Mehmet Sönercan Yazdı: Kur’an Mektebi’nden Hayat Mektebine: Hikmetin ve Vahyin Dirilişi
Mehmet Sönercan Yazdı: Kur’an Mektebi’nden Hayat Mektebine: Hikmetin ve Vahyin Dirilişi
Ramazan ayı sona ererken, geriye sadece aç kalmış bedenler mi kaldı; yoksa vahiyle inşa edilmiş bir ruh mu?
Modern dünya bizi; sadece tüketen, biyolojik dürtülerinin peşinden sürüklenen ve her şeyi “ben” merkezli okuyan birer “beşer” olmaya mahkûm ediyor. Oysa Kur’an Mektebi, bu Ramazan’da bize bambaşka bir ufuk fısıldadı:
Sen bir “beşer” olarak doğdun ama “insan” olmaya davet edildin.
Egoist bireyin dar kalıpları, insanlığı modern bir kıyametin eşiğine sürüklüyor. Vahiy ise, bu hırçın dünyanın girdabından çıkaran, hakikatle uyumlu bir varoluşa çağıran yegâne hicret yoludur.
“Kalbin köşküne kurulmuşsa nefs: insan da bir, hayvan da bir.
Edeb örtüsünü giymemişse beden: bahar da bir, hazan da bir.
Haram lokmaya alışmışsa kursak: aç da bir, tok da bir.
Haline şükrü unutmuşsa insan: az da bir, çok da bir.”
— Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Bilgiyi “Mülk” Değil “Emanet” Görmek
Ramazan’da hatmettiğimiz sadece sayfalar değildi; bilginin ahlakıydı.
Bal arısına vahyeden Kudret (Nahl, 68), bize bilginin bir “mülkiyet” değil, bir “ihsan” olduğunu hatırlattı. Bilim ve teknoloji, vahiyle ve ahlakla bağını kopardığında; insanı ve tabiatı sömüren kör bir güce dönüşür.
Bilgi, eğer içinde hürmet taşımıyorsa; artık şifa veren bir hikmet değil, kibri besleyen bir yüktür.
Gerçek bilgi ise, varlığın sahibini hatırlatan ve her keşifte insanı O’na biraz daha yaklaştıran bir emanettir.
İbn Arabi’nin Füsûsü’l-Hikem’de bıraktığı miras, modern insanın düştüğü anlam krizinden çıkış kapısıdır.
Modern birey, kendi zihnini merkeze koyarak eşyayı kimliksiz ve ruhsuz nesnelere indirgedi. Oysa hikmet nazarıyla bakıldığında, her varlık İlâhî bir tecellinin taşıyıcısıdır; her şeyin bir “şahsiyeti” vardır.
Kendi nefsini merkeze alan insan, aslında farkında olmadan kendi elleriyle yaptığı putlara tapmaktadır. Hikmet ise, bu putları kırarak varlığı yeniden Allah merkezli okumayı öğretir.
Bugün yaşadığımız ekolojik kriz, özünde bir “hürmet” krizidir.
Bir ağacı sadece kereste, bir dağı sadece maden yatağı olarak görüyorsanız; vahiyle aranıza mesafe koymuşsunuz demektir. Hikmet, varlıkla ilişkimizi “kullanma ve tüketme” ekseninden çıkarıp “muhabbet ve hürmet” eksenine taşır.
Çünkü varlığa duyulan saygı, aslında Yaratan’a duyulan saygının yeryüzündeki yansımasıdır.
Bir gün bir adam, bir dervişe sordu:
“Bana hakikati öğret. Kitaplar okudum ama içimde bir şey değişmedi.”
Derviş onu bir bahçeye götürdü. Yerde bir taş, yanında bir ağaç vardı.
Adam taşı eline aldı:
“Bu sadece bir taş,” dedi.
Ağaca baktı:
“Bu da yakacak bir odun.”
Derviş gülümsedi:
“İşte senin bütün meselen bu.”
Sonra taşı eline aldı, kalbine yaklaştırdı:
“Bu taş, Rabbinin ‘Ol’ emrinin bir yankısıdır. Sen onu sadece taş görüyorsun.”
Ağaca dokundu:
“Bu ağaç, sana nefes olan havanın kardeşidir. Sen onu sadece odun görüyorsun.”
Adam sustu.
Derviş son sözü söyledi:
“Sen eşyayı öldürerek yaşıyorsun.
Vahiy ise eşyayı dirilterek bakmayı öğretir.”
Kendini Bilmek: Hikmetin Kapısı
“Kendini bilen Rabbini bilir” sırrı, Ramazan Mektebi’nin en derin dersidir.
Kendi mizacını, nefsinin hangi tuzaklara meylettiğini bilmeyen bir insanın hikmete ulaşması zordur. Ramazan, bize tutulan bir aynaydı. O aynada; egomuzu, korkularımızı, hırslarımızı gördük.
Asıl mesele, o karanlıkları Kur’an’ın nuruyla arındırabilmektir.
Çünkü insan, kendi hakikatini keşfetmeden âlemin hakikatine muhatap olamaz.
Biz Ramazan mektebinden mezun olmuyoruz.
Aksine, asıl imtihanın başladığı hayat mektebine donanımlı bir şekilde giriyoruz.
Vahyi sadece ibadet saatlerine hapsetmek, hayatın geri kalanını seküler hırslara teslim etmek; Ramazan’a yapılabilecek en büyük ihanettir.
Bayram;
bilimi vahiyle,
sanatı hikmetle,
ticareti ahlakla,
nefsi ise hürmetle yeniden yoğurma sözüdür.
Şimdi Gaziantep’ten dünyaya bir nida yükseltme vaktidir:
“Ben” merkezli kıyametten,
“O” merkezli esenliğe dönelim.
Allah’ım…
Kalplerimizi vahyin nuruyla dirilt.
Bilgiyi hikmete, hikmeti ahlaka dönüştüren bir basiret nasip eyle.
Nefsimizin karanlıklarını bize göster;
onları Senin rızana uygun şekilde arındırmayı lütfet.
Bizi “ben”in dar zindanından çıkarıp
“Sen”in sonsuz rahmetine ulaştır.
Hayatımızın her alanını Senin hürmetinle anlamlı kıl.

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

