 25 Aralık’ta yazılan ecdad destanının sarsılmaz sadakatini milli davanın şuuruyla birleştiriyoruz. 20 Eylül Pazar günü idrak edeceğimiz il kongremiz, sadece bir seçim değil, birliğimizin, beraberliğimizin ve geleceğe olan kararlılığımızın simgesi olacaktır. 'Birliğimiz daim, toyumuz kutlu olsun' diyerek çıktığımız bu yolda, tüm Gaziantepli hemşehrilerimizi ve dava arkadaşlarımızı saat 09.30’da TMO önündeki tarihi kortejimize, ardından saat 10.00’da ŞKM’deki büyük toyumuza davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MHP GAZİANTEP KONGREYE HAZIR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 08:41:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantep-kongreye-hazir-114205-20260909.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantep-kongreye-hazir-114205-20260909.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantep-kongreye-hazir-114205-20260909.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SINAVDAN ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-sinavdan-once-ahlak-ve-maneviyat-4216.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-sinavdan-once-ahlak-ve-maneviyat-4216.html</link>
                    <description><![CDATA[Saadet Partisi Batman İl Başkanı Mehmet Fırat: “Çocuğun ilk okulu ailesidir”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Saadet Partisi Batman İl Başkanı Mehmet Fırat, yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde okullarda yaşanan akran zorbalığı, şiddet, disiplin sorunları ve dijital bağımlılığa dikkat çekti. Sorunların yalnızca okul içinde alınacak tedbirlerle çözülemeyeceğini belirten Fırat, çocukların karakter ve değer dünyasının temelinin ailede atıldığını söyledi.

“ÇOCUKLAR GÖRDÜKLERİNİ ÖĞRENİR”

Eğitimin yalnızca sınav başarısından ibaret olmadığını vurgulayan Fırat, Millî Görüş’ün “Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışı doğrultusunda ahlaklı, vicdanlı ve sorumluluk sahibi nesiller yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Fırat, anne ve babaların çocuklarına dürüstlük, merhamet, adalet ve saygıyı önce kendi davranışlarıyla göstermeleri gerektiğini belirtti.

“ÇOCUĞUMUZU KAZANMAYI HEDEFLEMELİYİZ”

Okullardaki şiddet ve akran zorbalığının yalnızca disiplin cezaları veya güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini kaydeden Fırat, aile, öğretmen, rehberlik servisi ve okul yönetiminin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Dijital bağımlılığa da dikkat çeken Fırat, ailelerin çocuklarıyla daha fazla iletişim kurması ve dijital dünyadaki yaşamlarını yakından takip etmesi gerektiğini dile getirdi.

AİLE EĞİTİMLERİ GÜÇLENDİRİLMELİ

Saadet Partisi olarak aile eğitimlerinin yaygınlaştırılmasını, okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesini ve rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesini savunduklarını belirten Fırat, “Güçlü aile, güvenli okul ve erdemli nesil birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

Fırat, çocuklara bırakılacak en büyük mirasın yalnızca iyi bir eğitim değil; sağlam karakter, güçlü vicdan ve güzel ahlak olduğunu vurguladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[SINAVDAN ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 08:34:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sinavdan-once-ahlak-ve-maneviyat-113455-20260909.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sinavdan-once-ahlak-ve-maneviyat-113455-20260909.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sinavdan-once-ahlak-ve-maneviyat-113455-20260909.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ŞAHİN, KARKAMIŞ’TA YÜKSELEN GAZİ KONUT PROJESİNİ İNCELEDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-sahin-karkamista-yukselen-gazi-konut-projesini-inceledi-4214.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-sahin-karkamista-yukselen-gazi-konut-projesini-inceledi-4214.html</link>
                    <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, ilçe halkının konut ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak amacıyla Karkamış’ta hayata geçirilen konut projesinin şantiye alanında incelemelerde bulundu, projenin mevcut durumu, inşaat süreci ve planlanan etaplara ilişkin teknik heyetten bilgi aldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, özel iştiraki Gazi Konut aracılığıyla kent genelinde sürdürdüğü konut seferberliğini ilçelere taşıyor. Uygun koşullarda nitelikli konuta erişimi artırmayı amaçlayan çalışmalar kapsamında Karkamış’ta yapımına başlanan konut projesinde çalışmalar devam ediyor.

Bu kapsamda Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Karkamış Kaymakamı Ferdi Akgün, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel ve teknik heyetle birlikte proje alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.

KARKAMIŞ’TA 100 KONUT PLANLANIYOR

Karkamış Projesi kapsamında toplam 100 konutun hayata geçirilmesi planlanıyor. Projenin yapımına başlanan ilk etabında ise net kullanım alanları 70 ile 75 metrekare arasında değişen 25 adet 2+1 daire yer alıyor. 18 Haziran’da yapı ruhsatının alınmasının ardından şantiye çalışmalarının başladığı projede, ilk 25 konutun Mayıs 2027’de anahtar tesliminin yapılması hedefleniyor.

ŞAHİN: “KONUT PROJESİ DEVLET MEMURLARI İÇİN KOLAYLIK SAĞLAYACAK”

Başkan Fatma Şahin, Karkamış’ın stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Bir taraftan Karkamış’ta antik kentimiz bulunuyor. Diğer taraftan Kuş Cenneti projemiz nihayete eriyor. Dolayısıyla kültür turizmş açısında bu ilçemiz çok iyi bir potansiyele sahip” dedi.

Bu konut projesinin devlet memurlarının konaklamasında önemli bir kolaylık sağlayacağına vurgu yapan Başkan Fatma Şahin, “Nizip’ten Karkamış’a günlük rutin yol yapan memurlarımız açısından bu inşa edilen daireler, onları rahatlatacak. Çünkü Nizip-Karkamış arası her gün bu yolu gelip gitmek ciddi zaman kaybına neden oluyor. Bu anlamda Karkamış’ın kendi ihtiyacını kendi içerisinde giderebilmesi adına bu konut ihtiyacına hızlıca cevap vermek önemliydi. Biz de Gazi Konut olarak gelen talep üzerine hemen reaksiyon aldık. Konut projesi, ilçeye ilaç gibi iyi gelecektir” diye konuştu.

Gazi Konut’un giderek bir marka haline geldiğini anlatan Başkan Fatma Şahin, “Gazi Konut çok hızlı bir şekilde bina yapımını tamamlıyor. Kalifikasyonu arttı. Bunun yanı sıra uygun ve güvenilir yapılar inşa ediyor. Bu konut anlayışıyla örnek bir nitelik taşıyor” ifadelerini kullandı.

KAYMAKAM AKGÜN, KONUT PROJESİNİN HAYIRLI OLMASINI DİLEDİ

Karkamış Kaymakamı Ferdi Akgün, Karkamış’ın konut ihtiyacını önemli oranda cevap verecek bu projenin şimdiden hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere teknik heyete teşekkürlerini iletti.

GÜZEL: “İLÇEYE CİDDİ ANLAMDA FAYDA SAĞLAYACAK”

Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in konut ihtiyacı taleplerine hızlıca cevap verdiğini ifade ederek, “Dışardan ilçemize gelen özellikle memur kesiminin konut ihtiyacına karşılık gelmesi açısından bu proje çok değerli. Ciddi anlamda ilçemize fayda sağlayacaktır” dedi.

FEDAİOĞLU: “GAZİ KONUT BİRÇOK NOKTADA KENTİN KONUT İHTİYACINI GİDERİYOR”

Gaziantep AK Parti İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Büyükşehir Belediyesi özel iştiraki Gazi Konut’un kentin birçok noktasında konut ihtiyacını giderdiğini dile getirerek, “Bugün de Karkamış ilçemizdeyiz, konut çalışmalarını inceliyoruz. Bu konut yapımıyla ilçenin konut ihtiyacı da büyük oranda giderilmiş olacak” diye konuştu.

2027 MAYIS AYINDA KONUTLARIN ANAHTAR TESLİMİ YAPILACAK

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve Gazi Konut Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Haz, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in talimatıyla Karkamış’ta 100 konut projesini başlattıklarını aktararak, “Bugün incelemesini yaptığımız inşaat alanında 25 daire bulunuyor. Bunlar 2+1 dairelerden oluşuyor. Kısmet olursa dairelerimizin anahtar teslimini 2027 Mayıs ayında anahtar teslimini yapacağız” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ŞAHİN, KARKAMIŞ’TA YÜKSELEN GAZİ KONUT PROJESİNİ İNCELEDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 13:19:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sahin-karkamista-yukselen-gazi-konut-projesini-inceledi-162018-20260908.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sahin-karkamista-yukselen-gazi-konut-projesini-inceledi-162018-20260908.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sahin-karkamista-yukselen-gazi-konut-projesini-inceledi-162018-20260908.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GAÜN’DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR GASTRONOMİ VE GIDA İSRAFINA KARŞI AVRUPA ÖLÇEĞİNDE ÖNEMLİ PROJE]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-gaunden-surdurulebilir-gastronomi-ve-gida-israfina-karsi-avrupa-olceginde-onemli-proje-4213.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-gaunden-surdurulebilir-gastronomi-ve-gida-israfina-karsi-avrupa-olceginde-onemli-proje-4213.html</link>
                    <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi (GAÜN), gıda israfının önlenmesi ve sürdürülebilir gastronomi uygulamalarının mesleki eğitime kazandırılması amacıyla Avrupa ölçeğinde önemli bir projeye liderlik ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Erasmus+ kapsamında yürütülecek VET4FOODSAVE Projesi, GAÜN koordinatörlüğünde 24 ay sürecek ve 250 bin avro bütçeye sahip olacak. Projede GAÜN’ün yanı sıra İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesi, Valencia Üniversitesi, Palermo Üniversitesi ve Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürlüğü ortak olarak yer alıyor.

Gıda İsrafı Mesleki Yetkinliğe Dönüşecek

Proje ile özellikle gastronomi, yiyecek-içecek, turizm ve konaklama alanlarında eğitim alan öğrencilerin gıda israfının önlenmesine yönelik bilgi, beceri ve sürdürülebilirlik yetkinliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Türkiye, İsveç, İspanya ve İtalya’daki mesleki eğitim sistemleri incelenerek ihtiyaç analizleri yapılacak. Bu çalışmalar doğrultusunda dijital eğitim modülleri, ders materyalleri, uygulamalı eğitim araçları, sanal simülasyonlar ve senaryo temelli öğrenme içerikleri geliştirilecek.

Gaziantep Önemli Uygulama Merkezi Olacak

UNESCO Gastronomi Şehri Gaziantep, mutfak kültürü ve eğitim altyapısıyla projenin önemli uygulama merkezlerinden biri olacak. GAÜN bünyesindeki iki tam donanımlı uygulama mutfağı laboratuvarının sürdürülebilir mutfak uygulamalarının geliştirilmesi ve test edilmesinde kullanılması planlanıyor. Proje ekibinde GAÜN’den Prof. Dr. İbrahim Giritlioğlu ve ekibi görev alacak.

Uygulamalı Eğitimle İsraf Azaltılacak

VET4FOODSAVE kapsamında öğretmen ve öğrenciler gerçek eğitim ortamlarında porsiyon planlama, güvenli gıda fazlasının değerlendirilmesi, gıda israfının ölçülmesi ve atık takibi gibi uygulamaları deneyimleyecek.İsveç, İspanya, İtalya ve Türkiye’nin farklı eğitim ve gastronomi ekosistemlerini buluşturan proje ile Avrupa’da ortak bir sürdürülebilirlik modeli geliştirilmesi amaçlanıyor. Ortak üniversiteler; gıda israfının ölçülmesi, çevresel etki analizi, davranış, veri analizi, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve gıda sistemleri alanlarındaki uzmanlıklarıyla projeye katkı sunacak.

Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürlüğü ise mesleki ve teknik liselerde uygulamaların test edilmesi ve yaygınlaştırılmasında rol üstlenecek. Proje sonunda dijital eğitim modülleri, uygulamalı öğrenme materyalleri, tarif portföyleri, öğretmen rehberleri ve kurumsal strateji çerçeveleri hazırlanacak. Bu materyallerin proje sonrasında eğitim kurumları tarafından açık erişimli kullanılması hedefleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[GAÜN’DEN SÜRDÜRÜLEBİLİR GASTRONOMİ VE GIDA İSRAFINA KARŞI AVRUPA ÖLÇEĞİNDE ÖNEMLİ PROJE - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 13:17:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaunden-surdurulebilir-gastronomi-ve-gida-israfina-karsi-avrupa-olceginde-onemli-proje-161854-20260908.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaunden-surdurulebilir-gastronomi-ve-gida-israfina-karsi-avrupa-olceginde-onemli-proje-161854-20260908.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaunden-surdurulebilir-gastronomi-ve-gida-israfina-karsi-avrupa-olceginde-onemli-proje-161854-20260908.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzm.Dr Fatih Yendi Yazdı: İZMİR’DE GAZİANTEP FIRTINASI: DÖRT GOLLE GELEN MESAJ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-uzmdr-fatih-yendi-yazdi-izmirde-gaziantep-firtinasi-dort-golle-gelen-mesaj-4212.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-uzmdr-fatih-yendi-yazdi-izmirde-gaziantep-firtinasi-dort-golle-gelen-mesaj-4212.html</link>
                    <description><![CDATA[İZMİR’DE GAZİANTEP FIRTINASI: DÖRT GOLLE GELEN MESAJ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Göztepe 2-4 Gaziantep FK

Futbolda bazen 90 dakika değil, ilk 45 dakika her şeyi anlatır.
Gaziantep FK, İzmir deplasmanında tam da böyle bir gece yaşattı. Gürsel Aksel Stadı’nda Göztepe karşısına çıkan kırmızı-siyahlılar, karşılaşmanın henüz ilk yarısında rakibinin gardını düşürdü ve soyunma odasına 4-0 gibi çarpıcı bir skorla gitti. İkinci yarıda Göztepe iki gol bulup farkı azaltmayı başarsa da Gaziantep FK, sahadan 4-2’lik galibiyetle ayrılarak çok değerli üç puanı hanesine yazdırdı.
Bu sadece bir deplasman galibiyeti değildi.
Bu sonuç, aynı zamanda Orhan Ak döneminin başlangıç düdüğü oldu.

ORHAN AK’TAN MÜKEMMEL BAŞLANGIÇ

Çaykur Rizespor karşısında alınan 2-1’lik mağlubiyetin ardından Mirel Radoi ile yollarını ayıran Gaziantep FK, teknik direktörlük koltuğuna Orhan Ak’ı getirmişti.
Yeni teknik adamın ilk sınavı kolay değildi.
Karşısında kendi sahasında taraftarının desteğini arkasına alan Göztepe vardı. Üstelik Göztepe, Gaziantep FK karşısında sahasında uzun süredir kaybetmiyordu.
Ancak Orhan Ak’ın takımı sahaya çıktığı ilk dakikadan itibaren farklı bir görüntü verdi.
Daha cesur…
Daha agresif…
Daha kararlı…
Ve en önemlisi, sonuca odaklı.
İlk yarıda gelen dört gol, Gaziantep FK’nın hücumdaki etkinliğinin yanı sıra Göztepe savunmasının verdiği boşlukların da ne kadar iyi değerlendirildiğini gösterdi.

İLK 45 DAKİKA: MAÇIN KADERİ

Göztepe ikinci yarıda reaksiyon gösterdi.
Ancak futbolda bazı hataların telafisi kolay değildir.
İlk 45 dakikada 4-0 geriye düşen bir takımın ikinci yarıda ayağa kalkması mümkün olsa da maçı tamamen çevirmek çok zordur.
Gaziantep FK da bunun bilinciyle ikinci yarıda oyunun kontrolünü elinde tutmayı başardı.
Göztepe’nin bulduğu iki gol skoru değiştirdi ama kazananı değiştirmedi.
Ve tabelada şu sonuç yazdı:
Göztepe 2-4 Gaziantep FK.

BU GALİBİYETİN ANLAMI BÜYÜK

Sezona Alanyaspor beraberliği, Eyüpspor galibiyeti ve Çaykur Rizespor mağlubiyetiyle başlayan Gaziantep FK, dört hafta sonunda önemli bir deplasman galibiyetine imza attı.
Daha da önemlisi, bu galibiyet yeni teknik direktör Orhan Ak’ın takım üzerindeki etkisini görmek açısından da dikkat çekiciydi.
Gaziantep FK’nın bundan sonraki süreçte en önemli hedefi, İzmir’de ortaya koyduğu mücadele gücünü ve hücum etkinliğini istikrara dönüştürmek olacak.
Çünkü bir takım için deplasmanda dört gol atmak önemli.
Ama asıl başarı, bu performansı sezonun geneline yayabilmek.

GAZİANTEP FK’NIN MESAJI NET

Gürsel Aksel’de kazanılan üç puanın tabeladaki karşılığı yalnızca üç puan.
Ama futbolun psikolojik tarafında karşılığı çok daha büyük.
Çünkü Gaziantep FK, yeni teknik direktörüyle çıktığı ilk maçta güçlü bir karakter ortaya koydu.
İlk yarıda dört gol…
Deplasmanda üç puan…
Ve rakibe verilen net bir mesaj:

“Biz bu yarışın içerisindeyiz.”
İzmir gecesi Gaziantep FK için sadece kazanılan bir maç olarak hatırlanmayacak.
Belki de sezonun geri kalanında kırmızı-siyahlıların hikâyesinin başladığı gece olarak anılacak.
Çünkü bazen yeni bir başlangıç için uzun zamana değil, doğru bir 90 dakikaya ihtiyaç vardır.
Gaziantep FK, İzmir’de o 90 dakikanın ilk sayfasını yazdı.
Hem de dört golle…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Uzm.Dr Fatih Yendi Yazdı: İZMİR’DE GAZİANTEP FIRTINASI: DÖRT GOLLE GELEN MESAJ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 13:12:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-fatih-yendi-yazdi-izmirde-gaziantep-firtinasi-dort-golle-gelen-mesaj-161330-20260908.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-fatih-yendi-yazdi-izmirde-gaziantep-firtinasi-dort-golle-gelen-mesaj-161330-20260908.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-fatih-yendi-yazdi-izmirde-gaziantep-firtinasi-dort-golle-gelen-mesaj-161330-20260908.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ahbap'a 5. dalga operasyon! Tek seferde 500 milyonluk TL çekilmiş]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-ahbapa-5-dalga-operasyon-tek-seferde-500-milyonluk-tl-cekilmis-4210.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-ahbapa-5-dalga-operasyon-tek-seferde-500-milyonluk-tl-cekilmis-4210.html</link>
                    <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinin ardından Ahbap Derneği'ne yapılan bağışlara yönelik yürütülen soruşturmada düğmeye basıldı. 5'inci dalga operasyonunda 20 ilde 53 şüpheli için yakalama kararı çıkarılırken, tek seferde çekilen 500 milyon lira dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, 6 Şubat depremleri sonrası Ahbap Derneği bünyesinde toplanan bağışların durumuna yönelik yürütülen soruşturmada 5. dalga operasyonu başlatıldı. Operasyonda flaş detaylar ortaya çıktı.

KASADAN ÇIKAN 4,2 MİLYAR NEREYE GİTTİ?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve İstanbul Emniyeti'nin bu sabah başlattığı 5'inci dalga operasyon yeni gelişmeler yaşandı. 6 Şubat ile 31 Aralık 2023 tarihleri arasında derneğe 4,3 milyar TL bağış toplandığı, kasadan ise tam 4,2 milyar TL çıkış yapıldığı tespit edildi. İncelemelerde müfettiş raporları, banka hareketleri ve etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelilerin ifadeleri baz alındı.

TEK SEFERDE 500 MİLYON TL ÇEKİLDİ

İncelemeler derinleştikçe akıl almaz rakamlar rapora girdi. En çok dikkat çeken detaylardan biri nakit çekim işlemleri oldu. Toplamda 950 milyon TL'nin nakit olarak çekildiği, hatta bir işlemde tek seferde 500 milyon TL gibi devasa bir rakamın çekildiği kaydedildi. 29 şirket ile 7 şahıs şirketine toplam 1 milyar 757 milyon 547 bin 770 TL'lik para transferi yapılmasına rağmen, bazı devasa harcamaların karşılığında hiçbir mal veya hizmet alınmadığı vurgulandı. Yardımların nakliyesinden şahsi kazanç sağlandığı, kamu kurumlarına kesilen faturaların ise eksik teslim edildiği ifade edildi.

&nbsp;



DEPREMZEDELERE GİDEN YARDIMLAR

Milyarlık para trafiği didik didik edilirken, depremzedenin dört gözle beklediği malzemelerin hali ise yürekleri sızlattı. İzmit'teki depolara yapılan baskınlarda yüzlerce çadır, tekerlekli sandalye, elektrikli bisiklet ve kırtasiye malzemesinin hiç kullanılmadan çürümeye terk edildiği belirlendi. Hakkı olanlara ulaştırılmayan bu malzemeler için devletin hızla harekete geçtiği ve dağıtım işlemlerinin başlatıldığı aktarıldı.

BAKAN GÜRLEK: "MÜSAMAHA YOK"

Tüm bu can sıkıcı tespitlerin ardından 20 ilde eş zamanlı baskınlar yapıldı ve 53 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Vatandaşlarımızın dayanışma duygusunu kişisel menfaate dönüştürmeye yönelik hiçbir girişime müsamaha göstermiyoruz" diyerek taviz verilmeyeceğinin altını çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, iyi niyetin istismarına karşı hukuk devletinin tüm imkanlarının kararlılıkla seferber edildiği vurgulandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Ahbap'a 5. dalga operasyon! Tek seferde 500 milyonluk TL çekilmiş - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:29:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahbapa-5-dalga-operasyon-tek-seferde-500-milyonluk-tl-cekilmis-122949-20260907.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahbapa-5-dalga-operasyon-tek-seferde-500-milyonluk-tl-cekilmis-122949-20260907.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahbapa-5-dalga-operasyon-tek-seferde-500-milyonluk-tl-cekilmis-122949-20260907.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nafaka ve boşanma davaları sil baştan: Bakan Gürlek tarih verdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-nafaka-ve-bosanma-davalari-sil-bastan-bakan-gurlek-tarih-verdi-4209.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-nafaka-ve-bosanma-davalari-sil-bastan-bakan-gurlek-tarih-verdi-4209.html</link>
                    <description><![CDATA[Milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren kira, boşanma ve süresiz nafaka davaları için beklenen haber Ankara'dan geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargıdaki kördüğümü çözecek yeni paketin ekim ayında Meclis'e geleceğini duyurdu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adliye koridorlarında yıllarca süren davalar ve mağduriyetler tarih oluyor.

Yeni adli yılın açılışıyla birlikte gözler 12. Yargı Paketi'nin ikinci aşamasına kilitlendi.

Ankara 2 No'lu Barosu'nun açılış programında kürsüye çıkan Adalet Bakanı Akın Gürlek, ev sahibi ile kiracı arasındaki bitmek bilmeyen krizlerden, yılan hikayesine dönen boşanma süreçlerine kadar toplumun kanayan yaralarına neşter vurulacağını ilan etti.

Boşanma ve Nafakaya 'Ekim' Ayarı

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası gözlerin çevrildiği nafaka ve boşanma davaları için düğmeye basıldı.

Gürlek, 24-25 maddeden oluşacak yeni paketin ekim ayında hayata geçirileceğini belirterek, "Boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Bu hamleyle birlikte boşanma süreçlerindeki yıpratıcı bekleyişin sona ermesi planlanıyor.

&nbsp;

Kiracı ve Ev Sahibine Süre Sınırı

Milyonların en büyük dertlerinden biri olan kira uyuşmazlıklarında da yeni bir sayfa açılıyor. Yargıdaki iş yükünü hafifletmeyi ve vatandaşın mağduriyetini bitirmeyi hedefleyen Bakanlık, süreleri netleştirdi.

Kira tespit davalarının en fazla dokuz ayda, tahliye davalarının ise 1,5 yılda tamamlanmasının hedeflendiği kaydedildi. Yargılama sürelerine dikkat çeken Gürlek, hakim ve savcıların belirlenen hedef sürelere riayet etmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Fenomenlere ve Ahlaki Çöküntüye Gözaltı

Yeni adli yılda sadece yargısal süreçler değil, toplumsal dejenerasyon da Bakanlığın sıkı markajında olacak. Hukuksuzluğu özendiren popüler kişiliklere taviz verilmeyeceğinin altı çizildi.

Devletin bu konudaki kararlılığını dile getiren Gürlek, "Kültürel ve ahlaki çöküntüye zemin hazırlayan her kişi ve kurum, bizim yakından gözlemlediğimiz ve tedbir aldığımız öncelikli hedeflerimizdendir" diyerek, sosyal dayanışma projelerini suistimal edenlere karşı da engelleyici adımlar atıldığını vurguladı.

Avukatların Silah Ruhsatı Çilesi Bitiyor

Hazırlanan yargı paketinde savunma makamının yıllardır dile getirdiği sorunlar da es geçilmedi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda ortak mutabakata varıldığı aktarıldı. Ekim ayında Meclis'e gelecek düzenlemeyle birlikte, avukatların silah ruhsatı alırken ödediği harç ilk başvuruda yarı yarıya düşürülecek. Devamındaki yenileme işlemlerinde ise avukatlardan hiçbir ücret talep edilmeyecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Nafaka ve boşanma davaları sil baştan: Bakan Gürlek tarih verdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:26:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/nafaka-ve-bosanma-davalari-sil-bastan-bakan-gurlek-tarih-verdi-122731-20260907.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/nafaka-ve-bosanma-davalari-sil-bastan-bakan-gurlek-tarih-verdi-122731-20260907.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/nafaka-ve-bosanma-davalari-sil-bastan-bakan-gurlek-tarih-verdi-122731-20260907.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ŞAHİNBEY BELEDİYESİ’NDEN AKKENT’E 22 BİN 643 METREKARELİK YENİ YEŞİL ALAN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-sahinbey-belediyesinden-akkente-22-bin-643-metrekarelik-yeni-yesil-alan-4208.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-sahinbey-belediyesinden-akkente-22-bin-643-metrekarelik-yeni-yesil-alan-4208.html</link>
                    <description><![CDATA[Şahinbey Belediyesi, ilçenin hızla artan nüfusu ve değişen ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Akkent Mahallesi’ne toplam 22 bin 643 metrekare alan üzerine 3 yeni park kazandırılacağını açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şahinbey’in her geçen gün büyüdüğünü ve buna bağlı olarak ilçenin ihtiyaçlarının da arttığını belirten Başkan Mehmet Tahmazoğlu, vatandaşların yaşam kalitesini yükseltecek yatırımlara öncelik verdiklerini ifade etti.

AKKENT’E 3 YENİ PARK

Akkent Mahallesi’ndeki yeşil alan ihtiyacına da dikkat çeken Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, mahalleye toplam 22 bin 643 metrekarelik alanda 3 yeni park kazandırılacağını belirterek, “Şahinbey’imiz büyüdükçe ihtiyaçları da artıyor. Biz de ilçemizin değişen ihtiyaçlarına hızlıca cevap veriyor, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artıracak yatırımları bir bir hayata geçiriyoruz. Akkent Mahallemize toplam 22.643 m² alanda 3 yeni park kazandırıyoruz. Mahallemize şimdiden hayırlı, uğurlu olsun” dedi.

Akkent’te hayata geçirilecek 3 yeni parkın, bölgedeki yeşil alan ve sosyal donatı ihtiyacına önemli bir katkı sağlayacak. İlçenin gelişen bölgelerinde yeni yaşam alanları oluşturan Şahinbey Belediyesi, park, yeşil alan ve sosyal donatı yatırımlarıyla kentleşmenin beraberinde getirdiği ihtiyaçlara çözüm üretmeye devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ŞAHİNBEY BELEDİYESİ’NDEN AKKENT’E 22 BİN 643 METREKARELİK YENİ YEŞİL ALAN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:23:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sahinbey-belediyesinden-akkente-22-bin-643-metrekarelik-yeni-yesil-alan-122403-20260907.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sahinbey-belediyesinden-akkente-22-bin-643-metrekarelik-yeni-yesil-alan-122403-20260907.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sahinbey-belediyesinden-akkente-22-bin-643-metrekarelik-yeni-yesil-alan-122403-20260907.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Eğitimci Mehmet Dal Yazdı:  O Adam, "Özel Diriliş Kitaplığı" ve Mücadelenin Destanı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-egitimci-mehmet-dal-yazdi-o-adam-ozel-dirilis-kitapligi-ve-mucadelenin-destani-4206.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-egitimci-mehmet-dal-yazdi-o-adam-ozel-dirilis-kitapligi-ve-mucadelenin-destani-4206.html</link>
                    <description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde yine karşılaştım onunla. Kaç zamandır içimde bir ukdedir, içimdeki o vefa borcuyla, o gıpta ve hayranlık karışımı duyguyla biyografisini yazmalıyım derim..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Çünkü çok iyi biliyorum; ilkokulu bitirip o uzak köyden dışarı adımını attığı günden bu yana geçen otuz kırk yılı, dişinden tırnağına kadar zoru başararak, eşsiz bir karakter ve demirden bir iradeyle ördü. Hayatın karşısına dikilen o devasa engelleri, imkânsızlıkları birer basamak yaparak yükselişine bizzat şahidim. Devlet kademesine atanana, o onurlu yerini alana kadar çektiği çileleri, o dipsiz kimsesizliği ve gurbeti nasıl göğüslediğini yakından biliyorum. Yıllarca tek başına o tek göz odalarda, kimsesizliğin sığınağı olan cami hücrelerinde kaldı. Köyden ayrılırken heybesinde ne bir serveti ne de geniş imkânları vardı; ama yıllar boyunca yanından bir an olsun ayırmadığı, yolunu, zihnini ve geleceğini aydınlatan tek meşalesi kitaplarıydı.



Öylesine derin, öylesine sarsılmaz bir okuma tutkusuydu ki onunkisi; neredeyse her gün, hayatın gürültüsüne kulak tıkasa da kesintisiz bir okuma disiplini vardı. O tek göz odada, o dervişane gurbette kaldığı günleri hatırladıkça yüreğim sızlar. Hemen başucunda sımsıkı sardığı kitapları, aynı oda içine sıkışmış küçük bir tüpü, bir tenceresi, çuvaldan bozma yer sofrası, kararmış küçük bir tavası dururdu. Briketlerin üzerine yerleştirdiği eski bir kapı parçasının üstüne serili, zamanın eskittiği bir döşeği vardı; üzerinde ise köyden gelirken anasının sevgiyle, her ilmeğine bir dua, her nakşına bir umut işlediği kırmızı yüzlü yorganı ve küçük bir yastığı... Hayatın konforundan tamamen mahrum, ama ruhunun zenginliğiyle sultanlar gibi yaşayan bir derviştî o.

“Bir ceviz kabuğudur ömür / İçinde fırtınalar kopar ama dışından bakan sakin sanır.”

Duruşu olan bir insanın en temel vasfı, rüzgâr nereye eserse essin yön değiştirmeyen bir çınar gibi sabit kalabilmesidir. O da lise yıllarında İmam Hatip’in o manevi ikliminde okurken, karakterini işte bu tavizsiz çizgide inşa ediyordu. Üniversite sınavına o tek göz odada, neredeyse elinde hiçbir kaynak yokken hazırlandı. Elindeki az sayıdaki kitapları dönüp dönüp okur, ezberlerdi. Hiç unutmam, ilk gördüğümde hayretler içinde kalmıştım; yatağının yanındaki duvara ve karşı duvarlara tarih, coğrafya ve diğer ezbere dayalı ders notlarını özenle yapıştırmıştı. Her gün sabah namazıyla birlikte uyanır uyanmaz ilk işi o duvarlara bakıp zihnini tazelemek, bilgiyi ilmek ilmek hafızasına kazımak olurdu. Pes etmek ne kelime; o, imkânsızlık kelimesini lugatından tamamen silmişti.

Bazen yanına gidip, "Üstadım seni yazmalıyım, bu destansı mücadele kaybolmamalı" dediğimde ellerini kaldırıp hafifçe tebessüm eder ve, "Lütfen beni yazma" derdi. "Çünkü o günleri hatırladıkça ruhum yoruluyor; yazılı hale gelince, her okuduğumda o dağlar yeniden omuzuma biner gibi daha çok yorulurum." Lakin ben çok ısrar ettim. Uzun ısrarlarım sonucunda, o karakterine yakışan asaletle tek bir şart koşturdu: "Yer, zaman ve isim vermeden yaz..." Çünkü onun için övülmek, adının anılması değil; o mücadelenin hakikatinin bizzat kendisinin yaşatılmasıydı.

