Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Şehirler Yükselirken Ruhlar Neden Alçaldı?
Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Şehirler Yükselirken Ruhlar Neden Alçaldı?
Antep savunmasının o barut kokulu siperlerinde, boyu tüfeğinden küçük çocukların hikayesi sadece bir kahramanlık destanı değildir; aynı zamanda bir "mana" inşasıdır.
Gündüz siperlerden mermi kovanı toplayan, gece ise Fransız bombardımanı korkusuyla kısık gaz lambası altında elifba okuyan o çocukların psikolojisi neden bozulmuyordu? Çünkü onlar, kendilerinden daha büyük bir davanın parçası olduklarını biliyorlardı. Bir "anlam" dünyaları vardı.
Bugün ise akıllı tahtalarla donatılmış sınıflarımız, lüks sitelerimiz, devasa havaalanlarımız ve en konforlu camilerimiz var. Fiziksel imkanlar bakımından tarihin en şanslı nesliyle karşı karşıyayız. Ancak Turgut Cansever’in korktuğu o eşiğe geldik: Arzı imar ettik ama nesli ihya etmeyi unuttuk.
Konforun Getirdiği Kutsal Boşluk
Eskiden çocuklar vatanı savunurken büyürdü, şimdi ise "psikolojisi bozulmasın" diye üzerine titrediğimiz evlatlarımızın ruhu, manevi bir boşluğun pençesinde can çekişiyor. Bir neslin, en büyük ibadeti olan namazı bir "mizah" malzemesi haline getirmesi, sadece bir saygısızlık örneği değildir; bu, o neslin "mukaddes" kavramıyla bağının koptuğunun tescilidir.
Peki, nerede hata yaptık?
Şekle Odaklandık, Özü Kaybettik: En güzel camileri yaptık ama o camilerin içini dolduracak ruhu veremedik. Ses sistemlerimiz son model, halılarımız en yumuşak olanı; ancak o minberlerden yükselen sesin kalplere inmesini sağlayacak samimiyeti teknolojiyle ikame edemedik.
Adanmışlığı "Tüketimle" Değiştirdik: Antep’teki çocuk mermi kovanını bir gelecek kurmak için topluyordu. Şimdiki nesil ise her şeye bir tıkla ulaşıyor. Zorluk görmeyen, bedel ödemeyen bir ruh; kutsalın bedelini de anlayamıyor.
Eğitimi Sadece "Kariyer" Sandık: Binalar yeniden yapılırdı ama nesil ifsat olursa telafisi olmazdı. Biz binaları yapmaya o kadar odaklandık ki, o binaların içinde yaşayacak insanların kalbine "neden yaşıyoruz?" sorusunun cevabını koyamadık.
İmar Edilen Arz, İmha Edilen Nesil
Bugün sosyal medyada kutsallarıyla alay eden gençlik, aslında bizim aynamızdır. Onlara sunduğumuz geniş otoyollar, onları bir yere ulaştırıyor ama o yolun sonunda ne beklediklerini öğretmedik. Akıllı tahtalar her türlü bilgiyi veriyor ama "edebi" ve "hürmeti" yazılım güncellemeleriyle yükleyemiyoruz.
Eğer bir evlat, dedesinin siperde kanıyla koruduğu namazla bugün dalga geçebiliyorsa, biz o çocuğu imar ettiğimiz modern dünyaya kurban vermişiz demektir. Kısık gaz lambası altındaki o ihlası, projektörlerle aydınlatılan dev binalarımızda bulamıyorsak, asıl mağlubiyetimiz buradadır.
Sonuç olarak; taşın toprağın imarı bitti. Şimdi asıl mesele, o taşların arasından ruhu çekilmiş insanı yeniden bulup çıkarmaktır. Aksi takdirde, yükselttiğimiz bu devasa yapılar, ruhsuz bir neslin ellerinde kendi mezar taşımıza dönüşecektir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

