Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Nogaylar’da Bir Bilge: Demire Can, Musikiye Ses Veren Selahattin Kıyıcı

Gündem 25.03.2026 - 10:29, Güncelleme: 25.03.2026 - 10:29
 

Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Nogaylar’da Bir Bilge: Demire Can, Musikiye Ses Veren Selahattin Kıyıcı

"Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş." Baki’nin bu ölümsüz mısraları, Nurdağı’nın ve bölgenin hafızasında silinmez bir iz bırakan "Kıyıcı Emmi"nin hayatını özetleyen en güzel hakikattir.
1928’den bugüne uzanan bu hikâye; bir elleriyle demiri döverken diğer elleriyle gönül tellerine dokunan, yaşadığı çağa sığmayan bir azmin tecellisidir. Selahattin Kıyıcı, kökleri derinde olan bir çınarın dalıydı. Baba tarafından Menemenoğulları ve anne tarafından Sığırlı aşiretlerinden süzülüp gelen bu asil miras, 1885’in büyük kuraklığından Adana’nın bereketli topraklarına uzanmıştı. Babası Mehmet Efendi’nin tütün fabrikasındaki "Baş Kıyıcılık" görevinden mülhem "Kıyıcı" lakabı, Selahattin Usta’nın kimliği oldu. Henüz altı yaşında, boyu yetmediği için altına sandık koyup körük çekerek başladığı demircilik, onun için sadece bir meslek değil, bir karakter inşasıydı. Şeyh Edebali’nin "Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır" öğüdünü dükkânının görünmez levhası yapan usta, ömrünü bu sabırla şekillendirdi. Kıyıcı Emmi, babasından devraldığı hatıralarla bir tarih muhafızıydı. Fransız işgaline karşı tek ineğini satıp mavzer alanların, susuzluktan çamurlu toprak emenlerin destanını yüreğinde taşıdı. Mehmet Akif Ersoy’un "Sahipsiz olan memleketin batması haktır / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır" düsturunu hayat felsefesi edindi. Henüz 10 yaşındayken ilkokula başlayan Selahaddin Kıyıcı, II. Dünya Savaşı’nın o karanlık yıllarında büyüklerine gazete okuyarak dünyanın gidişatını takip eden bir çocuktu. "Varşova yanıyor" manşetlerini hafızasına nakşetmiş, vatan sevgisini ise babasının Kurtuluş Bayramı fotoğraflarıyla ruhuna işlemişti. Hava Kuvvetleri'nde yaptığı askerlik ve ardından havaalanındaki tamircilik yılları, onun mekanik dehasını profesyonel bir ustalığa dönüştürdü. Seyhan Barajı’ndan Irak boru hattına kadar dev projelerde parmak izi olan Kıyıcı Emmi, teknik dehasıyla dünyaya meydan okudu. Yabancı mühendislere "I am mechanic" derken aslında Mevlânâ’nın "Güneş gibi ol şefkatte, gece gibi ol ayıpları örtmekte" sözündeki mütevazılığı ama aynı zamanda işindeki ustalığı temsil ediyordu. 81 yaşında geliştirdiği mayın imha aracı, vatan sevgisinin en somut nişanesiydi. Anlaşılamadığı anlarda "Acaba bunak mıyım?" diyerek akıl sağlığı raporu alacak kadar dürüst olan Kıyıcı Usta, Diyojen’in fenerle dürüst insan aramasına lüzum bırakmayacak kadar berrak bir şahsiyetti. Demirin sertliği, musikinin ve kitabın zarafeti ile yoğrulan Kıyıcı Emmi’nin dünyası sadece çarklardan ibaret değildi. Gündüz çekiç sallayan o nasırlı eller, akşam Türk Sanat Musikisi’nin en zarif makamlarına eşlik ederdi. Selahattin Pınar hayranlığı ve hafızasındaki yüzlerce eser, Yahya Kemal’in "Çok insan anlayamaz eski musikimizden / Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden" mısralarının canlı kanıtıydı. Ansiklopedilerle geçen günleri, derin kitap sevgisi ve  eşi Hayriye Hanım ile olan o nüktedan atışmaları; onun sert demiri zarafetle, hayatın yükünü ise mizahla yumuşattığını gösteriyordu. Oğlu Mevlüt Bey'in anlattığına göre; hayatının son 30 yılını teheccüd namazlarıyla ve derin bir tevekkülle süsleyen Selahattin Kıyıcı için dünya geçici bir duraktı. Neşet Ertaş’ın "Aşkınan koşan yorulmaz" dediği gibi, 89 yaşında bile traktör başında yorulmadan çalışması, bu aşkın ve çalışma azminin sonucuydu. O, eski Ramazanların sıcaklığını ve mübadele yıllarının komşuluk hukukunu anlatırken aslında kaybettiğimiz o büyük insanlık değerlerini hatırlatıyordu. Dürüstlüğüyle, keskin zekâsıyla ve ruhundaki incelikle gerçek bir Anadolu efsanesi olan Selahattin Kıyıcı, arkasında sadece tamir ettiği makineleri değil, bir vakar ve şeref mirası bıraktı. Nogaylar’ın bu bilge çınarını rahmetle anarken, onun hatırasını saygıyla yad ediyoruz. "Gök kubbe altında her şey fanidir, ancak iyilik ve güzellik baki kalır." Mekânı cennet, ruhu şâd olsun…..  
"Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş." Baki’nin bu ölümsüz mısraları, Nurdağı’nın ve bölgenin hafızasında silinmez bir iz bırakan "Kıyıcı Emmi"nin hayatını özetleyen en güzel hakikattir.

