Uzm. Dr. Tahsin Özenmiş Yazdı: Asırları Aşan Aks-i Sadâ: ALLAHU EKBER

Gündem 25.05.2026 - 10:07, Güncelleme: 25.05.2026 - 10:07
 

Uzm. Dr. Tahsin Özenmiş Yazdı: Asırları Aşan Aks-i Sadâ: ALLAHU EKBER

​"Kurban Bayramı'nda kâinatı dolduran tekbirler, asırları aşan kutlu bir yankı ve ruhumuzun en sarsılmaz sığınağıdır."
Bayram sabahlarının o kendine has, ruhu sükûnete erdiren serinliğinde, minberlerden yükselen ve sokakları dolduran tekbirlere kulak verdiğimizde içimizde uyanan duygu sadece bir ritüelin tekrarı değildir. O an, zamanın ve mekanın sınırlarını aşan, insanı kendi küçük dünyasından çıkarıp kâinatın devasa korosuna dâhil eden kozmik bir buluşmanın başladığını hissederiz. Kurban Bayramı, sadece bireysel bir ibadetin ya da sosyal bir dayanışmanın çok ötesinde, insanlığın yeryüzündeki en ihtişamlı ve külli şahitlik makamıdır. İslam irfanının mümtaz simalarından Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa adlı eserinde bu muazzam hakikati ve "Allahu Ekber" kelimesinin ruhumuzdaki derin akislerini şu sarsıcı cümlelerle ifade eder: "Kurban Bayramı geldi. "Allahu Ekber" "Allahu Ekber" "Allahu Ekber"ler ile nev'-i beşerin beşten birisine, üçyüz milyon insanlara birden "Allahu Ekber" dedirmesi; koca küre-i arz, büyüklüğü nisbetinde o "Allahu Ekber" kelime-i kudsiyesini semavattaki seyyarat arkadaşlarına işittiriyor gibi, yirmibinden ziyade hacıların Arafat'ta ve îd'de beraber birden "Allahu Ekber" demeleri, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın binüçyüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği "Allahu Ekber" kelâmının bir nevi aks-i sadâsı olarak rububiyet-i İlahiyenin "Rabbü'l-Ardı ve Rabbü'l-Âlemîn" azamet-i unvanıyla küllî tecellisine karşı geniş ve küllî bir ubudiyetle bir mukabeledir, ... "Allahu Ekber"in bir vech-i manası: Cenab-ı Hakk'ın kudreti ve ilmi herşeyin fevkinde büyüktür, hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Demek haşri getirmekten ve bizi ademden kurtarmaktan ve saadet-i ebediyeyi vermekten daha büyüktür. Her acib ve tavr-ı aklın haricindeki herşeyden daha büyüktür ki, مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ âyetinin sarahat-i kat'isiyle nev-i beşerin haşri ve neşri, bir tek nefsin icadı kadar o kudrete kolay gelir. Bu mana itibariyledir ki, darb-ı mesel hükmünde büyük musibetlere ve büyük maksadlara karşı, herkes "Allah büyüktür, Allah büyüktür" der.. kendine teselli ve kuvvet ve nokta-i istinad yapar... Nasıl bir nefer, bayramda bir müşir ile beraber huzur-u padişaha girer; sair vakitte, zabitinin makamıyla onu tanır. Aynen öyle de; her adam haccda bir derece veliler gibi Cenab-ı Hakk'ı "Rabbü'l-Ardı ve Rabbü'l-Âlemîn" unvanı ile tanımağa başlar. Ve o kibriya mertebeleri kalbine açıldıkça, ruhunu istila eden mükerrer ve hararetli hayret suallerine yine "Allahu Ekber" tekrarıyla umumuna cevab verdiği misillü;..." ​Bu derin tefekkürün izini sürdüğümüzde anlarız ki, Kurban Bayramı’nda milyonlarca insanın aynı anda, aynı kelimelerle tekbir getirmesi, sıradan bir ses birliği değildir. Bu, zamanı ve mekanı aşan muazzam bir "aks-i sadâ"dır. On dört asır evvel Medine sokaklarında, Mekke dağlarında yankılanan o ilk kutlu sesin, dalga dalga büyüyerek bugüne ulaşmasıdır. Biz bayram sabahı "Allahu Ekber" dediğimizde, aslında Asr-ı Saadet’le, Hz. İbrahim (A.S)  ile ve o günden bugüne gelmiş geçmiş tüm mü'minlerle aynı safta dururuz. Dünya denilen bu yaşlı gezegen, milyarlarca insanın ağzından