Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: UTAN DÜNYA!
Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: UTAN DÜNYA!
Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: UTAN DÜNYA!
Buruk Bir Bayrama Girerken
Bayramlar; kardeşliğin, merhametin, paylaşmanın ve dayanışmanın en güçlü hissedildiği mübarek zamanlardır. İnsanların kırgınlıklarını unuttuğu, sofraların bereketle kurulduğu, çocukların neşeyle sokaklara koştuğu müstesna günlerdir. Bayram sabahı yükselen dualar, sadece evlerin değil gönüllerin de kapısını açar. Ancak ne yazık ki bu yıl da Kurban Bayramı’na sevinçten çok hüzünle giriyoruz.
Çünkü dünyanın birçok yerinde bayram yok…
Acı var, gözyaşı var, savaş var…
Bir yanda çocuklarına bayramlık alan anne babalar, diğer yanda enkaz altından evladının cansız bedenini çıkaran anneler… Bir yanda bayram sofraları kurulurken, diğer yanda açlıktan ağlayan çocukların sesi yükseliyor. İşte insanlığın vicdanı tam da burada sınanıyor.
Özellikle Gazze’de yaşananlar artık yalnızca bir savaş değil; bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen büyük bir insanlık dramıdır. Günlerdir bombalar altında yaşam mücadelesi veren insanlar, sadece ölümle değil; açlıkla, susuzlukla ve çaresizlikle de mücadele ediyor. Hastaneler vuruluyor, ibadethaneler yıkılıyor, ambulanslar hedef alınıyor. En acısı ise küçücük çocukların savaşın ortasında hayattan koparılması…
Bir çocuğun bayram sabahı oyuncak yerine kefene sarılması, insanlığın iflasıdır.
Gazze’de bugün insanlar ekmek kuyruğunda hayatını kaybediyor. Temiz suya ulaşamayan aileler, karanlıkta ölüm korkusuyla yaşamaya çalışıyor. Babalar çocuklarına yiyecek bulamıyor, anneler çaresizlik içinde dualarla ayakta durmaya çalışıyor. Dünya ise bütün bu vahşeti çoğu zaman yalnızca televizyon ekranlarından izlemekle yetiniyor.
Daha da acısı; vicdan taşıyan insanların yardım çabaları bile engelleniyor.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve yıllardır süren insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan “Küresel Sumud Filosu”na uluslararası sularda yapılan müdahale, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. İçinde vicdan sahibi insanların bulunduğu yardım gemilerine yapılan baskın, aslında yalnızca bir filoya değil; insanlığın ortak vicdanına yapılmış bir müdahaledir.
Sormak gerekiyor:
Açlıktan ölmek üzere olan çocuklara yardım götürmek suç mudur?
Mazlumların yanında durmak neden engellenmektedir?
İnsan haklarından söz eden dünya, bugün neden sessizdir?
Bugün yaşananlara bakınca, modern dünyanın sıkça dile getirdiği insan hakları, özgürlük ve demokrasi söylemlerinin büyük ölçüde çıkar hesaplarının gölgesinde kaldığı açıkça görülmektedir. Güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzenin adı adalet olamaz.
Bu yaşananlar soykırım değilse nedir?
Sadece Filistin değil; Suriye, Lübnan ve Mısır başta olmak üzere İslam coğrafyasının birçok bölgesinde insanlar yıllardır savaşın, yoksulluğun ve belirsizliğin içinde yaşam mücadelesi veriyor. Kimisi evsiz, kimisi vatansız, kimisi ise geleceğini tamamen kaybetmiş durumda. Çocuklar okul yerine savaş sesleriyle büyüyor. Gençler umut yerine korkuyla yaşamayı öğreniyor.
İnsanlık, teknoloji çağında büyük bir ilerleme kaydetmiş olabilir. Ancak vicdanını kaybeden bir dünyanın gelişmiş sayılması mümkün değildir. Eğer bugün çocuk ölümleri sıradan bir haber gibi görülüyorsa, orada insanlık ciddi şekilde yara almış demektir.
Öte yandan acı sadece savaş bölgelerinde yaşanmıyor. Kendi ülkemizde de milyonlarca insan derin ekonomik sıkıntılar içinde yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’de birçok aile Kurban Bayramı’na buruk giriyor. Evine et götüremeyen, çocuklarına bayramlık alamayan, mutfağındaki eksikleri tamamlayamayan insanlar sessizce ayakta kalmaya çalışıyor.
Eskiden bayramlar bereketin ve paylaşmanın simgesiydi. Şimdi ise birçok aile için geçim hesabının yapıldığı zor günlere dönüşmüş durumda. Pazara çıkamayan emekliler, faturalarını ödemekte zorlanan aileler, geleceğinden endişe eden gençler… Bunlar da toplumun sessiz çığlıklarıdır.
Bir tarafta israf sofraları kurulurken diğer tarafta çocuklar aç uyuyorsa, orada adaletten söz etmek mümkün değildir.
Bayramlar sadece sevinç günleri değildir; aynı zamanda vicdan muhasebesi yapma zamanıdır. Bugün bize düşen görev; sadece kendi soframızı değil, başkalarının açlığını da düşünmektir. Sadece kendi çocuklarımızın mutluluğunu değil, savaşın ortasında yaşam mücadelesi veren çocukların gözyaşını da görmektir.
Çünkü bir yerde zulüm varsa, orada insanlık susmamalıdır.
Sessizlik bazen zulmün en büyük ortağıdır. Tarih boyunca zalimler kadar, zulme sessiz kalanlar da insanlığın vicdanında mahkûm edilmiştir. Bugün Gazze’de yaşananlara sessiz kalan dünya, yarın bu utancı açıklamakta zorlanacaktır.
Gazze’nin kuzeyinde çocuklarımız ölüyor…
Dünya ise kör ve sağır kesilerek sadece seyrediyor.
Ama bilinmelidir ki hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez. Tarih, mazlumların duasıyla yıkılan nice zalim düzenlere şahit olmuştur. Güç ve silah geçicidir; insanlık vicdanı ise er ya da geç gerçeği haykırır.
Temennimiz odur ki bu mübarek Kurban Bayramı; savaşların sona ermesine, gözyaşlarının dinmesine, açlığın ve yoksulluğun son bulmasına vesile olsun. Çocukların korkuyla değil umutla uyandığı, annelerin ağlamadığı, insanların inancı, kimliği ve memleketi yüzünden ölmediği bir dünya en büyük bayram olacaktır.
Ve o gün geldiğinde insanlık belki yeniden kendi vicdanıyla yüzleşmeyi başaracaktır.
UTAN DÜNYA!
İyi ki bir hesap günü var…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