Aynı mahallede yaşar, aynı İmam Hatip Lisesi'ne giderdik. Çoğu zaman yaya gider gelir, yolların uzunluğunu adımlarıyla yutardı; bazen yolda denk geldiğimde bisikletime alırdım da, omzundaki o ağırlığı ve onurlu duruşu hemen hissederdim. Ders kitaplarının yanında çantasından bir fikir, bir felsefe ve şiir kitabı asla eksik olmazdı. Sıkı bir İsmet Özel hayranıydı; usta şairin mısralarını ruhuna kazımıştı, bazı şiirlerini adeta bir dua gibi ezbere bilirdi. Sezai Karakoç’un dizelerindeki o "Yeniden Diriliş" muştusu içindeki ateşi harlar, Nurullah Genç’in mısralarındaki dağlar gibi dimdik duruş, karakterinin temel omurgasını oluştururdu.

&nbsp;“Alın yazısı dediğin, o uzun ve karanlık yolda / Bir kandil gibi yanar insanın içinde.”

Kaldığı o daracık odada kendi çapında pek yemek yapamazdı; mahalleden gençler onun o vakur halini, kimseye el açmayan gururlu yoksulluğunu bildiği için sık sık sofrasına sıcak yemekler götürürdü. O, bu yardımları bile bir vakar içinde kabul eder, asla taviz vermezdi. Ağırbaşlı, son derece terbiyeli, kimsenin kalbini kırmayan ama asla da eğilmeyen bir adamdı. Mahalledeki gençleri başına toplar, onlara kendi kıt kanaat imkânlarıyla temin ettiği kitapları verir, okutur ve üzerine saatlerce sohbetler edip sorular sorarak onların zihin dünyasını aydınlatırdı. Kendisi karanlığı aydınlatmaya çalışırken, çevresindeki gençlerin de yoluna ışık oluyordu.

Kitap sevgisi o kadar tanzim edilmiş, o kadar derin bir nizamdaydı ki; her kitabının ilk sayfasına kendi elleriyle kütüphanesinin adını yazardı: " Özel Diriliş Kitaplığı ". Kitap numarası verir ve her kitabın belirli bir sayfasındaki —her kitapta ortak olan— belli bir rakamın üzerini ustalıkla karalardı. Adı ve kütüphanesi yazmasa bile, o rakamın üzerinin o özgün şekilde karalı olmasından onun kitabı olduğu kilometrelerce öteden bilinirdi. Kitaplarına olan bu ihtimam, onun hayata ve eşyaya gösterdiği sadakatin bir aynasıydı.

&nbsp;“Yollar ki uzar gider, dağlar ardında dağlar / Bir garip yolcudur ki, menzilini hep bekler.”

&nbsp;

İşte o cami hücresinden, o briketler üzerindeki yataktan üniversite sınavını kazandığında mahalle adeta bayram yeri gibi sevinmiş, onu tüm çocuklara ve gençlere gururla örnek göstermişti. İyi bir bölümü bitirip devlet kurumuna atandı ve o günden sonra da çizgisinde bir milim bile sapma olmadı. Hangi kurumda, nerede ve ne iş yaptığını verdiğim söz üzerine yazmıyorum; çünkü aslolan bir makam, bir unvan değil; ortadaki o muazzam karakter, hayatın sillesini yedikçe daha da beslenen o çelik iradedir.

Son zamanlarda onu tekrar gördüğümde fark ettim ki; eskiden o cami hücresinde iki üç raftan ibaret olan o mütevazı kütüphanesi, artık koca bir oda dolusu kitaba, yaşayan bir ilim yuvasına dönüşmüş. O sadece okumakla kalmamış; okuduğu her kitaptan altını çizdiği, zihnini açan en keskin cümleleri kalın defterlere titizlikle not etmiş, hatta bazı derin özlü sözleri kitapların ilk sayfalarına kendi el yazısıyla kaydetmişti. Ömrünü okumaya, öğrenmeye ve öğretmeye vakfetmiş bir ilim adamı titizliğiydi bu.

Bugün hâlâ okuyor. Yaşının ilerlemesine, hayatın yorgunluğuna rağmen bir gün bile okumaktan geri kalmıyor. Lakin son zamanlarda yakın gözlüğü sayesinde bile satırları takip etmekte oldukça zorlandığını, gözlerinin artık eskisi gibi aydınlatmadığını söylüyor. Ve o an, ömrünün özetini veren, insanın yüreğini dağlayan o unutulmaz cümleyi fısıldıyor:

“Hâlâ okuyorum... Çünkü okumasam, kendimi koyu bir karanlıkta hissediyorum.”

İşte bu yazı; hayata karşı asla pes etmeyen, yoksulluğu zenginliğe, imkânsızlığı bir zafer nişanesine çeviren, duruşuyla, azmiyle ve zihnindeki o sönmeyen meşaleyle yaşayan bir adamın hikâyesidir. İsimsiz ama hatırası ve mücadelesi kalplerin en mutena köşesine kazınmış hakiki bir insanlık abidesidir…






 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Eğitimci Mehmet Dal Yazdı:  O Adam, "Özel Diriliş Kitaplığı" ve Mücadelenin Destanı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 16:20:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimci-mehmet-dal-yazdi-o-adam-ozel-dirilis-kitapligi-ve-mucadelenin-destani-192355-20260906.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimci-mehmet-dal-yazdi-o-adam-ozel-dirilis-kitapligi-ve-mucadelenin-destani-192355-20260906.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimci-mehmet-dal-yazdi-o-adam-ozel-dirilis-kitapligi-ve-mucadelenin-destani-192355-20260906.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Psk. Bilim Uzmanı Mercan Ciğerli Yazdı: Sana mı Bağlandım, Yoksa Sende Bulduğum Kendime mi? ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-sana-mi-baglandim-yoksa-sende-buldugum-kendime-mi-4205.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-sana-mi-baglandim-yoksa-sende-buldugum-kendime-mi-4205.html</link>
                    <description><![CDATA[Seni mi Seviyorum, Yoksa Senin Yanındaki Kendimi mi?]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsan ilişkilerinde kendimize sormaktan kaçındığımız sorular vardır. Çünkü bazı soruların cevabı, karşımızdakinden çok bizi anlatır. Belki de en zorlarından biri şudur:

Ben gerçekten seni mi seviyorum, yoksa senin bana hissettirdiğin hâli mi?

Birinin bizi dinlemesi, anlaması, merak etmesi, önemsemesi ve yanında kendimizi değerli hissetmemiz elbette güzeldir. Fakat zaman zaman kişiye değil, onun hayatımızda oluşturduğu duyguya bağlanırız. Bizi seveni değil, bizde iyi bir his uyandıranı sever hâle geliriz.

İşte burada sevgiyle ihtiyaç birbirine karışmaya başlar. İhtiyaç, karşısındakinden bir şey bekler.

Sevgi ise karşısındaki kişinin de kendine ait bir dünyası olduğunu unutmaz.Bugün birçok ilişki farkında olmadan bir alışveriş mantığına dönüşüyor.

“Sen beni anla, ben de seni anlayayım.”

“Sen yanımda ol, ben de senin yanında olayım.”

“Sen bana değer ver, ben de sana vereyim.”

Başlangıçta bunlar karşılıklılık gibi görünür. Fakat zamanla görünmeyen bir hesap defteri açılır:

Ben senin için ne yaptım, sen benim için ne yaptın?

Ve ilişki, yakınlıktan çok muhasebeye benzemeye başladığında yorgunluk kaçınılmaz olur.

Çünkü gönülden verilen şey, karşılığını beklemeye başladığı anda anlamını değiştirir.Her rahatsızlık toksik değildir.Çağımızın ilişkilerinde sık kullandığımız kelimelerden biri “toksik”.

Elbette manipülasyonun, aşağılanmanın, sürekli değersizleştirilmenin ve psikolojik şiddetin olduğu ilişkiler normalleştirilemez.

Fakat her anlaşmazlığı toksiklik olarak tanımlamak da başka bir savrulmadır.

Her eleştiri zarar değildir.

Her “hayır” reddedilmek değildir.

Her sınır sevgisizlik değildir.

Her istediğimizi yapmayan kişi kötü niyetli değildir.

Bazen konu karşımızdakinin bize zarar vermesi değil, bizim istediğimiz gibi davranmamasıdır.

Bu ikisini ayırt edebilmek, ilişkisel olgunluğun önemli göstergelerinden biridir. Dolayısıyla hayatımızdaki insanların da bize benzemeyen düşünceleri, sınırları, öncelikleri ve seçimleri olabilir.

Eşimiz bütün ihtiyaçlarımızı karşılamak zorunda değildir.

Dostumuz her zaman bizi anlamayabilir.

Anne babamız hayatımızdaki bütün boşlukları dolduramaz.

Çocuğumuz ise bizim tasarladığımız bir hayatı yaşamak için dünyaya gelmez.

Birinin ihtiyacımızı karşılamaması, onun kötü olduğu anlamına gelmez.

Bazen de yalnızca ihtiyaçlarımız örtüşmüyordur. Sevilmek başka, onaylanmak başkadır. İlişkilerdeki en büyük karışıklıklardan biri burada başlıyor. Sevildiğimizi, çoğu zaman bize katıldıklarında hissediyoruz.

&nbsp;

“Beni seviyorsa bana hak verir.”

“Beni seviyorsa beni eleştirmez.”

“Beni seviyorsa benim tarafımda durur.”

Oysa gerçek yakınlık her zaman onaylanmak değildir.

Bazen seni seven biri sana itiraz eder.

Bazen bir dostun seni durdurur.

Bazen eşin duymak istemediğin bir gerçeği söyler.

Çünkü sevgi yalnızca rahatlatan bir duygu değildir; zaman zaman insanı kendisiyle karşılaştıran bir aynadır.

Seni her zaman rahat ettiren değil, gerektiğinde kendine bakmanı sağlayan ilişki daha sahici olabilir.

&nbsp;

O halde biz sevmeyi biliyor muyuz?

Sevilmek istiyoruz.

Anlaşılmak, önemsenmek, aranmak, özlenmek, seçilmek…

Bunların hepsi insani ihtiyaçlar.

Fakat çoğu zaman sormadığımız soru şu:

Ben sevmeyi biliyor muyum?

Çünkü sevilmek istemek kolaydır. Sevmek ise davranış bekler. Dinlemeyi, beklemeyi, sınır tanımayı, farklılığa tahammül etmeyi ve bazen haklı olduğumuz hâlde tartışmayı büyütmemeyi gerektirir. Sevmek, karşımızdakini kendimize benzetmek değildir.

Onun bizden farklı olmasına izin verebilmektir.

&nbsp;

Evlilikte görünmeyen yük

Bu mesele en çok evliliklerde belirginleşiyor. Eşimizden bizi mutlu etmesini, anlamasını, bütün eksiklerimizi tamamlamasını bekliyoruz.Oysa bir insanın bütün iç boşluklarını başka bir insanın doldurmasını beklemek, ilişkinin taşıyamayacağı bir yükü ona bırakmaktır.

&nbsp;Eşimiz eşimizdir. Terapistimiz değil. Kurtarıcımız değil.Geçmişimizin bütün yaralarını iyileştirmekle görevli kişi değil.

Aynı durum çocuklarımız için de geçerli. Çocuğumuz bizim yaşayamadığımız hayatı yaşamak için gelmedi. Eksiklerimizi tamamlamak, hayallerimizi gerçekleştirmek ya da toplum karşısında bizim başarı hikâyemizi taşımak onun görevi değil. Çocuk, bizim devamımız değil; bize emanet edilmiş ayrı bir hayattır. Bunu unuttuğumuzda sevgi, fark etmeden sahiplenmeye dönüşür.

Belki de özlediğimiz kişi değil, onun yanındaki hâlimizdir. Bir insan hayatımızdan çıktığında büyük bir boşluk hissederiz.

“Ben onu çok seviyordum” deriz. Belki gerçekten seviyorduk. Ama bazen özlediğimiz şey kişinin kendisi değil, onun yanındayken olduğumuz hâlimizdir.

Onun yanında değerliydik.

Güvende hissediyorduk.

Özeldik.

Görülüyorduk.

Ve o insan hayatımızdan çıktığında sanki bütün bu duygular da elimizden alınmış gibi olur.Tam burada insanın kendisine sorması gereken daha derin bir soru vardır:

“Ben onu mu özlüyorum, yoksa onun yanındaki kendimi mi?”

Bu soru biraz can yakar. Ama bazı soruların görevi zaten rahatlatmak değil, insanı kendisiyle karşılaştırmaktır.

Karşımızdakini mi seviyoruz, zihnimizdeki hâlini mi?

Bir başka yanılgı da insanı olduğu gibi görmek yerine, zihnimizde tasarladığımız hâliyle sevmektir.

“Şöyle davransa…”

“Böyle konuşsa…”

“Beni biraz daha öncelese…”

“Benim gibi düşünse…”

Sonra gerçek kişiden uzaklaşıp kafamızdaki versiyonuyla yaşamaya başlarız.

Oysa yetişkinlik, karşımızdakinin bizim istediğimiz kişi olmadığını fark ettiğimiz yerde başlar.

Onu değiştirmeden yanında durabiliyor muyuz?

Katılmadığımız düşüncesine rağmen saygımızı koruyabiliyor muyuz?

Bize ait olmadığını bilerek sevebiliyor muyuz?

İşte sevgi biraz da burada özgürleşir. Çünkü sevgi sahip olmak değildir. Birini seviyor olmak, onun üzerinde mülkiyet hakkı kurmaz. Sevdiğimiz kişinin kendi yolu, sınırları, kararları ve hayatı vardır. Belki sevginin en zor tarafı da budur:

Birini severken onun sana ait olmadığını kabul edebilmek.

Biraz da kendimize bakalım

İlişkilerimizi düzeltmek için sürekli karşı tarafı sorguluyoruz. “Beni neden anlamıyor?”

&nbsp;

Belki önce:

&nbsp;

“Ben onu ne kadar anlamaya çalışıyorum?”

“Neden bana ilgi göstermiyor?”

“Ben onun ihtiyaçlarını gerçekten fark ediyor muyum?”

“Neden beni seçmiyor?”

&nbsp;

Belki de:

&nbsp;

“Ben neden kendimi onun seçmesine muhtaç hissediyorum?” İnsan sürekli karşısındakine baktığında kendi payını göremez. Oysa bazen ilişkinin yönünü değiştiren şey, diğerinin davranışı değil; bizim kendimize yönelttiğimiz dürüst bir sorudur. Dolayısıyla daha fazla insan bulmak değildir.

&nbsp;

Yanımızda ki insanı daha doğru görebilmektir.

Daha çok sevilmek değil, daha sahici sevebilmektir.

Daha fazla ilgi görmek değil, gerçekten temas edebilmektir.

&nbsp;

Ve bütün bu soruların sonunda geriye tek bir soru kalır:

“Sen bana ne hissettiriyorsun?” değil;

“Ben senin hayatında nasıl bir insan oluyorum?” Belki gerçek sevgi, insanın kendine bu soruyu sorabildiği yerde başlar.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Psk. Bilim Uzmanı Mercan Ciğerli Yazdı: Sana mı Bağlandım, Yoksa Sende Bulduğum Kendime mi?  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 16:12:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-sana-mi-baglandim-yoksa-sende-buldugum-kendime-mi-191700-20260906.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-sana-mi-baglandim-yoksa-sende-buldugum-kendime-mi-191700-20260906.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-sana-mi-baglandim-yoksa-sende-buldugum-kendime-mi-191700-20260906.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MEHMET SÖNERCAN YAZDI: TAVAFIN AŞKI, SA’YIN GAYRETİ: BEYTULLAH'TA ARAYIŞTAN VAZGEÇMEMEK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-mehmet-sonercan-yazdi-tavafin-aski-sayin-gayreti-beytullahta-arayistan-vazgecmemek-4204.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-mehmet-sonercan-yazdi-tavafin-aski-sayin-gayreti-beytullahta-arayistan-vazgecmemek-4204.html</link>
                    <description><![CDATA[Umre, aklın teslimiyetle yoğrulduğu, bedenin ise bu teslimiyeti adımlarla ikrar ettiği çok boyutlu bir arınma mektebidir. Bu kutlu yolculuk zahirde Harem-i Şerif’in kalbinde tavaf ve sa’y ile başlasa da ruhu, hacıların ayak izlerini takip ederek Arafat, Müzdelife ve Mina’nın sırrına uzanır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tavaf, mutlak merkezde ve vahdet ufkunda fenâ bulmak; Sa’y, kesretin ve hayat mücadelesinin ortasında kul olmanın sorumluluğunu kuşanmaktır. Kafilemizin 33 canı ile Harem-i Şerif’in mermerlerinden çölün bağrındaki kutlu menzillere attığımız her adım, bizi sadece fiziki tepecikler veya taş yapılar arasında değil; insanlık tarihinin fıtrat kodları arasında gezdirdi.

KÂBE’NİN ÇEKİM ALANINDA ERİMEK

Mekke’de saatler durur, bildiğimiz zaman hükmünü yitirir. İhramlarımızın içinde sadece beyaz birer örtüye bürünmüş gibi değil; unvanlarımızdan, cüzdanlarımızdan ve memleket telaşından sıyrılmış yalın birer kul olarak Kâbe’nin huzurundayız.

Hacerülesved’in hizasında durup elimizi kaldırdığımızda dilimizden rehber duamızın o ilk niyeti dökülüyor:

«Allah'ım! Beyt-i Haram'ını tavaf etmek istiyorum. Onu bana kolay kıl ve benden kabul eyle.»

Ardından, Hz. Âdem’den beri gök kubbede çınlayan o kadim tesbihle adımlarımız varlığın ritmine karışıyor:

«Sübhanallahi velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahu vallahu ekber...»

Neden Dönüyoruz?

Akıl durur, göz kamaşır ve insan bir an durup bakar: "Neden bu taş yapının etrafında sel gibi akıyoruz?"

Çünkü dönmek, var olmanın ilk ve en saf lisanıdır.
Başınızı kaldırıp semaya bakın; devasa galaksiler, aylar, güneşler sessizce bir nizam içinde döner. Başınızı eğip maddenin en küçük yapı taşına, atoma bakın; elektronlar bir saniye bile durmaksızın çekirdeğin etrafında pervane olur.

İşte Kâbe, yeryüzünün manevi çekirdeğidir. Tavafa giren mümin, kâinatın bu ilahi zikir korosuna kendi sesini ve nefesini katar; "Ben de bu nizamın bir zerresiyim" der.

Saatin tersine adımlarız mermerleri. Dünyanın telaşla akıp giden saatine, hırslarına, randevularına sırt çeviririz. Kalbimizi Kâbe’ye yaslar; zamanı adeta geriye, fıtratın başladığı o dupduru güne sararız. Yedi şavt boyunca insan kat kat benliğinden soyunur:

İlk turda omzundaki kibir ve benlik yükünü yere bırakır.

İkinci ve üçüncü turda kalbini nifaktan, gizli hesaplardan ve vesveselerden arındırır.

Turlar ilerledikçe mahşerin bilinciyle titrer ve yedinci adımda Kâbe'nin eşiğine affedilmenin huzuruyla yüz sürer.

Bastığımız o serin mermerlerde Hz. İbrahim’in çilesi, Hz. İsmâil’in teslimiyeti ve Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) kutlu ayak izleri saklıdır.&nbsp;

Efendimiz (s.a.v.) Mekke’ye girdiğinde başını tevazudan devesinin sırtına değdirecek kadar eğer, putları tek tek devirirdi. Kâbe’nin etrafında dönmek; sadece taş bir yapının çevresinde yürümek değil, insanın kendi göğsünde büyüttüğü kibir, para, şan ve makam putlarını tek tek yerle bir etmesidir.

ARAYIŞIN MEKTEBİ: SA’Y VE SEBEPLERE SARILMAK

Tavafımızı tamamlayıp Makam-ı İbrahim arkasında iki rekât namaz kıldıktan ve kana kana şifalı zemzemden içtikten sonra Safâ ile Merve tepelerinin arasına geçiyoruz. Niyetimiz gayet açık:

«Niyet ettim, Allah rızası için Safâ ve Merve arasında sa'y etmeye.»

Mes’â koridoruna adım attığımızda insan ister istemez tarihi ve mekânı sorguluyor: Evet, geçmişte burada büyük bir mucize yaşandı ama biz bugün buradan hayatımıza ne pay çıkaracağız?

Kendi hanemize, dükkânımıza, evlatlarımıza hangi hayat dersini alıp döneceğiz?

Gözünüzün önüne getirin: Çölün kavurucu sıcağında, bir damla suyun, tek bir yeşil yaprağın dahi olmadığı ıssız bir vadide kucağında kundaktaki bebeği İsmâil ile baş başa kalan bir anne: Hz. Hacer.

İbrahim Aleyhisselâm ilahi emir gereği onları oraya bırakıp dönerken Hacer validemiz sormuştu: "Bizi burada bırakmanı sana Allah mı emretti?" İbrahim (a.s.) "Evet" deyince, Hacer annemizin dudaklarından tarihin en sarsılmaz teslimiyet cümlesi döküldü: "Öyleyse Rabbim bizi zayi etmez, perişan bırakmaz!"

İşte meselenin can alıcı noktası tam burasıdır: Hacer validemiz teslim oldu ama gidip çadırında oturup gökten su inmesini beklemedi. Tepelerde kuyu olmadığını, o kurak dağlardan su çıkmayacağını bilecek kadar akıl ve idrak sahibiydi. Fakat "Nasıl olsa su yok" deyip kollarını bağlayıp oturmadı. Safâ’ya koştu, Merve’ye koştu; çabaladı, aradı.&nbsp;

Çünkü o çok iyi biliyordu ki: İnsana düşen vazife bahanelerin arkasına saklanmak değil, elinden gelen bütün sebeplere sımsıkı sarılmaktır.

Sa'y bize amansız bir fıtrat dersi veriyor:

Tembellik Tevekkül Değildir: Bizler hayatın fırtınalarında, ticaretimizde, ailemizde ve memleket meselelerimizde elimizden gelen tüm gayreti göstermek zorundayız. Kapı kapı dolaşacak, sebepleri sonuna kadar tüketeceğiz.

Mucize Beklemediğin Yerden Gelir: Hacer annemiz yedi kez tepecikler arasında koşturdu ama su onun ayak bastığı o sert dağlardan çıkmadı. Allah azze ve celle, suyu çaresiz yavrunun topuklarının altından, hiç umulmadık bir kum çukurundan kaynattı: Zemzem!

Demek ki gayret bizden, sebeplere sarılmak bizden; lakin ikram, netice ve hidayet yalnız ve ancak Allah’tandır.

MANEVİ ROTALARDA HİKMET ARAYIŞI: ARAFAT, MÜZDELİFE VE MİNA

Harem-i Şerif’teki ibadetlerimizin ardından kafilemizle birlikte yönümüzü kutlu hac menzillerine çevirdik. Hacıların hac günlerinde arşınladığı o mübarek toprakları Arafat’ı, Müzdelife’yi ve Mina’yı ziyaret ederek o iklimin manevi ağırlığını ve bize fısıldadığı hakikatleri anlamaya çalıştık.

Cebel-i Rahme’nin (Rahmet Dağı) eteklerine vardığımızda içimizi derin bir ürperti kapladı. Efendimiz’in (s.a.v.) "Hac Arafat’tır" buyurduğu o uçsuz bucaksız ovada durduk.

Arafat; bilmek, tanımak ve itiraf etmektir. İnsanın önce kendi acziyetini, günahlarını ve hiçliğini bilmesi; ardından Rabbini tanımasıdır. Hz. Âdem ile Hz. Havva validemizin yeryüzünde ayrılıktan sonra buluşup tövbelerinin kabul edildiği yer burasıdır. Mahşer gününün küçük bir provasıdır Arafat.&nbsp;

BİZ BUGÜNÜN SAHABİSİ OLABİLİR MİYİZ?

İster Safâ ile Merve arasındaki yeşil ışıklar altında koşalım, ister Arafat’ın ufkuna bakıp içimiz yana yana; «Rabbim! Günahlarımızı bağışla, bize merhamet et... Sen bizim bilmediklerimizi de bilirsin» diye yakaralım, hep aynı imtihanın ortasındayız.

Kafilemizin fertlerine baktım: Aramızdaki genç üniversitelimiz, esnafımız, saçları ağarmış teyzelerimiz, kucaktaki masum sabimiz... Hepimiz aynı tevazu ve teslimiyet zincirinin halkalarıyız.
İnsan sormadan edemiyor: Sahabe efendilerimiz bugün yaşasaydı ne yapardı?

Onlar bu ibadetleri klimalı salonlarda, otobüs pencerelerinden seyrederek ya da serin mermerlerde eda etmediler. İşkencelerin, boykotların, çöl fırtınalarının ortasında bu davayı omuzladılar. Eğer bugün aramızda olsalardı, Kâbe’nin tavafından, Safâ-Merve’nin sa’yinden, Arafat’ın vakfesinden ve Mina’nın fedakârlığından aldıkları bu diriliş ruhunu yalnızca bu mukaddes vadilerde bırakmazlardı.

Gaziantep’teki esnafın terazisine taşır, helal rızkı ve hakkı gözetirlerdi.

Samsun’daki gencin dimağına taşır, onu istikamet sahibi kılarlardı.

Adana’nın bereketli tarlasına, Malatya’nın vefalı insanına bu gayret ahlakını aşılar; "Hacer gibi ter dökmeyen zemzeme; İbrahim gibi teslim olmayan kurbiyete kavuşamaz" derlerdi.

Bugünün sahabisi olmak; çağın türlü buhranları karşısında pes etmemek, "Bizden bir şey olmaz" yılgınlığını bir kenara fırlatıp kendi dünyamızda Safâ ile Merve arasında koşan Hacer validemiz gibi çabalamak, Arafat bilinciyle uyanık kalmak ve Mina kararlılığıyla nefsin tuzaklarını taşlayabilmektir.

İhramlarımızdan sıyrılırken sırtımızdaki bütün günah yüklerini ve yorgunlukları bu kutlu eşiklerde bırakmış gibi hafifledik. Tavaf ile kalbimizin pasını sildik, Sa’y ile irademizi tazeledik.

Artık biliyoruz ki: Önümüzdeki hayat ne kadar çetin olursa olsun, sebeplere canla başla sarılan ve teslimiyetle Rabbine yönelen kulunu Mevlâ asla darda bırakmaz.

Kâbe-i Muazzama’nın gölgesinden, Arafat’ın ve Mina’nın kutlu esintisinden aziz milletimize ve bütün İslam âlemine kucak dolusu muhabbet, selam ve dualarla...


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MEHMET SÖNERCAN YAZDI: TAVAFIN AŞKI, SA’YIN GAYRETİ: BEYTULLAH'TA ARAYIŞTAN VAZGEÇMEMEK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 16:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-tavafin-aski-sayin-gayreti-beytullahta-arayistan-vazgecmemek-191002-20260906.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-tavafin-aski-sayin-gayreti-beytullahta-arayistan-vazgecmemek-191002-20260906.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-tavafin-aski-sayin-gayreti-beytullahta-arayistan-vazgecmemek-191002-20260906.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fesih Bozan Yazdı: Cumhurbaşkanını Korumak mı, Eleştiriden Muaf Tutmak mı?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-fesih-bozan-yazdi-cumhurbaskanini-korumak-mi-elestiriden-muaf-tutmak-mi-4203.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-fesih-bozan-yazdi-cumhurbaskanini-korumak-mi-elestiriden-muaf-tutmak-mi-4203.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturmasını tartışıyor. Elbette hiç kimsenin bir başkasına, hele ki devletin zirvesindeki bir makama hakaret etme hakkı yoktur. İfadelerin hakaret mi yoksa eleştiri mi olduğunu yargı belirleyecektir. Ancak bu olay, Türk demokrasisi açısından hayati önem taşıyan üç temel soruyu yeniden gündeme taşımıştır:]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 1. İddiaların Niteliği ve Yargının Tarafsızlığı:

Eski bir başbakanın veya devlet adamının dile getirdiği iddiaların, kimden geldiğine bakılmaksızın tarafsızca incelenmesi gerekmez mi? Yargının asli görevi, iddiaların üzerine hukuk çerçevesinde gitmek ve ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki çizgiyi adaletle belirlemektir.

&nbsp;

2. Siyasete Verilen Mesaj:

Bu tür soruşturmalar, geçmişte veya halen iktidar bünyesinde görev yapan kişilere “Susun, konuşmayın; aksi hâlde siz de soruşturma konusu olursunuz” anlamına gelen bir gözdağı olmaz mı?

&nbsp;

3. Partili Cumhurbaşkanlığı ve Sorumluluk:

Asıl tartışılması gereken mesele şudur: Hem yürütmenin başı hem de bir siyasi partinin genel başkanı olan bir aktör, siyasi eleştirilerden özel olarak korunmalı mıdır?

Anayasa’nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanı hem devletin hem de yürütmenin başıdır. Dolayısıyla ekonomi, eğitim, dış politika veya kamu yönetimi kötü gittiğinde; muhalefetin ve vatandaşın doğrudan icraatın başını eleştirmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Buradaki temel çelişki şurada başlamaktadır: İktidar partisi genel başkanı şapkasıyla muhalefeti en sert dille eleştirebilen bir isim iken; kendisine yönelik eleştirilerde “Cumhurbaşkanı” şapkası takılıp Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesini (Cumhurbaşkanına Hakaret) devreye sokulursa, ciddi bir adaletsizlik, &nbsp;demokratik dengesizlik ve çelişki ortaya çıkar.

&nbsp;

İslam Tarihindeki Yönetici ve Eleştiri Ahlakı

Makamın gücü arttıkça, eleştiriye ve denetime açık olma zorunluluğu da artar. Nitekim İslam tarihine ve adalet anlayışına baktığımızda da yöneticinin eleştirilmez değil, hesaba çekilebilir olduğunu görürüz:


	Hz. Ebu Bekir’in İlk Hutbesinde: Halife seçildiğinde halka yaptığı ilk konuşmada, "Eğer doğru yaparsam bana yardım edin, eğrilirsem beni düzeltin" diyerek yöneticinin halk tarafından denetlenmesini yönetimin temel ilkesi saymıştır.
	Hz. Ömer ve Kılıç Örneği: Hz. Ömer minberde halka "Bende bir eğrilik görürseniz ne yaparsınız?" diye sorduğunda, cemaatten bir sahabenin "Seni kılıçlarımızla düzeltiriz" cevabı karşısında Allah'a şükretmiş, eleştirilmeyi yönetimin itibarını zedeleyen değil, koruyan bir unsur olarak görmüştür.


Devleti yönetenlerin hatasını konuşmak, devletin itibarını zayıflatmaz; aksine güçlendirir. Adalet, meşruiyet ve gerçekler yöneticilerin eleştirilmediği değil, en ağır eleştirileri dahi hukuk ve olgunlukla dinleyebildiği sistemlerde gelişir.

&nbsp;

Son Söz

Cumhurbaşkanlığı makamının ve devlet organlarının saygınlığını elbette koruyalım. Ancak makamı korumak ile o makamda oturan kişinin siyasi kararlarını eleştiriden muaf tutmayı birbirine karıştırmayalım.

TCK 299 ve Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi bu çerçevede yeniden tartışılmalıdır. Hiçbir makam TBMM ve yargının denetimden muaf tutulmamalı, yasama, yürütme ve yargı birbirinden bağımsız hale getirilmelidir.

Unutmayalım ki milletin iradesi, sadece sandıktan ibaret değildir; sandığa gidene kadar korkusuzca konuşabilme özgürlüğüdür.

Ve her Müslümanın Hz. Ömer (ra) "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, amelleriniz tartılmadan önce siz onları tartın. Büyük hesap günü için kendinizi hazırlayın!" tavsiyesini dikkate alması gerekir. Çünkü burada dokunulmasa da Ahiret günü dokunulacaktır.

