Ahmet Tahiroğlu Yazdı: Emaneti Pavyon Düzenine Teslim Etmek

Gündem 06.04.2026 - 08:34, Güncelleme: 06.04.2026 - 08:34
 

Ahmet Tahiroğlu Yazdı: Emaneti Pavyon Düzenine Teslim Etmek

Siyasetin çürümesi, belediyenin itibarsızlaşması ve milletin emaneti Bir ülkenin asıl çöküşü, sadece sınırlarında patlayan bombalarla başlamaz.
Asıl çöküş, milletin alın teriyle kurduğu kurumların içeriden çürütülmesiyle başlar. Bugün Türkiye’nin yanı başında savaşlar büyüyor; Gazze’de çocuklar, Lübnan’da siviller, bölgemizin dört bir yanında masumlar katlediliyor. Fakat içeride bizi asıl sarsan başka bir savaş var: ahlak ile çıkar arasındaki savaş. Eski CHP’li Mehmet Sevigen’in televizyon ekranlarında sarf ettiği o ağır cümle, aslında bir partiyi aşan büyük bir siyasi fotoğrafı özetliyor: “Belediye pavyon gibi yönetilemez.” Bu söz, yalnızca bir polemik değil; bugün kamuoyuna yansıyan iddiaların özeti gibidir. Uşak’ta yürütülen soruşturmada ortaya saçılan tablo, bir belediyenin nasıl asli vazifesinden uzaklaştırıldığını gösteren ibretlik bir dosyaya dönüşmüştür. Bir yanda otelde belediye çalışanı olduğu belirtilen genç bir isimle aynı odada yakalanma iddiası, diğer yanda fiilen özel işletmelerde çalışan bazı personelin belediye kadrosunda gösterilerek maaş ve sigorta giderlerinin kamu bütçesinden karşılandığı suçlamaları…  Haber Manşet +1 Eğer bu iddialar doğruysa mesele yalnızca bireysel zaaf değildir. Bu, milletin emanetine doğrudan ihanettir. Çünkü belediye; bir şahsın özel çevresini besleyeceği, eğlence mekânlarının personel giderlerini milletin cebine yıkacağı bir alan değildir. Orası işsiz gencin umudu, emeklinin duası, yoksulun kapısı, şehrin namusudur. Bugün kamuoyunda konuşulan en vahim hususlardan biri de belediyeler arasında adeta bir “personel paslaşması” düzeni kurulmuş izlenimi veren iddialardır. Bir belediyeden diğerine eleman aktarımı, özel ilişkiler ağı, eş dost kadrolaşması ve kamu kaynağının şahsi düzen için kullanılması… Bunlar, yerel yönetim değil; kurumsallaşmış yozlaşmanın tarifidir. Geçmişte siyaset, en küçük şaibede dahi sorumluluk alma erdemi gösterebiliyordu. Bugün ise iddialar büyüdükçe büyüyor; fakat ne ahlaki bir mahcubiyet ne de siyasi bir vakar görülüyor. İşte tam bu noktada Sevigen’in eski CHP ile yeni CHP kıyası daha da anlam kazanıyor. Çünkü siyaset kurumu, kendi iç denetimini kaybettiği gün toplumun devlete olan güveni sarsılır. Bir belediye başkanı koltuğunu hizmet makamı değil de özel düzeninin uzantısı olarak görmeye başladığında, orada artık şehir yönetimi değil, emanetin istismarı vardır. Millet sandıkta oy verirken sadece bir partiyi seçmez. Çocuğunun geleceğini, yaşadığı şehrin huzurunu ve devletin vakarını teslim eder. O emaneti eğlence düzenine, şahsi ilişkilere ve gayri ciddi kadrolaşmaya dönüştüren her anlayış, hangi siyasi renkten olursa olsun önce millet vicdanında hüküm giyer. Bugün asıl sorumuz şudur: Biz çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakacağız? Eğer belediyeler hizmet kapısı olmaktan çıkıp çıkar şebekelerinin arka odasına dönerse, yarının nesillerine bırakacağımız şey yol, park, bina değil; derin bir güven bunalımı olacaktır. Ve unutulmamalıdır: Devlet ciddiyeti kaybolursa, geriye sadece koltuk kavgası kalır. Millet ise günü gelir, emaneti kime verdiğini de, kimin o emaneti hoyratça harcadığını da unutmaz.
Siyasetin çürümesi, belediyenin itibarsızlaşması ve milletin emaneti Bir ülkenin asıl çöküşü, sadece sınırlarında patlayan bombalarla başlamaz.

