Eğitimci Mehmet Yusuf Yıldız Yazdı: Yapay Zeka Devrimi: Hangi Etik Sorunlar Kapımızda Bekliyor?
Eğitimci Mehmet Yusuf Yıldız Yazdı: Yapay Zeka Devrimi: Hangi Etik Sorunlar Kapımızda Bekliyor?
Farkında olsak da olmasak da yapay zekâ artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Öyle ki bu teknolojiden uzak kalanlar birçok hususta akranlarına nispeten geride kalıyorlar.
Yaptığımız işlerde en büyük yardımcımız olan, kısa zamanda çok iş yapma imkânına bizi ulaştıran, külli zekayı kullanarak aklımıza gelmeyen hususlarda bize öncülük eden, günlerce belki aylarca uğraşmakta elde edeceğimiz bilgileri bize bir çırpıda sunan hatta duygularımıza kadar yorumlarda bulunan bu teknolojinin faydası ile beraber zararı da yok mudur? Bizi yabancı menşeli yapay zekâ ile tanıştıranların böylesine atılım yapmamızı sağlayacak yapay zekâ programlarına sınırsızca ulaşmamıza engel koymamakta aleyhimize bir çalışma yürütmeleri ihtimali yok mudur? Öyle zannediyorum ki elbette dikkatli ve yerinde kullanılmadığı takdirde tam da tasarlanan bir hedefe doğru bilinçsizce gittiğimizi hissediyorum...
Hem aklımızı hem de motor becerilerimizi geliştirmekten bizi meneden o kadar çok örneği var ki bunun. Kendi kendine park eden arabalardan tutun da her yere bizi götüren navigasyon programlarına kadar... Ya da akıllı sensörler yardımıyla çekilen harikulade fotoğraflar. Hepsi de gayet güzel ve hayatı pratik hale getiriyor değil mi? Peki ama bir gün internetin olmadığını veya şarjınızın bittiğini düşünün. Küçük bir çocuk gibi eliniz ayağınız birbirine dolaşacak. Çünkü o kadar alışmışsınız ki artık kendi aklınızdan planlama yapıp da bir yerden bir yere gidemiyorsunuz. Yolları öğrenmek ya da yoldaki detayları algılayabilmek zorunda kendinizi hissetmiyorsunuz. Aklınızı tamamen devre dışı bırakarak kendinizi sizi yönlendiren cihaza teslim etmiş oluyorsunuz. Acaba bu ne kadar doğru. Düşünün ki bir gün acil bir şey oldu ve siz telefona bile bakmadan bir yere ulaşmak zorunda kalacaksınız. Araba sürebilmeniz emin olun bir işe yaramayacaktır.
Yapay zekâ insanı düşünmekten, proje üretmekten, hafızasının bir köşesinde sakladıklarını hatırlamaktan, plan ve tasarı yapmaktan menettiği aşikar bir gerçektir. Bilgiye hızlıca kavuşmak, araştırma ihtiyacı hissetmemek, zorlanmadan ve emek vermeden sonuca ulaşmak gibi sonuçları da var elbette. İnsanı ayakta tutan, zihnini canlı tutan, bir anlamda adeta beyin için bir spor olan bu detaylar sizce önemli değil midir? Asrımızın en büyük hastalığı "alzheimer" için en önemli tedavi ezber yapmak, yaptıklarını hatırlamaya çalışmak, beynini aktif tutacak araştırmalarda bulunmak değil midir? Sadece bu hastalık cihetinden bile düşünülse yapay zekâ için tamamen zararsızdır ifadesi kullanmak ne kadar doğrudur? Zaten zamanımız gençliği zorluklardan kendini soyutlayan, hazıra konmak isteyen, mücadele etmekten kaçınan, kolay kazanıp hızlı tüketmek anlayışıyla hareket eden, düşünmeyi ve fikir üretmeyi gerektiren her türlü araştırmadan uzak yaşamayı tercih eden ve var olanın üstüne bir şeyler ekleme bilincinde olmayan bir yapıda değil mi? Peki ya bütün anne baba ve öğretmenlerin korkulu rüyası olan tablet ve telefonlardaki uygulamalar, oyunlar ve sosyal medyanın cazibesi. Bütün bunları büyüleyici bir surette önümüze süren yapay zekâ değil mi? Bütün vaktimizi çalan, bizleri bağımlı hale getiren yine yapay zekâ ile oluşturulan ve bizi tamamen kontrolü altına alan tasarımlar değil mi? Siz nasıl bir bakış açısıyla bakıyorsunuz bilmiyorum ama ben yapay zekaya bir sınırlama ve kontrol mekanizması geliştirilmediği sürece sıcak bakamıyorum. Acaba çocuk katili Netanyahu "elinizdeki telefonlar bizim" derken tam da bunu kast etmiş olamaz mı? Bu kadar bilgi sahibi olan yapay zekâ bir anda telefonumuzdaki her bilgiyi silmek, kullanmak gibi maharete sahip olamaz mı? Bu yüzyılın bir tek mermi bile atmadan kazananı elimize bu cihazları verenler olması ihtimali hiç mi yoktur?