&nbsp;

Veselam

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Fesih Bozan Yazdı: Cumhurbaşkanını Korumak mı, Eleştiriden Muaf Tutmak mı? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:16:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/fesih-bozan-yazdi-cumhurbaskanini-korumak-mi-elestiriden-muaf-tutmak-mi-142102-20260905.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/fesih-bozan-yazdi-cumhurbaskanini-korumak-mi-elestiriden-muaf-tutmak-mi-142102-20260905.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/fesih-bozan-yazdi-cumhurbaskanini-korumak-mi-elestiriden-muaf-tutmak-mi-142102-20260905.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BATMAN’DA SİYASET MASASINDA DİKKAT ÇEKEN BULUŞMA: DEVA’DAN SAADET’E ZİYARET]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-batmanda-siyaset-masasinda-dikkat-ceken-bulusma-devadan-saadete-ziyaret-4202.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-batmanda-siyaset-masasinda-dikkat-ceken-bulusma-devadan-saadete-ziyaret-4202.html</link>
                    <description><![CDATA[DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve  Deva Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi Batman İl Başkanı Sayın Şehmus Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri, Saadet Partisi Batman İl Başkanlığı’na nezaket ziyaretinde bulundu.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Saadet Partisi Batman İl Başkanı Mehmet Fırat ve yönetim kurulu üyeleriyle gerçekleştirilen görüşmede, iç ve dış gündeme ilişkin konular ele alınarak karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyaret, samimi bir atmosferde gerçekleşti.

Ziyarette Mehmet Emin Ekmen, Saadet Partisi İl Başkanı Mehmet Fırat ve yönetim kurulu üyelerine ilgi ve alakalarından dolayı teşekkür etti.

Saadet Partisi olarak, DEVA Partisi heyetine gerçekleştirdikleri anlamlı ziyaretten dolayı teşekkür ederiz.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[BATMAN’DA SİYASET MASASINDA DİKKAT ÇEKEN BULUŞMA: DEVA’DAN SAADET’E ZİYARET - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:13:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/batmanda-siyaset-masasinda-dikkat-ceken-bulusma-devadan-saadete-ziyaret-141509-20260905.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/batmanda-siyaset-masasinda-dikkat-ceken-bulusma-devadan-saadete-ziyaret-141509-20260905.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/batmanda-siyaset-masasinda-dikkat-ceken-bulusma-devadan-saadete-ziyaret-141509-20260905.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni Parti Gaziantep’te Sahada: Güngen’den Örgüt ve Birlik Mesajı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-yeni-parti-gaziantepte-sahada-gungenden-orgut-ve-birlik-mesaji-4201.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-yeni-parti-gaziantepte-sahada-gungenden-orgut-ve-birlik-mesaji-4201.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen, il ve ilçe örgütleriyle birlikte kent genelinde
yürütülen çalışmaları değerlendirerek, “Gaziantep’in her ilçesinde, her mahallesinde ve her köyünde
vatandaşlarımızla buluşmaya devam edeceğiz” mesajı verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ YENİ PARTİ GAZİANTEP’TE SAHA ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanlığı, kent genelinde örgütlenme, saha çalışmaları ve vatandaş
buluşmalarını sürdürüyor. İl ve ilçe örgütlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında
Araban, Yavuzeli ve Nizip ilçelerinde yeni hizmet binalarının açılışları gerçekleştirildi.
İlçe örgütleriyle yapılan toplantılarda ilçelerin ihtiyaçları, vatandaşların beklentileri ve yerel sorunlara
yönelik çözüm önerileri değerlendirilirken, mahalle ve köy ziyaretlerinde de vatandaşların talepleri
doğrudan dinlendi.
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen, çalışmaların temelinde vatandaşla doğrudan
temas ve sahadan alınan bilgiler doğrultusunda siyaset üretme anlayışının bulunduğunu belirtti.
“ÖRGÜTÜMÜZÜ SAHADA DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ”
Güngen, partiye yeni katılımların da örgütün büyümesine katkı sunduğunu ifade ederek, Kavaklık
Parkı’nda gerçekleştirilen rozet takma töreninde yeni yol arkadaşlarıyla bir araya geldiklerini, Binevler
Mahallesi Muhtarı Ali Köse’nin de Yeni Parti ailesine katıldığını belirtti.
Güngen, “Bizim siyaset anlayışımızın merkezinde insan var. Mahalle mahalle, ilçe ilçe Gaziantep’i
dinlemeye, sorunları yerinde görmeye ve çözüm önerilerimizi halkımızla birlikte geliştirmeye devam
edeceğiz.” dedi.
ANKARA’DA GENEL MERKEZ VE İL BAŞKANLARI BULUŞMASI
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen, Ankara’da gerçekleştirilen Genel Merkez Hizmet
Binası’nın açılış programına ve il başkanları toplantısına da katıldı.
Ankara temasları kapsamında Genel Başkan Yardımcıları Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Yaşar Tüzün,
Aylin Yaman ve Özgür Ceylan, Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya ve Genel Sekreter Yunus Emre ile
Gaziantep ve örgüt çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Genel Başkan Özgür Özel ile de bir araya gelen Güngen, Özel ile samimi bir sohbet
gerçekleştirdiklerini belirterek, Genel Başkan Özel’in Gaziantepli hemşehrilerine selamlarını ilettiğini
söyledi.
Güngen, “Ankara’da Genel Merkezimizin açılışında ve il başkanları toplantımızda örgüt çalışmalarımızı
değerlendirdik. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in Gaziantepli hemşehrilerimize selamlarını aldık.
Biz de Gaziantep’ten aldığımız güçle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.
SADECE SİYASETTE DEĞİL, HAYATIN HER ALANINDA VATANDAŞIN YANINDA
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanlığı, siyasi çalışmaların yanı sıra vatandaşların acı ve mutluluklarına da
ortak oluyor.
Şehitkamil’de gerçekleştirilen taziye ziyaretlerinde ailelerin acılarını paylaşan Güngen ve örgüt
mensupları, Girne tekne faciasında hayatını kaybeden Nihat Balyemez’in cenaze törenine katılarak
ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti. Güngen ayrıca Danabaş ailesinin nikâh törenine
katılarak genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.
“GAZİANTEP İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında düzenlenen resmi tören, geçit töreni ve anma programlarına
katılan Yeni Parti Gaziantep İl Başkanlığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet,
minnet ve saygıyla andı.
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen, Gaziantep’te saha çalışmalarının önümüzdeki
dönemde de artarak devam edeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı
“Gaziantep bizim için yalnızca bir seçim bölgesi değil, geleceğini birlikte inşa etmek istediğimiz bir

şehirdir. Örgütümüzle birlikte sahada olmaya, hemşehrilerimizi dinlemeye ve sorunlarına çözüm
üretmek için çalışmaya devam edeceğiz.
İl ve ilçe örgütlerimizle birlik ve beraberlik içerisinde, ortak akılla ve halkımızdan aldığımız güçle
Gaziantep için çalışmayı sürdüreceğiz. Hedefimiz; vatandaşımızın sesini duyan, sorunlarını yerinde
tespit eden ve çözüm üreten güçlü bir örgüt yapısını Gaziantep’in her noktasında daha da
büyütmektir.”
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanlığı olarak, “Birlikte Güçlüyüz” anlayışıyla saha çalışmalarının ve
örgütlenme faaliyetlerinin kararlılıkla sürdürüleceği bildirildi.
&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Yeni Parti Gaziantep’te Sahada: Güngen’den Örgüt ve Birlik Mesajı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:01:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yeni-parti-gaziantepte-sahada-gungenden-orgut-ve-birlik-mesaji-150203-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yeni-parti-gaziantepte-sahada-gungenden-orgut-ve-birlik-mesaji-150203-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yeni-parti-gaziantepte-sahada-gungenden-orgut-ve-birlik-mesaji-150203-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GAÜN İLE KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ ARASINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-gaun-ile-kilis-7-aralik-universitesi-arasinda-bilimsel-arastirma-projeleri-is-birligi-protokolu-imzalandi-4200.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-gaun-ile-kilis-7-aralik-universitesi-arasinda-bilimsel-arastirma-projeleri-is-birligi-protokolu-imzalandi-4200.html</link>
                    <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) ile Kilis 7 Aralık Üniversitesi arasında ortak bilimsel
çalışmaları geliştirmek ve iki üniversitenin akademik birikimini ortak projelerde
buluşturmak amacıyla “Bilimsel Araştırma Projeleri İş Birliği Protokolü” imzalandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Protokole, GAÜN Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan ile Kilis 7 Aralık Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Zekeriya Akman imza attı.
Protokol kapsamında iki üniversitenin akademisyenlerinin ortak araştırma-geliştirme
(Ar-Ge) projeleri yürütmesi ve bu projelerden akademik çıktılar elde edilmesi
hedefleniyor. Üniversite-sanayi iş birliğini de kapsayan protokol doğrultusunda
yürütülecek projelerde her iki üniversiteden akademik personelin yer alması
öngörülüyor.
Desteklenecek projeler, iki üniversitenin Bilimsel Araştırma Projeleri
Koordinatörlükleri tarafından ortak değerlendirmeyle belirlenecek.
GAÜN Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, protokolün iki üniversite arasındaki
bilimsel iş birliğini güçlendireceğini belirterek, “Akademisyenlerimizi ortak Ar-Ge
projelerinde buluşturarak bilimsel üretimi artırmayı hedefliyoruz. İş birliğimizin yeni
projelere ve nitelikli akademik çıktılara katkı sağlamasını diliyorum.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[GAÜN İLE KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ ARASINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:58:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaun-ile-kilis-7-aralik-universitesi-arasinda-bilimsel-arastirma-projeleri-is-birligi-protokolu-imzalandi-145912-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaun-ile-kilis-7-aralik-universitesi-arasinda-bilimsel-arastirma-projeleri-is-birligi-protokolu-imzalandi-145912-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaun-ile-kilis-7-aralik-universitesi-arasinda-bilimsel-arastirma-projeleri-is-birligi-protokolu-imzalandi-145912-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AHMET TAHİROĞLU YAZDI: GENÇLİĞİMİZİ KİMLERE EMANET EDİYORUZ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-ahmet-tahiroglu-yazdi-gencligimizi-kimlere-emanet-ediyoruz-4199.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-ahmet-tahiroglu-yazdi-gencligimizi-kimlere-emanet-ediyoruz-4199.html</link>
                    <description><![CDATA[Bir milletin geleceği, gençliğinin elindedir..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gençliğini kaybeden bir millet, yalnızca bugünü değil; yarınını, değerlerini, hafızasını ve istikbalini de kaybetmeye başlar.

Bugün Türkiye'de hepimizi düşündürmesi gereken ciddi bir meseleyle karşı karşıyayız: Gençlerimiz giderek kendi değerlerinden, örfünden, geleneğinden, ailesinden ve manevi dünyasından uzaklaştırılıyor.

Elbette her genci suçlamak doğru değildir. Gençler bizim evlatlarımızdır. Onların hatalarında biraz da bizim ihmallerimizin, ailelerin, eğitim sisteminin, medyanın ve toplumun payı vardır.

Asıl sormamız gereken soru şudur:

Biz gençlerimizin önüne kimi örnek olarak koyuyoruz?

Bir tarafta Kur'an'ı hayatının merkezine alan, ahlakıyla yaşayan, ilim peşinde koşan, ailesine ve toplumuna faydalı olmaya çalışan insanlar var.

Diğer tarafta ise yalnızca şöhreti, parası, takipçi sayısı, giyimi, yaşam tarzı veya magazin değeri üzerinden gençlere "idol" olarak sunulan kişiler...

Sahip olduğu sanat veya spor kabiliyeti, bir insanı otomatik olarak ahlak ve fazilet timsali yapmaz.

Şöhret, örneklik değildir.
Takipçi sayısı, fazilet ölçüsü değildir.
Alkış, hakikatin delili değildir.

Bugün bazı gençlerimiz, kendisine örnek alması gereken âlimleri, öğretmenleri, anne-babaları, ilim ve irfan sahibi insanları tanımadan; ekranlarda sürekli gördüğü birtakım sanatçıları, sporcuları ve sosyal medya fenomenlerini hayatının merkezine koyabiliyor.

Daha da acısı, İslam'ın değerleriyle açıkça çatışan hayat tarzlarının "özgürlük", "modernlik" veya "çağdaşlık" adı altında gençlere normal ve özendirici bir biçimde sunulmasıdır.

Burada gençlerimize kızmadan önce kendimize dönüp bakmalıyız.

Çünkü gençliğe boş bıraktığımız her alanı, başkaları doldurur.

Biz onlara Kur'an'ın güzelliğini anlatmazsak başka sesler anlatır.

Biz onlara Peygamber Efendimiz'in ﷺ güzel ahlakını örnek göstermezsek, ekranlar başka "rol modeller" üretir.

Biz onlara Hz. Ebubekir'in sadakatini, Hz. Ömer'in adaletini, Hz. Osman'ın hayâsını, Hz. Ali'nin ilmini ve cesaretini anlatmazsak, çocuklarımızın dünyasında başka isimler kahraman hâline gelir.

Mesele sadece gençlerin ne izlediği değildir.

Mesele, bizim onlara ne sunduğumuzdur.

Gençlerimizin gönlü boş değildir. Bir şeye bağlanmak, birilerini sevmek, birilerini örnek almak isterler.

O hâlde onların karşısına sadece "Bunu izleme, bunu dinleme, bunu örnek alma" diyerek çıkamayız.

Onlara daha güzelini, daha değerlisini, daha anlamlısını göstermek zorundayız.

Gençlerimize yeniden şunu öğretmeliyiz:

Sen sadece tüketen, eğlenen ve takip eden biri değilsin.

Sen bu milletin emanetisin.

Senin bir geçmişin, bir medeniyetin, bir inancın ve bir sorumluluğun var.

Senin büyüklerin Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, nice zor zamanlarda yalnızca canlarını değil; inançlarını, namuslarını, vatanlarını ve değerlerini korumak için mücadele ettiler.

Bugün bize düşen, o emaneti gençlerimizin kalbine taşıyabilmektir.

Örf ve geleneklerimizi yaşatmak, gençleri geçmişe hapsetmek değildir.

Aksine; kökü sağlam olan bir gençliğin geleceğe daha güçlü yürümesini sağlamaktır.

Elbette gençler dünyayı tanıyacak, teknoloji kullanacak, sanatla ve sporla ilgilenecek, farklı fikirleri öğrenecek.

Ama bütün bunları yaparken kim olduğunu unutmayacak.

Çünkü insan dünyayı tanırken kendisini kaybetmemelidir.

Bizim ihtiyacımız olan gençlik; dünyadan kopuk, içine kapanmış bir gençlik değil...

Dünyayı bilen ama değerlerini kaybetmeyen, teknolojiyi kullanan ama teknolojiye esir olmayan, sanatla ilgilenen ama sanat uğruna ahlakından vazgeçmeyen, spor yapan ama beden kadar ruhunu da besleyen, modern dünyayı tanıyan ama köklerinden utanmayan bir gençliktir.

Unutmayalım:

Bir toplumun geleceğini görmek istiyorsanız gençlerine bakın.

Eğer gençlerimizin gönlünde iman, ahlak, edep, merhamet, vatan sevgisi, aile bağlılığı ve ilim varsa; o milletin geleceği aydınlıktır.

Ama gençliğin ölçüsü yalnızca şöhret, gösteriş, tüketim, haz ve sosyal medya beğenileri hâline gelirse, orada ciddi bir yozlaşma tehlikesi var demektir.

Bugün hep birlikte durup düşünmeliyiz:

Çocuklarımızın ve gençlerimizin gönül tahtına kimi oturtuyoruz?

Çünkü gönülde yer eden isim, zamanla hayatın yönünü de belirler.

Gençliğimizi kaybetmeyelim.

Onları suçlamadan, dışlamadan, küçümsemeden; sevgiyle, hikmetle, güzel örneklikle ve imanla yeniden kuşatalım.

Çünkü gençlik bizim geleceğimizdir.

Ve unutmayalım:

Bir neslin gönlünü kim kazanırsa, o neslin istikametinde de o söz sahibi olur.

Rabbim gençlerimizi kötü örneklerden, yanlış arkadaşlıklardan, ahlaki savrulmalardan ve manevi boşluktan muhafaza eylesin.

Onlara hakikati sevdirmeyi, güzel ahlakı yaşatmayı ve kendi medeniyetinin değerleriyle geleceğe güvenle yürüyen bir nesil yetiştirmeyi bizlere nasip eylesin.

Âmin.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[AHMET TAHİROĞLU YAZDI: GENÇLİĞİMİZİ KİMLERE EMANET EDİYORUZ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:51:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahmet-tahiroglu-yazdi-gencligimizi-kimlere-emanet-ediyoruz-145723-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahmet-tahiroglu-yazdi-gencligimizi-kimlere-emanet-ediyoruz-145723-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahmet-tahiroglu-yazdi-gencligimizi-kimlere-emanet-ediyoruz-145723-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[EĞİTİMDE GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR FARKI!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-egitimde-gaziantep-buyuksehir-farki-4197.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-egitimde-gaziantep-buyuksehir-farki-4197.html</link>
                    <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediyesi eğitim odaklı belediyecilik doğrultusunda hem destekleriyle hem de öğrenci dostu uygulamalarıyla çalışmalarını sürdürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsanı merkeze alan hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, altyapı yatırımlarının yanı sıra sosyal belediyecilik uygulamalarıyla da eğitime destek veriyor gençlerin yaşam standartlarını yükseltiyor. Öğrenciler, eğitim süreleri boyunca belediyenin sağladığı çok yönlü imkanlardan faydalanabiliyor, desteklerle ailelerin ekonomisine katkı sunuyor.

&nbsp;

GENÇLERİN GELECEĞİNE YATIRIM YAPAN ŞEHİR

Öğrenciler için ulaşım desteği, ekonomik kolaylıklar, kültür ve sanat faaliyetleri, spor organizasyonları ile katılımcı yönetim anlayışını bir araya getiren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, öğrencilerin yalnızca eğitim gördüğü değil, kendini geliştirdiği, sosyal yaşamın içinde aktif rol aldığı ve geleceğe güvenle hazırlandığı bir şehir inşa ediyor.

&nbsp;

EĞİTİM DESTEKLERİYLE 750 BİN ÖĞRENCİYE ULAŞILDI

“Eğitim Şehri Gaziantep” sloganıyla çalışmalar yürüten Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde eğitim desteği veriyor. Böylelikle ailelerin bütçesine katkı sağlanıyor.

Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar 750 bin öğrenciye eğitim desteği vererek çalışmalarına devam ediyor.

&nbsp;

400 BİNİŞLİK ABONMAN 350 LİRAYA DÜŞÜRÜLDÜ

Öğrencilerin bütçesinde önemli yer tutan ulaşım giderlerini azaltmak amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'de örnek gösterilen bir uygulamaya imza attı. Aylık 400 binişlik öğrenci abonmanı 350 liraya düşürülerek bir yolculuk maliyeti 1 liranın altına indirildi.

Kent genelindeki toplu ulaşım sistemiyle entegre edilen bu uygulama sayesinde öğrenciler güvenli, ekonomik ve kesintisiz ulaşım hizmetinden yararlanırken aile ekonomisine de önemli katkı sağlanıyor.

&nbsp;

HAYDİ SOFRAYA İLE 4 ÇEŞİT YEMEK 60 TL!

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin uygun fiyatlı ve kaliteli yemek hizmeti sunduğu “Haydi Sofraya” Restoranları bütçe dostu yönüyle dikkat çekiyor. Üniversite öğrencilerinin de sıklıkla yararlandığı uygulamada 4 çeşit yemek 60 TL’den veriliyor.

&nbsp;

GASMEK İLE ÖĞRENCİLER GELECEĞE HAZIRLANIYOR

Eğitim projeleri kapsamında model haline gelen GASMEK, 7’den 70’e eğitimlerini sürdürüyor. Mesleki ve sanat kurslarının yanı sıra YKS ve LGS Etüt Kursları ile sınavlara hazırlanan öğrencilere ücretsiz destek veriyor. Bu kapsamda şehrin dört bir yanında ve ilçelerde toplamda 36 merkezde bugüne kadar 81 bin 601 öğrenci etüt kurslarından yararlandı.

GASMEK ayrıca 2022-2026 Eğitim Öğretim Yılları arasında İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullara toplam 2 milyon 170 bin adet YKS-LGS denemesi dağıtımı yaptı. 2024-2026 Eğitim Öğretim Yılları arasında ise İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve GASMEK öğrencilerine toplam 103 bin adet soru bankası kitabı desteği verdi.

Yaz Okulları Program kapsamında ise 161 branşta bilişim teknolojileri, robotik kodlama, gastronomi, kültür, sanat ve kişisel gelişim alanlarında eğitimler verilerek öğrencilerin akademik, sosyal ve kültürel gelişimlerine destek olundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[EĞİTİMDE GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR FARKI! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:09:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimde-gaziantep-buyuksehir-farki-100959-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimde-gaziantep-buyuksehir-farki-100959-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimde-gaziantep-buyuksehir-farki-100959-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi: 16 kişi aranıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-girnedeki-gemi-faciasinda-can-kaybi-12ye-yukseldi-16-kisi-araniyor-4196.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-girnedeki-gemi-faciasinda-can-kaybi-12ye-yukseldi-16-kisi-araniyor-4196.html</link>
                    <description><![CDATA[KKTC'den Mersin'e gitmek üzere yola çıkan katamaran tipi yolcu gemisinin alabora olmasıyla yaşanan büyük faciada acı bilanço giderek ağırlaşıyor. Kazada yaşamını yitirenlerin sayısı 12'ye çıkarken, kayıp 16 kişiyi bulmak için denizin metrelerce altında adeta zamanla yarışılıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Girne'deki gemi batma faciasında ölü sayısı 12'ye yükseldi, 16 kişiyi arama çalışmaları sürüyor

DENİZ DİBİNDE ÇARESİZ BEKLEYİŞ

Arama kurtarma mesaisi gece gündüz demeden aralıksız devam ediyor. KKTC'nin Girne Limanı'ndan demir alan ve Mersin Taşucu hedefine ilerlerken bir anda sulara gömülen katamaran tipi gemideki dehşet anlarının ardından, dalgaların arasından acı&nbsp;&nbsp;haberler aktarıldı. Ekipler tarafından bölgede yapılan son çalışmaların ardından, faciada yaşamını yitirenlerin sayısının 12'ye yükseldiği kaydedildi.

16 KİŞİ ARANIYOR

Ulaşılamayan 16 yolcu için tam anlamıyla bir ölüm kalım mücadelesi veriliyor. Deniz dibinde yürütülen operasyonlarda dalgıçların insanüstü çabası dikkat çekiyor. Arama çalışmalarının "son kayıp vatandaşa ulaşılana dek kesintisiz şekilde süreceği" vurgulandı. Beklenen olmadı, Akdeniz adeta sırra kadem bastı.

Bölgedeki zorlu fiziki şartlara rağmen deniz komandoları ve sahil güvenlik unsurlarının derinlerdeki nefes kesen mücadelesi aralıksız devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi: 16 kişi aranıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:01:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/girnedeki-gemi-faciasinda-can-kaybi-12ye-yukseldi-16-kisi-araniyor-100148-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/girnedeki-gemi-faciasinda-can-kaybi-12ye-yukseldi-16-kisi-araniyor-100148-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/girnedeki-gemi-faciasinda-can-kaybi-12ye-yukseldi-16-kisi-araniyor-100148-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Alihan Kuriş soruşturmasında sıcak gelişme! 5 Şirkete el koyma kararı çıktı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-alihan-kuris-sorusturmasinda-sicak-gelisme-5-sirkete-el-koyma-karari-cikti-4195.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-alihan-kuris-sorusturmasinda-sicak-gelisme-5-sirkete-el-koyma-karari-cikti-4195.html</link>
                    <description><![CDATA[Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında şüpheli İrfan Yılmaz adına kayıtlı 5 şirkete el konulurken, Yılmaz hakkında 3 ayrı suçtan gözaltı kararı çıktı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yargı dünyasında hareketli dakikalar yaşanırken başkentte dikkat çeken bir operasyonel sürecin fitili ateşlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen organize suç örgütü dosyasında mali kıskaç daraldı. MASAK incelemeleriyle deşifre edilen para hareketleri sonrası savcılık doğrudan mal varlıklarını ve ticari işletmeleri hedef alan kritik yaptırımları devreye soktu.



MASAK RAPORU ŞÜPHELİ İŞLEMLERİ DEŞİFRE ETTİ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından kapsamlı bir inceleme yapıldı. İncelemelerde şüpheli İrfan Yılmaz adına kayıtlı bulunan Yılmaz Kimya, Yılkim Kimya, Erimer Kimya, Mie Girişimcilik ve Makine ile Astra Polimer isimli 5 şirket üzerinden şüpheli finansal işlemler gerçekleştirildiği belirlendi.

5 ŞİRKETE EL KONULDU

Mali denetimlerde ortaya çıkan somut tespitlerin ardından harekete geçen savcılık makamı, kara para ve haksız kazanç aktarımını durdurmak amacıyla söz konusu 5 şirkete yönelik el koyma kararı verdi. Şirketlerin faaliyetlerine ve hesaplarına adli tedbirler uygulandı.



&nbsp;

&nbsp;

İRFAN YILMAZ İÇİN 3 AYRI SUÇTAN GÖZALTI KARARI

Operasyonun devamında dosyanın kilit isimlerinden İrfan Yılmaz hakkında adli işlem başlatıldı. Başsavcılık tarafından Yılmaz hakkında "suç örgütüne üye olma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltı talimatı çıkarıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Alihan Kuriş soruşturmasında sıcak gelişme! 5 Şirkete el koyma kararı çıktı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 06:57:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/alihan-kuris-sorusturmasinda-sicak-gelisme-5-sirkete-el-koyma-karari-cikti-100021-20260904.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/alihan-kuris-sorusturmasinda-sicak-gelisme-5-sirkete-el-koyma-karari-cikti-100021-20260904.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/alihan-kuris-sorusturmasinda-sicak-gelisme-5-sirkete-el-koyma-karari-cikti-100021-20260904.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Köklerin Sırrı: Gevirgevrik’ten Nurdağı’na Bir Vefa Hikâyesi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-egitimci-mehmet-dal-yazdi-koklerin-sirri-gevirgevrikten-nurdagina-bir-vefa-hikayesi-4194.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-egitimci-mehmet-dal-yazdi-koklerin-sirri-gevirgevrikten-nurdagina-bir-vefa-hikayesi-4194.html</link>
                    <description><![CDATA[Hayat, kimi zaman haritaların gösteremediği, sadece yüreklerin taşıdığı gizli yollarla yazılır..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kimi insan, doğduğu toprağın sınırlarını aşarak başka bir coğrafyaya iner ama asıl köklerini kalbinin en derininde yaşatmaya devam eder. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın o güzel tespitiyle söylediği gibi, "Toprağın sırrı köklerdedir; insan ne kadar uzağa giderse gitsin, hikâyesi başladığı toprağın kokusunu taşır." İşte bizzat görüp zamanına şahit olduğum, rahmetli hoca dedemiz Mehmet Nadir, namı diğer Mamo Hoca ile Cevher Nene'nin (Cavarey) hikâyesi de benim hafızamda, ailemizin geçmişinde hep bir kök salma, ilim irfan ve hüzün destanı olarak yer almıştır.



Köyde ata, dede, ana, baba; kısacası herkesin ilk öğretmeniydi Hoca Dedem. Asıl adı Mehmet Nadir’di ama herkes onu "Mamo Hoca" olarak bilir, Hoca adıyla anardı. Çevre köy ve kasabaların, hatta bütün yörenin tanıdığı, sözüne güvenilen bir kanaat önderi, ilim sahibi muttaki bir zat idi. O, sadece evinin değil, bütün bir bölgenin manevi sığınaklarındandı. Özellikle mübarek gün ve gecelerde onun o mütevazı ama feyizli evi bir ilim ve irfan medresesine dönüşür, o ocağın etrafında halkalanılır, ibadetler yapılırdı. Mamo Hoca rahle başına geçer, o akide kokan vaaz ve nasihatleriyle kalpleri yumuşatır, ruhları dinlendirirdi. Sadece kendi köyünden değil, çevre köylerden de ilme, hakikate susamış insan arifler, derviş ruhlular onun ders halkasına koşa koşa katılır, o meclislerde mahşeri bir vicdan buluşması yaşanırdı. Hz. Ali’nin buyurduğu üzere, "İlim adamının ölümü, âlemin ölümü gibidir" hakikati, sanki tam da Mamo Hoca Dedem gibi ilmiyle amel eden, insanı hakikate çağıran o yüce gönüllü kanaat önderlerinin o meclislerde bıraktığı derin tesiri anlatmak için söylenmişti.

Bizzat şahit olduğum o yıllarda, hatıramda kalan ilk günden vefatına kadarki ömründe başındaki sarığı ve sakalı hiç eksik olmamıştı. Kendisi sakal tıraşı hiç olmazdı; hayatında sadece asker ocağındayken sakalını kesmişti. Sakal şekli sünnete tamamen uygundu. Saçı sakalı uzadığında babam gider, düzeltirdi. Babam Mamo Hoca dedemizi çok severdi. Ve babamın o büyük sevgisinin en dokunaklı nişanesi şuydu: Hoca dedemizin sakalını her tıraş edişinde, kesilen sakalından bir tutam alır, özenle çantasına koyardı. Cemil Meriç’in dediği gibi, "Geçmiş, insanın omzunda taşıdığı bir yük değil, adımlarını bastığı toprağın sağlamlığıdır." Babamın o çantada sakladığı her bir tel sakal, aslında evlat sevgisiyle evliya sevgisinin, hürmetin ve sadakatin en saf haliydi; geçmişe basılan en sağlam adımdı.

İşte bu köklü hayatın, Mamo Hoca'nın o manevi ikliminin uzantısı olan Cevher Nene’nin (Cavarey) ve ailesinin nereden gelip nereye sığındığı ise hâlâ bir muammaydı. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın o mısraındaki gibi, "İnsanın vatanı, çocukluğunun geçtiği yerdir; ya da göçüp de kalbinde taşıdığı..." Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Dokuztaş köyünden—1912 yılı kayıtlarındaki eski ve asıl adı Gevirgevrik’ten (Kurmanci'deki kevir gewrik yani "bozcataş" ifadesinden gelmektedir)—Nurdağı bölgesine göç etmişlerdi. Taa o dağ köyünden çıkıp o diyardan buralara neden ve niçin gelmişlerdi, hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil. Ancak geçmişin bağları tamamen kopmamıştı. Zamanında Dokuztaş köyüne gidip gelenler olmuştu; hatta eskiler Süleyman’ı Haso, Hasene Ahmo, Gamıle Adey gibi akrabalarından bahsederlerdi. Bilirim ki Cevher nenemizin akrabaları, amca çocukları bugün hâlâ Nurdağı’nın Gözlühöyük köyündedirler ve amca kızı Guley in torunları hâlâ hayattadır, soyadları da Toprak’tır. Kökler, toprakla ne kadar mesafeli olursa olsun, bir şekilde birbirini bulurmuş meğer. William Faulkner’ın bir sözünde belirttiği üzere, "Geçmiş, asla ölü değildir; hatta geçmiş henüz geçmemiştir bile." Bizim köklerimiz de işte bu dağ yollarında, bu akraba bağlarında hâlâ taptaze durmaktadır.

Büyüklerin anlattığına göre Cevher Nene de tıpkı Mamo Hoca gibi çok muttaki, çalışkan, özverili, dini bütün, sevilen ve saygın bir kadınmış. Lakin kaderin cilvesi, onun bu dünyadaki yürüyüşünü hüzünlü bir hatıra ile mühürlemişti. Bir gün Yaylacık köyü Karataş mevkiinde düşerek yaralanmış, köye doğru gelirken bir yerde düşüp kalmış ve başından akan kanlar toprağa karışmış. Daha sonra düştüğü fark edilip hastaneye yetiştirildiyse de, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin dediği gibi, "Ölüm, insan için bir son değil, belki de asıl vatana kavuşma anıdır." Ne yazık ki kurtarılamayarak vefat etmiş. Olayın ardından, onun acısıyla yanan ve hatırasını yaşatmak isteyen oğlu Ali Apo, annesinin düşüp kanının karıştığı o yere giderek ilk taşları üst üste koymuş, adeta orayı bir mezar gibi nişanlamıştı. O günden sonra Karataş’a giden gelen herkes oraya bir taş koyup Fatiha okumaya başlamıştı. Çocukluğumuzda ne zaman o yoldan geçsek, bir iki taş da biz atardık; orası resmen gerçek bir mezar varmış gibi dururdu. Hatta çocukken Cevher Nene’nin orada gömülü olduğunu zannederdik. O taş yığını, aslında halkın bir insana duyduğu vefanın, bir canın hatırasına gösterdiği sessiz saygının ta kendisiydi.