1928’den bugüne uzanan bu hikâye; bir elleriyle demiri döverken diğer elleriyle gönül tellerine dokunan, yaşadığı çağa sığmayan bir azmin tecellisidir.

Selahattin Kıyıcı, kökleri derinde olan bir çınarın dalıydı. Baba tarafından Menemenoğulları ve anne tarafından Sığırlı aşiretlerinden süzülüp gelen bu asil miras, 1885’in büyük kuraklığından Adana’nın bereketli topraklarına uzanmıştı. Babası Mehmet Efendi’nin tütün fabrikasındaki "Baş Kıyıcılık" görevinden mülhem "Kıyıcı" lakabı, Selahattin Usta’nın kimliği oldu. Henüz altı yaşında, boyu yetmediği için altına sandık koyup körük çekerek başladığı demircilik, onun için sadece bir meslek değil, bir karakter inşasıydı. Şeyh Edebali’nin "Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır" öğüdünü dükkânının görünmez levhası yapan usta, ömrünü bu sabırla şekillendirdi.

Kıyıcı Emmi, babasından devraldığı hatıralarla bir tarih muhafızıydı. Fransız işgaline karşı tek ineğini satıp mavzer alanların, susuzluktan çamurlu toprak emenlerin destanını yüreğinde taşıdı. Mehmet Akif Ersoy’un "Sahipsiz olan memleketin batması haktır / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır" düsturunu hayat felsefesi edindi.

Henüz 10 yaşındayken ilkokula başlayan Selahaddin Kıyıcı, II. Dünya Savaşı’nın o karanlık yıllarında büyüklerine gazete okuyarak dünyanın gidişatını takip eden bir çocuktu. "Varşova yanıyor" manşetlerini hafızasına nakşetmiş, vatan sevgisini ise babasının Kurtuluş Bayramı fotoğraflarıyla ruhuna işlemişti. Hava Kuvvetleri'nde yaptığı askerlik ve ardından havaalanındaki tamircilik yılları, onun mekanik dehasını profesyonel bir ustalığa dönüştürdü.

Seyhan Barajı’ndan Irak boru hattına kadar dev projelerde parmak izi olan Kıyıcı Emmi, teknik dehasıyla dünyaya meydan okudu. Yabancı mühendislere "I am mechanic" derken aslında Mevlânâ’nın "Güneş gibi ol şefkatte, gece gibi ol ayıpları örtmekte" sözündeki mütevazılığı ama aynı zamanda işindeki ustalığı temsil ediyordu. 81 yaşında geliştirdiği mayın imha aracı, vatan sevgisinin en somut nişanesiydi. Anlaşılamadığı anlarda "Acaba bunak mıyım?" diyerek akıl sağlığı raporu alacak kadar dürüst olan Kıyıcı Usta, Diyojen’in fenerle dürüst insan aramasına lüzum bırakmayacak kadar berrak bir şahsiyetti.

Demirin sertliği, musikinin ve kitabın zarafeti ile yoğrulan

Kıyıcı Emmi’nin dünyası sadece çarklardan ibaret değildi. Gündüz çekiç sallayan o nasırlı eller, akşam Türk Sanat Musikisi’nin en zarif makamlarına eşlik ederdi. Selahattin Pınar hayranlığı ve hafızasındaki yüzlerce eser, Yahya Kemal’in "Çok insan anlayamaz eski musikimizden / Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden" mısralarının canlı kanıtıydı. Ansiklopedilerle geçen günleri, derin kitap sevgisi ve  eşi Hayriye Hanım ile olan o nüktedan atışmaları; onun sert demiri zarafetle, hayatın yükünü ise mizahla yumuşattığını gösteriyordu.

Oğlu Mevlüt Bey'in anlattığına göre; hayatının son 30 yılını teheccüd namazlarıyla ve derin bir tevekkülle süsleyen Selahattin Kıyıcı için dünya geçici bir duraktı. Neşet Ertaş’ın "Aşkınan koşan yorulmaz" dediği gibi, 89 yaşında bile traktör başında yorulmadan çalışması, bu aşkın ve çalışma azminin sonucuydu. O, eski Ramazanların sıcaklığını ve mübadele yıllarının komşuluk hukukunu anlatırken aslında kaybettiğimiz o büyük insanlık değerlerini hatırlatıyordu.

Dürüstlüğüyle, keskin zekâsıyla ve ruhundaki incelikle gerçek bir Anadolu efsanesi olan Selahattin Kıyıcı, arkasında sadece tamir ettiği makineleri değil, bir vakar ve şeref mirası bıraktı. Nogaylar’ın bu bilge çınarını rahmetle anarken, onun hatırasını saygıyla yad ediyoruz.

"Gök kubbe altında her şey fanidir, ancak iyilik ve güzellik baki kalır."

Mekânı cennet, ruhu şâd olsun…..

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.