Mehmet Sönercan Yazdı: Teknoloji Çağında İnsan Kalmak
Mehmet Sönercan Yazdı: Teknoloji Çağında İnsan Kalmak
Bugünlerde nereye baksam aynı manzara: Her köşe başında bir keder, her ekranda bir zulüm, her kalpte yarınlara dair bir ürperti…
Gazze’den yükselen feryatlar gökyüzünü tutmuş, Batı’nın karanlık dehlizlerinden sızan o meşum Epstein dosyaları insanlığın burnunun direğini sızlatıyor. Bir yanda parmağımızın ucuyla dünyayı yönettiğimiz baş döndürücü teknoloji; öte yanda “insan” dediğimiz o şerefli mahlûkun, kendi eliyle kurduğu tuzaklar…
Sahi, nereye gidiyoruz?
Bu soruyu bir üniversite kampüsünde gençlerle sohbet ederken düşündüm. Bir öğrenci yanıma yaklaştı. Elinde son model telefonu vardı ama gözleri yorgundu.
“Hocam,” dedi,
“Her şeyimiz var ama içimizde bir boşluk var. Gelecekten korkuyorum.”
İşte modern çağın özeti buydu: Ekranlar parlak, kalpler karanlık.
Belki de yeniden o üç kadim sütuna dönmemiz gerekiyor: Akıl, Kalp ve Ahlak.
Aklın Sınırı: Fener mi, Güneş mi?
Akıl büyük bir nimettir. Ama akıl, bir güneş değildir; bir fenerdir. Önünü aydınlatır ama sonsuzu göstermez. Bugünün insanı aklına şunu sorduruyor:
“Nasıl daha güçlü olurum?”
“Nasıl daha çok kazanırım?”
“Nasıl rakibimi ezerim?”
Teknolojiyi bulduk ama huzuru kaybettik.
Hz. Mevlânâ Mesnevî’de der ki:
“Aklın varsa, bir başka akılla dost ol da işlerini danışarak yap.”
Fakat bugün akıl, “ben”lik hapishanesine düştü. Gençlerimiz gelecekten kaygılı çünkü akıl onlara sadece rakamları, grafikleri ve rekabeti fısıldıyor. Oysa akıl Akl-ı Selim olursa, yani selamete ererse, teknoloji zulmün değil adaletin hizmetkârı olur.
Aksi hâlde ne olur?
Aklı yaratılış gayesinden koparırsanız, nükleer bomba yapan bir canavara dönüşür.
Kalbin Hükmü: İnsanlığın Arş’ı
Bir akşam haberlerde Gazze’de enkaz başında ağlayan bir anneyi izledim. Yanımda torunum vardı.
“Dede,” dedi,
“Bu çocuk niye ağlıyor?”
Ne diyeceksiniz?
İçiniz sızlamıyorsa, bilginiz de teknolojiniz de bir hiçtir.
Kalp, Allah’ın nazargâhıdır. Dünya kötülükle dolu gibi görünür çünkü kötülük gürültülüdür. İyilik sessizdir. Çınar büyürken ses çıkarmaz, yıkılırken yeri göğü inletir.
Mesnevî’de anlatılan “Körler ve Fil” hikâyesini hatırlayın. Karanlık odada fili tanımaya çalışan körlerden biri hortuma dokunup “Bu bir borudur” dedi, diğeri ayağına dokunup “Bu bir direktir” dedi. Her biri parçayı gördü, bütünü kaçırdı.
Bugünün dünyası da böyle.
Kimisi sadece teknolojiyi görüyor.
Kimisi sadece kötülüğü.
Kimisi sadece çıkarını…
Oysa kalbi yananlar bütünü görür: İlahi nizamı, imtihanın hikmetini, mazlumun duasını, zalimin sonunu…
Gazze’de bir çocuğa su taşıyan gönüllüler, yetimin başını okşayan eller, sokakta vicdanla yürüyen insanlar… Bunlar kalbin hâlâ yaşadığının delilidir.
Kalp uyanırsa, Epstein’lerin karanlığı o nurda erir gider.
Ahlak: Amelin Ruhu
Ahlak, aklın ve kalbin meyvesidir.
Şeyh Edebali ne demişti:
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Bugün “ilerleme” dediğimiz şey ahlaktan koparsa, sadece daha şık ambalajlı bir vahşet olur. Silahı üreten zeki olabilir ama onu masuma çeviren ahlaksızdır.
Bir gün bir yazılım mühendisiyle tanıştım.
“Hocam,” dedi,
“Ben algoritma yazıyorum ama bazen düşünüyorum: Bu kod kimi sömürecek?”
İşte ahlak tam burada başlar. Ahlak, gücü zayıfı ezmek için değil, ayağa kaldırmak için kullanmaktır.
Ahlaklı bir genç, yapay zekâyı birilerini kandırmak için değil;
– bir hastaya şifa bulmak,
– bir yoksula yol göstermek,
– bir yetime umut olmak için kodlar.
Gelecek Kaygısı Çeken Gençlere
Ey nur yüzlü genç!
Gelecek Allah’ın kudretindedir. Sen bugünden sorumlusun. Heybene üç şey koy:
1. Zikr-i Daim (Kalp):
Vicdanını diri tut.
2. Fikr-i Daim (Akıl):
Oku, öğren, üret… Ama ruhunu satma.
3. Şükr-i Daim (Ahlak):
Paylaş, adaletten sapma, kibirlenme.
Netice-i Kelâm
Dünya belki bir yangın yeri…
Ama Hz. İbrahim’i yakmayan ateş, gönlünde serinlik taşıyanı da yakmaz.
Gazze’deki mazlumun ahı yerde kalmaz.
Epstein’lerin karanlığı ebedî değildir.
Sen akıl fenerini kalp güneşiyle birleştir, ahlak hırkasını giy.
Güzellikler sessiz akan ırmaklar gibidir; dünyayı beslemeye devam eder.
O ırmağa bir damla da sen ol.
Vakt-i şerifler hayrolsun, hayırlar fetholunsun, şerler defolsun.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