&nbsp;

Cevher Nene’nin 1953 yılında&nbsp; acı ve hüzün dolu vefatının ardından, diğer oğlu Mehmet Başarıcı hoca da annesi için şu yürek yakan ağıdı yakmıştı:

&nbsp;

​Ölüm geldi kapılarda dolanır,

Yalan dünya kalbur olmuş elenir,

Coşkun sular gibi gönlüm bulanır,

Kadir Mevlam darda koyma anamı.

&nbsp;

​Anam bizi unutmuş da kara yerde yatıyor,

Toprak evran olmuş adam yutuyor,

Başucunda çifte kuşlar ötüyor,

Kadir Mevlam darda koyma anamı.

&nbsp;

​Bu anasızlık da ne kadar zor imiş,

Ak kolları kara yerde çürümüş,

Mezarın üstünü çayır çemen bürümüş,

Kadir Mevlam darda koyma anamı.

&nbsp;

Bugün dönüp arkaya baktığımda; Mamo Hoca dedemin o ilim dolu duruşunda, mübarek gecelerde evinde yanan o hidayet kandilinde, babamın çantasında sakladığı sakal tellerindeki büyük hürmette, Cevher Nene’nin adına atıldığı o Karataş’taki taş yığınlarında, Gevirgevrik’in boz taşlarında ve Gözlühöyük’teki akrabaların varlığında birbirine sıkı sıkıya bağlı kocaman bir hikâye görüyorum. Onlar bu dünyadan göçüp gittiler ama arkalarında bıraktıkları o manevi miras, bizzat şahit olduğum o hatıralarla ve benim kalemimden dökülen bu satırlarda yaşamaya devam ediyor. Şairin dediği gibi, insan asıl hatırlandığı kadar yaşarmış; biz andıkça ne Mamo Hoca Dedemin o feyizli meclisleri ne de Cevher Nene’nin aziz hatırası bu topraklarda unutulacak.






 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Köklerin Sırrı: Gevirgevrik’ten Nurdağı’na Bir Vefa Hikâyesi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 17:37:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimci-mehmet-dal-yazdi-koklerin-sirri-gevirgevrikten-nurdagina-bir-vefa-hikayesi-205318-20260903.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimci-mehmet-dal-yazdi-koklerin-sirri-gevirgevrikten-nurdagina-bir-vefa-hikayesi-205318-20260903.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/egitimci-mehmet-dal-yazdi-koklerin-sirri-gevirgevrikten-nurdagina-bir-vefa-hikayesi-205318-20260903.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nizip’e Dev Proje: Bölgenin En Büyük Taziye Evi ve Kur’an Kursu Tamamlanıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-nizipe-dev-proje-bolgenin-en-buyuk-taziye-evi-ve-kuran-kursu-tamamlaniyor-4193.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-nizipe-dev-proje-bolgenin-en-buyuk-taziye-evi-ve-kuran-kursu-tamamlaniyor-4193.html</link>
                    <description><![CDATA[
Firdevs Şinasi Özyurt Taziye Evi ve Kur’an Kursu’nda çalışmalar hızla devam ediyor. Nizip’te sosyal ve dini hizmetler açısından önemli bir ihtiyacı karşılayacak olan dev proje, tamamlanmasının ardından vatandaşların hizmetine sunulacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Toplam 1.560 metrekare alan üzerine inşa edilen proje, modern mimarisi ve geniş kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Üç katlı olarak planlanan tesis bünyesinde taziye evi ve 4-6 yaş Kur’an kursu hizmetleri yer alacak.

350 Öğrenci Kapasiteli Kur’an Kursu

Proje kapsamında hizmet verecek Kur’an kursunun 350 öğrenci kapasiteli olarak planlandığı belirtildi. Özellikle çocukların dini eğitimlerini güvenli, modern ve uygun fiziki şartlarda alabilmelerine imkân sağlayacak merkez, bölgedeki önemli bir ihtiyaca cevap verecek.

Taziye evi bölümü ise vatandaşların acı günlerinde bir araya gelebilecekleri, geniş ve kullanışlı bir sosyal alan olarak hizmet verecek.

Necdet Özyurt: “Nizip’e Kalıcı Bir Eser Kazandırıyoruz”

Hayırsever iş insanı Nihat Turgut ve Necdet Özyurt, kardeşler projenin anne ve merhum babalarının adına yapılmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu eseri, merhum anne ve babamızın adına Nizip’e kazandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. İnşallah kısa sürede tamamlayarak halkımızın hizmetine sunacağız.”

Özyurt, projenin yalnızca bir yapı değil, gelecek nesillere bırakılacak kalıcı bir eser olması amacıyla hayata geçirildiğini ifade etti.

Çalışmalar Hız Kesmeden Sürüyor

Özyurtlar İnşaat tarafından yürütülen çalışmalarda sona yaklaşılırken, tesisin tamamlanmasıyla birlikte Nizip’in önemli bir sosyal ve dini hizmet merkezine kavuşması bekleniyor.

Firdevs Şinasi Özyurt Taziye Evi ve Kur’an Kursu’nun, çalışmaların tamamlanmasının ardından hizmete açılması hedefleniyor. Projenin, hem taziye hizmetleri hem de çocuklara yönelik Kur’an eğitimi açısından Nizip ve çevre mahallelerde önemli bir ihtiyacı karşılaması bekleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Nizip’e Dev Proje: Bölgenin En Büyük Taziye Evi ve Kur’an Kursu Tamamlanıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:28:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/nizipe-dev-proje-bolgenin-en-buyuk-taziye-evi-ve-kuran-kursu-tamamlaniyor-192849-20260903.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/nizipe-dev-proje-bolgenin-en-buyuk-taziye-evi-ve-kuran-kursu-tamamlaniyor-192849-20260903.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/nizipe-dev-proje-bolgenin-en-buyuk-taziye-evi-ve-kuran-kursu-tamamlaniyor-192849-20260903.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GAÜN ÖĞRENCİSİ BÜŞRA AKAY’IN YER ALDIĞI MİLLÎ TAKIMDAN TÜRKİYE REKORU VE BRONZ MADALYA]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-gaun-ogrencisi-busra-akayin-yer-aldigi-milli-takimdan-turkiye-rekoru-ve-bronz-madalya-4190.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-gaun-ogrencisi-busra-akayin-yer-aldigi-milli-takimdan-turkiye-rekoru-ve-bronz-madalya-4190.html</link>
                    <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi ve millî sporcu Büşra Akay’ın da yer aldığı 4x100 metre Kadın Bayrak Millî Takımı, Taranto 2026 Akdeniz Oyunları’nda Türkiye rekoru kırarak bronz madalya kazandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Büşra Akay, Sıla Koloğlu, Simay Özçiftçi ve Elif Polat’tan oluşan millî takım, 4x100 metre kadınlar bayrak yarışında 44.05 saniyelik derece elde etti. Bu sonuçla Türkiye rekorunu yenileyen millî sporcular, organizasyonu üçüncü sırada tamamlayarak bronz madalyanın sahibi oldu.

&nbsp;

Taranto 2026 Akdeniz Oyunları’nda ay-yıldızlı formayla mücadele eden GAÜN öğrencisi Büşra Akay da elde edilen derecede pay sahibi olarak hem Türkiye’yi hem de Gaziantep Üniversitesini uluslararası arenada temsil etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[GAÜN ÖĞRENCİSİ BÜŞRA AKAY’IN YER ALDIĞI MİLLÎ TAKIMDAN TÜRKİYE REKORU VE BRONZ MADALYA - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 06:54:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaun-ogrencisi-busra-akayin-yer-aldigi-milli-takimdan-turkiye-rekoru-ve-bronz-madalya-095508-20260903.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaun-ogrencisi-busra-akayin-yer-aldigi-milli-takimdan-turkiye-rekoru-ve-bronz-madalya-095508-20260903.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gaun-ogrencisi-busra-akayin-yer-aldigi-milli-takimdan-turkiye-rekoru-ve-bronz-madalya-095508-20260903.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AGD Gaziantep Şubesinde Görev Değişimi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-agd-gaziantep-subesinde-gorev-degisimi-4186.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-agd-gaziantep-subesinde-gorev-degisimi-4186.html</link>
                    <description><![CDATA[Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Gaziantep Şubesinde görev değişimi gerçekleştirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzun yıllardır AGD Gaziantep Şube Başkanlığı görevini büyük bir özveri ve sorumluluk anlayışıyla sürdüren Özcan FİDAN, görevini bugün itibarıyla İsa İSLAM’a devretti.

Görev devir tesliminin ardından açıklamada bulunan önceki dönem Şube Başkanı Özcan FİDAN, yeni başkan İsa İSLAM’a başarı dileklerini ileterek, “Yeni başkanımıza görevinde başarılar diliyorum. Bundan sonraki süreçte de her zaman desteğimizi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Görevi devralan İsa İSLAM ise kendisine duyulan güven dolayısıyla teşekkür ederek, “Bana bu görevi layık gören başkanlarımdan Allah razı olsun. İnşallah bu bayrağı, daha iyi nesiller yetiştirmek adına daha ileriye taşıyacağız. Önceki Başkanımız Özcan FİDAN’a bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve verdiği emeklerden dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.

Görev değişiminin, AGD Gaziantep Şubesinin çalışmalarına yeni bir dinamizm kazandırması ve gençlere yönelik faaliyetlerin artarak devam etmesi hedefleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[AGD Gaziantep Şubesinde Görev Değişimi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 06:36:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/agd-gaziantep-subesinde-gorev-degisimi-093726-20260903.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/agd-gaziantep-subesinde-gorev-degisimi-093726-20260903.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/agd-gaziantep-subesinde-gorev-degisimi-093726-20260903.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Silivri'de çarpışan gemilerle ilgili Bakan Uraloğlu'ndan açıklama: "11 dakikada battı"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-silivride-carpisan-gemilerle-ilgili-bakan-uraloglundan-aciklama-11-dakikada-batti-4185.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-silivride-carpisan-gemilerle-ilgili-bakan-uraloglundan-aciklama-11-dakikada-batti-4185.html</link>
                    <description><![CDATA[Marmara Denizi'nde Silivri açıklarında gece yarısı 2 gemi çarpıştı. Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 10 Türk denizciyi arama kurtarma çalışmaları sürerken Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaşanan faciayla ilgli açıklamalarda bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Marmara Denizi'nde gece yarısı iki geminin çarpışmasıyla facia yaşandı. Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 10 Türk denizciyi arama kurtarma çalışmaları, 900 metre derinlikteki sular üzerinde aralıksız -sürüyor.

SİNYAL SAAT 03.26'DA GELDİ

İstanbul Valiliği ve Denizcilik Genel Müdürlüğü'nden (DGM) peş peşe gelen ilk açıklamalarla olayın vahameti gün yüzüne çıktı. 2 Eylül 2026 Çarşamba gecesi saat 03.00 sularında Kocaeli'den Aliağa'ya boş dönen 90 metre uzunluğundaki ALSU tankeri ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye inşaat demiri ve rulo sac taşıyan TUĞBERK İMAMOĞLU adlı kuru yük gemisi, Silivri'nin 18 mil güneyinde çarpıştı.

Saat 03.15'te 2999 tonluk ALSU gemisi kaptanının telsizden geçtiği kaza anonsunun hemen ardından, 03.26'da 4199 tonluk Tuğberk İmamoğlu'nun acil durum sisteminden (EPIRB) kopan sinyal ana kurtarma merkezine ulaştı. Kaza anında geminin AIS cihazından alınan sinyal tamamen kesildi.

&nbsp;

&nbsp;



11 DAKİKALIK CAN PAZARI

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun kameralar karşısına geçerken olayla ilgili açıklamada bulundu. "11 dakikada çok hızlı bir batmadan söz edebiliriz," diyen Bakan Uraloğlu, kayıp denizcilerin tamamının Türk vatandaşı olduğu bilgisini paylaştı.

Gemiye telsiz ve cep telefonlarından yapılan tüm çağrıların cevapsız kalması, en kötü senaryoyu hızla güçlendirdi. Yüzeye vuran serbest düşmeli can filikalarının ve can simitlerinin içi ne yazık ki tamamen boştu. Bakanlık kaynaklarından "Geminin battığını düşünüyoruz," ifadeleri resmen kayıtlara geçerken, hiçbir personelin canlı izine rastlanmadığı vurgulandı.



900 METRE DERİNLİKTE

İlk deniz unsurlarının saat 04.10'da ulaştığı kaza sahasında, ALSU gemisinde gözle görülür bir hasar kaydedilmedi. Ancak asıl felaket, 89,98 metrelik diğer gemide yaşandı. Çarpışma noktasında denizin 800 ila 900 metre derinlikte olması, arama faaliyetlerini zorlu bir mücadeleye dönüştürdü.

Şu an itibarıyla Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ile Kıyı Emniyeti'ne ait 14 deniz unsuru ve 2 helikopter havadan ve denizden bölgeyi tarıyor. Kazadan yara almadan kurtulan ALSU tankeri de operasyona fiilen destek veriyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Silivri'de çarpışan gemilerle ilgili Bakan Uraloğlu'ndan açıklama: "11 dakikada battı" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:58:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/silivride-carpisan-gemilerle-ilgili-bakan-uraloglundan-aciklama-11-dakikada-batti-115917-20260902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/silivride-carpisan-gemilerle-ilgili-bakan-uraloglundan-aciklama-11-dakikada-batti-115917-20260902.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/silivride-carpisan-gemilerle-ilgili-bakan-uraloglundan-aciklama-11-dakikada-batti-115917-20260902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Marmara Denizi'nde can pazarı: Türk bayraklı iki gemi çarpıştı, 10 denizcimizden haber alınamıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-marmara-denizinde-can-pazari-turk-bayrakli-iki-gemi-carpisti-10-denizcimizden-haber-alinamiyor-4182.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-marmara-denizinde-can-pazari-turk-bayrakli-iki-gemi-carpisti-10-denizcimizden-haber-alinamiyor-4182.html</link>
                    <description><![CDATA[Marmara Denizi Silivri açıklarında seyreden iki Türk bayraklı ticari gemi sabaha karşı çarpıştı. İstanbul Valiliği, kaza sonrası 'Tuğberk İmamoğlu' isimli gemide bulunan 10 personelle tüm irtibatın koptuğunu duyurdu. Bölgede havadan ve denizden başlatılan arama kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında sabaha karşı yürekleri yakan vahim bir deniz kazası meydana geldi.

Bugün saat 03.00 sularında, Silivri'nin 18 deniz mili güneyinde seyreden iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı bildirildi.

İstanbul Valiliği tarafından yapılan resmî açıklamaya göre, devletin tüm arama kurtarma unsurları seferber edilirken, kaza yapan gemilerden birinin mürettebatıyla iletişimin tamamen koptuğu ifade edildi.



- KAZAYA KARIŞAN GEMİLERİN ROTA VE DURUMLARI

Olayın ardından bölgeye sevk edilen ekiplerin ilk tespitleri, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi:


	ALSU Ticari Gemisi: Kocaeli’den yola çıkarak İzmir Aliağa istikametine ilerleyen gemide, yapılan ilk görsel incelemelere göre herhangi bir yapısal hasar tespit edilmedi. Geminin ve personelinin güvende olduğu değerlendiriliyor.
	Tuğberk İmamoğlu Ticari Gemisi: İskenderun Limanı’ndan demir alarak Karadenizereğli’ye doğru seyreden bu ticari gemiyle kaza sonrası telsiz ve radar irtibatı tamamen kesildi.




- 10 DENİZCİMİZ İÇİN ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR!

Kazanın ardından en büyük üzüntü ve endişe kaynağı, Tuğberk İmamoğlu gemisinde görevli olan 10 denizcimizden an itibarıyla hiçbir&nbsp;&nbsp;haber alınamaması oldu.

Olayın haber alınmasının hemen ardından ilgili kurumlar hızla harekete geçti.

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Komutanlığı'na bağlı çok sayıda deniz aracı ve sahil güvenlik helikopteri acil koduyla bölgeye sevk edildi.

Denizin ortasında irtibatın koptuğu 10 personeli sağ salim kurtarabilmek amacıyla hem havadan hem de deniz yüzeyinden yürütülen yoğun arama kurtarma operasyonu aralıksız sürdürülüyor.

İstanbul Valiliği tarafından yapılan konuya ilişkin açıklamada şunlar kaydedildi:


“02.09.2026 Çarşamba günü saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil güneyinde, Kocaeli’den Aliağa’ya intikal eden Türk bayraklı ALSU isimli ticari gemi ile İskenderun limanından Karadenizereğli’ye intikal eden Türk Bayraklı TUĞBERK İMAMOĞLU isimli ticari gemi çarpışmıştır. Olay yerine Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Komutanlığı’na bağlı çok sayıda deniz unsuru ve sahil güvenlik helikopteri sevk edilmiştir. Bölgeye intikal eden unsurların yaptığı ilk tespitlere göre ALSU isimli gemide gözle görünür bir hasar bulunmamakta olduğu görülmüştür. Ancak TUĞBERG İMAMOĞLU İsimli ticari gemi ve gemide bulunan 10 personelle an itibariyle irtibat kurulamamakta olup, bölgedeki unsurların arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir.”


Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:


"Uydu Yardımlı Arama Kurtarma Sistemimizden (COSPAS-SARSAT) saat 03:26'da Marmara Denizi'nde trafik ayırım düzeni içerisinde (Silivri açıklarındaki mevkideki) bir geminin EPİRB cihazından (Acil Durum Konum Gösterici Radyo Vericisi) alınan acil durum sinyali araştırılması neticesinde Tuğberk İmamoğlu gemisine ait olduğu belirlenmiş ve Türk Radyo tarafından çağrı yapılmıştır.

Saat 03:41’de ALSU tankeri kaptanı tarafından Gemi Trafik Hizmetleri Merkezimize, saat 03:15 civarında kimliğini bilmediği bir gemi ile çarpıştığını (çatışma) bildirilmiştir.

Tuğberk İmamoğlu gemisinin hiçbir çağrıya cevap vermemesi ve gemideki personellerin cep telefonları aranmasına rağmen cevap verilmemesi üzerine Tuğberk İmamoğlu kuru yük gemisi batmış olduğu değerlendirmekte olup, arama ve kurtarma faaliyetlerinin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince ivedilikle başlatılarak sürdürülmektedir.

Olay yerinde; 14 adet deniz arama kurtarma unsuru, bir helikopter ve kazazede Alsu tankeri fiilen arama kurtarma operasyonuna katılmaktadır. 10 gemi insanın görev yaptığı Tuğberk İmamoğlu gemisine ait can kurtarma araçları (serbest düşmeli can filikası dahil) deniz yüzeyinde bulunmuş ne yazık ki içlerinde gemi personeli tespit edilememiştir."

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Marmara Denizi'nde can pazarı: Türk bayraklı iki gemi çarpıştı, 10 denizcimizden haber alınamıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:52:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/marmara-denizinde-can-pazari-turk-bayrakli-iki-gemi-carpisti-10-denizcimizden-haber-alinamiyor-115429-20260902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/marmara-denizinde-can-pazari-turk-bayrakli-iki-gemi-carpisti-10-denizcimizden-haber-alinamiyor-115429-20260902.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/marmara-denizinde-can-pazari-turk-bayrakli-iki-gemi-carpisti-10-denizcimizden-haber-alinamiyor-115429-20260902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[EYLÜL’DE VİCDANLARA ÇAĞRI: “ÇOCUKLAR BOMBA SESİYLE BÜYÜMESİN!”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-eylulde-vicdanlara-cagri-cocuklar-bomba-sesiyle-buyumesin-4181.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-eylulde-vicdanlara-cagri-cocuklar-bomba-sesiyle-buyumesin-4181.html</link>
                    <description><![CDATA[BARIŞI KONUŞMAK YETMEZ, SAVAŞLAR SON BULMALI!”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Saadet Partisi Batman Merkez İlçe Başkanı Eyüpcan Çiftçi, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; savaş, işgal, terör ve zorunlu göçlere dikkat çekerek, “Çocukların bomba ve siren sesleriyle değil, oyun ve kahkaha sesleriyle büyüdüğü bir dünya istiyoruz” dedi. Çiftçi, savaşların sona ermesinin yalnızca insan hayatı açısından değil, toplumsal huzur, güven ve ekonomik refah açısından da hayati önem taşıdığını vurguladı.

Saadet Partisi Batman Merkez İlçe Başkanı Eyüpcan Çiftçi, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaş ve çatışmalara dikkat çekti. Çiftçi, savaşların, işgallerin, terör eylemlerinin ve zorunlu göçlerin insanlık adına büyük yaralar açtığını belirterek, kalıcı barışın bir an önce tesis edilmesi çağrısında bulundu.

“BARIŞI KONUŞTUĞUMUZ BİR DÜNYADA SAVAŞLAR DEVAM EDİYOR”

Dünya Barış Günü’nün savaşların gölgesinde karşılanmasının düşündürücü olduğunu ifade eden Çiftçi, insanların hâlâ bombalar, çatışmalar ve ölüm korkusuyla yaşadığını söyledi.

Çiftçi, açıklamasında, “Öldürmelerin devam ettiği bugünlerde ‘barış’ adına açıklama yapmanın ve barışı getirememenin üzüntüsü içerisindeyiz. Dünyada ve ülkemizde her gün yeni acıların yaşandığı, bombalı terör eylemlerinin, işgallerin ve sürgünlerin devam ettiği bir dönemdeyiz. Masum bedenlerin toprağa karışmadığı bir dünya istiyoruz” ifadelerini kullandı.

SAVAŞ BARONLARINA TEPKİ: “DÜNYAYI KENDİ ÇIKARLARINIZA GÖRE ŞEKİLLENDİRMEYİN”

Savaşların yalnızca cephede yaşanmadığını, toplumların bütün yaşamını etkilediğini belirten Çiftçi, savaş ekonomisi üzerinden güç kazanan çevrelerin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini savundu.

Çiftçi, “Ekonomisini savaş ve insan canı üzerine kuran savaş baronu ülkeler ve emperyalist güçler, dünyayı kendi hâkimiyet esaslarına göre yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Bunun sonucunda başta İslam toprakları olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde ateş, kan, ölüm ve mazlumiyet coğrafyaları oluşturuluyor” dedi.

“SAVAŞLARIN FATURASINI MASUMLAR ÖDÜYOR”

Savaşlardan en fazla kadınların, çocukların ve sivillerin etkilendiğine dikkat çeken Çiftçi, milyonlarca insanın doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldığını belirtti.

“Savaş baronlarının çıkardıkları ve devamını sağladıkları savaşlar yüz binlerce cana mal olurken, milyonlarca insanı da evinden, barkından ve yurdundan kopartarak mülteci durumuna düşürüyor” diyen Çiftçi, savaşların geride yalnızca yıkılmış şehirler değil, parçalanmış aileler ve travma yaşayan nesiller bıraktığını ifade etti.

SURİYE’DEKİ SAVAŞIN AĞIR BİLANÇOSU

Çiftçi, Suriye’de yıllardır devam eden savaşın bölge halkı üzerinde oluşturduğu ağır yıkıma da dikkat çekti. Savaş nedeniyle yüz binlerce insanın hayatını kaybettiğini, milyonlarca Suriyelinin ise ülkesi dışında mülteci durumuna düştüğünü belirtti.

Çocukların savaşlardan en ağır şekilde etkilenen kesim olduğunu vurgulayan Çiftçi, “Savaşların gerçek mağdurları çocuklardır. Çocukların eğitim hakkı ellerinden alınıyor, aileleri parçalanıyor, gelecekleri ellerinden alınıyor. Bir çocuğun savaş nedeniyle kaybolması bile insanlığın vicdanını ayağa kaldırmaya yeter” dedi.

GAZZE’DEKİ DRAM: “İNSANLIK SESSİZ KALMAMALI”

Açıklamasında Gazze’de yaşananlara da geniş yer veren Çiftçi, sivillere yönelik saldırıların ve özellikle çocukların hayatını kaybetmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Çiftçi, “Gazze’de yaşanan insanlık dramı, barışa ve adalete ne kadar çok ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Çocukların öldürüldüğü, ailelerin parçalandığı, insanların evlerinden ve yurtlarından edildiği bir ortamda insanlığın sessiz kalması düşünülemez” diye konuştu.

“BARIŞ YOKSA HUZUR DA YOK, REFAH DA”

Savaşların yalnızca can kayıplarına yol açmadığını, ülkelerin ekonomilerini ve toplumların geleceğini de olumsuz etkilediğini ifade eden Çiftçi, savaş ortamında kalkınmanın ve refahın mümkün olmadığını söyledi.

“Barış sadece silahların susması değildir. Barış; insanların güven içerisinde yaşaması, çocukların korkmadan büyümesi, ailelerin parçalanmaması ve insanların kendi yurtlarında huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Barışın olmadığı yerde huzur, güven ve ekonomik refah da kalıcı olamaz” dedi.

“SAVAŞA HARCANAN KAYNAKLAR İNSANLIĞA HARCANMALI”

Dünyanın kaynaklarının savaşlara ve silahlanmaya değil, insanların ihtiyaçlarına yönlendirilmesi gerektiğini belirten Çiftçi, eğitim, sağlık, üretim ve kalkınmanın öncelik haline getirilmesi çağrısında bulundu.

Çiftçi, “Dünyada milyonlarca insan açlık ve yoksullukla mücadele ederken, milyarlarca doların silahlanmaya ayrılması kabul edilemez. İnsanlığın geleceği savaşlarda değil; eğitimde, üretimde, adalette, kardeşlikte ve dayanışmadadır” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLAR KORKUYLA DEĞİL, UMUTLA BÜYÜSÜN”

1 Eylül Dünya Barış Günü’nün yalnızca takvimde yer alan bir gün olmaması gerektiğini belirten Çiftçi, gerçek anlamda barışın tesis edilmesi için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Çiftçi, “Çocukların bomba ve siren sesleriyle değil, oyun ve kahkaha sesleriyle büyüdüğü; annelerin evlatlarının geleceğinden endişe etmediği; insanların yurdundan zorla koparılmadığı bir dünya istiyoruz” dedi.

“DAHA GÜZEL YARINLAR İÇİN BARIŞ VE ADALET ŞART”

Çiftçi, açıklamasının sonunda bütün savaşların sona ermesi, insanların huzur ve güven içerisinde yaşaması temennisinde bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Dileğimiz; silahların sustuğu, bombaların patlamadığı, çocukların yetim ve öksüz kalmadığı, insanların yurdundan edilmediği, adaletin, kardeşliğin ve huzurun hâkim olduğu bir dünyanın kurulmasıdır. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün ülkemiz ve bütün insanlık için daha güzel yarınlara, huzura, güvene ve kalıcı barışa vesile olmasını diliyoruz.”

Çiftçi’nin açıklaması, savaşların sona ermesi ve kalıcı barışın sağlanması için adalet, insan hakları ve toplumsal huzurun birlikte ele alınması gerektiği mesajıyla son buldu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[EYLÜL’DE VİCDANLARA ÇAĞRI: “ÇOCUKLAR BOMBA SESİYLE BÜYÜMESİN!” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:38:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/eylulde-vicdanlara-cagri-cocuklar-bomba-sesiyle-buyumesin-113913-20260902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/eylulde-vicdanlara-cagri-cocuklar-bomba-sesiyle-buyumesin-113913-20260902.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/eylulde-vicdanlara-cagri-cocuklar-bomba-sesiyle-buyumesin-113913-20260902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: ANNE… EVLADININ İLK DUASI, SON SIĞINAĞIDIR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-gazeteci-yazar-yusuf-oztek-yazdi-anne-evladinin-ilk-duasi-son-siginagidir-4180.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-gazeteci-yazar-yusuf-oztek-yazdi-anne-evladinin-ilk-duasi-son-siginagidir-4180.html</link>
                    <description><![CDATA[Anne; bir evladı dünyaya getiren değil, onu sevgisiyle büyüten, sabrıyla hayata hazırlayan, gecesini gündüzüne katan, kendi mutluluğunu evladının mutluluğuna feda eden yüce bir gönüldür. Anne giderse yalnızca bir insan eksilmez; bir evladın dünyasındaki en büyük sığınak da yıkılır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BİR ANNE, BİR ÖMRE SIĞMAYAN SEVGİDİR

Anne sevgisinin yerini hiçbir şey dolduramaz. Çünkü anne, evladının ilk öğretmeni, ilk duası, ilk merhameti ve hayatındaki en güvenli limanıdır.

Bir anne, evladının iyiliği için uykusundan vazgeçer. Hastalandığında başında sabahlar, düştüğünde elinden tutar, üzüldüğünde bağrına basar. Kendi derdini içine atıp evladının yüzünün gülmesi için mücadele eder.

Anne, evladını yalnızca büyütmez; sevgisiyle insan, duasıyla güçlü, fedakârlığıyla ayakta tutar.

O EL, SENİ YILLARCA KORUDU… ŞİMDİ SEN ONU KORU!

Bir düşünün…

Çocukken yürümeyi bilmediğimizde elimizden kim tuttu?

Gece ağladığımızda kim uykusundan kalktı?

Hastalandığımızda başımızda kim bekledi?

Düştüğümüzde bizi kim kaldırdı?

Anne…

Peki yıllar sonra o anne yaşlandığında, elleri titrediğinde, yürümekte zorlandığında neden bazı evlatlar o eli tutmaktan uzaklaşıyor?

Bir annenin yıllarca uzattığı şefkat eline karşılık, yaşlılığında evladının elini beklemesi ne kadar acıdır…

ANNEYE KALKAN EL, VİCDANA KALKMIŞTIR!

Ne yazık ki bugün toplum olarak en büyük yaralarımızdan biri, anne ve babaya karşı saygının ve merhametin zayıflamasıdır.

Anneye bağırmak, hakaret etmek, onu yalnız bırakmak, gönlünü kırmak hatta ona el kaldırmak hiçbir şekilde kabul edilemez.

Anneye kalkan eller kırılsın! Anneye uzanması gereken eller ise sevgiyle, merhametle ve vefayla uzansın.

Çünkü o eller, yıllarca seni korudu.

O kollar, seni sarıp sarmaladı.

O yürek, senin için defalarca parçalandı.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ANNEYE VERDİĞİ DEĞER

Peygamber Efendimiz (sav), anne ve babaya iyiliğin önemini bizlere açıkça hatırlatmıştır.

Hadis-i şerifte:

“Anne cennet kapılarının ortasındadır.”
(İbn Hanbel, V, 198)

buyurulmuştur.

Halk arasında yaygın olarak kullanılan “Cennet annelerin ayakları altındadır.” ifadesi de evlatların annelerine karşı göstermesi gereken sevgi, saygı ve iyiliğin önemine işaret eder.

Bu ifade, bütün annelerin hiçbir şart olmaksızın cennete gireceği anlamında değil; Allah’ın rızasına uygun olduğu sürece anneye iyilik etmenin, ona saygı göstermenin ve gönlünü hoş tutmanın büyük bir değer taşıdığını anlatmaktadır.

KUR’AN’IN DİLİNDE ANNE: “ZAYIFLIK ÜSTÜNE ZAYIFLIK…”

Yüce Allah, Lokman Suresi’nde anne ve babaya iyiliği emrederken özellikle annenin çektiği sıkıntılara dikkat çekmektedir:

“Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi zayıflık üstüne zayıflık çekerek onu (karnında) taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (Onun için biz insana): ‘Bana ve anne-babana şükret.’ diye tavsiyede bulunmuşuzdur.”
(Lokman, 31/14)

Bir anne, evladını daha dünyaya gelmeden taşır.

Onu aylarca karnında büyütür.

Doğduğunda gecesini gündüzüne katar.

Senin bugün ayakta durabilmen için bir zamanlar annen seni kucağında taşıdı.

Şimdi sıra sende…

ANNE GİDERSE EVİN SESİ DE DEĞİŞİR

Anne, evin merhametidir.

Anne, sofranın bereketidir.

Anne, evladını bir araya getiren gönül köprüsüdür.

Anne, kapıda bekleyendir.

Anne, “Yavrum geldi mi?” diye yol gözleyendir.