Asıl çöküş, milletin alın teriyle kurduğu kurumların içeriden çürütülmesiyle başlar.
Bugün Türkiye’nin yanı başında savaşlar büyüyor; Gazze’de çocuklar, Lübnan’da siviller, bölgemizin dört bir yanında masumlar katlediliyor. Fakat içeride bizi asıl sarsan başka bir savaş var: ahlak ile çıkar arasındaki savaş.
Eski CHP’li Mehmet Sevigen’in televizyon ekranlarında sarf ettiği o ağır cümle, aslında bir partiyi aşan büyük bir siyasi fotoğrafı özetliyor:
“Belediye pavyon gibi yönetilemez.”
Bu söz, yalnızca bir polemik değil; bugün kamuoyuna yansıyan iddiaların özeti gibidir.
Uşak’ta yürütülen soruşturmada ortaya saçılan tablo, bir belediyenin nasıl asli vazifesinden uzaklaştırıldığını gösteren ibretlik bir dosyaya dönüşmüştür.
Bir yanda otelde belediye çalışanı olduğu belirtilen genç bir isimle aynı odada yakalanma iddiası, diğer yanda fiilen özel işletmelerde çalışan bazı personelin belediye kadrosunda gösterilerek maaş ve sigorta giderlerinin kamu bütçesinden karşılandığı suçlamaları… 
Haber Manşet +1
Eğer bu iddialar doğruysa mesele yalnızca bireysel zaaf değildir.
Bu, milletin emanetine doğrudan ihanettir.
Çünkü belediye; bir şahsın özel çevresini besleyeceği, eğlence mekânlarının personel giderlerini milletin cebine yıkacağı bir alan değildir.
Orası işsiz gencin umudu, emeklinin duası, yoksulun kapısı, şehrin namusudur.
Bugün kamuoyunda konuşulan en vahim hususlardan biri de belediyeler arasında adeta bir “personel paslaşması” düzeni kurulmuş izlenimi veren iddialardır.
Bir belediyeden diğerine eleman aktarımı, özel ilişkiler ağı, eş dost kadrolaşması ve kamu kaynağının şahsi düzen için kullanılması…
Bunlar, yerel yönetim değil; kurumsallaşmış yozlaşmanın tarifidir.
Geçmişte siyaset, en küçük şaibede dahi sorumluluk alma erdemi gösterebiliyordu.
Bugün ise iddialar büyüdükçe büyüyor; fakat ne ahlaki bir mahcubiyet ne de siyasi bir vakar görülüyor.
İşte tam bu noktada Sevigen’in eski CHP ile yeni CHP kıyası daha da anlam kazanıyor.
Çünkü siyaset kurumu, kendi iç denetimini kaybettiği gün toplumun devlete olan güveni sarsılır.
Bir belediye başkanı koltuğunu hizmet makamı değil de özel düzeninin uzantısı olarak görmeye başladığında, orada artık şehir yönetimi değil, emanetin istismarı vardır.
Millet sandıkta oy verirken sadece bir partiyi seçmez.
Çocuğunun geleceğini, yaşadığı şehrin huzurunu ve devletin vakarını teslim eder.
O emaneti eğlence düzenine, şahsi ilişkilere ve gayri ciddi kadrolaşmaya dönüştüren her anlayış, hangi siyasi renkten olursa olsun önce millet vicdanında hüküm giyer.
Bugün asıl sorumuz şudur:
Biz çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakacağız?
Eğer belediyeler hizmet kapısı olmaktan çıkıp çıkar şebekelerinin arka odasına dönerse, yarının nesillerine bırakacağımız şey yol, park, bina değil; derin bir güven bunalımı olacaktır.
Ve unutulmamalıdır:
Devlet ciddiyeti kaybolursa, geriye sadece koltuk kavgası kalır.
Millet ise günü gelir, emaneti kime verdiğini de, kimin o emaneti hoyratça harcadığını da unutmaz.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.