Mehmet Sönercan Yazdı: ŞAHISLARDAN SİSTEMLERE: Üniversitelerde Kurumsallaşmanın Anadolu Modeli
Mehmet Sönercan Yazdı: ŞAHISLARDAN SİSTEMLERE: Üniversitelerde Kurumsallaşmanın Anadolu Modeli
ŞAHISLARDAN SİSTEMLERE: Üniversitelerde Kurumsallaşmanın Anadolu Modeli
Anadolu hikmetinin temel taşı olan o kadim kelamı hepimiz biliriz: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." Bu ilke, insanı tüm mekanizmaların merkezine koyar; adaleti ve merhameti asıl yönetişim unsuru sayar. Ancak modern zamanlarda, özellikle de bilgi üretiminin kalbi olan üniversitelerimizde acı bir tezatla karşılaşıyoruz. İnsana bu kadar yüksek kıymet veren bir kültürün çocukları olarak, neden sistemlerimizi kişilerden bağımsız kılabilen, asırlar boyu ayakta kalan sürdürülebilir bir kurumsallaşma yapısı kurmakta zorlanıyoruz?
Yanıt, insana değer verme kavramını kurallı ve adil bir sistem inşa etmek yerine, şahısların keyfi inisiyatiflerine alan açmak şeklinde yanlış yorumlamamızda gizlidir. Bizler, kural koymayı adeta soğuk ve ruhsuz bir Batı bürokrasisi sanıp, sadakati ve tanıdıklığı sistem onayının önüne geçirdik. Oysa hakiki kurumsallaşma; insanı bürokrasinin dişlileri arasında ezmek değil, aksine insanı kişilerin iki dudağı arasındaki keyfilikten koruyup onun potansiyelini en üst düzeye çıkaracak adil bir ekosistem yaratmaktır.
Kurumsallaşma yalnızca yönetmelik hazırlamak veya kalite belgeleri almak değildir. Gerçek kurumsallaşma; kurumun hafızasının kişilerden bağımsız hâle gelmesi, karar süreçlerinin standartlaşması ve insan unsurunun adalet temelinde korunmasıdır. Bunun için üniversitelerimizin köklü bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacı vardır.
Öncelikle her üniversite, beş yıllık değil elli yıllık bir kurumsal vizyon belgesi hazırlamalıdır. Senato tarafından kabul edilen, tüm paydaşların katkısıyla oluşturulan ve yönetimler değişse bile devam eden bir "Üniversite Anayasası" niteliğinde temel ilkeler belirlenmelidir. Böylece her yeni yönetim, önceki dönemi sıfırlayan değil, kurumsal birikimi geliştiren bir anlayışla hareket edecektir.
İkinci olarak bütün akademik ve idari süreçler ölçülebilir performans göstergeleriyle yönetilmelidir. Akademik yükseltmeler, araştırma destekleri, idari görevlendirmeler ve bütçe dağılımları tamamen dijital ortamda izlenebilir hâle gelmeli; hangi kararın hangi gerekçeyle verildiği kurum içinde şeffaf biçimde görülebilmelidir. Şeffaflık arttıkça dedikodu azalacak, güven kültürü güçlenecektir. En basit öğrenci belgesi verilmesinden en karmaşık bilimsel araştırma fonu tahsisine kadar her sürecin haritası çıkarılmalı ve dijitalize edilmelidir. Rektör de değişse, daire başkanı da değişse sistem aynı standartta işlemelidir.
Üçüncü olarak üniversitelerde kurumsal hafıza merkezleri oluşturulmalıdır. Tamamlanan projeler, alınan önemli kararlar, iyi uygulamalar, kriz yönetimi tecrübeleri ve stratejik raporlar dijital bilgi bankalarında saklanmalı; yöneticiler değiştiğinde bilgi de değişmemelidir. Dünyanın başarılı üniversitelerini güçlü yapan yalnızca nitelikli akademisyenleri değil, nesilden nesile aktarılan bu kurumsal hafızadır.
Bir diğer önemli adım ise yönetici yetiştirme sistemidir. Türkiye'de çoğu zaman başarılı bir akademisyen, hiçbir yöneticilik eğitimi almadan dekan veya rektör yardımcısı olabilmektedir. Oysa bilimsel başarı ile yöneticilik becerisi aynı şey değildir. Üniversitelerde yönetici olacak akademisyenlerin liderlik, stratejik yönetim, insan kaynakları, kriz yönetimi, finans ve kurumsal iletişim alanlarında sistematik eğitimlerden geçmesi sağlanmalıdır. Yönetim makamları bir ödül değil, profesyonel sorumluluk alanları olarak görülmelidir. Ayrıca üniversite çalışanlarının sırtındaki ağır idari yükler kaldırılmalı; hastane yönetimi, yapı işleri, öğrenci işleri gibi alanlar uzman profesyonel yöneticilere teslim edilmelidir. Akademisyen sadece eğitime ve araştırmaya odaklanmalıdır.