Ve anne gittiğinde evin duvarları yerinde kalsa bile evin sıcaklığı değişir.

Annesiz kalmak, insanın kalbinde tarifi zor bir boşluk bırakır.

Çünkü anne yalnızca bir kişi değildir.

Anne; çocukluğumuz, hatıralarımız, dualarımız ve sığınağımızdır.

ANNEN HAYATTAYSA, HENÜZ GEÇ DEĞİL!

Bugün annen hayattaysa onun kıymetini bil.

Yanına git.

Elini öp.

Başını okşa.

Gönlünü al.

Bir “Anne, seni seviyorum.” demekten çekinme.

Çünkü bazı cümleler vardır, söylemek için yarını beklediğinizde çok geç olabilir.

Anne hayattayken kıymetlidir.

Mezarının başında gözyaşı dökmek yerine, bugün elini tut.

Ardından dua etmek güzeldir ama hayattayken gönlünü hoş etmek çok daha güzeldir.

ANNE BİR EMANETTİR

Unutmayalım:

Anne, evladının ilk sığınağıdır.
Anne, ailenin merhametidir.
Anne, fedakârlığın adıdır.
Anne, evladının en güzel duasıdır.
Anne, evin bereketidir.
Anne, Allah’ın kuluna verdiği büyük nimetlerden biridir.

Ve belki de en acı gerçek şudur:

Anne bir gün gider…

O gün insan, yıllarca yanında olan o büyük sevginin değerini çok daha iyi anlar.

Ama artık “Keşke…” demenin faydası olmaz.

BİR ANNENİN DUASI, BİR EVLADIN HAYATINA SIĞMAZ

Geliniz, annelerimizi üzmeyelim.

Onları yalnız bırakmayalım.

Yaşlandıklarında onları yük olarak değil, bize emanet edilmiş büyük bir nimet olarak görelim.

Çocukken bizi nasıl sabırla büyüttülerse, biz de yaşlandıklarında aynı sabırla onların yanında olalım.

Çünkü anneler bizim üzerimizde yıllarca taşınmış bir emektir.

Rabbim bütün annelerimizi sağlık, huzur ve afiyet içerisinde yaşatsın. Vefat eden annelerimize rahmet eylesin. Evlatlarına da onların kıymetini bilmeyi, dualarını almayı ve gönüllerini hoş etmeyi nasip etsin.

Unutmayalım:

“ANNE VARSA EVDE MERHAMET VARDIR; ANNE YOKSA EVİN BİR YANI DAİMA EKSİKTİR.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: ANNE… EVLADININ İLK DUASI, SON SIĞINAĞIDIR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:35:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gazeteci-yazar-yusuf-oztek-yazdi-anne-evladinin-ilk-duasi-son-siginagidir-113810-20260902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gazeteci-yazar-yusuf-oztek-yazdi-anne-evladinin-ilk-duasi-son-siginagidir-113810-20260902.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/gazeteci-yazar-yusuf-oztek-yazdi-anne-evladinin-ilk-duasi-son-siginagidir-113810-20260902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzm.Dr Fatih Yendi Yazdı: Gaziantep’te Geç Gelen Uyanış Yetmedi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-uzmdr-fatih-yendi-yazdi-gaziantepte-gec-gelen-uyanis-yetmedi-4179.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-uzmdr-fatih-yendi-yazdi-gaziantepte-gec-gelen-uyanis-yetmedi-4179.html</link>
                    <description><![CDATA[Gaziantep FK için Çaykur Rizespor karşılaşması, sadece kaybedilen üç puan olarak değerlendirilmemeli.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çünkü bazı maçlar vardır; skor tabelası sonucu gösterir ama sahada yaşananlar çok daha farklı şeyler anlatır.

Gaziantep FK, kendi sahasında Çaykur Rizespor’a 2-1 mağlup olurken, özellikle karşılaşmanın ilk yarısında ortaya koyduğu görüntüyle kendi adına önemli soru işaretleri bıraktı. Rizespor ise deplasmanda ne istediğini bilen, oyunun kritik anlarını doğru oynayan ve bulduğu fırsatları değerlendiren taraf oldu.

İlk 45 dakikada kontrol Rizespor’daydı

Karşılaşmanın henüz 11. dakikasında Emrecan Bulut’un golüyle geriye düşen Gaziantep FK, bu golün ardından oyunun kontrolünü eline almakta zorlandı.

Gaziantep adına toparlanma çabaları olsa da Rizespor savunması özellikle ilk yarıda oldukça disiplinliydi.

Dakikalar 34’ü gösterdiğinde Ali Sowe’un attığı gol, Gaziantep FK’nın işini daha da zorlaştırdı.

0-2…

Ve devre arasına girilirken Gaziantep FK’nın önünde yalnızca iki farklı skor değil, aynı zamanda ciddi bir oyun problemi vardı.

İkinci yarıda başka bir Gaziantep

İkinci yarıyla birlikte Gaziantep FK’nın daha fazla risk aldığını gördük.

Topa daha fazla sahip olmaya, rakip kaleye daha fazla gitmeye başlayan kırmızı-siyahlılar, özellikle son bölümde baskısını artırdı.

Maxim’in duran topları, Kulasin’in uzaktan şutları ve hücum hattındaki hareketlilik Rizespor savunmasını zorlamaya başladı.

Ancak futbolun acımasız tarafı da burada ortaya çıktı:

İyi oynamaya başladığınızda skor tabelası hâlâ 0-2 ise, zaman sizin en büyük rakibinizdir.

Gaziantep FK golü ancak 89. dakikada bulabildi. Maxim’in kullandığı korner sonrasında Victor Gidado’nun dokunduğu top Zakaria Ariss’e çarparak ağlara gitti.

1-2…

Fakat artık çok geçti.

Mesele sadece gol değil

Gaziantep FK açısından asıl üzerinde durulması gereken konu, neden ilk yarıda bu kadar etkisiz kalındığıdır.

Çünkü Süper Lig seviyesinde özellikle kendi sahanızda oynadığınız maçlarda rakibe ilk 45 dakikayı vermenin bedeli ağır oluyor.

Rizespor bunun karşılığını aldı.

Gaziantep FK ise ikinci yarıda gösterdiği mücadeleyi keşke maçın başından itibaren sahaya yansıtabilseydi.

Burada teknik heyetin de oyuncuların da üzerine düşünmesi gereken önemli bir konu var:

Gaziantep FK neden oyuna sonradan dahil oluyor?

Radoi için önemli bir sınav

Mirel Radoi açısından bu karşılaşma da önemli bir tecrübe oldu.

Takımın ikinci yarıda gösterdiği reaksiyon olumlu.

Ancak mücadele gücü, istek ve baskı yalnızca skor geriye düştüğünde ortaya çıkmamalı.

Gaziantep FK’nın hedefleri varsa, bunu 90 dakikaya yayması gerekiyor.

Çünkü Süper Lig’de rakibinize 45 dakika üstünlük verirseniz, kalan 45 dakikada ne kadar mücadele ederseniz edin maçı çevirmek her zaman mümkün olmuyor.

Son söz

Çaykur Rizespor, Gaziantep’ten üç puanı alırken özellikle ilk yarıdaki etkinliğiyle galibiyeti hak eden taraf oldu.

Gaziantep FK ise geç de olsa ayağa kalktı.

Fakat futbolda bazen ayağa kalkmak yetmez.

Zamanında ayağa kalkmak gerekir.

Gaziantep FK’nın önünde uzun bir sezon var. Bu mağlubiyet elbette telafi edilebilir.

Ama bu karşılaşmadan çıkarılması gereken ders çok net:

Gaziantep FK, maçlara sonradan değil, ilk düdükle birlikte başlamalı.

Çünkü bu ligde kaybedilen her 45 dakika, sezon sonunda çok daha büyük bir puan kaybına dönüşebilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Uzm.Dr Fatih Yendi Yazdı: Gaziantep’te Geç Gelen Uyanış Yetmedi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 08:28:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-fatih-yendi-yazdi-gaziantepte-gec-gelen-uyanis-yetmedi-113428-20260902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-fatih-yendi-yazdi-gaziantepte-gec-gelen-uyanis-yetmedi-113428-20260902.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-fatih-yendi-yazdi-gaziantepte-gec-gelen-uyanis-yetmedi-113428-20260902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Girne'de batan Filojet'in yeri 550 metrede tespit edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-girnede-batan-filojetin-yeri-550-metrede-tespit-edildi-4178.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-girnede-batan-filojetin-yeri-550-metrede-tespit-edildi-4178.html</link>
                    <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs açıklarında 267 kişiyle alabora olan "Filojet" isimli katamaran tipi yolcu gemisinin enkazına denizin 550 metre derinliğinde ulaşıldı. 8 kişinin öldüğü, 20 yolcunun ise hala kayıp olduğu faciada arama kurtarma çalışmaları TCG Işın'ın robotik denizaltılarıyla su altında yoğunlaştırıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Girne Limanı'ndan Mersin'e gitmek üzere 30 Ağustos'ta demir alan ve kısa süre sonra sulara gömülen geminin tam konumu netleşti. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, TCG Işın'ın aralıksız süren operasyonlarıyla batığın tespit edildiğini ve tüm konsantrasyonun 550 metre derindeki enkaza ulaşmak olduğunu kaydetti.



Zamana Karşı Amansız Yarış

Deniz yüzeyinde ve derinliklerde umutlu bekleyiş sürüyor. Toplam 267 kişinin bulunduğu gemide 239 yolcu sağ kurtarılırken, 8 kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı.

Kayıp listesinde yer alan 20 kişi için bölge adeta abluka altına alındı.

Çalışmalara 1 uçak, 5 İHA, 7 helikopter, 8 gemi, 9 bot ve Türkiye'den sevk edilen SAT komandoları destek veriyor. Bir kilometre derinliğe inebilen TCG Işın gemisinin ardından, TCG Alemdar'ın da yarın bölgeye intikal edeceği aktarıldı. Operasyonun hassasiyetine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erhürman, "Bugün arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamazsak bu vazgeçeceğimiz anlamına gelmiyor. Yarın ikinci geminin desteğiyle çalışmalar devam edecek" ifadelerini kullandı. Kazanın asıl nedeninin kara kutuya ulaşılmasıyla aydınlanacağı vurgulandı.

Kaptanın Savunması ve Tutuklamalar

Olayın adli boyutunda peş peşe kritik kararlar alındı.

Kaptan, mürettebat ve şirket yetkililerinin de aralarında bulunduğu 14 kişi Girne Kaza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkarıldı. Duruşmada dalgaların geminin ön tarafını kopardığını iddia eden kaptan M.Ö. ve beraberindeki 8 şüpheli hakkında üç günlük ek tutuklama kararı verildi. Beş liman yetkilisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, polis iki firari şüpheliyi arıyor.

Yolcuların dehşet anlarında kaydettiği görüntüler ile "kapılar kilitliydi ve kaptan gemiyi terk etti" şeklindeki kan donduran iddialar, perşembe günü görülecek yeni duruşmada mercek altına alınacak. Geminin geçmiş bakım kayıtları, denize elverişliliği ve liman izinleri de detaylıca inceleniyor.



Faciada Acı Bilanço

Kayıp 20 kişiye canlı ulaşılması için dualar edilirken, hayatını kaybeden 8 yolcunun kimlikleri resmi makamlarca teyit edildi. Nuray Zeytun, Nihat Balyemez, Reyhan Verim, Gülcan Gürel, Hüseyin Özdemir, Fahri Ateş, Nisa Toker ve Nurcan Haliloğlu facianın kurbanları olarak kayıtlara geçti.

Denizin derinliklerinde aranan 20 kayıp yolcu arasında ise Türkiye ve KKTC vatandaşları bulunuyor.

Listede Ferdi Törer, Mustafa Demir, Mahmut Demir, Özgür Gönül, Anni Azel Hilaloğlu, Şerif Özdemir, Süleyman Erdoğan, Saliha Miray Biçer, Mehmet Asaf Biçer, Orhan Bekret, Nazmiye Özbolat, Elmas Demir, İsmail Kurt, Yulia Özcan, Ayhan Özcan, Elife Bayır, Nihat Pancar, Mustafa Kemal Yaralı, Mehmet Bayhan ve Mehmet Nuri Ayran yer alıyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Girne'de batan Filojet'in yeri 550 metrede tespit edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:49:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/girnede-batan-filojetin-yeri-550-metrede-tespit-edildi-185008-20260901.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/girnede-batan-filojetin-yeri-550-metrede-tespit-edildi-185008-20260901.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/girnede-batan-filojetin-yeri-550-metrede-tespit-edildi-185008-20260901.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MEHMET SÖNERCAN YAZDI: AKIL VE KALP BİRLİKTELİĞİNDE BİR DİRİLİŞ YOLCULUĞU: KÂBE’NİN GÖLGESİNDE İLK NEFES]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-mehmet-sonercan-yazdi-akil-ve-kalp-birlikteliginde-bir-dirilis-yolculugu-kabenin-golgesinde-ilk-nefes-4177.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-mehmet-sonercan-yazdi-akil-ve-kalp-birlikteliginde-bir-dirilis-yolculugu-kabenin-golgesinde-ilk-nefes-4177.html</link>
                    <description><![CDATA[BİR TESBİHİN TANELERİ GİBİ: 33 CAN VE BİR İMAME]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsan, hayatı boyunca sayısız yolculuğa çıkar. Şehirler aşar, kıtalar geçer, dağların zirvelerine tırmanır. Kimi yolculuklar rızık peşindedir, kimi yeni ufuklar keşfetmek, kimi de gündelik koşturmacanın ağır yorgunluğunu üzerinden atmak içindir. Ancak öyle bir yolculuk vardır ki; coğrafyada değil, doğrudan insanın kendi iç derinliğinde gerçekleşir. Bu, yeryüzünün ilk evine, insanın fıtrat ayarlarına, aklın şüpheden arınıp kalbin mutmainliğe erdiği o mutlak tevhid merkezine doğru yapılan kutlu hicrettir.

Takvimler 29 Ağustos 2026 Cumartesi gününü gösterdiğinde, sabahın bereketiyle Gaziantep’in kadim sokaklarından bu niyetin ilk adımını attık.
Yalnız değildik; heybemizde sadece şahsi yüklerimiz değil, Anadolu’nun dört bir köşesinden yükselen asırlık hasret ve samimiyet vardı. Nazende Turizm’in mihmandarlığında bir araya gelen kafilemiz; Gaziantep’in vakur duruşunu, Malatya’nın vefalı gönüllerini, Samsun’un Karadeniz esintili heyecanını ve Adana’nın sımsıcak dualarını aynı çatı altında buluşturmuştu.

Havalimanında bir araya geldiğimizde gözlerimizin önünde beliren tablo, aslında İslam medeniyetinin ve ümmet bilincinin kusursuz bir minyatürüydü. Kafilemizde hayatın her rengi, her durağı ve her mesleği mevcuttu:

Bir yanda ömrünün bereketini Beytullah’a taşımış ak saçlı, dualı büyüklerimiz; diğer yanda zihnindeki arayışları kalbinin coşkusuyla buluşturmak isteyen pırıl pırıl üniversite öğrencisi gençlerimiz...

Henüz dünyanın kirine bulaşmamış, masumiyetiyle grubun neşesi olan kucaktaki küçücük bir bebek...

Bedenin şifasıyla uğraşan hekimimiz, nizamın ve hesabın piri muhasebecimiz, rızkını helal alın teriyle kazanan esnafımız, millete hizmeti şiar edinmiş memurlarımız ve gönüllere köprü kuran din görevlilerimiz...

Ve öyle muazzam bir tevafuk tecelli etti ki; Türkiye’nin 4 ayrı şehrinden gelen bu kutlu topluluk tam 33 umreci ve onların başında bir ilim rehberinden ibaretti.

Adeta 33 taneli bir tesbih gibiydik. Her birimiz farklı bir meşrepten, farklı bir meslekten ve farklı bir yaştan o ipe dizilmiş nurani birer taneydik. Bu tesbihin imamesi ise, ilmiyle aklımızı aydınlatan, hikmetiyle kalbimizi toparlayan kıymetli rehberimiz; Mısır El-Ezher Üniversitesi mezunu ve İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Aksoy Hocamızdı.

İmamenin rehberliğinde bir araya gelen taneler dağılmaz; aksine tek bir zikrin, tek bir niyetin ve tek bir hedefin etrafında kenetlenir. Hocamızın daha ilk adımdan itibaren vurguladığı hakikat, bu 33 tanenin zihnine ve kalbine nakşoldu: “Umre, bedenin yürüdüğü mekanik bir seyahat değildir. Umre; aklın idrak ettiği, kalbin ise bizzat teslim olduğu bir medeniyet ve benlik inşasıdır. Buraya sadece seyretmeye değil; affedilmeye, kırık dökük yanlarımızı onarmaya ve yeniden imar olmaya geldik.”

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında ihramlara büründük. İhram; doktorun beyaz önlüğünü, memurun kravatını, esnafın cüzdanını, gencin hevesini ve yaşlının yorgunluğunu aynı dikişsiz kumaşın altında eşitleyen ilahi bir adalet örtüsüydü. Akıl sordu: "Sen kimsin?" Kalp ihramın sadeliğinde cevap verdi: "Ben, topraktan yaratılmış, tesbihin bir tanesi gibi Rabbine muhtaç bir kulum." Dudaklarımızdan dökülen "Lebbeyk Allâhümme Lebbeyk..." nidaları gök kubbeyi aşıp arşa uzanırken uçağımızın kanatları 33 canı vahyin beşiğine doğru taşıyordu.

İLK GÖRÜŞÜN ŞOKU, GÖZYAŞININ DİLİ VE MERKEZDE OLMAK

Cidde’den Mekke-i Mükerreme’ye uzanan yolda heyecan, yerini tarifsiz bir ruhsal yoğunluğa bıraktı. Otelimize yerleşip ilk umremizin hazırlığını tamamladığımızda, sabahın sükûneti Mekke caddelerinin üzerine inmişti. Adım adım Harem-i Şerif’e doğru yürüyorduk. Sokaklar, asırlardır bu yoldan geçmiş peygamberlerin, sahabelerin ve velilerin manevi kokusunu taşıyordu.

Bâbüsselâm’dan (Selam Kapısı) içeri girdiğimiz an, dünya bütün gürültüsünü kesti. Başlar tevazu ile önde, kalpler göğüs kafesini yırtacak şiddette çarparak adımladık beyaz mermerleri. Ve o saniye... Başımızı kaldırıp baktığımız ilk an: Kâbe-i Muazzama.

O anı kelimelere dökmek aklın sınırlarını zorlar; çünkü o an, sözün tükendiği ve gözyaşının dile geldiği andır. Siyah örtüsünün vakar dolu heybeti ve nurani sükûnetiyle Kâbe, tam karşımızda duruyordu. Kafilemizdeki 33 canın gözlerinden yaşlar bir ırmak gibi boşaldı. Ağlamak, bir zayıflık değil; nihayet ait olduğu yuvayı bulmuş bir yetimin şefkat kucağına sığınması gibi derin bir vuslatın ifadesiydi.

Yıllarca kıble diye yöneldiğimiz, secdelerimizde hasretiyle yandığımız o mukaddes yapı, bir anda bütün azametiyle karşımızdaydı. İlk Kâbe görüşünde yapılan dua, semanın kapılarının ardına kadar açıldığı andır. Eller semaya kalktı; affedilmek için yalvardık. Günahlarımızın, ihmallerimizin, kırgınlıklarımızın ve dünya telaşında unuttuğumuz fıtratımızın tamiri için yalvardık: “Allah’ım! Biz buraya imar olmaya geldik. Akıl ile kalbimizi barıştırmaya, nefsimizin enkazı altında kalan insanlığımızı yeniden ayağa kaldırmaya geldik...”

Hacerülesved hizasından tekbir ve tehlillerle ilk tavafımıza başladık. Tavaf; kâinatın fıtri dönüş nizamına dâhil olmaktır. Çekirdeğin etrafında dönen atomlar, güneşin etrafında dönen seyyareler gibi; biz de varlığın ve tevhidin merkezine kalbimizi sabitleyerek dönmeye başladık. Her şavtta, benliğimizden bir kibri, bir zafiyeti dışarıda bıraktık. Kâbe merkezdeydi; biz ise o merkezin etrafında eriyen, makamından ve ırkından soyunmuş birer zerreydik.

PEYGAMBERLERİN İZİNDE, İBRAHİMÎ TESLİMİYET VE SAHABE DUYGUSU

Tavaf mermerlerinin serinliği ayaklarımıza değerken, ruhumuz tarihin ve gaybın sıcaklığıyla sarmalanıyordu. Çünkü adımladığımız her noktada bir peygamberin secdesi, bir sahabenin çilesi saklıydı.

Hemen yanı başımızda Makam-ı İbrahim duruyordu. Aklımız o taşa baktı; kalbimiz ise binlerce yıl öncesine, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmâil’in bu duvarları taş taş yükselttiği o kutlu inşa anına uzandı. Hz. İbrahim... Akıl ile kalbin, sorgulama ile teslimiyetin en büyük mimarı.
Yıldızlara, aya ve güneşe bakarak aklıyla "Batanları sevmem" diyen ve Rabbini bulan Halilullah. Ardından, en sevdiği evladını kurban etmesi emredildiğinde hiçbir tereddüt göstermeden teslim olan o sarsılmaz irade.
İbrahimî teslimiyet tam da buydu: İnsanın kalbinde putlaştırdığı ne varsa; mülkünü, makamını, nefsini ve hatta en derin bağımlılıklarını Allah rızası uğruna feda edebilme olgunluğu. Kâbe’nin etrafında dönerken kendi içimize yöneldik: "Bizim İsmâil’imiz ne? Bırakamadığımız, bizi hakikatten alıkoyan hangi gizli putlarımız var?" Tavaf, o putları tek tek kırma ameliyesine dönüştü.

Biraz ötede Hz. Hacer annemizin çölün ortasında sergilediği o muazzam tevekkül canlandı gözlerimizde. Safa ile Merve arasındaki Sa'y yürüyüşümüz, Hacer’in gayretinin bir tekrarıydı. Akıl sebeplere sarılmayı (koşmayı), kalp ise sonucu yalnız Allah’tan beklemeyi emrediyordu. Zemzem; aklın çabasının bittiği yerde kalbin teslimiyetine lütfedilen ilahi ikramdı.

AFFEDİLMEYE VE İMAR OLMAYA GELDİK: İLK OLSUN AMA SON OLMASIN

Tavaf namazlarımızı kılıp kana kana zemzem içtikten sonra Harem’in avlusunda diz kırdık. Mekke’nin o nurani esintisi yüzümüze çarparken derin bir iç muhasebeye daldık.

Modern çağ, aklı kalpten kopararak insanı derin bir varoluş krizine sürükledi. Sadece akla dayananlar merhametsiz bir kibrin pençesine düştü; aklı unutup yalnızca duyguya kapılanlar ise istikameti kaybetti. Oysa bizim medeniyetimiz, aklın ışığı ile kalbin nurunu birleştiren bir tevhid medeniyetidir. İşte Kâbe, bu muazzam dengenin somutlaşmış halidir. Hendesesi aklın intizamını, etrafındaki tavaf ise kalbin aşkını temsil eder.
Biz bu topraklara salt bir tarih gezisi yapmaya gelmedik. Biz buraya, hayatın dağınıklığında hırpalanan ruhlarımızı imar etmeye geldik. Kendi içimizdeki harabeleri temizlemeye, ahlak sütunlarımızı doğrultmaya, çatlayan ihlas duvarlarımızı tevbe harcıyla yeniden örmeye geldik.

Ve en çok da affedilmeye geldik. Biliriz ki, affedilmeyen bir kalp imar olamaz; imar olmayan bir zihin ise medeniyet inşa edemez. Döktüğümüz her damla gözyaşı, içimizdeki günah kirlerini yıkayan bir şifa pınarı oldu.

Ellerimizi Kâbe’ye uzatarak yaptığımız müşterek duamızda niyazımız şudur: “Ey bu Kutsal Beyt’in Sahibi! Bu kavuşmayı bizim için ilk kıl ama asla son eyleme. Bizi bu kapıdan eli boş, kalbi nasipsiz çevirme. Bir tesbih tanesi gibi dizildiğimiz bu 33 canın birliğini daim eyle. Kâbe’de bulduğumuz bu ruhsal dengesini, bu akıl ve kalp birlikteliğini memleketimize; Gaziantep’e, Samsun’a, Malatya’ya, Adana’ya ve tüm insanlığa taşımayı bizlere nasip eyle.”

Kâbe’de zaman durur, mekân genişler, sadrımız inşirah bulur. Şimdi önümüzde yepyeni bir sayfa, zihnimizde berrak bir idrak ve göğsümüzde arınmış bir kalp var. Medeniyet inşası, işte tam da bu arınmış gönüllerin omuzlarında yükselecektir.
Dualarınızda bu kutlu kafileyi ve tüm İslam âlemini unutmamanız temennisiyle...&nbsp;

Kâbe-i Muazzama’nın avlusundan muhabbet, selam ve dualarla.



&nbsp;

Yazar: [Mehmet Sönercan]&nbsp;
Mekân: Mekke-i Mükerreme / Kâbe-i Muazzama
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MEHMET SÖNERCAN YAZDI: AKIL VE KALP BİRLİKTELİĞİNDE BİR DİRİLİŞ YOLCULUĞU: KÂBE’NİN GÖLGESİNDE İLK NEFES - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:42:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-akil-ve-kalp-birlikteliginde-bir-dirilis-yolculugu-kabenin-golgesinde-ilk-nefes-184432-20260901.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-akil-ve-kalp-birlikteliginde-bir-dirilis-yolculugu-kabenin-golgesinde-ilk-nefes-184432-20260901.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-akil-ve-kalp-birlikteliginde-bir-dirilis-yolculugu-kabenin-golgesinde-ilk-nefes-184432-20260901.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MHP GAZİANTEP’TE KONGRE HEYECANI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-mhp-gaziantepte-kongre-heyecani-4176.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-mhp-gaziantepte-kongre-heyecani-4176.html</link>
                    <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanlığı, MHP Genel Merkezi tarafından ilan edilen kongre takvimi doğrultusunda il kongresi için geri sayıma geçti. MHP Genel Merkezi’nin "Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda" vizyonuyla yürütülen süreç kapsamındaki Gaziantep İl Kongresi, 20 Eylül Pazar günü ‘20 Eylül’de 25 Aralık Ruhu ile Buluşuyoruz’ parolasıyla gerçekleştirilecek.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ “GAZİ ŞEHRİN ECDADI İLE ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER, AYNI MİLLİ RUHTUR”

20 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek 15. Olağan Gaziantep İl &nbsp;Kongresi’nde Gaziantep’in düşman işgaline karşı verdiği 25 Aralık destanı ile Milliyetçi-Ülkücü hareketin şehitler mirasını aynı çizgide buluşturduklarının altını çizen Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, "Ecdadın 25 Aralık'taki sarsılmaz duruşu ile ülkücü şehitlerimizin mukaddes emaneti, bugün yolumuzu aydınlatan en büyük meşaledir" dedi.

Gaziantep’in kurtuluş mücadelesi ile Milliyetçi-Ülkücü hareketin tarihsel bağını vurgulayan İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, “Gazi şehrimiz, 6 bin 317 şehidinin kanıyla yazdığı 25 Aralık destanıyla vatan savunmasının ne demek olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Şahin Beylerin, Şehİt Kamilleri, Karayılanların, Özdemir Beylerin düşman işgaline karşı koyduğu o ecdad duruşu neyse; yakın tarihimizde bayrak, ezan ve devletin bekası uğruna gözünü kırpmadan şehadete yürüyen Ülkücü şehitlerimizin sergilediği fedakarlık da aynı kutlu ruhun tecellisidir. 25 Aralık’ta Antep savunmasını gazi kılan irade ile Ülkücü hareketin bedel ödeyerek koruduğu mukaddes değerler aynı şuurun eseridir” dedi.

&nbsp;

“EMANETE SAHİP ÇIKMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çizdiği ilkeler doğrultusunda hareket ettiklerinin altını çizen Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, “Genel Merkezimizin 'Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda' anlayışıyla çizdiği istikamet, bizlere hem 25 Aralık kahramanlarının hem de Ülkücü şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkma sorumluluğunu yüklemektedir. 20 Eylül Pazar günü gerçekleştireceğimiz il kongremiz, bu iki büyük mirasa olan sadakatimizin ve geleceğe olan kararlılığımızın nikahlandığı tarihi bir gün olacaktır. Şehitlerimizin emaneti olan mukaddes davamızı Gaziantep’te daha yukarı taşımak ve lekesiz bir iradeyle geleceğe yürümek boynumuzun borcudur” dedi.

&nbsp;

KONGRE HAZIRLIKLARI TAMAMLANDI

Milliyetçi Hareket Partisi &nbsp;Gaziantep Teşkilatı’nda ilçe kongrelerinin tamamlanmasıyla birlikte gözler büyük il kongresine çevrildi &nbsp;MHP Gaziantep İl Başkanlığı, genel merkez onayının ardından il kongresi hazırlıklarının eksiksiz şekilde tamamlandığını duyurdu.

&nbsp;

Parti resmi kanallarından yapılan açıklamaya göre kongre, 20 Eylül Pazar günü Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi'nde (ŞKM) organize edilecek. Delegelerin ve katılımcıların ağırlanacağı kongre, sabah saat 10.00 itibarıyla kapılarını açacak ve 17.00'ye kadar devam edecek.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MHP GAZİANTEP’TE KONGRE HEYECANI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantepte-kongre-heyecani-183624-20260901.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantepte-kongre-heyecani-183624-20260901.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantepte-kongre-heyecani-183624-20260901.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MİLLETVEKİLİ BAKBAK KALPLERE DOKUNUYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-milletvekili-bakbak-kalplere-dokunuyor-4175.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-milletvekili-bakbak-kalplere-dokunuyor-4175.html</link>
                    <description><![CDATA[AK Parti Gaziantep Milletvekili ve AK Parti Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Derya Bakbak, Gaziantep'in Şehitkamil, Araban ve Yavuzeli ilçelerinde hane ziyaretleri gerçekleştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakbak’a hane ziyaretlerinde Gaziantep İl Kadın Kolları Başkanı Av. Dilan Ensari Şahin eşlik etti. Şehitkamil programına Şehitkamil Belediye Başkan Yardımcısı Hülya Kılıç ile Şehitkamil İlçe Kadın Kolları Başkanı Av. Yasemin Karaca Ersöz katıldı. Araban ve Yavuzeli programlarında ise AK Parti Gaziantep İl Yönetim Kurulu Üyesi Zehra Kılınç Aykurt yer alırken Araban’da İlçe Kadın Kolları Başkanı Tuğba Sarıkaya, Yavuzeli’nde ise İlçe Kadın Kolları Başkanı Tuğba Azar Bakbak’a eşlik etti. Üç ilçede de hemşehrileriyle bir araya gelen Bakbak, vatandaşların gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

"GAZİANTEP'İN GÜCÜ, İNSANLARI ARASINDAKİ BAĞDAN GELİYOR"

Hane ziyaretlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Bakbak, "Şehitkamil, Araban ve Yavuzeli'nde hanelerine konuk olduğumuz hemşehrilerimizin muhabbeti, Gaziantep'in gücünün nereden geldiğini bize bir kez daha gösterdi. Bu şehir, aile bağlarıyla, komşuluk hukukuyla, sevincini ve hüznünü paylaşan insanlarıyla kocaman bir ailedir. Hayatın doğal akışı içinde kurulan bu gönül bağını çok kıymetli görüyoruz. Her buluşma aramızdaki güveni büyütüyor, dayanışmamızı pekiştiriyor, kardeşlik hukukumuzu diri tutuyor. Gaziantep'imizin bütün ilçelerinde hemşehrilerimizle yan yana olmaya, hane hane, gönül gönüle yürümeye devam edeceğiz." dedi.

ŞEHİT ALİ ÇİFTÇİ'NİN AİLESİNE VEFA ZİYARETİ

Yavuzeli programı kapsamında Şehit Ali Çiftçi'nin ailesini ziyaret eden Bakbak, aziz şehidin annesi Ülger Çiftçi ile bir araya geldi. Milletimizin bekasının şehitlerimizin aziz hatırasında yaşadığını dile getiren Bakbak, şu ifadelere yer verdi:

"Bir şehit annesinin elini öpmek, dünyanın hiçbir makamına değişilmeyecek bir bahtiyarlıktır. Ülger annemiz gibi analarımız, evlatlarını bu aziz topraklara emanet eden yürekleriyle milletimizin baş tacıdır. Şehit aileleri bizim ailemizdir. Onların hayır duası, bizim en büyük gücümüzdür."

