Fesih Bozan Yazdı: İsrail Bildiğimiz Gibi…
Fesih Bozan Yazdı: İsrail Bildiğimiz Gibi…
İsrail, her zaman olduğu gibi yine bildiğini okuyor.
Uzun yıllardır sürdürdüğü işgal politikaları, başta Gazze olmak üzere tüm Filistin’de yaşanan yıkım, sivil katliamlar, yerleşimci terörü, köy baskınları, hukuksuz tutuklamalar, sistematik işkence ve tecavüzler…
Birleşmiş Milletler kararlarını, uluslararası hukuku, insan hakları örgütlerinin raporlarını ve son olarak Trump’ın başkanlığını yaptığı ve işbirlikçi devletlerden oluşan “Barış Kurulu” zirvesinde alınan “sözde ateşkes” kararlarını bile hiçe sayan bir İsrail…
İsrail’in hedefinde sadece Filistin mi var? Elbette hayır. Lübnan, Suriye, Irak, Ürdün, Mısır, Türkiye, Yemen ve İran’ı hedefe koyarak… Sınır ve hiçbir hukuk tanımadan kimini işgal ediyor, kimine savaş açıyor, kimisini de tehdit ediyor.
İsrail terör örgütünün bütün bu savaş, işgal ve katliamlarının tek bir hedefi var: O da “Büyük İsrail Devleti”ni kurmaktır.
Peki İsrail bu cüreti nereden alıyor? Kendi öz gücünden mi? Elbette hayır!
İsrail; siyasi, ekonomik ve askerî en büyük desteğini sınırsız ve sorgusuz bir şekilde ABD ve Batılı müttefiklerinden almaktadır.
Bu yazıyı yazarken Trump ve Netanyahu son 1,5 yılda 8. görüşmelerini yaptı.
Netanyahu görüşme sonrası, “Tam bir iş birliği, karşılıklı destek ve İran’ın nükleer silah sahibi olmaması başta olmak üzere İsrail’in güvenliği ve ortak hedefleri konusunda tam mutabakat içinde gerçekleşen mükemmel bir görüşme yaptık.” açıklamasında bulundu.
Ancak daha da acısı, İslam ülkelerinin durumudur:
* Kendi halkına ve inancına göre değil, Washington’dan gelecek talimatlara göre hareket eden Müslüman liderler,
* Allah’tan değil, Beyaz Saray’dan ve Trump’tan korkan sözde Müslüman yöneticiler,
* Tek vücut olması gerekirken başsız, dağınık ve paramparça olan bir İslam ümmeti,
* Söylemlerde mangalda kül bırakmayan; ancak İsrail hamisi Trump’la dost olmakla iftihar eden ve İsrail’le iş birliği içinde olan liderleri görüyoruz…
Bugün bölgede İsrail’e ve ABD’ye izzet ve onurla karşı duran, saldırılarına güçlü bir şekilde karşılık veren, yalnız bırakılan İran, Yemen, Hamas ve Hizbullah var.
ABD ve Siyonizm, kınama mesajlarından değil, yalnızca caydırıcı güçten anlar. İran, Yemen ve diğer direniş güçleri bunu yapmaya çalışıyor.
Erbakan Hoca, küresel sistemin kodlarını çok iyi bildiği için 1997 yılında çareyi Batı kapılarında değil, İslam dünyasının birleşmesinde aradı ve D-8’i kurdu. Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya’yı bir araya getiren bu hamle; D-30, D-60 ve nihayetinde D-160’ı kurarak “Yaşanabilir Adil Bir Dünya” düzeni tesis edecek hedefi ortaya koydu.
Bu hedeflerin ne anlama geldiğini çok iyi bilen ABD, yerli iş birlikçileri üzerinden 28 Şubat süreci ve çeşitli oyunlarla Erbakan’ı iktidardan uzaklaştırdı. Böylece “Yaşanabilir, Adil Bir Dünya Projesi” akamete uğratıldı.
Ardından gelen süreçte ise bölgede emperyalist güçlerle iş birliği ve dostlukları önceleyen AK Parti iktidarı dönemi başladı ve hâlen devam ediyor.
Özetle
Bugün Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın vizyonuna acil ihtiyaç var.
Gelinen noktada kınama mesajlarıyla, lafta kalan sert sözlerle ve emperyalistlerin gölgesinde yürütülen diplomasiyle Filistin’in de ümmetin de geleceği kurtulamaz.
Günümüz Müslüman coğrafyasının; mezhep ve ülke ayrımlarını aşarak ortak akıl, askeri, kültürel ve ekonomik iş birliğini yapabilecek, diplomatik dayanışma ve caydırıcı bir güç oluşturabilen, Erbakan Hoca’nın vizyonuna sahip yeni bir lidere ve şahsiyetli bir dış politikaya bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.
Ancak o zaman Filistin’de akan kan durabilir; adil, onurlu ve kalıcı bir barış sağlanabilir, İslam Alemi özgürleşebilir ve “Yaşanabilir Adil Bir Dünya” hedefine ulaşabiliriz.
Vesselam.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



