AHMET TAHİROĞLU YAZDI: Gazze Yanarken Susan Dünya ve Cevap Bekleyen Vicdanlar
AHMET TAHİROĞLU YAZDI: Gazze Yanarken Susan Dünya ve Cevap Bekleyen Vicdanlar
Gazze Yanarken Susan Dünya ve Cevap Bekleyen Vicdanlar
Dün sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar Gazze'yi izledim.
Yıkılmış evleri, yetim kalmış çocukları, toprağın altından günler sonra çıkarılan cansız bedenleri, annelerin feryatlarını, babaların çaresiz bakışlarını...
Her görüntüde gözlerim doldu. Her görüntüde yüreğim biraz daha ağırlaştı. Ekran kapandı ama Gazze kapanmadı. Haber bitti ama acı bitmedi.
Sonra dönüp kendime baktım.
Kendi hayatıma...
Kendi ümmetime...
Kendi ülkeme...
Ve şu soruyu sordum:
Bu kadar büyük bir zulüm karşısında biz gerçekten nerede duruyoruz?
Bugün Gazze'de insanlar sadece topraklarını savundukları için değil, Müslüman oldukları için de hedef alınmaktadır. Bir halkın üzerine bombalar yağarken, hastaneler vurulurken, çocuklar açlıkla mücadele ederken dünya liderlerinin diplomatik cümleleri vicdanları teskin etmeye yetmiyor.
Daha da acısı, Gazze yanarken bazı çevrelerin hâlâ siyasi hesaplar, ekonomik dengeler ve uluslararası ilişkiler üzerinden konuşuyor olmasıdır.
Bir çocuğun canı, hangi ticari anlaşmadan daha değersiz olabilir?
Bir annenin gözyaşı, hangi diplomatik dengeye kurban edilebilir?
Bir milletin yok oluşu karşısında hangi siyasi gerekçe yeterli açıklama olabilir?
Bugün birçok Müslüman gibi ben de cevap bekliyorum.
Kınamalar duyduk.
Açıklamalar duyduk.
Toplantılar duyduk.
Fakat Gazze'nin enkazları altında kalan çocuklar açıklamalarla kurtulmadı.
Açlıktan ölen insanlar bildirilerle doymadı.
Yetimler diplomatik nezaket cümleleriyle teselli bulmadı.
Bu yüzden vicdan sahibi herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:
Tarihin bu döneminde biz gerçekten mazlumun yanında mı durduk, yoksa sadece duruyormuş gibi mi göründük?
Gazze, sadece Filistin'in meselesi değildir.
Gazze, insanlığın imtihanıdır.
Gazze, Müslümanların vicdan sınavıdır.
Gazze, samimiyet ile söylem arasındaki farkı ortaya koyan büyük bir aynadır.
Bugün o aynaya baktığımızda gördüğümüz manzaradan memnun muyuz?
Ben değilim.
Çünkü hâlâ enkaz altında çıkarılmayı bekleyen çocuklar var.
Hâlâ mezarsız yatan insanlar var.
Hâlâ göğe yükselen dualar ve cevabını bekleyen gözyaşları var.
Allah şahittir ki Gazze'yi unutmak istemiyoruz.
Allah şahittir ki mazlumların sesini kısmak istemiyoruz.
Ve Allah şahittir ki bir gün tarih yazıldığında, zalimlerin yanında değil mazlumların safında anılmak istiyoruz.
Çünkü makamlar geçer.
Devletler değişir.
Siyasetçiler gelir gider.
Ama mazlumun ahı kalır.
Ve o ah, bir gün mutlaka hesabını sorar.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