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE, AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİDİR"

Şehit ailelerine olan vefa borcumuzun, Terörsüz Türkiye ülküsüyle taçlanacağını vurgulayan Bakbak, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlatılan Terörsüz Türkiye vizyonu, bu toprakların en önemli davasıdır. Şehitlerimizin aziz emanetine sahip çıkarak, bu vatanda bir evladımızı daha toprağa vermemek için gece gündüz çalışıyoruz. Terörsüz Türkiye, Şehit Ali kardeşimiz gibi yiğitlerimizin emanetidir, Ülger annemiz gibi analarımızın duasıdır. Doğusuyla

batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle 86 milyonun kardeşçe kucaklaştığı büyük Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bu dava, huzurun, kardeşliğin ve bekamızın davasıdır. Milletimizin desteğiyle, teşkilatımızın gayretiyle bu tarihi yürüyüşü hedefine ulaştıracağız." dedi
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MİLLETVEKİLİ BAKBAK KALPLERE DOKUNUYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 08:23:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/milletvekili-bakbak-kalplere-dokunuyor-112432-20260901.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/milletvekili-bakbak-kalplere-dokunuyor-112432-20260901.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/milletvekili-bakbak-kalplere-dokunuyor-112432-20260901.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AĞRI SAADET PARTİSİ: “YILLARDIR EKSİK BIRAKILAN KADROLARI TAMAMLAMAK BAŞARI DEĞİLDİR!”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-agri-saadet-partisi-yillardir-eksik-birakilan-kadrolari-tamamlamak-basari-degildir-4174.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-agri-saadet-partisi-yillardir-eksik-birakilan-kadrolari-tamamlamak-basari-degildir-4174.html</link>
                    <description><![CDATA[Saadet Partisi Ağrı İl Başkanı Fetullah Tortumlu, Ağrı’nın sağlık altyapısına yapılacak yatırımlar ve göreve başlayacak hekimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tortumlu, sağlık hizmetine erişimin vatandaşın anayasal hakkı olduğunu belirterek, “Temel bir kamu hizmetinin aksamasının ardından gelen her atamayı olağanüstü bir başarı hikâyesi gibi anlatmak, halkın hafızasıyla alay etmekten başka bir şey değildir” dedi.

“AĞRI’YA GELECEK HER HEKİMİN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR”

Saadet Partisi Ağrı İl Başkanı Fetullah Tortumlu, Ağrı’nın sağlık altyapısına yapılacak kalıcı yatırımların ve kente atanacak hekimlerin önemli olduğunu belirterek, göreve başlayacak doktorlara başarı dileğinde bulundu.

Tortumlu, “Ağrı’mızın sağlık altyapısına yapılacak her türlü kalıcı yatırımın ve şehrimize gelecek her bir hekimin başımızın üstünde yeri vardır. Göreve başlayacak tüm hekimlerimize Serhat şehrimize hoş geldiniz diyor, kıymetli görevlerinde üstün başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.

“NİTELİKLİ SAĞLIK HİZMETİ BİR LÜTUF DEĞİLDİR”

Vatandaşların nitelikli sağlık hizmetine erişiminin temel bir anayasal hak olduğunu vurgulayan Tortumlu, aylarca yaşanan sağlık sorunlarının ardından yapılan atamaların büyük bir başarı gibi sunulmasını eleştirdi.

Tortumlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Ancak vatandaşın en temel anayasal haklarından biri olan nitelikli sağlık hizmetine erişimi, aylarca süren mağduriyetlerin ardından adeta bir ‘uzay keşfi’ veya büyük bir lütufmuş gibi pazarlayan bu zihniyeti ibretle takip ediyoruz.

Yıllardır eksik bırakılan kadroların tamamlanmasını büyük bir müjde edasıyla duyuranların, ülkeyi ve memleketi getirdikleri bu acıklı tablodan gurur duyması gerçekten düşündürücüdür.”

“UZMAN HEKİM BULMAK MUCİZEYE DÖNÜŞTÜYSE SORUMLUSU Kİ?”

Ağrı’da sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların vatandaşları mağdur ettiğini savunan Tortumlu, sağlık hizmetlerindeki eksikliklerin sorumluluğunun mevcut yönetim anlayışında olduğunu ileri sürdü.

Tortumlu, “Bugün Ağrı halkı hastane koridorlarında çile çekiyorsa, uzman hekim bulabilmek bir mucizeye dönüştüyse, bunun sorumlusu bu eksikliği yaratanların ta kendisidir” dedi.

“HALKIN HAFIZASIYLA ALAY ETMEKTİR”

Temel kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinin olağanüstü bir başarı gibi sunulmasını eleştiren Tortumlu, açıklamasını sert ifadelerle sürdürdü:

“Temel bir kamu hizmetinin aksamasının ardından gelen her atamayı olağanüstü bir başarı hikâyesi gibi anlatmak, halkın hafızasıyla alay etmekten başka bir şey değildir.

Yakında marketten ekmek alabilmeyi, sokakta güvenle yürüyebilmeyi de devasa bir hükümet başarısı olarak duyurursanız hiç şaşırmayacağız.”

“TEMEL HAKLAR LÜKS DEĞİL, DOĞAL STANDART OLMALI”

Saadet Partisi olarak liyakat, planlama ve halkın refahının esas alındığı bir yönetim anlayışını savunduklarını belirten Tortumlu, sağlık hizmetlerinin vatandaşlara bir lütuf gibi değil, doğal bir kamu hizmeti standardı olarak sunulması gerektiğini ifade etti.

Tortumlu, “Bizler; liyakatin, planlamanın ve halkın refahının esas alındığı, temel hakların bir ‘lüks’ veya ‘müjde’ olarak değil, doğal bir standart olarak sunulduğu günleri bu şehre mutlaka getireceğiz” dedi.

Ağrı’ya yeni atanan hekimlere başarı dileklerini yineleyen Tortumlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Ağrı’ya gelen hekimlerimize şifa ve güç dilerken, bu tükenmiş ve günü kurtarmaya çalışan vizyonu kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[AĞRI SAADET PARTİSİ: “YILLARDIR EKSİK BIRAKILAN KADROLARI TAMAMLAMAK BAŞARI DEĞİLDİR!” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 08:19:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/agri-saadet-partisi-yillardir-eksik-birakilan-kadrolari-tamamlamak-basari-degildir-112031-20260901.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/agri-saadet-partisi-yillardir-eksik-birakilan-kadrolari-tamamlamak-basari-degildir-112031-20260901.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/agri-saadet-partisi-yillardir-eksik-birakilan-kadrolari-tamamlamak-basari-degildir-112031-20260901.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hasan Kalyoncu Üniversitesi MERGENİYE Takımı TEKNOFEST Mavi Vatan’da Üçüncü Oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-hasan-kalyoncu-universitesi-mergeniye-takimi-teknofest-mavi-vatanda-ucuncu-oldu-4173.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-hasan-kalyoncu-universitesi-mergeniye-takimi-teknofest-mavi-vatanda-ucuncu-oldu-4173.html</link>
                    <description><![CDATA[Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) MERGENİYE Takımı, bu yıl Gölcük’te düzenlenen TEKNOFEST 2026 Mavi Vatan kapsamında gerçekleştirilen İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması Üniversite Kategorisi’nde üçüncülük elde etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yazılım, bilgisayar, makine, elektrik-elektronik ile havacılık ve uzay mühendisliği alanlarından öğrencilerin bir araya geldiği, HKÜ ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen MERGENİYE Takımı, geliştirdiği insansız su altı aracıyla yarışmada Hasan Kalyoncu Üniversitesi’ni başarıyla temsil etti.

HKÜ Rektörü Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Farklı mühendislik disiplinlerinden öğrencilerimizin ortak bir hedef doğrultusunda bir araya gelerek bilgi ve yetkinliklerini yerli ve özgün teknolojilere dönüştürmeleri bizler için son derece kıymetli. TEKNOFEST gibi önemli bir organizasyonda elde edilen bu derece, öğrencilerimizin üretme, geliştirme ve birlikte çalışma kültürünün güçlü bir göstergesidir. HKÜ MERGENİYE Takımımızı ve emeği geçen tüm akademisyenlerimizi kutluyorum.” dedi.

Akademik danışmanlığını HKÜ Mühendislik Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü’nden Arş. Gör. Yeşim Görür’ün, takım kaptanlığını ise Yazılım Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Mehmet Fatih İnal’ın üstlendiği ekip tarafından geliştirilen araç; sensörleri, kamera sistemleri ve kontrol algoritmaları sayesinde çevresini algılayarak insan müdahalesine ihtiyaç duymadan otonom hareket edebiliyor. Yaklaşık 50 metre derinlikte oluşabilecek basınca dayanıklı olarak tasarlanan araç; ileri-geri, sağ-sol ve yukarı-aşağı hareket kabiliyeti sağlarken, alüminyum gövdesi ve modüler elektronik mimarisiyle dayanıklılık, hafiflik ve kolay geliştirilebilirlik sağlıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Hasan Kalyoncu Üniversitesi MERGENİYE Takımı TEKNOFEST Mavi Vatan’da Üçüncü Oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 07:25:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/hasan-kalyoncu-universitesi-mergeniye-takimi-teknofest-mavi-vatanda-ucuncu-oldu-102658-20260831.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/hasan-kalyoncu-universitesi-mergeniye-takimi-teknofest-mavi-vatanda-ucuncu-oldu-102658-20260831.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/hasan-kalyoncu-universitesi-mergeniye-takimi-teknofest-mavi-vatanda-ucuncu-oldu-102658-20260831.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Psk. Bilim Uzmanı Mercan Ciğerli Yazdı: Çocukluğumuzun yasasız anlaşmaları ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-cocuklugumuzun-yasasiz-anlasmalari-4169.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-cocuklugumuzun-yasasiz-anlasmalari-4169.html</link>
                    <description><![CDATA[İnsan bir ilişkiye yalnızca kendisiyle gelmez..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Arkasında bir ev vardır;

duvarlarında duyduğu cümleler,
sofrasında öğrendiği suskunluklar,
anne babasının birbirine bakışları,
sevgiyi gösterme biçimleri,
kırgınlıkları taşıma şekilleri…İnsan büyür, evden çıkar;
ama ev her zaman insanın içinden çıkmaz. Belki de bu yüzden bazı ilişkilerde kavga ettiğimiz şey, karşımızdaki insan değildir. Geçmişin bize bıraktığı görünmez kurallardır.Kimse bize söylemeden biliriz:

Seven kıskanır.
Kadın biraz susar.
Erkek güçlü durur.
Büyüklerin sözü dinlenir.
Aile için fedakârlık yapılır.
Seviyorsan anlarsın.
Gerçek dost aramadan gelir.
Çocuk itaat eder.
Eş, söylemeden ihtiyacını anlamalıdır. Bunlar bir gün oturup üzerinde anlaşılmış kurallar değildir.Ama biz onlara uyarız. Çünkü bazı sözleşmeler imzalanmaz;
insanın içine yazılır.

Miras aldığımız şey her zaman hakikat değildir

Çocuk dünyayı önce kendi evinin penceresinden görür.Annesinin sustuğunu görür ve susmayı sabır zanneder.Babasının öfkesini görür ve onu otorite sanabilir.
Sürekli fedakârlık yapan birini görür ve sevgiyi kendinden vazgeçmekle eşleştirebilir.Sevginin hiç konuşulmadığı bir evde büyüyen insan, sevgiyi sessizlikte arayabilir.Sonra kendi ilişkisini kurar.Ve farkında olmadan geçmişinin cümleleriyle konuşmaya başlar.İşte insanın en büyük yanılgılarından biri burada başlar: Öğrendiği şeyi, kendi seçimi sanmak.Oysa bize öğretilmiş olması, onun hakikat olduğu anlamına gelmez.

Her insan biraz da geçmişinin devamıdır

İlişkiler yalnızca iki insanı karşılaştırmaz. İki geçmişi karşılaştırır. İki aileyi.İki kültürü.
İki farklı (normal) anlayışını. Birinin sevgisi yakınlıktır. Diğerinin sevgisi mesafedir. Birinin sadakati her şeyi paylaşmaktır.Diğerinin sadakati birbirine alan bırakmaktır.Birinin kırgınlığı konuşmaktır.Diğerinin kırgınlığı susmaktır. Sonra bu iki insan aynı evde yaşamaya başlar.Ve çoğu zaman sorun şudur: İkisi de kendi bildiği dili evrensel sanır.

İlişkilerdeki görünmeyen borçlar

Bazen sevgi bile gizli bir borçlandırmaya dönüşür.“Ben senin için bunları yaptım.”“Sen de benim için yapmalısın.”“Ben seni düşündüm.”“Sen neden beni düşünmediOysa karşı taraf belki böyle bir anlaşmayı hiç yapmamıştır.Biz kendi içimizde bir sözleşme hazırlamış, sonra onu karşı tarafa tebliğ etmeden yürürlüğe koymuşuzdur.İhlal edildiğinde de kırılırız.Belki ilişkilerdeki birçok kırgınlığın altında biraz da bu vardır: Söylenmemiş beklentiler.

Tasavvufun diliyle insanın asıl yolculuğu

İnsanın kendini bilmesi, yalnızca “Ben kimim?” diye sorması değildir. Dolayısıyla asıl soru şudur: “Bende konuşan kim?”

Bu öfke gerçekten bana mı ait?
Bu korku benim mi?
Bu beklenti benim seçimim mi?
Bu suskunluk erdem mi, yoksa öğrenilmiş bir savunma mı?
Bu fedakârlık sevgi mi, yoksa sevilme arzusu mu?
Bu kontrol ilgi mi, yoksa kaybetme korkusu mu?

İnsan bazen kendi nefsinin değil, geçmişinin yankılarının peşinden gider.Kendini dönüştürmek biraz da o yankıları ayırt etmektir.Çünkü özgürlük, unutmak değil;
seçebilmektir.Geçmişimizi silemeyiz.Ama geçmişimizin bize verdiği her şeyi taşımak zorunda da değiliz.Atalarımızdan kalan her davranış erdem değildir.
Her gelenek hakikat değildir.Her alışkanlık hikmet değildir.Bazı şeyler nesilden nesile aktarıldığı için değil, sorgulanmadığı için yaşamaya devam eder.

Belki de olgunlaşmak;“Bizim ailede böyle yapılır.”cümlesinden sonra,“Peki neden?”diye sorabilmektir.Ve daha zor olanı:“Ben bunu gerçekten istiyor muyum?”

Gizli anlaşmalar yalnız evlilikte değildir Arkadaşlıkta vardır.Aşkta vardır.Kardeşlikte vardır.Anne-babalıkta vardır.İş ilişkilerinde vardır.Hatta insanın kendisiyle ilişkisinde bile vardır.“Güçlüysen yardım istemezsin.”“İyi insansan herkesi memnun edersin.”“Seviliyorsan terk edilmezsin.”“Başarılıysan değerlisin.”“Fedakârsan iyi bir insansın.”İnsan bazen bütün hayatını, kendisine çocukken yazılmış birkaç cümlenin dipnotu olarak yaşar.

Belki de ilişki dediğimiz şey budur

İki insanın birbirini değiştirmeye çalışması değil;birbirlerinin taşıdığı görünmez yükleri fark etmesi.

Benim sandığım öfkenin geçmişten geldiğini,
senin sandığın sessizliğin korkudan doğduğunu,
benim sevgi sandığım şeyin kontrol olabileceğini,
senin fedakârlık sandığın şeyin kendinden vazgeçmek olabileceğini görebilmek…Çünkü insan ancak gördüğü şeyi değiştirebilir.Ve belki gerçek yakınlık, birbirimize:“Böyle olmalısın.”demek değil; “Bunu sana kim öğretti?”diye sorabilmektir. Sonra daha derin bir soru gelir:

“Artık bunu sen seçiyor musun?” Çünkü insanın özgürlüğü geçmişinin olmamasında değil, geçmişinden gelen her şeyi kader sanmamasındadır. Ve belki sağlıklı bir ilişki, iki insanın birbirine yeni bir sözleşme önermesidir: Geçmişimiz konuşabilir.
Ama geleceğimizi o belirlemek zorunda değildir.

Yeni bir sözleşme

Öyleyse ilk adım, elimizdeki görünmez sözleşmeleri gün ışığına çıkarmaktır.Bir kırgınlık anında hemen savunmaya geçmeden önce durup kendimize sorabilmek:

“Şu an içimde kırılan şey gerçekten bu ana mı ait, yoksa geçmişimin bir yankısı mı?”

Çözüm, birbirimizin zihnini okumaya çalışmayı bırakıp konuşmaya cesaret etmekte gizlidir.Çünkü birçok kırgınlık, söylenen sözlerden değil; hiç söylenmemiş beklentilerden doğar.Birbirimizi suçlamak yerine, taşıdığımız mirasları masaya koyup konuşulmamış beklentileri açık cümlelere dönüştürmek gerekir.

&nbsp;“Ben sevgiyi böyle öğrendim; peki senin sevgi dilin ne?”

“Ben bunu böyle yapıyorum ama bu tavrım sana ne hissettiriyor?”

“Benden beklediğin şey gerçekten söylediğin bir şey mi, yoksa benim kendiliğimden anlamamı mı bekliyorsun?”

Çünkü hiçbir insan, diğerinin zihnini okumakla yükümlü değildir. Birbirimizin çocukluk yaralarını tamir etmek zorunda da değiliz.Ama o yaralara basmamayı seçebiliriz.Belki sevginin olgunluğu tam da burada başlar: Karşımızdakinin geçmişini değiştirmeye çalışmadan, geçmişinin nerede canını acıttığını öğrenebilmek…Bize miras kalan ezberleri birbirimize dayatmak yerine, onları birlikte sorgulayabilmek…Geçmişin yazdığı görünmez anlaşmaları yürürlükten kaldırıp, iki özgür iradenin katıldığı yeni bir bağ kurabilmek.

Şeffaf.
Açık.
Ve şefkatli…Çünkü sağlıklı bir ilişki, iki insanın geçmişlerini inkâr etmesi değildir.Geçmişleri konuşabilir. Ama geleceği birlikte seçebilirler.Ve belki sevginin en olgun hâli de budur: Bize öğretilen şekilde birbirimizi sevmek değil,
birbirimizi gerçekten nasıl seveceğimizi birlikte öğrenebilmek.

Bize miras kalan her şeyi taşımak zorunda değiliz.Çünkü bazı yükler, biz onları fark ettiğimiz anda miras olmaktan çıkar.Ve belki insanın gerçek olgunluğu da şudur:

Geçmişinden kaçmak değil,
geçmişinin elinden geleceğini geri alabilmek.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Psk. Bilim Uzmanı Mercan Ciğerli Yazdı: Çocukluğumuzun yasasız anlaşmaları  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 06:55:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-cocuklugumuzun-yasasiz-anlasmalari-095622-20260831.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-cocuklugumuzun-yasasiz-anlasmalari-095622-20260831.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/psk-bilim-uzmani-mercan-cigerli-yazdi-cocuklugumuzun-yasasiz-anlasmalari-095622-20260831.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzm.Dr. Tahsin Özenmiş Yazdı: Bir Milletin ve Ordunun Zaferi: 30 Ağustos ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-uzmdr-tahsin-ozenmis-yazdi-bir-milletin-ve-ordunun-zaferi-30-agustos-4168.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-uzmdr-tahsin-ozenmis-yazdi-bir-milletin-ve-ordunun-zaferi-30-agustos-4168.html</link>
                    <description><![CDATA[Bazı zaferler vardır; bir günün takvim yaprağına sığmaz..]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bir tarih yazılır ama o tarihin arkasında yılların birikimi, binlerce insanın emeği, yüzbinlerin fedakârlığı ve bir milletin topyekûn mücadelesi vardır.

30 Ağustos da böylesi bir zaferdir.

26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz'un 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi'yle zirveye ulaşması ve takip eden harekât neticesinde Batı Anadolu'daki Yunan askerî varlığının tamamen sona ermesi; yalnızca birkaç günlük askerî başarının değil, uzun bir hazırlığın, disiplinli bir teşkilatlanmanın, doğru kurmay planlamasının, isabetli sevk ve idarenin ve Mehmetçiğin eşsiz fedakârlığının neticesidir.

Çünkü savaşlar, yalnızca cephede tüfek tutan askerlerle kazanılmaz.

Bir ordunun arkasında görünmeyen fakat zaferin kaderini belirleyen devasa bir akıl ve emek vardır.

Ordu komutanları…

Onların altında kolordu, tümen, tugay, alay ve tabur komutanları…

Bu kademelerin her birinde görev yapan kurmay subaylar…

Haritayı okuyan, istihbaratı değerlendiren, ikmal yollarını hesaplayan, birliklerin intikalini planlayan, topçunun mevziini belirleyen, taarruzun zamanını ve yönünü hesaplayan, ihtiyat kuvvetlerini düzenleyen ve bütün bu unsurları tek bir askerî irade içerisinde buluşturan geniş bir kurmay kadrosu…

Ve nihayet bütün bu planları sahada uygulayan Mehmetçik…

Zafer, işte bu zincirin tamamının birlikte çalışmasıyla ortaya çıkar.

Bir kumandanın kararı önemlidir.

Fakat o kararı hazırlayan bir kurmay aklı vardır.

O kararı cephede uygulayan komutanlar vardır.

Emri birliğine ulaştıran subaylar vardır.

O emri ateş altında yerine getiren Mehmetçik vardır.

Ve bütün bunların arkasında, varını yoğunu ortaya koymuş bir millet vardır.

Bu sebeple 30 Ağustos'u yalnızca bir kişinin askerî dehasına indirgemek, aslında zaferin büyüklüğünü de küçültmek olur.

Çünkü büyük zaferler, büyük kadroların eseridir.

Üstelik bu mücadele yalnızca cephede verilmedi.

Cephedeki asker kadar, cephe gerisindeki millet de savaşın bir parçasıydı.

Kimi evladını gönderdi cepheye…

Kimi ekmeğini…

Kimi malını…

Kimi servetini…

Kimi duasını…

Kimi ise hayatını…

Anadolu'nun köylerinden, kasabalarından ve şehirlerinden cepheye doğru akan bu fedakârlık, görünmeyen fakat ordunun gücünü ayakta tutan büyük bir damar oluşturdu.

Kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle bir millet, elindeki imkânları vatan müdafaası için seferber etti.

Cephede savaşan yüzbinlerce insanın arkasında, onların Cihadı için çalışan milyonlar vardı.

Bu nedenle 30 Ağustos'un hikâyesi yalnızca cephedeki askerlerin değil; cephe gerisindeki milletin de hikâyesidir.

Fakat bu mücadelenin bir başka boyutu daha vardır.

Mesele yalnızca bir toprağın elde tutulması değildi.

Mesele, bir milletin vatanını, bayrağını, kültürünü, namusunu, dinini, dilini, ezanını, camilerini, tekkelerini, zaviyelerini, medreselerini, hilafetini, kimliğini ve aidiyetini muhafaza edebilme mücadelesiydi.

Bu topraklarda asırlar boyunca oluşmuş medeniyet birikiminin, kültürel hafızanın ve millî varlığın başka güçlerin hâkimiyeti altında eriyip gitmemesi için verilen bir mücadeleydi.

Bu yönüyle 30 Ağustos, yalnızca askerî bir tarih değildir.

Aynı zamanda bir milletin varlığını muhafaza etme iradesinin tarihidir.

Bu mücadeleye hayatını koyanların tamamının ortak paydası da burada ortaya çıkar:

Vatan.

Elbette bu büyük mücadelenin gerisinde yalnızca birkaç yılın emeği yoktu.

Asırlardan süzülüp gelen bir devlet ve millet tecrübesi…

Cephelerde savaşmış nesiller…

Vatan uğruna hayatını vermiş şehitler…

Gazi olmuş mücahitler…

Ve onların ardından dua eden milyonlarca insan…

Her birinin fedakârlığı, bu büyük mücadelenin manevi ve tarihî arka planının bir parçasıdır.

Bugün üzerinde yürüdüğümüz topraklar bize hazır bırakılmış bir miras değildir.

Bu vatanın her karışında bedel vardır.

Kimi zaman kanla…

Kimi zaman gözyaşıyla…

Kimi zaman açlıkla…

Kimi zaman yetimlikle…

Kimi zaman da bir annenin evladını uğurlarken içine gömdüğü tarifsiz acıyla ödenmiş bir bedel…

Bu yüzden 30 Ağustos'a bakarken asıl sorulması gereken şudur:

Bu zafer hangi fedakârlıkların üzerine inşa edildi?

Ve belki bugün en fazla hatırlamamız gereken şey de budur:

Zafer, bir kişinin adı değildir.

Zafer; kurmay masasında sabahlayan akıldır.

Zafer; cephede sorumluluk alan komutandır.

Zafer; emri uygulayan subaydır.

Zafer; namlusunu düşmana çeviren topçudur.

Zafer; süvaridir.

Zafer; piyadedir.

Zafer; cephaneyi taşıyandır.

Zafer; yaralıyı sırtında taşıyandır.

Zafer; cephede oğlunu bekleyen annedir.

Zafer; evindeki son lokmayı askere gönderen millettir.

Zafer; bütün bunların üzerinde yükselen ortak iradedir.

Bu sebeple 30 Ağustos'un şerefi, bir şahsa değil; orduya ve millete aittir.

Komutanından Mehmetçiğine…

Kurmayından cephe gerisindeki isimsiz kahramanlara…

Şehidinden gazisine…

Ve bütün bunların maddî ve manevî yükünü omuzlayan aziz milletimize…

Bugün bize düşen ise yalnızca bir zaferi kutlamak değildir.

O zaferin hangi ruhla kazanıldığını anlamaktır.

Çünkü bir milletin en büyük gücü yalnızca silahı değildir.

Birlikte hareket edebilme kabiliyetidir.

Akıl ile cesareti…

Plan ile fedakârlığı…

Komuta ile itaati…

Cephe ile cephe gerisini…

Maddî imkân ile manevî direnci…

Aynı hedefte buluşturabilmesidir.

30 Ağustos bize tam olarak bunu hatırlatıyor.

Bir millet, varlığını tehdit eden şartlar karşısında bütün unsurlarıyla kenetlendiğinde, imkânsız görünen şeyler mümkün hâle gelebilir.

Bugün bu topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu yalnızca bir savaş gününe değil; nesiller boyunca süren fedakârlıklar zincirine borçluyuz.

Bu zincirin halkalarından biri de 30 Ağustos'tur.

Ve o halkanın üzerinde yalnızca komutanların değil, bir milletin mührü vardır.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Bu büyük zaferi bize miras bırakan başta aziz şehitlerimiz olmak üzere bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor; gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Uzm.Dr. Tahsin Özenmiş Yazdı: Bir Milletin ve Ordunun Zaferi: 30 Ağustos  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 06:49:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-tahsin-ozenmis-yazdi-bir-milletin-ve-ordunun-zaferi-30-agustos-095007-20260831.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-tahsin-ozenmis-yazdi-bir-milletin-ve-ordunun-zaferi-30-agustos-095007-20260831.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/uzmdr-tahsin-ozenmis-yazdi-bir-milletin-ve-ordunun-zaferi-30-agustos-095007-20260831.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BAŞKAN FEDAİOĞLU’NDAN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-baskan-fedaioglundan-30-agustos-zafer-bayrami-mesaji-4167.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-baskan-fedaioglundan-30-agustos-zafer-bayrami-mesaji-4167.html</link>
                    <description><![CDATA[“30 AĞUSTOS, MİLLETİMİZİN İSTİKLAL İRADESİNİN TARİHE YAZILDIĞI BÜYÜK BİR ZAFERDİR”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Büyük Zafer’in Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük iradesinin en güçlü nişanelerinden biri olduğunu belirterek, “Ecdadımızın bizlere bıraktığı istiklal ve istikbal mirasını, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağız” dedi.

AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Fedaioğlu, 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’in, Türk milletinin vatanına, bayrağına ve bağımsızlığına sahip çıkma iradesinin tarihe altın harflerle yazıldığı bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

“30 AĞUSTOS, BAĞIMSIZLIK İRADESİNİN SEMBOLÜDÜR”

30 Ağustos’un yalnızca askeri bir zafer olmadığını vurgulayan Fedaioğlu, bu büyük zaferin milletin birlik ve beraberlik içerisinde neleri başarabileceğinin en güçlü göstergelerinden biri olduğunu belirtti.

Fedaioğlu, mesajında şu ifadelere yer verdi:“30 Ağustos; aziz milletimizin istiklalinden, vatanından ve geleceğinden asla vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği tarihi bir zaferdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Başkomutanlığında, kahraman ordumuzun ve milletimizin eşsiz fedakârlıklarıyla kazanılan Büyük Zafer, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan yolun en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu zaferin ardında milletimizin sarsılmaz vatan sevgisi, cesareti, inancı ve birlik ruhu vardır. Bugün bizlere düşen ise ecdadımızın büyük bedeller ödeyerek bizlere emanet ettiği bu aziz vatanı, aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle geleceğe taşımaktır.”

“TÜRKİYE YÜZYILI’NDA HEDEFLERİMİZE KARARLILIKLA YÜRÜYORUZ”

Türkiye’nin bugün ulaştığı seviyenin, geçmişten devralınan mücadele ruhunun ve milletin ortak iradesinin bir sonucu olduğunu kaydeden Fedaioğlu, Türkiye Yüzyılı hedeflerine dikkat çekti.

Başkan Fedaioğlu, “Bugünün mücadelesi; ülkemizi her alanda daha güçlü kılmak, ekonomimizi büyütmek, üretimi ve istihdamı artırmak, gençlerimize daha güçlü bir gelecek bırakmak ve Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada daha etkin bir ülke olmasını sağlamak için verilmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda ülkemizi daha ileriye taşımak için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

“GAZİANTEP, MİLLİ MÜCADELE RUHUNU GELECEĞE TAŞIYOR”

Gaziantep’in milli mücadelede ortaya koyduğu kahramanlığın 30 Ağustos’un taşıdığı anlamı şehir açısından daha da özel kıldığını ifade eden Fedaioğlu, Gaziantep’in bugün de aynı mücadele ve çalışma azmiyle Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunduğunu belirtti.

Fedaioğlu, “Gaziantep, istiklal mücadelesinde gösterdiği eşsiz kahramanlıkla milletimizin bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biri olmuştur. Şahinbeylerin, Şehitkamillerin ve Karayılanların bizlere bıraktığı miras, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. Gazi şehrimiz; üretimi, ihracatı, sanayisi, girişimciliği ve çalışkan insanlarıyla Türkiye Yüzyılı’nın güçlü şehirlerinden biri olmaya devam edecektir. Bizler de bu kadim şehrin taşıdığı sorumluluğun bilinciyle Gaziantep’i hep yeni, hep ileri hedefiyle daha güçlü yarınlara taşımak için çalışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“ŞEHİTLERİMİZİ VE GAZİLERİMİZİ MİNNETLE ANIYORUZ”

Başkan Fedaioğlu, mesajının sonunda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazileri minnetle andı.

Fedaioğlu, “Bu anlamlı gün vesilesiyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, istiklal ve istikbalimiz uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Kahraman gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyor; birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin daim olmasını temenni ediyorum” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[BAŞKAN FEDAİOĞLU’NDAN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:07:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/baskan-fedaioglundan-30-agustos-zafer-bayrami-mesaji-110806-20260830.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/baskan-fedaioglundan-30-agustos-zafer-bayrami-mesaji-110806-20260830.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/baskan-fedaioglundan-30-agustos-zafer-bayrami-mesaji-110806-20260830.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ahmet Tahiroğlu Yazdı: KALAMI ASILDI, FİKRİ YAŞAMAYA DEVAM ETTİ: SEYYİD KUTUB]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-ahmet-tahiroglu-yazdi-kalami-asildi-fikri-yasamaya-devam-etti-seyyid-kutub-4166.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-ahmet-tahiroglu-yazdi-kalami-asildi-fikri-yasamaya-devam-etti-seyyid-kutub-4166.html</link>
                    <description><![CDATA[Bazı isimler vardır; ölüm haberleriyle unutulmaz, bilakis ölümlerinden sonra daha çok konuşulurlar...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Seyyid Kutub işte böyle bir isimdir.

