Mehmet Sönercan Yazdı: Sofra Değil, Hâl: Akıl, Kalp ve Ruhla Oruç
Mehmet Sönercan Yazdı: Sofra Değil, Hâl: Akıl, Kalp ve Ruhla Oruç
Ramazan gelince çoğumuzun aklına ilk ne gelir?
Açlık. İftar saati. Pide kuyruğu.
Ama mesele sadece “yemek yememek” olsaydı, bu kadar konuşulmazdı.
Tasavvuf büyüklerinden İbnü’l Arabi’ye göre insan üç boyutlu bir varlıktır: akıl, kalp ve ruh. Eğer bu üçü dengede değilse, insan da dengede değildir. Oruç tam da bu dengeyi kurmak için var.
Akıl: Kontrolü Ele Almak
Akıl, yöneticidir. Karar verir.
Ama modern dünyada çoğu zaman yönetici koltuğunda akıl değil, istekler oturur.
Canın sıkıldı → telefon.
Canın çekti → yemek.
Moralin bozuk → tatlı.
Oruç, aklı yeniden direksiyon başına geçirir.
“İstiyorum ama yapmıyorum.” diyebilmek, psikolojide öz-denetim (self-control) dediğimiz şeydir.
Genç yaşta öğrenilen öz-denetim, ileride:
* bağımlılıklara karşı direnç,
* sınav stresini yönetebilme,
* ani öfkeyi kontrol edebilme
gibi güçlü psikolojik kaslar oluşturur.
Oruç, irade kasını çalıştırır.
Kalp: Empatiyi Genişletmek
İbnü’l Arabi’ye göre kalp sadece duyguların merkezi değildir; hakikati algılayan yerdir.
Aç kaldığında bir şeyi fark edersin:
Her gün sofraya oturabilmek bir “hak” değil, bir “nimet”.
Açlık kalbi inceltir.
İncelen kalp daha kolay empati kurar.
Bu yüzden iftar sadece bir yemek organizasyonu değildir.
Bir hâl paylaşımıdır.
Ailece farklı camilerde, farklı mahallelerde iftar yapmak; şehri dolaşmak; farklı insanları görmek… Bunlar sadece sosyal etkinlik değil, kalbin genişleme anlarıdır.
Psikolojik olarak bu ne demek?
* Daha güçlü aidiyet hissi
* Daha az yalnızlık duygusu
* Daha yüksek sosyal bağ
Kalp büyüdükçe insan küçülmez; aksine olgunlaşır.
Ruh: Anlam Arayışı
Ruh, “Ben niye varım?” sorusunu soran tarafımızdır.
Sadece yemek, ders, sınav, sosyal medya döngüsü içinde yaşayan biri bir süre sonra anlamsızlık hissi yaşayabilir. Günümüz gençliğinde sık görülen iç boşluk duygusu tam da buradan gelir.
Oruç, hayatın otomatik pilotunu kapatır.
Yavaşlatır.
Düşündürür.
Sahurda uyanmak, ezanı beklemek, iftar anında edilen dua…
Bunlar ruhun “uyanma anlarıdır”.
İbnü’l Arabi’nin ifadesiyle insan, hakikate açtır.
Beden açlığı geçicidir; ruh açlığı daha derindir.
Oruç, ruhun açlığını hatırlatır.
Sofra: Mekân Değil, Hâl
Eğer Ramazan sadece “nerede iftar yapıyoruz?” sorusuna indirgenirse, bu bir yemek rotasıdır.
Ama “Bu akşam kalbimize ne katıyoruz?” diye sorulursa, iş değişir.
Ailece kurulan ortak ritüeller, gençlerin zihninde güçlü bir manevi hafıza oluşturur.
Yıllar sonra hatırlanan şey menü değil, hissedilen anlamdır.
Oruç:
* İradeyi güçlendirir (akıl dengelenir)
* Empatiyi artırır (kalp incelir)
* Anlam duygusunu besler (ruh genişler)
* Aile bağını kuvvetlendirir
* Aidiyet hissini artırır
* Şehri ve toplumu “benim” kılar
Ve en önemlisi:
İnsanı sadece tüketen değil, düşünen ve hisseden bir varlığa dönüştürür.

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

