Ahmet Tahiroğlu Yazdı: Bir İlahiyle Başlayan Sessiz Devrim

Gündem 26.02.2026 - 12:41, Güncelleme: 26.02.2026 - 12:41
 

Ahmet Tahiroğlu Yazdı: Bir İlahiyle Başlayan Sessiz Devrim

Bazen büyük değişimler yüksek sesle gelmez. Bazen bir sloganla değil, bir mırıldanışla başlar.
Bir kardeşimizin dilinden dökülen o sade ilahi, Ramazan’ın bereketli günlerinde bir gönülden çıktı… Derken başka gönüllere uğradı. Önce birkaç kişi söyledi, sonra mahalle duydu. Ardından şehirler, derken ülke sınırlarını da aştı. Bugün bakıyorsunuz; Okul bahçesinde çocuklar teneffüste söylüyor. Cami avlusunda cemaat dudak ucuyla eşlik ediyor. Esnaf sabah kepenk açarken farkında olmadan mırıldanıyor. Sporcular maç öncesi motivasyon müziği gibi uyarlıyor. Ve işin en latif tarafı şu: Eleştirmek için cümle kuranların bile bir süre sonra kendini aynı sözleri tekrar ederken yakalaması… “Biz sadece incelemek için dinledik.” diyenlerin ezberi kuvvetli çıkıyor nedense. İtiraz edenin ritim duygusu da bir başka oluyor. Tarih boyunca hakikat sesinin garip bir özelliği olmuştur: Karşı çıkan kulak kabartır. Uzak duran gizlice dinler. İnkâr eden bile merak eder. Bir zamanlar okunan vahye kulak tıkayanların, gece vakti pencerelere yanaşıp dinlediklerini anlatan rivayetleri düşününce insan şaşırmıyor. Çünkü söz, eğer kalbe değmişse; inkâr eden de o yankıyı susturamıyor. Bu mesele sadece bir ezgi değil. Bu mesele samimiyetin karşılık bulmasıdır. Gösterişsiz bir niyetle söylenen söz, bazen en büyük organizasyonlardan daha etkili olur. Reklamla değil, ihlasla yayılır. Planla değil, tevekkülle yürür. Belki de bu yüzden önüne geçilemiyor. Belki de bu yüzden eleştiri arttıkça dinlenme sayısı da artıyor. Bir ilahinin; siyasetçiden sporcuya, muhafazakârdan muhalife kadar farklı kesimleri aynı nağmede buluşturması sıradan bir hadise değildir. Bu, toplumun derininde hâlâ ortak bir titreşim olduğunu gösterir. Demek ki gönüller hâlâ açık. Demek ki insanlar hâlâ hakikatin sesini tanıyor. Bazen uzun nutukların yapamadığını bir ilahi yapar. Bazen saatlerce anlatılamayanı bir mısra anlatır. Ve insan ister istemez şunu düşünür: Bu kadar farklı sesi aynı cümlede buluşturan şey, tesadüf olamaz. Yolu açık olsun. Niyeti halis olanın sözü menziline varır. Çünkü samimiyetin sesi, eninde sonunda yankı bulur.
Bazen büyük değişimler yüksek sesle gelmez. Bazen bir sloganla değil, bir mırıldanışla başlar.

Bir kardeşimizin dilinden dökülen o sade ilahi, Ramazan’ın bereketli günlerinde bir gönülden çıktı… Derken başka gönüllere uğradı. Önce birkaç kişi söyledi, sonra mahalle duydu. Ardından şehirler, derken ülke sınırlarını da aştı.
Bugün bakıyorsunuz;
Okul bahçesinde çocuklar teneffüste söylüyor.
Cami avlusunda cemaat dudak ucuyla eşlik ediyor.
Esnaf sabah kepenk açarken farkında olmadan mırıldanıyor.
Sporcular maç öncesi motivasyon müziği gibi uyarlıyor.
Ve işin en latif tarafı şu:
Eleştirmek için cümle kuranların bile bir süre sonra kendini aynı sözleri tekrar ederken yakalaması…
“Biz sadece incelemek için dinledik.” diyenlerin ezberi kuvvetli çıkıyor nedense.
İtiraz edenin ritim duygusu da bir başka oluyor.
Tarih boyunca hakikat sesinin garip bir özelliği olmuştur:
Karşı çıkan kulak kabartır.
Uzak duran gizlice dinler.
İnkâr eden bile merak eder.
Bir zamanlar okunan vahye kulak tıkayanların, gece vakti pencerelere yanaşıp dinlediklerini anlatan rivayetleri düşününce insan şaşırmıyor. Çünkü söz, eğer kalbe değmişse; inkâr eden de o yankıyı susturamıyor.
Bu mesele sadece bir ezgi değil.
Bu mesele samimiyetin karşılık bulmasıdır.
Gösterişsiz bir niyetle söylenen söz, bazen en büyük organizasyonlardan daha etkili olur. Reklamla değil, ihlasla yayılır. Planla değil, tevekkülle yürür.
Belki de bu yüzden önüne geçilemiyor.
Belki de bu yüzden eleştiri arttıkça dinlenme sayısı da artıyor.
Bir ilahinin; siyasetçiden sporcuya, muhafazakârdan muhalife kadar farklı kesimleri aynı nağmede buluşturması sıradan bir hadise değildir. Bu, toplumun derininde hâlâ ortak bir titreşim olduğunu gösterir.
Demek ki gönüller hâlâ açık.
Demek ki insanlar hâlâ hakikatin sesini tanıyor.
Bazen uzun nutukların yapamadığını bir ilahi yapar.
Bazen saatlerce anlatılamayanı bir mısra anlatır.
Ve insan ister istemez şunu düşünür:
Bu kadar farklı sesi aynı cümlede buluşturan şey, tesadüf olamaz.
Yolu açık olsun.
Niyeti halis olanın sözü menziline varır.
Çünkü samimiyetin sesi, eninde sonunda yankı bulur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.