Fesih Bozan Yazdı: Müslümanların Kurban Edildiği Bir Çağda Bayramı Kutlamak
Fesih Bozan Yazdı: Müslümanların Kurban Edildiği Bir Çağda Bayramı Kutlamak
Müslümanların Kurban Edildiği Bir Çağda Bayramı Kutlamak
Bayramlar; teslimiyetin, birliğin, beraberliğin, sevginin, barışın, kardeşliğin, fedakârlığın, adaletin ve adil paylaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği önemli günlerdir. Bu sebepledir ki, bu meziyet ve değerlerin hâkim olduğu toplumlarda bayramlar, haklı olarak sevinç, huzur ve coşku vesilesi olur.
Ve işte bugün bayram…
Bugün bayram ama bayramın ruh, mana ve hikmetini oluşturan değerler, günümüz Müslüman toplumlarında ne kadar karşılık buluyor?
Gelin bu bayram, yapay kutlamaların, sıradalaşan mesajların, yüzeysel tebessüm ve ziyaretlerin arkasındaki acı gerçekleri biraz tefekkür edelim.
Çünkü bugün İslam dünyasının hâline baktığımızda, bayramların taşıdığı mana ile yaşanan gerçeklik arasında derin bir uçurumun bulunduğunu görüyoruz.
Şimdi bayramlaşırken ya da bayram mesajları atarken en çok kullandığımız bazı terimlerin Müslüman ülkelerin iktidar, fert ve toplumundaki karşılığına, yani gerçekliğine bakalım:
Teslimiyet: Kim, Neye Teslim?
İslam’ın özü teslimiyettir. Kurban ibadeti denildiğinde akla ilk olarak Hz. İbrahim’in sadakati, Hz. İsmail’in rızası ve Hz. Hacer’in sarsılmaz tevekkülü, yani Allah’a (cc) olan teslimiyet gelir ve vaazlarda hep bu anlatılır.
Peki, bu teslimiyet bilinci bugünkü Müslüman liderler, fert ve toplumlarda ne kadar var?
* Liderler Boyutu: Müslüman ülkelerin liderleri, Allah’a mı teslim olmuşlar, yoksa ABD’ye, Siyonizm’e ve küresel karanlık güçlere mi? Müslüman liderler Allah’a teslim olmuş olsalardı İslam coğrafyasında bu kadar işgal, sömürü, katliam, kan ve gözyaşı olabilir miydi?
* Toplum Boyutu: Müslüman fert ve toplumlar, Allah’ın emir ve yasaklarına, helal ve haram ölçülerine kayıtsız şartsız teslim olmuş olsalardı; faiz, kumar, içki, yolsuzluk, rüşvet, torpil, kul hakkı yeme, ahlaki yozlaşma ve adaletsizlik bu kadar yaygın olur buydu?Bu durumda hangi teslimiyetten bahsedebiliriz?
Bayram Mesajlarında Birlik ve Beraberlik Olan Bir Ümmetin Coğrafyası Kan Ağlıyor
Birliğin ve sevginin ilk olması gereken ailelerimizde huzursuzluk, boşanma oranları ve kuşak çatışmaları tırmanıştaysa; yerel düzeyde kavgalar ve iç çekişmeler sürüyorsa içeride bayramların manasına uygun birliği sağlayamamışız demektir.
Daha da acısı, eğer ümmet bilinci, birlik, beraberlik ve kardeşlik bağı zerre kadar güçlü olsaydı; bugün Gazze’de, Lübnan’da, İran’da, Yemen’de, Irak’ta, Suriye’de bu işgal, sömürü ve katliam yaşanır mıydı, Müslüman kanı bu kadar kolay akıtılabilir miydi?
Müslümanlar bayramları bayram gibi kutlamak istiyorlarsa “D-8’i canlandırmak ve İslam Birliğini sağlamak” zorundadırlar.