Kurumsallaşmanın vazgeçilmez unsurlarından biri de liyakatın kurumsal güvence altına alınmasıdır. Bunun için akademik ve idari atamalarda bağımsız değerlendirme komisyonları oluşturulmalı; kişisel kanaatlerden çok objektif puanlama sistemleri esas alınmalıdır. Aynı şekilde yöneticilerin performansı da düzenli olarak çalışan memnuniyeti, öğrenci geri bildirimleri, akademik üretkenlik ve kurumsal hedeflere ulaşma düzeyi gibi ölçütlerle değerlendirilmelidir. Hesap verebilirlik yalnızca çalışanlar için değil, yöneticiler için de geçerli olmalıdır.
Dijital dönüşüm de kurumsallaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Evrak takip sistemlerinden yapay zekâ destekli karar destek mekanizmalarına kadar tüm idari süreçler veri temelli yönetilmelidir. Böylece yöneticilerin zamanı imza atmakla değil, strateji geliştirmekle geçecektir. Aynı zamanda büyük veri analizleri sayesinde öğrenci başarısından araştırma performansına kadar birçok alanda bilimsel karar alma kültürü gelişecektir.
Dünya Örnekleri ve Kurum Kültürü
Dünyanın önde gelen üniversitelerine baktığımızda başarının tesadüf olmadığını görürüz. Oxford Üniversitesinde şahıslar üstü bir yönetişim mevcuttur. Üniversiteside yönetişim; üniversite konseyi, akademik kurullar ve kolej yapısı arasında paylaştırılmış olup karar alma süreçleri kişilere değil kurumsal mekanizmalara dayanır. Rektörlük makamı bir güç alanı değil, bağımsız akademisyen kurullarının kararlarını yürüten bir koordinasyon noktasıdır. Harvard Üniversitesi ise finansal bağımsızlığını milyarlarca dolarlık özerk vakıf fonuna borçludur; kadro alımları kişisel yakınlıklara tamamen kapalıdır. Türkiye’de de ODTÜ, Bilkent veya Marmara Üniversitesi gibi öne çıkan kurumlarımızın sırrı; gelen kişiye göre değişmeyen yönetmelikler ve oturmuş kurum kültürüdür.
Kurumsallaşmış bir üniversite; idari personelinden profesörüne kadar her bir çalışanını sadece bir iş gücü değil, değer üreten bir insan olarak görür. İnsana değer veren bir üniversitede işe yeni başlayan bir akademisyen veya memur ilk gününde bürokratik evrak labirentlerinde yalnız bırakılmaz. Masasında bilgisayarı, kurumun vizyonunu anlatan karşılama mektubu ve kendisine rehberlik edecek kıdemli bir çalışma arkadaşı hazır bulunur. Birey daha ilk günden kendini yalnız değil, büyük bir ailenin parçası hisseder.
Böyle bir yapıda kimsenin geleceği yöneticinin iki dudağı arasında değildir. Yükselmek, uzmanlaşmak ve kariyer basamaklarını tırmanmak için birilerinin adamı olmak gerekmez. Sistemin başından beri ilan edilmiş, herkese eşit uygulanan nesnel kriterleri karşılamak yeterlidir. Yılda bir kez yapılan formalite değerlendirmeler yerine, çalışanına sürekli "Seni nasıl daha fazla destekleyebiliriz?" diye soran, hata yapıldığında üstünü örtmek ya da cezalandırmak yerine geliştiren bir anlayış hakimdir.
Üniversiteler, yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda kurum kültürü üreten organizasyonlar olduklarını yeniden hatırlamalıdır. Güven, aidiyet, istişare, adalet, şeffaflık ve ortak akıl günlük yönetim pratiklerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmelidir. Köklerimizde var olan meşveret geleneği günümüzün katılımcı yönetişim anlayışıyla birleştirilmeli; öğrencilerin, idari personelin ve akademisyenlerin kararlara dahil edildiği danışma mekanizmaları kurulmalıdır. Kurumsallaşma ancak insanların birbirine güven duyduğu, fikirlerini rahatlıkla ifade edebildiği ve başarının kişilere değil sisteme mal edildiği ortamlarda hayat bulabilir.
Sonuç olarak; medeniyetimizin insan odaklı ruhu ile modern dünyanın kurumsal disiplinini harmanlamak imkânsız değildir. Aksine, aradığımız cevap tam da bu ikisinin kesişim noktasındadır. Kurumsallaşmak, insanı unutmak ya da onu kurallar silsilesine mahkûm etmek değildir. Hakiki kurumsallaşma; insana verilen değeri tesadüflere, lütuflara ve kişilerin keyfine bırakmayıp onu sistem güvencesine kavuşturmaktır.
İşte o zaman üniversitelerimiz, yönetici değişikliklerinden etkilenmeyen; krizlerde savrulmayan; her yeni nesilde yeniden güçlenen gerçek anlamda asırlık bilim kurumlarına dönüşecektir. Anadolu'nun "insanı yaşat ki devlet yaşasın" hikmeti, bu kez modern yönetim biliminin ilkeleriyle birleşerek üniversitelerimizi yalnız bugüne değil, gelecek yüzyıllara da taşıyacak kalıcı bir kurumsal medeniyet inşa edecektir. Bizler şahısların faniliğinden sistemlerin kalıcılığına ve adaletin teminatına geçtiğimiz gün, köklerimizden aldığımız ilhamla dünya çapında asırlık üniversiteler inşa etmeyi de başaracağız.

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



