“Gaziantep’ten Dünyaya Ahlaki Çağrı”
“Gaziantep’ten Dünyaya Ahlaki Çağrı”
Jeffrey Epstein dosyası, münferit bir suçlunun hikâyesi değildir. Bu dosya, Batı medeniyetinin ahlaki iflas belgesidir.
Çocukların sistematik biçimde istismar edildiği, küresel elitlerin korunduğu, medyanın susturulduğu ve hukukun seçici işletildiği bu dosya; bugün dünyaya “insan hakları”, “özgürlük” ve “hukukun üstünlüğü” dersi veren düzenin gerçek yüzünü açığa çıkarmıştır.
Batı dünyası yüzyıllardır şu iddiayı dile getirir:
“Herkes hukuk önünde eşittir.”
Epstein dosyası bu iddiayı tarihin çöplüğüne atmıştır.
Yoksullar için sert olan hukuk, güç sahipleri için askıya alınmıştır.
İsim listeleri gizlenmiş, davalar sulandırılmış, tanıklar susturulmuş, gerçekler parçalanmıştır.
Bu bir istisna değil; bir sistemdir.
Bu sistem, gücü olanı korur; sesi olmayanı ezer.
Batı’nın özgürlük anlayışı artık masum değildir.
“Özel hayat”, “rıza” ve “bireysel tercih” gibi kavramlar; çocuk istismarını bile perdeleyebilecek kadar yozlaştırılmıştır.
Bu noktada özgürlük, insanı yücelten bir değer olmaktan çıkmış;
ahlaksızlığın kalkanı hâline gelmiştir.
Ahlakın mutlak olmadığı bir dünyada, suç yalnızca yakalanınca suçtur.
Epstein dosyası, bu çürümüş zihniyetin en çıplak örneğidir.
GAZİANTEP’TEN DÜNYAYA BİR SÖZ
Biz bu metni New York’tan, Londra’dan ya da Brüksel’den değil;
Gaziantep’ten yazıyoruz.
Acının, yoksulluğun, göçün, yetimliğin ne demek olduğunu bilen bir şehirden…
Gaziantep; tarihiyle, irfanıyla, ahlakıyla ve direnciyle, insanlığın vicdanını temsil eden şehirlerden biridir.
Buradan bakınca mesele yalnızca bir dosya değildir;
mesele, çocukların kim tarafından korunacağıdır.
Gaziantep sokaklarında bir çocuğa zarar gelmesi, bütün mahalleyi ayağa kaldırır.
Çünkü burada çocuk, yalnızca ailesinin değil;
mahallenin, sokağın ve toplumun emanetidir.
Epstein dosyası bize şunu gösteriyor:
Batı dünyasında çocuk, güç sahiplerinin arzularına terk edilmiştir.
İslam medeniyeti, bugün dünyanın kurtuluşuna teklifler sunabilen tek seçenektir.
İnsanı merkeze alan, gücü sınırlayan ve zulmü meşrulaştırmayan bir ilke sistemine sahiptir.
İslam’da ahlak, tartışmalı bir alan değil; ilahi bir emirdir.
İnsan yalnızca mahkemeye değil, Allah’a hesap vereceğini bilir.
Bu bilinç, gücü sınırsız değil; sorumlu kılar.
İslam medeniyeti insanlığa şu net ilkeleri sunar:
• Güç, dokunulmazlık değil; sorumluluktur.
• Ahlak, göreceli değil; ilahidir.
• Mazlumun kimliği değil, zulmün kendisi esastır.
SESSİZLİK TARAFSIZLIK DEĞİLDİR
Epstein dosyasının hâlâ tam olarak açılmaması tesadüf değildir.
Çünkü gerçek açıklanırsa yalnızca bireyler değil;
ahlaki üstünlük iddiası çökecektir.
Bu nedenle medya yönlendirilmiş, gündem değiştirilmiş, hafıza bulanıklaştırılmıştır.
Bu metin şunu ilan eder:
Sessizlik tarafsızlık değildir.
Sessizlik, suça ortaklıktır.
Medeniyet; teknolojiyle, sermayeyle, askeri güçle ölçülmez.
Medeniyet; çocuklarını ne kadar koruduğuyla ölçülür.
Zayıfı ne kadar savunduğuyla, gücü ne kadar sınırladığıyla ölçülür.
Epstein dosyası şunu göstermiştir:
Batı medeniyeti zengindir, teknolojiktir;
ama ahlaken çökmüştür.
Bugün insanlık;
İslam’ın adalet ve ahlak anlayışına muhtaçtır.
İslam âlemine ve Müslümanlara da büyük sorumluluklar düşmektedir.
Anadolu irfanı ve Gaziantep’in vicdanı, bu kötülüklere galip gelebilecek ahlaki değerlere sahiptir.
İnsanlığın kurtuluşu sahih İslam öğretisindedir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