Adalet, Eşitlik, Barış, Kardeşlik ve "İslamilik" Tezatı
İslam’ın temel çağrısı adalet, eşitlik, barış, merhamet ve kardeşliktir. Müslümanlar arasında bayramın bu anlam ve hikmetleri hakim olsaydı; bugün İslam dünyasında ve ülkemizde yaşanan mezhep ayrışması, ırkçılık, ötekileştirme, kutuplaştırma, nefret dili, inkar ve asimilasyon politikaları zemin bulabilir miydi?
Öyle ki uluslararası akademisyenler tarafından her yıl hazırlanan “Dünya İslamilik Endeksi (Islamicity Index)” Müslümanların yüzüne bir tokat gibi inmektedir. Adalet, hukukun üstünlüğü, dürüst yönetim ve insan hakları gibi doğrudan Kur'an-ı Kerim'in emrettiği değerlerin toplumsal hayata uygulanma oranını ölçen bu endekste, ilk 40 sırada tek bir Müslüman ülke yer almıyor.
Fedakarlık ve Paylaşım: Zengin ve Fakir Arasındaki Uçurum
Bayramın mana ve hikmetlerinden olan toplumsal hayatta fedakarlık, infak, zekat ve yardımlaşma kültürü gerçekten çalışsaydı, milli gelirde adil paylaşım olsaydı, bugün vatandaşlarımız arasındaki ekonomik uçurum bu boyutta olur yardı?
TÜİK verilerine göre;
* Ülkemizde nüfusun en zengin %20'lik kesimi, milli gelirin %50’ye yakınını tek başına alırken; en fakir %20'lik kesim bu gelirden sadece %6 civarında bir pay alabiliyor.
* En zengin %10'un, toplam servetin yarısından fazlasını elinde tuttuğu bu adaletsiz ve vahşi tablo, durumu en açık şekilde ortaya koymaktadır.
Mutsuzluk Coğrafyası
BM destekli “Dünya Mutluluk Raporu” verilerine göre, dünyanın en mutsuz ülkeleri listesinin en alt sıralarını Müslüman ülkeler yer alıyor. Halbuki bu Müslüman coğrafyaları, yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından dünyanın en zengin bölgeleridir; ancak halkları dünyanın en mutsuz insanlarıdır. Çünkü bu ülkelerin zenginliklerini, işbirlikçi yöneticiler eliyle ABD ve Batılı ülkelere aktarılıyor.
Ne Yapmalı? Bir Muhasebe Zamanı Olarak Bayram
Bütün bu tablolara baktığımızda, bayramların hikmet ve anlamının bugün olmadığını ve bayramların daha çok şekilsel kutlamalara, ezberlenmiş mesajlara, yeni elbiseler giymeye, tatil, yüzeysel ziyaret ve tebessümlere dönüştüğünü görüyoruz.
Tıpkı ülkeyi adalet, özgürlük, eşitlik ve adil paylaşımla yönetmeyen, dolayısıyla vatandaşları mutsuz kılan iktidar mensuplarının da bayramı adalet, mutluluk ve barış gibi süslü mesajlarla kutlaması gibi...
Peki, şartlar eksik ve olması gerektiği gibi değil diye bayram kutlaması yapmayalım mı?
Elbette kutlayalım ve kutlanmalıdır. Ancak bayramı sadece bir gelenek, kültür ve şeklen değil; taşıdığı mana ve değerlerin konuşulduğu, sorgulandığı ve ciddi bir muhasebenin yapılacağı, uyanma ve silkinmenin olacağı özel ve ulvi günler olarak görmeli ki, bayramlar gerçekten bayram olsun.
Gerçek bayram; çocukların ölmediği, insanların aç kalmadığı, adaletin güçlüye değil haklıya hizmet ettiği gün olacaktır.
Bayramların, şekilden ibaret kalmayıp manasına uygun gerçek bayramlara dönüşmesi duasıyla, bütün Müslüman kardeşlerimin bayramını tebrik ediyorum.
Vesselam.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