Aradan altmış yıl geçti. Fakat onun adı hâlâ tartışılıyorsa, bunun sebebi yalnızca bir dönemin siyasi hadiseleri değildir. Asıl sebep, Kur’an’ın insanı ve toplumu değiştiren canlı bir hakikat olduğunu ısrarla hatırlatmış olmasıdır.

O, Müslümanlığın sadece kimlikten ibaret olmadığına dikkat çekti. İmanın; ahlak, adalet, sorumluluk, şahsiyet ve kullukla hayatın bütününe yansıması gerektiğini savundu.

İşte rahatsızlık tam da burada başladı.

Çünkü Kur’an’ı sadece raflarda tutmak kolaydır. Onu sadece merasimlerde okumak da kolaydır. Asıl mesele, Kur’an’ın ahlakını hayatımıza taşımaktır.

Seyyid Kutub’un bize bıraktığı en önemli miraslardan biri de budur.

Bizler 1980’li ve 1990’lı yıllarda onun eserleriyle tanışırken, satır aralarında yalnızca bir yazarın düşüncelerini okumadık. O kitaplarda imanını ciddiye alan, Kur’an’ı hayatının merkezine koyan, dünyaya teslim olmayan bir şahsiyet çağrısı gördük.

Fakat bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız:

Seyyid Kutub’un kitaplarını okuduğunu söyleyenlerin bir kısmı, onun asıl mücadelesini oluşturan ahlak, adalet, ihlas, fedakârlık ve nefis muhasebesi konusunda aynı hassasiyeti göstermiyor.

Kitaplığımızda Yoldaki İşaretler bulunuyor ama hayatımızda o işaretlerin gösterdiği istikamet yoksa, okuduklarımızın ne anlamı var?

Dillerimizde büyük davalar var; fakat küçük hesapların peşindeysek…

Sürekli ümmetten bahsediyor, fakat kardeşimizin hakkına riayet etmiyorsak…

İslam’dan söz ediyor, fakat adaletten uzaklaşıyorsak…

Kur’an’ı savunuyor, fakat Kur’an’ın emrettiği güzel ahlakı kuşanmıyorsak…

Önce kendimize dönüp bakmamız gerekir.

Seyyid Kutub’un bugün bize yeniden hatırlattığı mesele tam da budur:

İslam, sadece konuşulacak bir fikir değildir.
İman, sadece söylenecek bir söz değildir.
Kur’an, sadece okunacak bir kitap değildir.

Bunların hepsi insanı değiştirmek içindir.

Onun kalemi susturuldu.

Fakat fikirleri susturulamadı.

Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub’u anarken onu putlaştırmadan, fikirlerini sloganlaştırmadan ve tarihî bağlamından koparmadan okumak gerekir.

Çünkü asıl vefa, bir ismi sürekli tekrar etmek değil; onun bize hatırlattığı hakikatlerle yüzleşebilmektir.

Bugün Müslümanların en büyük ihtiyacı daha fazla slogan değil; daha fazla Kur’an şuuru, ihlas, adalet, güzel ahlak ve şahsiyet inşasıdır.

Seyyid Kutub’un mirasını yaşatmak istiyorsak, önce kendimize şu soruyu sormalıyız:

Kur’an bizi gerçekten değiştirdi mi?

İşte asıl mesele budur.

Ve belki de bugün Seyyid Kutub’un hatırasına verilebilecek en anlamlı cevap, onun adını yüksek sesle söylemek değil;

Kur’an’ın gösterdiği istikamette dürüst, adil, ahlaklı ve şahsiyetli bir hayat yaşamaktır.

Rabbim Seyyid Kutub’a rahmet eylesin. Şehadetini kabul eylesin.

Kalemi susturulanlardan değil, sözü nesiller boyunca yankılananlardan eylesin.

Rahmetle, minnetle ve dua ile…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Ahmet Tahiroğlu Yazdı: KALAMI ASILDI, FİKRİ YAŞAMAYA DEVAM ETTİ: SEYYİD KUTUB - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:04:37 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahmet-tahiroglu-yazdi-kalami-asildi-fikri-yasamaya-devam-etti-seyyid-kutub-110551-20260830.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahmet-tahiroglu-yazdi-kalami-asildi-fikri-yasamaya-devam-etti-seyyid-kutub-110551-20260830.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/ahmet-tahiroglu-yazdi-kalami-asildi-fikri-yasamaya-devam-etti-seyyid-kutub-110551-20260830.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Fesih Bozan Yazdı: Stadyumlarda Irkçılık, Kin ve Nefret Değil; Sevgi, Barış, Dostluk ve Kardeşlik Sesi Yükselsin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-fesih-bozan-yazdi-stadyumlarda-irkcilik-kin-ve-nefret-degil-sevgi-baris-dostluk-ve-kardeslik-sesi-yukselsin-4164.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-fesih-bozan-yazdi-stadyumlarda-irkcilik-kin-ve-nefret-degil-sevgi-baris-dostluk-ve-kardeslik-sesi-yukselsin-4164.html</link>
                    <description><![CDATA[Futbolun ruhu barış ve kardeşliktir. Takımlar rakiptir; ama düşman değildir.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Spor, farklılıklarımızı bir kenara bırakarak aynı heyecan etrafında buluştuğumuz, kardeşlik duygusunu ve toplumsal kaynaşmayı güçlendiren önemli bir ortak değerdir.

Futbol ise günümüzde milyonlarca insanı aynı tribünde, aynı sevinçte ve aynı üzüntüde buluşturabilen güçlü bir toplumsal alandır.

Ancak zaman zaman bazı stadyumlarda, başta Amedspor olmak üzere bölge takımlarına karşı yükselen ırkçı ve nefret söylemine dayalı sloganlar, hedef gösterici ifadeler ve bazı simgeler; futbolun birleştirici ruhuna olduğu kadar, toplumda barış ve kardeşliği güçlendirme çabalarına da ciddi zarar vermektedir.

Futbolun dili düşmanlık olmamalı

Tüm futbol kulüpleri, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından belirlenen kurallar ve ilgili mevzuat çerçevesinde faaliyet göstermektedir.

Kulüpler, bütçeleri ve sportif hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin farklı illerinden veya yurt dışından futbolcular transfer etmekte ve bu oyuncuları kadrolarında bulundurmaktadır. Amedspor ve diğer bölge takımları da diğer futbol kulüpleri gibi aynı kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren spor kulüpleridir.

Özellikle Amedspor'a karşı bazı illerde ciddi ırkçı tahriklerin yapıldığına tanık oluyoruz. Oysa Amedspor'un kadrosunda Diyarbakır'dan gelen futbolcuların yanı sıra Türkiye'nin farklı illerinden gelen ve daha önce çeşitli kulüplerde forma giymiş oyuncular da bulunmaktadır. Yabancı uyruklu futbolcular da diğer kulüplerde olduğu gibi Amedspor formasını giymektedir.

Hal böyleyken Amedspor üzerinden stadyumlarda suçlayıcı, nefret uyandırıcı, hedef gösterici ve toplumsal barışa zarar verecek söylemlerin yükseltilmesi kabul edilebilir değildir.

“Sarı torba” ve “Beyaz Toroslar” neyin mesajıdır?

Özellikle bazı karşılaşmalarda kullanılan “sarı torba”, “beyaz toroslar” gibi sembol ve sloganların ya da geçmişteki “faili meçhul” cinayetlerle özdeşleşmiş kişi ve isimlerin fotoğraflarının tribünlere taşınmasının basit bir taraftar tepkisi olarak görülmesi mümkün değildir.

Çünkü bunlar, geçmişte yaşanan acıları hatırlatan; belirli bir topluluğu hedef alan ve toplumda korku, öfke ve düşmanlık duygularını körükleyebilecek son derece tehlikeli mesajlardır.

Bir futbol maçında “sarı torba”, “beyaz toroslar” ve geçmişte yaşanan “faili meçhul” olaylarla ilişkilendirilen isimlerin ve fotoğrafların tribünlere taşınmasıyla hangi mesajlar verilmekte ve ne amaçlamaktadır? Bu soruların üzerinde ciddiyetle düşünmek gerekir.

Bir spor karşılaşması, geçmişin karanlık ve acı hatıralarını yeniden üretmenin, insanları korkutmanın veya bir topluluğu hedef göstermenin aracı haline getirilmemelidir.

Amedspor'u, bölge illerinin diğer kulüplerini veya onları destekleyen insanları potansiyel suçlu gibi göstermek; onları tahrik etmek ve ötekileştirmek ne futbola ne de toplumsal barışa hizmet eder.

Barış konuşulurken nefret neden büyütülüyor?

Bugün ülkemizde barış sürecinin konuşulduğu bir dönemdeyiz. Anaların ağlamaması, yeni acıların yaşanmaması, kan ve gözyaşının sona ermesi, birlik ve kardeşliğin güçlenmesi için atılan her adım kıymetlidir.

Böyle bir süreçte toplumsal gerilimi artıracak, insanları birbirine karşı kışkırtacak ve geçmişin acılarını yeni düşmanlıkların malzemesi haline getirecek söylemlerden uzak durmak hepimizin sorumluluğu olsa gerek.

Burada özellikle şunun altını çizmek gerekir: Bir futbolcunun hangi şehirden, hangi bölgeden veya hangi ülkeden geldiği, onun suçlu olduğu anlamına gelmez.

Amedspor formasını giyen futbolcular da diğer kulüplerde forma giyen futbolcular gibi profesyonel sporculardır. Dün başka takımlarda idi bugün Amedspor’da.

Bir spor kulübünün futbolcularını herhangi bir terör örgütüyle ilişkilendirmek, somut bir delil ortaya koymadan onları suçlamak veya hedef göstermek, yalnızca futbolculara değil, toplumsal barışa da zarar veren son derece tehlikeli bir yaklaşımdır.

Bu ülkenin sahibi kim?

Peki, bazı tribünlerde bu kadar kin ve nefret neden üretiliyor? İnsanları etnik kimlikleri, memleketleri veya tuttukları takım üzerinden birbirinden ayırmanın kime ne faydası var?

Daha da önemlisi, bazı insanlar kendilerini bu ülkenin diğer vatandaşlarından daha fazla “sahibi” mi görüyor?

Oysa Kürtler, bu coğrafyanın tarihî ve toplumsal yapısının temel unsurlarından biridir. Yüzyıllar boyunca Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar ve bu topraklarda yaşayan diğer halklar aynı coğrafyada yan yana yaşamış, omuz omuza savaşmışlardır; Selçuklu döneminden Osmanlı dönemine, Balkanlar'dan Doğu'ya, Çanakkale Savaşı'ndan Millî Mücadele'ye kadar bu ülkenin tarihinin şekillenmesinde Kürt halkının da ciddi katkısı vardır.

Dolayısıyla bu vatanın tarihini yalnızca tek bir halkın fedakârlıkları üzerinden okumak doğru değildir. Bu toprakların savunulmasında ve geleceğinin kurulmasında farklı kimliklere sahip insanların emeği, alın teri ve kanı vardır. Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Lazıyla ve diğer bütün vatandaşlarıyla bu ülkenin inancı, tarihi, acıları ve &nbsp;kazanımları ortaktır.

Öyleyse hiç kimsenin kendisini diğerinden daha fazla bu ülkenin sahibi görmeye hakkı yoktur. Bu ülke, farklı kimlikleriyle bütün vatandaşlarının ortak vatanıdır.

Futbolun amacı insanları birbirine düşman etmek değildir. Rakip takımın taraftarı düşman değil, yalnızca rakiptir. Sahadaki mücadele 90 dakika ile sınırlı kalmalıdır. Maç bittiğinde geriye saygı, dostluk ve kardeşlik kalmalıdır.

Farklılıklarımız düşmanlık gerekçesi olamaz

Kürt vatandaşlarımız da bu ülkenin eşit vatandaşlarıdır. Türkiye'nin bütünlüğü ve toplumsal barış içinde insanların farklı bir ırka, dile, kültüre veya siyasi ve toplumsal görüşlere sahip olması son derece doğaldır. Bu farklılıklar, herhangi bir halkı topluca suçlamanın veya potansiyel tehdit olarak görmenin gerekçesi yapılamaz.

Kürt vatandaşlarının, bu ülkenin ortak geleceğinde huzur, güven, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamak istediği gerçeğini görmek gerekir. Farklı bir kimliğe, dil veya düşünceye sahip olmak; ülkenin bütünlüğüne karşı olmak anlamına gelmez.

Türkiye'nin ihtiyacı, birbirimizin kimliğine göre tavır almak değil; birbirimizin eşit yurttaşlık hakkına saygı göstermektir.

Futbol neden nefretin taşıyıcısı olsun?

O halde soru şu:

İnsanları birbirine yaklaştırması gereken futbolu bazıları neden kin ve nefretin taşıyıcısı haline getirmeye ve stadyumlarda toplumsal barışı zehirleyecek mesajlar vermeye çalışıyor?

Eğer gerçekten samimi bir şekilde ülkenin birlik ve beraberliğinden yanaysak, toplumun farklı kesimlerini birbirine düşmanlaştıracak söylemlerden uzak durmalıyız. Çünkü ırkçılık ve nefret söylemi yalnızca hedef aldığı kesime zarar vermez; zamanla bütün toplumu zehirler.

Bir topluluğu sürekli suçlu, tehlikeli veya düşman olarak göstermek, sonunda toplumun barış ve birlikte yaşama iradesini zayıflatır.

Devlet ve spor kurumları sorumluluk almalı

Bu nedenle devletin ve ilgili spor kurumlarının; stadyumlarda ırkçılık, nefret söylemi, tehdit, hedef gösterme ve şiddeti teşvik eden eylemler karşısında gereken hukuki ve idari tedbirleri kararlılıkla uygulaması gerekir.

Taraftarın takımını desteklemesi elbette en doğal hakkıdır. Rakip takıma tezahüratlarla üstünlük kurmaya çalışması da futbol kültürünün bir parçasıdır.

Ancak bu özgürlük, başka bir takımı, halkı, kimliği veya topluluğu aşağılamaya, tehdit etmeye ya da hedef göstermeye dönüşmemelidir. Özgürlük, nefret, kin, tahrik, ayrıştırma ve ırkçılığın özgürlüğü değildir.

Sessizlik, yanlışları normalleştirmemeli

Unutmamalıyız ki sessizlik veya hoşgörü, yanlış davranışların zamanla normalleşmesine yol açabilir. Bugün görmezden geldiğimiz bir nefret söylemi, yarın daha ağır biçimde karşımıza çıkabilir. Cezasızlık algısı ise yeni suçlara ve yanlış davranışları teşvik demektir.

Bu nedenle tribünlerde ortaya çıkan nefret söylemlerine karşı yalnızca devletin ve spor kurumlarının değil, kulüplerin, taraftar gruplarının, sporcuların ve toplumun tamamının sorumluluk alması gerekir.

Stadyumlar kardeşliğin mekânı olsun

Futbol sahaları ve stadyumlar geçmişin acılarını yeniden üretmenin değil, geleceğin kardeşliğini inşa etmenin mekânları olmalıdır.

Tribünlerde ırkçılık, kin, nefret, ayrıştırma ve ötekileştirme sesleri değil; kardeşlik, sevgi, dostluk ve barışın sesi yükselmelidir.

Futbolcular sahada mücadele etsin, taraftarlar tribünde takımlarını desteklesin. Ama maçın sonunda herkes evine barış ve huzur içerisinde dönsün.

Dileğimiz; stadyumların ayrıştırmanın değil buluşmanın, düşmanlığın değil kardeşliğin, nefretin değil sevginin sesi olduğu günleri görmektir.

Çünkü futbolun ruhuna yakışan da budur.

Vesselam.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Fesih Bozan Yazdı: Stadyumlarda Irkçılık, Kin ve Nefret Değil; Sevgi, Barış, Dostluk ve Kardeşlik Sesi Yükselsin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:44:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/fesih-bozan-yazdi-stadyumlarda-irkcilik-kin-ve-nefret-degil-sevgi-baris-dostluk-ve-kardeslik-sesi-yukselsin-114625-20260828.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/fesih-bozan-yazdi-stadyumlarda-irkcilik-kin-ve-nefret-degil-sevgi-baris-dostluk-ve-kardeslik-sesi-yukselsin-114625-20260828.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/fesih-bozan-yazdi-stadyumlarda-irkcilik-kin-ve-nefret-degil-sevgi-baris-dostluk-ve-kardeslik-sesi-yukselsin-114625-20260828.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MEHMET SÖNERCAN YAZDI: MÜFETTİŞİ BEKLEYEN KURUMLAR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-mehmet-sonercan-yazdi-mufettisi-bekleyen-kurumlar-4163.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-mehmet-sonercan-yazdi-mufettisi-bekleyen-kurumlar-4163.html</link>
                    <description><![CDATA[“Kusurunu örtbas eden, hatasını büyütür; gerçeğiyle yüzleşen ise geleceğini inşa eder.”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Korkunun Yarattığı Otorite ve Gerçekten Kaçış

Nikolay Gogol’ün Müfettiş adlı eserini okuduğumuzda karşımıza trajikomik bir taşra hikâyesi çıkar. Kasabanın yöneticileri, teftiş mekanizmasının kendi ihmal, kayırma ve yolsuzluklarını ortaya çıkaracağından fena halde endişelidir. Tam bu panik anında sıradan bir genç olan Hlestakov kasabaya gelir ve herkes onu gizli görevle gönderilen yetkili zanneder. Hlestakov’un gerçekte hiçbir gücü yoktur; onu muktedir kılan, yöneticilerin kendi kusurlarıyla yüzleşmekten duyduğu derin korku ve suçluluk telaşıdır. Yöneticiler nesnel gerçekliği araştırmak yerine, kendi korkularının yarattığı hayali bir otoriteye biat etmeyi seçerler.

Gogol’ün asıl dehası da tam burada ortaya çıkar. Müfettiş, geçmişte kalmış bir taşra parodisi değil; bugün modern şirketlerin ve kamu kurumlarının iç dünyasını anlamak için kusursuz bir yüzleşme zeminidir. İç denetim, risk yönetimi, veri analitiği ve kurumsal yönetişim gibi kavramlar hayatımıza girdi; ancak insanın makam karşısında susma, hatasını gizleme ve yapısal bir problemle doğrudan yüzleşmek yerine üzerini örtme refleksi zerre kadar değişmedi. İşte bu nedenle Gogol’ün kasabası bugün hâlâ aramızdadır.

&nbsp;

Korku Kültürü ve "Vitrin Kurum" Yanılsaması

Bir kurumda denetim yalnızca hata yapanı cezalandıran bir sopa olarak kullanılırsa, çalışanlar hata yapmamayı değil, hataların görünmemesini öğrenir. Sorunların en fazla büyüdüğü ve kangrene dönüştüğü yerler, problemlerle açıkça yüzleşilmekten en çok kaçınılan kurumlardır. Çalışanlar yöneticilerine sahadaki aksaklıkları anlatamıyorsa, yönetim de kararlarını filtrelenmiş ve pembeleştirilmiş veriler üzerinden almaya başlar. Raporlar yumuşatılır, stratejik hedeflerdeki sapmalar süslenir; herkes konuşur ama kimse çıplak gerçekle yüzleşmez.

Dışarıya parlatılmış sunumlar yapılırken içeride çözülmemiş krizlerin birikmesi tipik bir “vitrin kurum” hastalığıdır. Denetim yaklaşınca dosyalar düzeltilir, eksikler kapatılır; fakat çürümüş çarklar aynı kalır. Oysa kurumsallaşma, gerçeği güzel göstermek değil; gerçekle yüzleşip onu iyileştirmektir. Bir raporu değiştirmek kolaydır; aynı hatayı üreten sistemi değiştirmek ise açık bir özeleştiri gerektirir. Kurumun gerçek olgunluğu vitrinde değil; süreçlerin şeffaflığında, yetki dağılımında, liyakatte ve çalışanların gerçeği söylerken kendilerini güvende hissetmelerinde ortaya çıkar.

&nbsp;

Aşırı Merkeziyetçilik ve "Evet Efendim" Sarmalı

Modern kurumlarda Hlestakov Sendromunun (Kişi Merkezli Otorite) karşılığı çoğu zaman kararların tek bir merkezde kilitlendiği aşırı merkeziyetçi yapılardır. Bütün inisiyatifin zirvedeki tek bir iradeye bağlandığı organizasyonlarda, zamanla kurumun ortak aklı felç olur ve tüm operasyonel zekâ tek bir kişinin kapasitesiyle sınırlandırılır. Oysa hiçbir birey, yüzlerce insanın çalıştığı karmaşık bir yapının tüm değişkenlerini ve problemlerini tek başına görebilecek bir kapasiteye sahip değildir.

Böyle yapılarda yöneticinin çevresinde her karara “evet” diyenlerin toplanması bir uyum tablosu değil, yüzleşme cesaretini yitirmiş derin bir korku ikliminin kanıtıdır. Sessizlik onay değildir; çaresizlik veya kayıtsızlıktır. Gerçek kurumsallık, tepe yönetimin etrafında kendisini alkışlayanların çoğalması değil; liderlerin kendi eksikleriyle yüzleşmesine katkı sunabilen, gerektiğinde veriye dayalı itiraz geliştiren liyakatli insanları karar mekanizmalarına dahil edebilmesidir.

&nbsp;

Denetimden Öğrenme Kültürüne: Kök Nedenlerle Yüzleşmek

Denetimin gayesi yalnızca suçlu arayıp cezalandırmak olmamalıdır. Bir kurumda aynı hata sürekli tekrarlanıyorsa asıl yapılması gereken, sistemin kök nedenleriyle yüzleşmektir: “Bu hata neden tekrar tekrar üretiliyor?”


	Süreç tasarımı gereksiz basamaklar içerdiği için çalışanlar kestirme yollara mı sapmaktadır?
	Görev tanımları, yetki ve sorumluluk sınırları muğlak mıdır?
	Kurum kültürü yanlışı gizlemeyi mi yoksa açıkça çözmeyi mi teşvik etmektedir?


İç denetim, kişileri suçlamak yerine sistemik aksaklıklarla yüzleşmelidir. Kurumların gayesi hatasız robotlar çalıştırmak değil; insanın hata yapabileceğini baştan kabul ederek bu hataların felakete dönüşmesini önleyen sağlam yapılar inşa etmektir.

&nbsp;

İç Körlüğü Kırmak: Dış Gözle Gelen Yüzleşme

İçerideki yönetim körlüğünü ve dalkavukluk sarmalını kırmak için kurumların bağımsız bir dış göze ihtiyacı vardır. Büyük sanayi kuruluşlarında ve fabrikalarda uygulanan uzun soluklu danışmanlık modelleri bunun en somut örneğidir. Dışarıdan gelen bağımsız uzman, kuruma 6 ila 18 ay boyunca dahil olur; hiyerarşik baskılardan muaf bir şekilde tepe yönetimi hatalarıyla yüzleştirir, masadaki yanlışları verilerle ortaya koyar.

Karar mekanizması zirvede rasyonelleşip sorun en tepede çözülmeye başlandığında, hiyerarşideki baskı zinciri kırılır. Üst yönetim kendi yönetsel zaaflarıyla yüzleştiği anda, alt kademedeki personel ve sahadaki çalışanlar gereksiz bir baskı hissetmeksizin işleyişin kendiliğinden düzeldiğini görür.

&nbsp;

Kamuda Rehber Denetim ve Aile Şirketlerinde Dönüşüm

Benzer bir yaklaşım kamu yönetimi için de hayatidir. Kamudaki iç denetçi, pusuya yatan bir teftiş memuru değil; sahadaki riskleri ve tıkanıklıkları yönetimle birlikte tespit eden, kurumun yapısal sorunlarıyla yüzleşmesini sağlayan bir rehber ve çözüm ortağı olmalıdır.

Aile şirketlerinde ise büyüme çoğu zaman kurucunun kişisel sezgilerine hapsolur; tek bir söz stratejiye dönüşür. Ancak ciro artsa bile kurum kendi sınırlarıyla yüzleşmediği sürece kurumsallaşamaz. Gerçek kurumsallaşma; tepe yönetimin vizyonunu şahıslardan bağımsız işleyen yazılı bir hafızaya, liyakate ve adil süreçlere dönüştürmektir. Bir çalışan ayrıldığında bilgi kurumda kalabilmeli, liyakat sadakatin önüne geçmelidir.

&nbsp;

Teknoloji Çağında Temel Soru: Kurumun Aklı Nerede?

Yapay zekâ ve dijital dönüşüm çağında en temel soruyla yüzleşmek zorundayız: Kurumun aklı nerede? Eğer bütün operasyonel bilgi yalnızca birkaç kişinin hafızasındaysa, en gelişmiş yazılımlar bile doğru kararlar üretemez. Teknoloji veri üretir; ancak sahadaki çıplak gerçekle yüzleşecek ve onu anlamlandıracak olan yine insan ve kurumsal akıldır. Kurumsallaşma, farklı insanların tecrübelerini ortak bir sistemde birleştirebilmektir.

&nbsp;

Müfettişi Beklemeyen Kurumlar ve Özdenetim Ahlakı

Bugün kendimize sormamız gereken nihai soru şudur: Asıl müfettiş kim? Dışarıdan gelen denetçi mi, yoksa kurumun kendi vicdanı ve özdenetim mekanizması mı?

Gerçek kurumsallaşma, dışarıdan birinin gelip bizi denetlemesini beklemekten vazgeçtiğimiz anda başlar. Başarı, teftiş heyetine kusursuz görünmek değil; kimse bakmadığında ve hiçbir denetim kapıda değilken bile doğru olanı yapabilmektir. Kusurlar ortaya çıktığında teftişi ya da itiraz eden personeli suçlamak hiçbir şeyi çözmez.

Çağdaş kurumların hedefi; kapıya bir müfettiş geldiğinde panikle şekil değiştirmek değil, müfettiş hiç gelmese bile kendi kusurları, eksikleri ve süreçleriyle doğrudan yüzleşebilen, yani müfettişi beklemeyen kurumlar olmaktır.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MEHMET SÖNERCAN YAZDI: MÜFETTİŞİ BEKLEYEN KURUMLAR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:37:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-mufettisi-bekleyen-kurumlar-113956-20260828.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-mufettisi-bekleyen-kurumlar-113956-20260828.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mehmet-sonercan-yazdi-mufettisi-bekleyen-kurumlar-113956-20260828.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ESNAF VE SANATKÂRLARIMIZA BÜYÜK MÜJDE!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-esnaf-ve-sanatkarlarimiza-buyuk-mujde-4162.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-esnaf-ve-sanatkarlarimiza-buyuk-mujde-4162.html</link>
                    <description><![CDATA[DEVLETİMİZİN ALDIĞI ÖNEMLİ VE YERİNDE KARAR DOĞRULTUSUNDA, VERGİ VE SGK BORCU BULUNAN ESNAF VE SANATKÂRLARIMIZIN KREDİ KULLANABİLMELERİNİN ÖNÜ AÇILMIŞTIR.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ BU ANLAMLI KARARIN ALINMASINDA ÖNCÜLÜK EDEN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ. ESNAF VE SANATKÂRLARIMIZIN HER DAİM YANINDA OLAN, ONLARIN BÜYÜMESİ VE GÜÇLENMESİ ADINA BÜYÜK GAYRET GÖSTEREN TESKOMB GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN ABDULKADİR AKGÜL’E,TESKOMB AİLESİNE SAĞLADIĞI FİNANSAL DESTEKLERLE ESNAFIMIZA CAN SUYU OLAN HALKBANK’A TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
HAYATA GEÇİRİLEN BU DÜZENLEME SAYESİNDE;
ESNAFIMIZ DAHA GÜÇLÜ VE EMİN ADIMLARLA İLERLEYECEK,
İŞLETMELERİNİ BÜYÜTME İMKÂNI BULACAK,
ÜRETİME, İSTİHDAMA VE ÜLKE EKONOMİSİNE DAHA FAZLA KATKI SAĞLAYACAKTIR.
BİZLER DE 13. BÖLGE ESNAF VE SANATKÂRLAR KREDİ VE KEFALET KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ OLARAK, 17 KOOPERATİFİMİZLE BİRLİKTE ESNAFIMIZIN HER ZAMAN YANINDA OLMAYA, ONLARIN GÜCÜNE GÜÇ KATMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ.
GÜÇLÜ ESNAF, GÜÇLÜ TÜRKİYE!
BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ, GELECEĞE BİRLİKTE YÜRÜYORUZ.
SAYGILARIMIZLA,
13.BÖLGEBİRLİĞİ BAŞKANI
ÖMER YILMAZ
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ESNAF VE SANATKÂRLARIMIZA BÜYÜK MÜJDE! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:29:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/esnaf-ve-sanatkarlarimiza-buyuk-mujde-112957-20260828.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/esnaf-ve-sanatkarlarimiza-buyuk-mujde-112957-20260828.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/esnaf-ve-sanatkarlarimiza-buyuk-mujde-112957-20260828.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TAHMAZOĞLU’NDAN VATANDAŞLARA EV ZİYARETİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-tahmazoglundan-vatandaslara-ev-ziyareti-4161.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-tahmazoglundan-vatandaslara-ev-ziyareti-4161.html</link>
                    <description><![CDATA[TAHMAZOĞLU’NDAN VATANDAŞLARA EV ZİYARETİ

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu Mimar Sinan Mahallesi’nde Kılınç ailesinin evine konuk olarak aile bireyleri yapılan çalışmalarla ilgili sohbet etti.

Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, vatandaşlarla bir araya gelmeye ve hane ziyaretlerini sürdürmeye devam ediyor. Başkan Mehmet Tahmazoğlu, kendisini evlerine davet eden Kılınç ailesinin misafiri oldu.

&nbsp;“EV ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYORUZ”

Vatandaşlarla doğrudan iletişim kurmanın önemine dikkat çeken Başkan Mehmet Tahmazoğlu, “Hemşehrilerimizi evlerinde ziyaret etmeye devam ediyoruz. Bizleri evlerine davet eden Kılınç ailesine misafir olduk. Güler yüzleri, kıymetli duaları ve gönülden ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Başkan Tahmazoğlu, vatandaşlarla buluşmaların ve hane ziyaretlerinin bundan sonraki süreçte de devam edeceğini belirterek, Şahinbeylilerle gönül bağlarını güçlendirmeyi sürdüreceklerini ifade etti.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[TAHMAZOĞLU’NDAN VATANDAŞLARA EV ZİYARETİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 07:12:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/tahmazoglundan-vatandaslara-ev-ziyareti-101431-20260827.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/tahmazoglundan-vatandaslara-ev-ziyareti-101431-20260827.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/tahmazoglundan-vatandaslara-ev-ziyareti-101431-20260827.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ŞEHİTKAMİL’DEN ARKEOLOJİ ÖĞRENCİLERİNE GÖBEKLİTEPE ZİYARETİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-sehitkamilden-arkeoloji-ogrencilerine-gobeklitepe-ziyareti-4159.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-sehitkamilden-arkeoloji-ogrencilerine-gobeklitepe-ziyareti-4159.html</link>
                    <description><![CDATA[ŞEHİTKAMİL’DEN ARKEOLOJİ ÖĞRENCİLERİNE GÖBEKLİTEPE ZİYARETİ

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Şehitkamil Belediyesi tarafından Türk Dünyası Lisansüstü Arkeoloji Öğrencileri Eğitim Programı kapsamında Gaziantep’te bulunan lisansüstü arkeoloji öğrencilerine yönelik Göbeklitepe gezisi düzenlendi.

&nbsp;

Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü tarafından; Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Şehitkamil Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen Türk Dünyası Lisansüstü Arkeoloji Öğrencileri Eğitim Programı kapsamında Gaziantep’te bulunan 16 lisansüstü arkeoloji öğrencisi Şehitkamil Belediyesi tarafından Türkiye’nin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Göbeklitepe’yi ziyaret etti. Türk dünyasının farklı ülkelerinden Türkiye’ye gelen genç arkeologlar, eğitim programı kapsamında gerçekleştirilen saha gezileriyle Anadolu’nun binlerce yıllık tarihine yakından tanıklık ediyor. Programın önemli duraklarından biri olan Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe’ye ziyaret gerçekleştirildi.