En tehlikelisi de bana göre işin eğitim yönü. Geleneksel yöntemlerden söz etmek artık mümkün değil. Biz sadece çocuğumuz ekran karşısında ne kadar süre kalabilirim tartışmasını yapıp duralım. Bu arada yapay zekâ zaten eğitimin şeklini ve geleceğini biz hiç düşünmeden tesis ediyor. Acaba bu oyunun kurallarını kimler belirliyor? Oyunu yazan ve bizleri bu oyunun senaryoya bağlı oyuncuları yapıp belki de "bu iş tam tuttu" havasıyla izleyenler kimler... diye düşündük mü hiç. Sanki bir sele kapılmışçasına bize verilen rolü tam hakkıyla yapmıyor muyuz? Tıpkı Birinci Dünya Savaşında masa başındakilerin cetvel ve kalemle sınırları belirledikleri gibi yine masada oturanlar yok mudur? Yahya Kemal geldi aklıma. Şiire uygun bir kelimeyi bulmak için yıllarca beklediği olmuş. Şimdi şiirleri bile yapay zekâ yazıyor. Makaleleri, tezleri... hatta hocaların derste anlatacaklarını, sempozyumda konuşacaklarını... Hürmetle andığımız ve uzun süre takdirle faydalandığımız yazarlarımızın, şairlerimizin bu üretimleri olmasaydı acaba biz ne ile gurur duyacaktık. Ya bizden sonrakiler bizim neyimizle gurur duyacaklar. Küreselleşen dünyaya ayak uydurmak zorunda olduğumuzun ben de bilincindeyim. Beni tarihin sayfalarına saplanmış ve yeniliklere kapalı olarak görmeyin. Söylediklerim zaten bu manaya da gelmiyor. Bence çocuklarımıza başarıdan önce merhameti ve insanlığı öğrenmeliyiz. Tam da yapay zekanın bize unutturmaya çalıştığı, adeta bizi birer robot haline getirmeye çalıştığı bugünde. Peyami Safa bunu daha önceden görmüş. Belki de bu devirde yaşasaydı ne kadar doğru söylediğini düşünerek gururlanacaktı. Sahi ne demişti “Yalnızız” romanında: "Modern hayat insanı topluma yabancılaştırır ve yalnızlaştırır. Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği dünyada yalnızım" demişti. Aktörler, sahne, kostüm değişebilir ama hedef aynı hedef, senaryo aynı senaryo... Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Kırk yaş üstü olan 80'lerin ve 90'ların gençleri de sanki geçmiş hayatını unutmuşçasına yapay zekâ kaynaklı uygulamaların seline kendilerini kaptırmışlar. Eski, küçücük ama tesiri bir o kadar büyük mutluluklarını bir kenara bırakıp mutluluğu bu platformlarda arama gayretine girmişler. Bu durumda gençlerden şikayetçi olmak da biraz tuhaf olmaz mı? Anne ve babasının elinden telefon düşmezken çocuktan bunu istemenin sizce bir faydası var mıdır?
Dilimin döndüğünce ifade etmeye çalıştım bir şeyler. Ailemizi ayakta tutmak, gelenek-görenek-inanç değerlerimize ve kültürümüze sahip çıkmak için bilinçli olmak ve gözümüzü tam açmaktan başka çaremizin olmadığının farkına varsak birçok şeyi düzeltebiliriz inancındayım…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

