Fesih Bozan Yazdı: Muhalefetin Varoluş Sınavı: Ya Birleşmek ya da Yok Olmak
Fesih Bozan Yazdı: Muhalefetin Varoluş Sınavı: Ya Birleşmek ya da Yok Olmak
Muhalefetin Varoluş Sınavı: Ya Birleşmek ya da Yok Olmak
Türkiye siyasetinde muhalefet cephesinde olağanüstü gelişmeler yaşanıyor.
Bir yanda ana muhalefet partisi CHP'deki iç tartışmalar ve bölünme, diğer yanda Gelecek Partisi'nin kendisini feshetme süreci ve diğer bazı partiler arasında devam eden yeni ittifak arayışları...
İktidar bloğu ise bu gelişmeleri büyük bir keyifle seyrediyor olmalı. Nitekim çeyrek asırlık bir iktidarın en büyük konforu; karşısında çok parçalı, ortak bir sinerji üretemeyen dağınık bir muhalefetin olmasıdır. Elbette bunun en önemli sebebi mevcut Cumhurbaşkanlığı Sistemidir. Yani yüzde 50+1'dir.
Mevcut Cumhurbaşkanlığı Sistemi içinde küçük partiler için iki seçenek var: Ya birleşerek güçlü bir "biz" olacaklar ya da tek tek siyaset sahnesinden silinecekler!
%50+1 Kıskacı, Otoriterleşme ve Tabanlardaki Kırılma
Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, yani %50+1 şartı, siyasi partilerin adeta canına okudu. Hiçbir partinin tek başına bu orana ulaşma imkânı kalmayınca, ittifaklar bir tercihten çıkıp mecburi bir hal aldı.
Ancak Altılı Masa tecrübesinde görüldüğü üzere; farklı fikir, ideoloji ve geleneklere sahip partilerin kurduğu bu mecburi ittifak, Türkiye için bir kazanım ve fırsat olsada, parti tabanlarında derin itirazlara, kırılmalara ve küskünlüklere yol açtı.
Bu sistemle birlikte iktidarın gittikçe otoriterleşmesi ve "tek adam" anlayışının pekişmesi sebebiyle; partilerin kendi öz değerleri üzerinden seçmene ulaşıp tek başlarına iktidara gelme imkânı tamamen ortadan kalktığı gibi, oluşturulan algılarla vatandaş da iradesine göre oy kullanamaz hale geldi.
İktidar, Gücünü Muhalefetin Dağınıklığından Alıyor
24 yıllık bir iktidarın; rekor seviyedeki enflasyona, ağır faiz yüküne, artan borçlanmaya ve bozulan ekonomi yönetimine rağmen hâlen seçim kazanabilmesinde muhalefetin dağınıklığı önemli bir etken olsa da tabloyu sadece bundan ibaret görmek adil değildir.
Burada muhalefetin dağınıklığı önemli bir faktör olsa da, yüzde 50+1 sistemi, iktidarın yargı üzerinden muhalefete baskısı ve Cumhur İttifakı'nın çeyrek asırdır yürüttüğü algı odaklı seçim stratejisi de önemli bir etkidir.
Bu algı stratejisiyle vatandaşın kendi öz iradesi ve gerçek ihtiyaçlarıyla sandığa gitmesi zorlaştırılmış, tercihler iktidar eliyle kurgulanan algılar üzerinden şekillendirilmiştir.
Hatırlayacak olursak:
· Kutuplaşma: Hedef gösterme ve ötekileştirme dilinin baskın hale getirilmesi
· İnanç İstismarı: Din ve değerler üzerinden yürütülen toplumsal gerilimler
· Güvenlik Söylemi: Terör, terörist ve "dış mihraklar" vurgusunun sürekli işlenmesi
· Beka Vurgusu: Bölgedeki savaşlar ve krizler üzerinden sıcak tutulan "güvenlik ve beka" kaygıları
Millet; yaşadığı maddi ve manevi sıkıntıları, faiz ve borç yükünü, yolsuzluk, rüşvet ve torpil gibi somut gerçekleri bir kenara bırakıp; yukarıda saydığım yapay algılar ve üretilen korkular üzerinden iktidardan yana tercih yapmaya zorlandı.
Amerikan Modeli İki Partili Sisteme Doğru Gidiş
Türkiye'nin mevcut sistemle, ABD'dekine benzer iki partili bir siyasi düzene doğru gittiğini söyleyebiliriz.
Vatandaş İstikrar ve Güvene Oy Veriyor
Bir önceki seçimde zoraki oluşan Altılı Masa ittifakı ve sonrasında TBMM'de oluşturulan "Yeni Yol Grubu" seçmende beklenen heyecanı ve sinerjiyi oluşturamadı.
Çünkü seçmen, bu tür yapılarda "çok başlılık" ve "partiler arası koltuk çekişmesi" riski görerek uzun vadeli bir istikrar göremiyor; dolayısıyla güçlü bir destek vermiyor.
Çözüm: Kişisel Hesaplar Değil, Ortak İlkelere Dayalı Birlik
Dünya görüşleri ve temel ilkeleri örtüşen muhalefet partileri için en doğru yol, köklü ve güçlü bir teşkilat yapısına sahip partide birleşmektir.
"Yaşanabilir, adil bir Türkiye'yi" inşa etmek isteyen partiler; kişisel çıkarları, koltuk hesaplarını ve dar parti taassuplarını bir kenara bırakarak;
· Hak, hukuk, adalet, liyakat ve ahlakın hâkim kılınması
· Barış, kardeşlik, eşitlik ve özgürlükten yana; ırkçılık, kutuplaşma ve ötekileştirmeye karşı durulması
· İnançlara saygı ve toplumsal huzurun tesis edilmesi
· Rant, borçlanma ve ithalata değil; üretim, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomiye geçilmesi
· Milletin parasını yandaş şirketlere değil, emek ve sosyal adalet gereği millete dağıtılması
· Faizsiz ve sömürüden uzak bir ekonomik modelin uygulanması
· Yolsuzluk, torpil, rüşvet, israf ve savurganlıkla mücadele edilmesi
· Tam bağımsız, onurlu bir dış siyaset, anti-emperyalist, bölgesel işbirliği ve İslam birliğinden yana bir duruş sergilenmesi
gibi asgari müşterekler etrafında birleşilmelidir.
Partiler ve liderler; kişisel ikballerini değil, milletin derdine derman olacak, insanca ve onurlu bir yaşam seviyesi sunacak bu iradeyi ortaya koymalıdır.
Saadet ve Yeniden Refah Partileri bu birleşmeye en yakın olan partilerdir. Liderleri bir, söylemleri bir, hedefleri bir ve tabanları birdir. Bu birleşmeye diğer yakın partiler de katılmalıdır. Bu birleşme teşkilatlarda ciddi bir sinerji, seçmende de ciddi bir güven oluşturacaktır.
Birleşmenin Adresi
Kanımca bu birleşmenin adresi; 57 yıldır yukarıda saydığım değerlerin mücadelesini veren, partileri kapatılan, darbelere maruz kalan, ciddi anlamda bedel ödeyen, devlet yönetimi ve siyasi tecrübeye sahip olan, topluma güven veren, oy oranından bağımsız olarak köklü bir özgül ağırlığa sahip olan Millî Görüş'ün temsilcisi Saadet Partisi olmalıdır.
Vesselam.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