&nbsp;

Şehitkamil Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen gezi kapsamında öğrenciler, insanlık tarihinin anlaşılmasında önemli bir yere sahip olan Göbeklitepe’yi yerinde inceleme fırsatı buldu. Alandaki arkeolojik kalıntıları yakından gören öğrenciler, Göbeklitepe’nin tarihsel süreci, arkeolojik buluntuları ve kültürel miras açısından taşıdığı değer hakkında bilgi edindi.

&nbsp;

KÜLTÜREL MİRAS ORTAK ÇALIŞMA ALANI OLACAK

Türk dünyasının farklı ülkelerinden gelen öğrencileri aynı eğitim programında buluşturan çalışma, arkeoloji ve kültürel miras alanında ülkeler arasındaki akademik ilişkilerin güçlendirilmesine de katkı sunuyor. Farklı coğrafyalardan gelen genç araştırmacıların bilgi ve deneyimlerini paylaşmalarına imkân sağlayan program sayesinde, Türk dünyası ülkeleri arasında arkeolojik araştırmalar, kültürel mirasın korunması ve akademik iş birlikleri konusunda yeni bağlantıların kurulması hedefleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ŞEHİTKAMİL’DEN ARKEOLOJİ ÖĞRENCİLERİNE GÖBEKLİTEPE ZİYARETİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:27:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sehitkamilden-arkeoloji-ogrencilerine-gobeklitepe-ziyareti-102751-20260826.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sehitkamilden-arkeoloji-ogrencilerine-gobeklitepe-ziyareti-102751-20260826.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/sehitkamilden-arkeoloji-ogrencilerine-gobeklitepe-ziyareti-102751-20260826.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OSB Koleji’nden Gururlandıran Başarı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-osb-kolejinden-gururlandiran-basari-4158.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-osb-kolejinden-gururlandiran-basari-4158.html</link>
                    <description><![CDATA[OSB Koleji’nden Gururlandıran Başarı!

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Özel Gaziantep OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunu 5 öğrenci, Türkiye’nin savunma sanayisindeki öncü kuruluşlarından ASELSAN’da çalışmaya hak kazandı. Genç teknisyenler, Ankara’da bir yıl sürecek kapsamlı teknik eğitimin ardından ASELSAN’ın Gaziantep’teki tesislerinde görev yaparak savunma teknolojilerine katkı sunacak.

Gaziantep sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik elemanları yetiştirmek amacıyla 2013-2014 eğitim öğretim yılında faaliyetlerine başlayan Özel Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencilerinin elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde uygulama ağırlıklı ve nitelikli mesleki eğitimiyle öne çıkan OSB Koleji, son olarak 5 mezununun ASELSAN tarafından kabul edilmesiyle önemli bir başarıya daha imza attı.

ÖNCE ANKARA, SONRA GAZİANTEP

Türkiye’nin en büyük lise atölyelerinden birine sahip olan OSB Koleji’nde uygulamalı eğitim alan Makine ve Tasarım Teknolojisi ile Elektrik-Elektronik Teknolojisi alanlarından mezun 5 öğrenci, ASELSAN bünyesinde görev yapmak üzere seçildi.

Savunma sanayisinin yüksek teknik standartları doğrultusunda seçilen genç teknisyenler, kariyer yolculuklarına ASELSAN’ın Ankara’daki tesislerinde başlayacak. Burada bir yıl boyunca kapsamlı ve yoğunlaştırılmış teknik eğitim alacak olan öğrenciler, eğitimlerini tamamlamalarının ardından ASELSAN’ın Gaziantep’teki tesislerinde teknik kadroda görev yapacak. OSB Koleji mezunu gençlerin, Gaziantep’te aldıkları güçlü mesleki eğitimin ardından Ankara’da uzmanlık eğitiminden geçerek yeniden Gaziantep’e dönmeleri, mesleki eğitim ile sanayi arasındaki iş birliğinin de önemli bir örneğini oluşturuyor.

ŞİMŞEK: EĞİTİM HER ZAMAN ÖNCELİĞİMİZ OLDU

Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Cengiz Şimşek, OSB Koleji mezunu 5 öğrencinin ASELSAN’da görev yapmak üzere kabul edilmesinin gurur verici olduğunu belirterek, mesleki eğitime verdikleri desteğin somut sonuçlarını görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

Şimşek, “Gaziantep OSB olarak eğitime verdiğimiz önemin ve desteğin olumlu sonuçlarını almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bünyesinde Türkiye’nin en büyük lise atölyelerinden birini bulunduran OSB Kolejimiz, nitelikli teorik ve uygulamalı eğitimiyle mesleki eğitim alanında önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Öğrencilerimizin henüz lise çağında elde ettikleri bu başarı, okulumuzda verilen teorik ve pratik eğitimin kalitesini bir kez daha ortaya koymuştur” dedi.

Beş öğrencinin Türkiye’nin savunma sanayisinin göz bebeği ASELSAN’a kabul edilmesinin büyük bir gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Şimşek, “Gençlerimizin Gaziantep OSB’den çıkarak Ankara’da alacakları eğitimle uzmanlaşmaları ve ardından kentimizdeki ASELSAN tesislerinde görev yapacak olmaları, güçlü eğitim altyapımızın ve sanayi-okul iş birliğimizin en somut göstergelerinden biridir” ifadelerini kullandı.

“MEZUNLARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ”

ASELSAN’da görev yapmaya hak kazanan öğrencileri tebrik eden Şimşek, başarıda emeği bulunan okul yöneticileri ve öğretmenlere de teşekkür etti.

Şimşek, “Büyük bir başarıya imza atarak ASELSAN’dan kabul alan 5 mezunumuzu yürekten kutluyorum. Bu başarıda büyük emeği bulunan okul idarecilerimize, öğretmenlerimize ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Özel Gaziantep OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz, güçlü fiziki altyapısı, uygulamalı eğitim imkânları ve nitelikli eğitim kadrosuyla ülkemizin ihtiyaç duyduğu teknik insan kaynağının yetişmesine katkı sunmaya devam edecektir” diye konuştu.

Gaziantep OSB olarak gençleri yalnızca meslek sahibi olmaya değil, Türkiye’nin teknoloji ve üretim hedeflerine katkı sunabilecek donanıma sahip bireyler olarak yetiştirmeye önem verdiklerini belirten Şimşek, “Nitelikli iş gücü yetiştirmeye ve Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi’ne katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[OSB Koleji’nden Gururlandıran Başarı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:56:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/osb-kolejinden-gururlandiran-basari-122856-20260825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/osb-kolejinden-gururlandiran-basari-122856-20260825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/osb-kolejinden-gururlandiran-basari-122856-20260825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MİLLETVEKİLİ BAKBAK, ŞEHİTKAMİL’DE TEŞKİLAT VE STK’LARLA BULUŞTU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-milletvekili-bakbak-sehitkamilde-teskilat-ve-stklarla-bulustu-4157.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-milletvekili-bakbak-sehitkamilde-teskilat-ve-stklarla-bulustu-4157.html</link>
                    <description><![CDATA[MİLLETVEKİLİ BAKBAK, ŞEHİTKAMİL’DE TEŞKİLAT VE STK’LARLA BULUŞTU

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

AK Parti Gaziantep Milletvekili Doç. Dr. Derya Bakbak, Şehitkamil ilçesinde bir dizi ziyaret ve temasta bulundu. Gün boyunca sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek istişarelerde bulunan Bakbak’a, AK Parti Şehitkamil İlçe Başkanı İsmail Güler, AK Parti Gaziantep İl Kadın Kolları Başkanı Dilan Ensari Şahin ve AK Parti Şehitkamil İlçe Kadın Kolları Başkanı Yasemin Karaca Ersöz de eşlik etti.

&nbsp;

Bakbak, Şehitkamil’deki temaslarına AK Parti Şehitkamil İlçe Başkanlığı’nda İlçe Başkanı İsmail Güler ve teşkilat mensuplarıyla bir araya gelerek başladı. Görüşmede ilçedeki çalışmalar ve saha faaliyetleri ele alındı. İlçe teşkilatının sahadaki gayretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakbak, “Bizim en büyük gücümüz milletimizdir. En büyük kuvvetimiz ise gecesini gündüzüne katan dava arkadaşlarımızdır. Şehitkamil teşkilatımız, sahada ortaya koyduğu gayretle gönüllere dokunmakta, milletimizle aramızdaki bağı daha da güçlendirmektedir. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç vaktine kadar milletimiz için çalışan her bir kardeşimize gönülden teşekkür ediyorum. Bu dava gönül davasıdır. Teşkilatımızın her bir ferdi, bu yürüyüşün en kıymetli neferidir.” ifadelerini kullandı.

“HAK-İŞ, EMEĞİN VE ALIN TERİNİN EN GÜÇLÜ TEMSİLCİLERİNDENDİR”

Programın bir sonraki durağı HAK-İŞ Gaziantep İl Başkanlığı oldu. Milletvekili Derya Bakbak, HAK-İŞ Gaziantep İl Başkanı Halil İbrahim Tanrıöver ile bir araya gelerek çalışma hayatına ilişkin istişarelerde bulundu. Emeğin ve alın terinin kıymetine vurgu yapan Bakbak, “HAK-İŞ, işçi kardeşlerimizin haklarını koruma ve emeğin değerini yüceltme noktasında önemli bir yere sahiptir. Millî ve manevi değerlere bağlı sendikacılık anlayışıyla ülkemize kıymetli katkılar sunmaktadır. AK Parti olarak iş barışını, üretimi ve çalışan haklarını her zaman önceledik. Asgari ücret başta olmak üzere sosyal haklar, toplu sözleşme ve çalışma hayatına ilişkin pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik.” dedi.

Gaziantep’in sanayisi, ticareti ve üretim gücüyle Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Bakbak, “Gaziantep’imiz, emeğin ve çalışkanlığın da başkentidir. Şehrimizin ekonomik gücünün ardında binlerce işçi kardeşimizin fedakârlığı vardır. Üreten Türkiye’nin gerçek kahramanları, alın teriyle ekmeğini kazanan işçilerimizdir. Türkiye Yüzyılı

vizyonumuzda çalışan kesimlerimiz güçlü şekilde yer almaya devam edecektir. Sayın Başkanımız Halil İbrahim Tanrıöver’e ve tüm HAK-İŞ camiasına misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“VAKIF MEDENİYETİMİZ, DAYANIŞMA VE KARDEŞLİK RUHUMUZUN EN GÜÇLÜ TEMELLERİNDENDİR”

Programın devamında Bakbak, Hayrat Vakfı’nı ziyaret ederek Hayrat Vakfı Gaziantep İl Başkanı Zafer Zengin ile görüştü. Vakfın eğitim faaliyetleri hakkında bilgi alan Bakbak, vakıf kültürünün Türk-İslam medeniyetindeki müstesna yerine dikkat çekti:

“Bu topraklara ecdadımızdan miras kalan vakıf medeniyeti, hayır ve hasenatı bir yaşam biçimi hâline getirmiştir. Yolcunun su ihtiyacından öğrencinin eğitimine, ihtiyaç sahibinin gözetilmesinden canlıların korunmasına kadar hayatın her alanını kuşatan bir vakıf medeniyetinin mirasçılarıyız. Hayrat Vakfı gibi köklü kuruluşlarımız, nesillerimize millî ve manevi değerlerimizi aktarma noktasında önemli bir vazife icra etmektedir. Gençlerimizin Kur’an’la, kitapla, ilimle ve Osmanlı Türkçesiyle buluşması, tarihimizle ve medeniyet birikimimizle bağlarını güçlendirmesi bu ülkenin en büyük kazanımlarından biridir. Değerlerine bağlı, ecdadının izinden giden, ülkesine ve milletine faydalı nesillerin yetişmesinde vakıflarımızın emeği büyüktür. Sayın Başkanımız Zafer Zengin’e ve bu değerli gayreti gösteren tüm hayır ehline şükranlarımı sunuyorum.”

“KIZILAY, MİLLETİMİZİN ŞEFKAT ELİDİR”

Bakbak, temasları kapsamında Türk Kızılay Gaziantep İl Başkanlığını ziyaret ederek İl Başkanı Mustafa Bozgeyik ve Kızılay gönüllüleriyle bir araya geldi. Kızılay’ın Gaziantep’te yürüttüğü fedakâr çalışmalara dikkat çeken Bakbak, “Kızılay’ımız, köklü tarihiyle iyilik denince akla ilk gelen kurumlarımızdandır. Bu asil kurum, savaş meydanlarından deprem enkazlarına, sel bölgelerinden uluslararası insani yardım sahalarına kadar ihtiyaç duyulan her yerde milletimizin ve insanlığın yanında olmuştur. 6 Şubat depremlerinde Gaziantep’imizin en zor günlerinde Kızılay gönüllülerimiz büyük bir fedakârlık gösterdi. Enkaz başında umut oldular, çadır kentlerde vatandaşlarımızın yanında yer aldılar, aşevlerinde sıcak yemek ulaştırdılar. Kan bağışından afet yönetimine, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardımlardan sosyal destek çalışmalarına kadar her alanda milletimizin şefkat eli olmaya devam ediyorlar. Bir damla kanın bir cana umut olduğunu, bir kap yemeğin bir yüreği ısıttığını en iyi Kızılay bilir. Gaziantep Kızılay’ımız da şehrimizin gururudur. Sayın Başkanımız Mustafa Bozgeyik’in öncülüğünde yürütülen çalışmalar takdire şayandır. Bu büyük gayrette emek veren, alın teri döken ve gönlünü ortaya koyan tüm Kızılay gönüllülerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

Ziyaretlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Bakbak, teşkilatların, sendikaların, vakıfların ve hayır kuruluşlarının birlikte oluşturduğu toplumsal dokunun Türkiye Yüzyılı’nın en sağlam dayanakları arasında yer aldığını ifade etti. Bakbak, “Milletimizin her bir ferdinin yanında olmak, gönül köprülerimizi güçlendirmek bizim asli sorumluluğumuzdur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa ediyoruz. Bu yürüyüşte emeği geçen, dua eden ve destek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MİLLETVEKİLİ BAKBAK, ŞEHİTKAMİL’DE TEŞKİLAT VE STK’LARLA BULUŞTU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:19:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/milletvekili-bakbak-sehitkamilde-teskilat-ve-stklarla-bulustu-112216-20260825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/milletvekili-bakbak-sehitkamilde-teskilat-ve-stklarla-bulustu-112216-20260825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/milletvekili-bakbak-sehitkamilde-teskilat-ve-stklarla-bulustu-112216-20260825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Anne Olma Yaşı Yükseliyor: 40 Yaş Üstü Gebelikler Artıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-anne-olma-yasi-yukseliyor-40-yas-ustu-gebelikler-artiyor-4156.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-anne-olma-yasi-yukseliyor-40-yas-ustu-gebelikler-artiyor-4156.html</link>
                    <description><![CDATA[Anne Olma Yaşı Yükseliyor: 40 Yaş Üstü Gebelikler Artıyor

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son yıllarda kadınların eğitim, kariyer ve sosyal yaşam gibi nedenlerle annelik planlarını daha ileri yaşlara ertelemesiyle birlikte 40 yaş ve üzerindeki gebelikler de daha fazla gündeme geliyor. Uzmanlar, ileri yaş gebeliklerinde anne ve bebeğin sağlığı açısından gebelik öncesi değerlendirme ve düzenli takiplerin önemine dikkat çekiyor.

Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, 40 yaş ve üzerindeki gebeliklerin günümüzde daha sık görüldüğünü belirterek, ileri yaşta gebelik planlayan kadınların gebelik öncesinde doktor kontrolünden geçmesinin önemli olduğunu ifade etti.

“40 yaş gebelik için kesin bir engel değildir”

İleri yaşın tek başına gebeliğe engel olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, “Günümüzde kadınlar çeşitli nedenlerle anne olmayı daha ileri yaşlara bırakabiliyor. 40 yaş ve üzerinde sağlıklı bir gebelik ve doğum mümkündür. Ancak yaş ilerledikçe bazı gebelik risklerinin artabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle gebelik planlayan kadınların önceden değerlendirilmesi ve gebelik sürecinin yakından takip edilmesi önem taşır” dedi.

“Gebelik öncesi değerlendirme büyük önem taşıyor”

40 yaş ve üzerindeki gebeliklerde anne adayının genel sağlık durumunun değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, gebelik öncesinde mevcut hastalıkların ve kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, “Gebelik öncesinde tansiyon, kan şekeri, tiroit fonksiyonları ve genel sağlık durumu değerlendirilmelidir. Anne adayının kullandığı ilaçlar varsa bunların gebelik açısından uygunluğu da doktor tarafından ele alınmalıdır. Ayrıca gebelik öncesi dönemde folik asit kullanımı konusunda da hekim önerisi alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Riskler yaşla birlikte artabiliyor”

İleri anne yaşında gebelikte bazı risklerin daha sık görülebileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, özellikle gebelik şekeri, gebelikte yüksek tansiyon ve kromozomal anomaliler açısından değerlendirme ve taramaların önem kazandığını kaydetti.

Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, “40 yaş ve üzerindeki gebeliklerde gebelik şekeri ve hipertansif gebelik hastalıkları açısından daha dikkatli olunması gerekebilir. Bunun yanı sıra bebeğin kromozomal özellikleriyle ilgili bazı riskler de anne yaşıyla birlikte artabilir. Bu nedenle uygun tarama testlerinin zamanında yapılması önemlidir” diye konuştu.

“Düzenli takip sağlıklı gebelik için önemli”

İleri yaş gebeliklerinde düzenli doktor kontrollerinin anne ve bebeğin sağlık durumunun takip edilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, anne adaylarının gebelik sürecinde kendilerine önerilen kontrolleri aksatmaması gerektiğini ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, “40 yaş ve üzerindeki anne adaylarının gebeliklerini daha bilinçli ve planlı şekilde sürdürmeleri gerekiyor. Yaş tek başına gebeliğin olumsuz sonuçlanacağı anlamına gelmez. Önemli olan gebelik öncesinde doğru değerlendirme yapılması ve gebelik boyunca anne ile bebeğin sağlık durumunun düzenli olarak takip edilmesidir” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Demiroğlu, 40 yaş ve üzerinde gebelik planlayan kadınların herhangi bir endişe yaşamaları halinde gebelik öncesi dönemde kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarının sağlıklı bir gebelik süreci açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Anne Olma Yaşı Yükseliyor: 40 Yaş Üstü Gebelikler Artıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:16:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/anne-olma-yasi-yukseliyor-40-yas-ustu-gebelikler-artiyor-111809-20260825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/anne-olma-yasi-yukseliyor-40-yas-ustu-gebelikler-artiyor-111809-20260825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/anne-olma-yasi-yukseliyor-40-yas-ustu-gebelikler-artiyor-111809-20260825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MHP GAZİANTEP TEŞKİLATINDAN İSLAHİYE VE NURDAĞI’NA ÇIKARMA]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-mhp-gaziantep-teskilatindan-islahiye-ve-nurdagina-cikarma-4155.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-mhp-gaziantep-teskilatindan-islahiye-ve-nurdagina-cikarma-4155.html</link>
                    <description><![CDATA[MHP GAZİANTEP TEŞKİLATINDAN İSLAHİYE VE NURDAĞI’NA ÇIKARMA

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Teşkilatı, saha çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç başkanlığındaki heyet &nbsp;gün boyunca süren kapsamlı program dahilinde İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde bir dizi temas, kurum ziyareti ve teşkilat açılışı gerçekleştirdi.

&nbsp;

&nbsp;İl Yönetim Kurulu Üyeleri ve İlçe Başkanlarının tam kadro katıldığı heyet, her iki ilçede mülki idare amirlerinden STK temsilcilerine, belediye başkanlarından Cumhur İttifakı ortaklarına kadar geniş bir yelpazede temaslarda bulundu. Ziyaret maratonu, coşku ve dualar eşliğinde açılan yeni ilçe hizmet binalarıyla taçlandı.

&nbsp;

İSLAHİYE’DE TEŞKİLAT RUHU VE DEVLET-MİLLET BULUŞMASI

Gerçekleşen programın ilk durağı olan İslahiye’de temaslar Kaymakam Emre Oğuztürk ziyaretiyle başladı. Siyasi ve kurumsal istişareler kapsamında AK Parti İslahiye İlçe Başkanı Reşit Uluşan ile bir araya gelen heyet, Cumhur İttifakı’nın sahadaki sarsılmaz koordinasyonunu vurguladı. Bölge ekonomisinin nabzını tutmayı ihmal etmeyen MHP yönetimi, İslahiye Ticaret Odası Başkanı Selahattin Türkmen ve İslahiye Ziraat Odası Başkanı Osman Erdoğan’ı da ziyaret ederek esnafın, üreticinin ve çiftçilerin taleplerini tek tek dinledi.

İslahiye programı, MHP İslahiye İlçe Başkanlığının yeni hizmet binasının görkemli açılış töreniyle son buldu. Vatandaşların ve partililerin yoğun katılımıyla okunan dualarla açılan yeni bina, MHP'nin ilçedeki kurumsal gücüne güç kattı.

&nbsp;

NURDAĞI’NDA TAM UYUM VE GELECEĞE YÜRÜYÜŞ

İslahiye’nin ardından Nurdağı’na geçen MHP Gaziantep İl Teşkilatı, Nurdağı Kaymakamı Nurullah Cemil Erciyas’ı makamında ziyaret ederek ilçedeki kamu yatırımlarını değerlendirdi. Ardından Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır ve AK Parti Nurdağı İlçe Başkanı Mustafa Yiğit ile bir araya gelen Mehmet Sait Kılıç, ilçeye kazandırılacak projeler ve ortak yerel yönetim hizmetleri üzerine stratejik değerlendirmelerde bulundu.

Nurdağı programının sonunda ise MHP Nurdağı İlçe Başkanlığının yeni hizmet binası, coşkulu bir kalabalığın katılımıyla hizmete açıldı.

&nbsp;

“ BUGÜN DÜNDEN ÇOK DAHA GÜÇLÜ VE KARARLIYIZ”

&nbsp;

İslahiye ve Nurdağı ilçelerine yapılan ziyaretlerin sadece rutin bir ziyaret olmadığının altını çizen Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, “Bugün İlahiye ve Nurdağında karşılaştığımız tablo teşkilatımızın gücünün, sarsılmaz birliğinin ve kararlılığının en somut nişanesidir” dedi.

&nbsp;

Cumhur İttifakı’nın samimi gayretleriyle bölgenin yeniden ayağa kalktığının altını çizen MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, "Milliyetçi Hareket Partisi olarak Gaziantep’imizin her bir köşesinde, her bir sokağında ve her bir hanesinde vatandaşlarımızla kucaklaşmaya, dertleriyle hemhal olup geleceği omuz omuza inşa etmeye devam ediyoruz. Bugün İslahiye ve Nurdağı ilçelerimizde ortaya koyduğumuz bu muazzam tablo, sadece rutin bir ziyaret programı değil, teşkilatımızın gücünün, sarsılmaz birliğinin ve kararlılığının en somut nişanesidir.

Bilindiği üzere, 6 Şubat depremlerinin en derin yaraları açtığı bu topraklarda, devlet-millet dayanışmasının en asil örneğini sergiledik. İslahiye ve Nurdağı, asrın felaketinde büyük acılar yaşadı, ancak devletimizin kararlılığı ve Cumhur İttifakı’mızın samimi gayretleriyle bölgeyi yeniden ayağa kaldırıyoruz. Depremin izlerini silmek, hemşehrilerimizin güvenli yuvalarına ve huzurlu yarınlarına kavuşmasını sağlamak birinci önceliğimizdir. Hayatını kaybeden canlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, geride kalanlarına sabır diliyorum. Biz bu toprakları ihya etmeden, tek bir vatandaşımızın mağduriyeti kalmayana kadar durmayacağız.

Diğer yandan, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin öncülüğünde yürütülen 'Terörsüz Türkiye' vizyonu, milletimizin geleceğini teminat altına alacak tarihsel bir iradedir. Terörün gölgesinden tamamen arındırılmış, huzur ve güven ikliminin hâkim olduğu bir Türkiye hedefine adım adım ilerliyoruz. İçeride birliğimizi tahkim ederken, dışarıda ve sınırlarımızda milli varlığımıza kasteden tüm unsurlara karşı duruşumuz nettir. Türkiye Yüzyılı, terörün bittiği, kardeşliğin ve kalkınmanın şahlandığı bir yüzyıl olacaktır.

&nbsp;Şunun altını açıkça ve kalın çizgilerle çizmek isterim ki: Cumhur İttifakı ve teşkilatlarımız arasındaki uyum, inanç ve azim bugün dünden çok daha güçlüdür! Bizler sadece bugünü değil, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda geleceği planlıyoruz. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin izinde, vatandaşımızın derdine derman olmak, esnafımızın ve çiftçimizin yanında durmak en temel vazifemizdir. Birliğimizi ve beraberliğimizi hedef alan, aramıza nifak sokmaya çalışan hiçbir anlayış bu sağlam irade ve çelikten kenetlenme karşısında tutunamayacaktır.

İslahiye ve Nurdağı’nda gerçekleştirdiğimiz kurumsal temaslar, ticaret ve ziraat odalarımızla yaptığımız verimli görüşmeler göstermiştir ki, milletimiz devletine ve ittifakına sonuna kadar güvenmektedir. Açılışını büyük bir gurur ve coşkuyla gerçekleştirdiğimiz İslahiye ve Nurdağı ilçe hizmet binalarımızın partimize, Cumhur İttifakı’mıza, Gaziantep’imize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu binalar, milletimize hizmet kapısı, derdi olanın sığınağı olacaktır. Memleketimize ve milletimize hizmet yolunda durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[MHP GAZİANTEP TEŞKİLATINDAN İSLAHİYE VE NURDAĞI’NA ÇIKARMA - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:13:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantep-teskilatindan-islahiye-ve-nurdagina-cikarma-111425-20260825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantep-teskilatindan-islahiye-ve-nurdagina-cikarma-111425-20260825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/mhp-gaziantep-teskilatindan-islahiye-ve-nurdagina-cikarma-111425-20260825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ TAHMAZOĞLU ZABITA EKİPLERİYLE DENETİME KATILDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-tahmazoglu-zabita-ekipleriyle-denetime-katildi-4154.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-tahmazoglu-zabita-ekipleriyle-denetime-katildi-4154.html</link>
                    <description><![CDATA[ TAHMAZOĞLU ZABITA EKİPLERİYLE DENETİME KATILDI

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, zabıta ekipleriyle birlikte Akkent Mahallesi’nde gerçekleştirilen denetimlere katıldı. İşletmeleri tek tek gezen Başkan Mehmet Tahmazoğlu, esnaf ve vatandaşlarla sohbet ederek denetimleri yerinde inceledi.

Şahinbey Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde esnaf ve işletmelere yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Denetim çalışmalarına Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu da katılarak ekiplerle birlikte sahaya çıktı. Akkent Mahallesi’nde gerçekleştirilen denetimlerde işletmeleri tek tek gezen Başkan Mehmet Tahmazoğlu, iş yerlerinde yapılan kontrolleri inceledi. Alışveriş yapan vatandaşlarla da sohbet eden Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, vatandaşların talep ve görüşlerini dinledi.

“SAHADAYIZ”

Denetimlerin vatandaşların güvenli ve sağlıklı hizmet alması açısından büyük önem taşıdığını belirten Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, “Sahadayız. Esnafımızın kurallara uygun şekilde faaliyet göstermesi ve vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı hizmet alması için zabıta ekiplerimizle denetimlerimizi sürdürüyoruz” dedi.

Başkan Mehmet Tahmazoğlu’nu denetimler sırasında karşılarında gören vatandaşlar ise belediyenin gerçekleştirdiği denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Vatandaşlar, özellikle gıda ve işletme denetimlerinin düzenli şekilde yapılmasının halk sağlığı açısından önemli olduğunu belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[ TAHMAZOĞLU ZABITA EKİPLERİYLE DENETİME KATILDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:32:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/tahmazoglu-zabita-ekipleriyle-denetime-katildi-163305-20260824.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/tahmazoglu-zabita-ekipleriyle-denetime-katildi-163305-20260824.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/tahmazoglu-zabita-ekipleriyle-denetime-katildi-163305-20260824.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yankı Gazetesi İmtiyaz Sahibi Memik Düzdal'ın Anne Acısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-yanki-gazetesi-imtiyaz-sahibi-memik-duzdalin-anne-acisi-4153.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-yanki-gazetesi-imtiyaz-sahibi-memik-duzdalin-anne-acisi-4153.html</link>
                    <description><![CDATA[Yankı Gazetesi İmtiyaz Sahibi Memik Düzdal'ın Anne Acısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Yankı Gazetesi İmtiyaz Sahibi Memik Düzdal’ın annesi Hatice Düzdal hayatını kaybetti.

Yankı Gazetesi İmtiyaz Sahibi Memik Düzdal, annesi Hatice Düzdal’ın vefatıyla büyük bir acı yaşadı.

Hatice Düzdal’ın cenaze namazı, öğle namazına müteakip Asri Mezarlık’taki Yetkin Şekerci Camii’nde (Adli Tıp Kurumu yanında) kılınacak.

Cenaze namazının ardından Hatice Düzdal, Asri Mezarlık’ta toprağa verilecek.

Taziye Yeri Belli Oldu

Düzdal ailesinin taziyeleri, Karşıyaka Merkez Camii yanında bulunan 190 No’lu Taziye Evi’nde kabul edeceği bildirildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[Yankı Gazetesi İmtiyaz Sahibi Memik Düzdal'ın Anne Acısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:31:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yanki-gazetesi-imtiyaz-sahibi-memik-duzdalin-anne-acisi-123618-20260824.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yanki-gazetesi-imtiyaz-sahibi-memik-duzdalin-anne-acisi-123618-20260824.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yanki-gazetesi-imtiyaz-sahibi-memik-duzdalin-anne-acisi-123618-20260824.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YENİ Parti Gaziantep’te Görev Dağılımı Yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.yankigazetesi.com/haber-yeni-parti-gaziantepte-gorev-dagilimi-yapildi-4152.html</guid>
                    <link>https://www.yankigazetesi.com/haber-yeni-parti-gaziantepte-gorev-dagilimi-yapildi-4152.html</link>
                    <description><![CDATA[YENİ Parti Gaziantep’te Görev Dağılımı Yapıldı

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

YENİ Parti Gaziantep İl Yönetim Kurulu toplantısında görev dağılımı yapılırken, Seydi Ahmet Keleş’in kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak İl Disiplin Kurulu’na sevk edilmesine karar verildi.

YENİ Parti Gaziantep İl Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda yönetim kurulu üyelerinin görev ve sorumluluklarına ilişkin görev dağılımı yapılarak ilgili görevler üyelere tebliğ edildi.
“Temiz ve şeffaf siyaset” vurgusu
Yeni dönemde Gaziantep İl Başkanlığı’nın çalışmalarını temiz siyaset, şeffaf yönetim, liyakat ve hizmet anlayışı doğrultusunda sürdüreceği belirtildi.
Parti yönetiminden yapılan açıklamada, Gaziantep’in ve vatandaşların sorunlarına çözüm üretmenin, halkla güçlü ve sürekli iletişim kurmanın öncelikler arasında olduğu ifade edildi.
Seydi Ahmet Keleş disipline sevk edildi
Toplantının gündem maddelerinden biri de Seydi Ahmet Keleş hakkında yürütülen değerlendirme ve disiplin süreci oldu.
Yapılan değerlendirme sonucunda Keleş’in, kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak YENİ Parti Gaziantep İl Disiplin Kurulu’na sevk edilmesine karar verildi.
Parti yönetimi, kararın parti tüzüğü, temel ilkeler ve kurumsal sorumluluk anlayışı çerçevesinde alındığını belirterek, bundan sonraki sürecin İl Disiplin Kurulu tarafından yürütüleceğini açıkladı.
YENİ Parti Gaziantep İl Başkanlığı, yeni dönemde de “temiz, şeffaf, ilkeli ve sorumlu siyaset” anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.yankigazetesi.com/gundem-haberleri">Gündem</category><dc:creator><![CDATA[YENİ Parti Gaziantep’te Görev Dağılımı Yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:15:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yeni-parti-gaziantepte-gorev-dagilimi-yapildi-111613-20260824.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yeni-parti-gaziantepte-gorev-dagilimi-yapildi-111613-20260824.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.yankigazetesi.com/images/haber/yeni-parti-gaziantepte-gorev-dagilimi-yapildi-111613-20260824.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>