Mehmet Sönercan Yazdı: Kurumsal Gelişim Eğitim Programı (KGEP), STK’ların Kurumsal Kapasitelerinin Artırılması
Mehmet Sönercan Yazdı: Kurumsal Gelişim Eğitim Programı (KGEP), STK’ların Kurumsal Kapasitelerinin Artırılması
Gaziantep, üç gün boyunca sivil toplumun adeta ortak çalışma masasına dönüştü. İLKE Vakfı çatısı altındaki Sivil Toplum Akademisi (STA) tarafından yürütülen Kurumsal Gelişim Eğitim Programı (KGEP) , bu yıl İstasyon Gaziantep’te düzenlendi; dernek ve vakıf temsilcilerinden saha çalışanlarına kadar geniş bir topluluk bir araya geldi.
Bu üç gün, yalnızca teknik bilgi aktarmadı. Kurumlarımızın ruhunu, gönüllülerimizin motivasyonunu, çalışmalarımızın yönünü yeniden düşünmemizi sağlayan güçlü bir düşünsel alan oluşturdu.
Sivil toplumun yarınını konuşmak
Açılışın ardından Turgay Aldemir ve Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, “Değişen Dünyada Sivil Toplumun Geleceği” başlıklı oturumda sivil toplumun dönüşen rolünü masaya yatırdı. Takım çalışmalarıyla başlayan tanışma ve etkileşim, günün sonunda Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un Kurumsal Yönetim ve Organizasyon eğitimleriyle daha derin bir zemine taşındı.
Kaynak, ilişki ve sürdürülebilirlik
İkinci gün İHH’dan Mesut Şen’in Kaynak Geliştirme eğitimiyle, STK’ların sürdürülebilirliğinin ne kadar çok boyutlu olduğunu yeniden gördük. Ardından Vildan Akdoğan Çetinkaya’nın Proje Döngüsü Yönetimi eğitimi, iyi tasarlanmış bir projenin sadece yazılmadığını; izlendiğini, değerlendirildiğini ve geliştirildiğini hatırlattı.
Dijital iletişimden gönüllülüğün derinliğine
Son gün Ömer Burak Tek ile Dijital İletişim üzerine düşünürken, günün ikinci yarısında Prof. Dr. Mehmet Lütfi Arslan’ın eğitimi programın ruhunu adeta yeniden şekillendirdi.
Arslan, gönüllü ve insan kaynağı yönetimini anlatırken yalnızca teknik süreçlerden bahsetmedi; gönüllülüğün doğasına, insanın içsel dünyasına dair bir çerçeve sundu.
Gönüllülüğün Derin Mahiyeti
“Gönüllülük, insanın doğasında var olan ‘yararlı olma’ ihtiyacının sahaya yansımasıdır.”
Arslan, gönüllülüğü bir teknik iş değil, insanın içsel bir eğilimi olarak tarif etti. Bu nedenle STK’larda gönüllü yönetiminin, klasik insan kaynağı yönetiminden farklı bir hassasiyet gerektirdiğini vurguladı.
“STK’ların motivasyonu kar veya zorunluluk değildir; gönül vermek, gönül almak ve gönül yapmaktır.”
Bu ifade, STK’ların diğer tüm kurum türlerinden ayrıldığı temel noktayı berraklaştırdı.
Arslan’a göre, gönüllüyü ayakta tutan şey ücret, yasal zorunluluk ya da rütbe değil; değerlere temas eden bir içsel motivasyondur.
“Gönüllülüğün ödülü ölçülemez ve sınıflandırılamaz. Her gönüllü bunu kendi içinde yaşar.”
Bu cümle programın belki de en çarpıcı sözlerinden biriydi.
Arslan, gönüllülüğün öznel bir alan olduğunu, dışarıdan kategorize edilemeyeceğini ve gönüllünün tecrübesinin kendisine mahsus olduğunu belirtti.
“Menfaate dayalı gönüllülük, uzun vadede gönüllülüğün özüne zarar verir.”
Kısa vadede sosyal çevre, prestij veya kariyer gibi unsurların gönüllülüğe eşlik edebileceğini söyledi; fakat asıl hedefin bunları aşarak daha derin bir bağlılığa doğru yol almak olduğunu ifade etti.
“STK’ların ve gönüllü liderlerinin görevi, gönüllüyü menfaatten kâmil gönüllülüğe taşımaktır.”
Bu seviyeye ancak kurumsal bir gönüllü vizyonu ve sürdürülebilir gönüllü stratejisiyle ulaşılabileceğini vurguladı.
“Gönüllülük bir süreç değil, bir iklimdir. STK’ların görevi o iklimi üretmektir. Kurumlarımızın her biri okul gibi olmalı ve kariyer haritası çıkarmalıdır”
Programın belki de en güçlü cümlesiydi.
Çünkü bu ifade, gönüllülüğü bir görev listesinden çıkarıp bir değer dünyasına taşıyordu.
Bir teşekkür ve bir çağrı
Bu program, sivil toplumun yalnızca teknik kapasitesini değil; değerlerini, yönünü ve gönüllü ekosistemini de güçlendiren bir çalışma hâline geldi.
Bu nedenle İLKE Vakfı’na, Sivil Toplum Akademisi’ne ve eğitmenlere teşekkür etmek gerekir. Her biri, şehirdeki STK’ların güçlenmesine görünmez bir omuz veriyor.
Ve Gaziantep’teki tüm STK’lara açık bir çağrı yapmak isterim:
Bu eğitim programı, kurumsal kapasitenizi, gönüllü yönetiminizi ve toplumsal etkinizi büyütecek güçlü bir imkân sunuyor. Mutlaka kurumlarınıza taşıyın.
Çünkü bir şehir, ancak sivil toplum güçlendikçe daha adil, daha dayanıklı ve daha yaşanabilir olur.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