çıkan bu kudsî kelimeyle adeta dile gelir; kendi büyüklüğünce haykırarak, semadaki yıldız arkadaşlarına en büyük hakikati ilan eder. İnsan, Arafat’ta ve bayram meydanlarında o muazzam kalabalığın içinde kaybolmaz; aksine, o külli kulluğun bir parçası olarak hakiki değerini bulur. ​İşte bu külli buluşma, insan ruhuna en büyük ilacı, yani mutlak bir güven hissini aşılar. Çünkü hayatta karşılaştığımız acılar, maruz kaldığımız musibetler ya da zihnimizi tırmalayan varoluşsal korkular karşısında sığınacağımız yegâne liman, Allah’ın her şeyden büyük olduğu hakikatidir.  "Allahu Ekber" demek; "Ey nefsim, ey kalbim! Korktuğun, seni aciz bırakan, gözünde büyüttüğün ne varsa; ölüm, ayrılık, yokluk, çaresizlik... Bil ki Allah, hepsinden daha büyüktür" demektir. O’nun sonsuz kudreti ve ilmi karşısında hiçbir şey gizlenemez, hiçbir dert çözümsüz kalamaz. Kur'an-ı Kerim'in o sarsıcı beyanıyla, bütün insanlığın yeniden diriltilmesi, O’nun kudreti için sadece tek bir nefsin yaratılması kadar kolaydır. Bu yüzden insanoğlu, asırlardır en çaresiz anlarında, en büyük felaketlerin karşısında bir refleks olarak "Allah büyüktür" der. Bu söz, kuru bir teselli değil; ruhun tutunacağı en sarsılmaz dayanak noktası, en mukaddes kuvvet kaynağıdır. ​Nursi’nin vurguladığı o şahane "nefer ve müşir" teşbihi ise, bu bayramın insana yaşattığı manevi rütbe büyütmesini gözler önüne serer. Gündelik hayatın sıradan koşuşturmacasında insan, Yaratıcısını ancak kendi küçük dünyasının, dar pencerelerinin arkasından tanıyabilir. Tıpkı sıradan bir askerin, koca bir ordunun başkomutanını ancak kendi birliğindeki küçük bir subay vesilesiyle bilmesi gibi... Fakat Kurban Bayramı ve hac mevsimi geldiğinde, o dar pencereler kırılır, perdeler kalkar. Sıradan bir insan, bir anda yeryüzünün ve bütün âlemlerin Rabbi olan Cenab-ı Hakk’ın huzuruna doğrudan kabul edilir. Sanki bir veli gibi, perdesiz ve vasıtasız bir şekilde Allah’ın azametini hisseder. Kalbine açılan bu sonsuz büyüklük ve kibriya karşısında ruhu hayretle, hayranlıkla sarsılır. Akıl, o azameti kavramakta zorlandıkça ve ruh "Bu nasıl bir ihtişam?" diye hayret sualleriyle dolup taştıkça, yine tek bir kelime imdada yetişir: "Allahu Ekber!" Bu kelime, aklın bittiği yerde kalbin teslimiyet çığlığı, ruhun hayret suallerine verilen en kâmil cevaptır.  Gelin bu bayram, kâinatı kuşatan o muazzam sese biz de kalbimizi katalım. 'Allahu Ekber' dedikçe dünyalık bütün tasaları ayaklarımızın altına alıp, bize ebedi bir saadeti müjdeleyen Sahibimiz’in huzurunda, kul olmanın o en asil, o en hür neşesiyle kanatlanalım inşaallah.
​"Kurban Bayramı'nda kâinatı dolduran tekbirler, asırları aşan kutlu bir yankı ve ruhumuzun en sarsılmaz sığınağıdır."

Bayram sabahlarının o kendine has, ruhu sükûnete erdiren serinliğinde, minberlerden yükselen ve sokakları dolduran tekbirlere kulak verdiğimizde içimizde uyanan duygu sadece bir ritüelin tekrarı değildir. O an, zamanın ve mekanın sınırlarını aşan, insanı kendi küçük dünyasından çıkarıp kâinatın devasa korosuna dâhil eden kozmik bir buluşmanın başladığını hissederiz.

Kurban Bayramı, sadece bireysel bir ibadetin ya da sosyal bir dayanışmanın çok ötesinde, insanlığın yeryüzündeki en ihtişamlı ve külli şahitlik makamıdır. İslam irfanının mümtaz simalarından Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa adlı eserinde bu muazzam hakikati ve "Allahu Ekber" kelimesinin ruhumuzdaki derin akislerini şu sarsıcı cümlelerle ifade eder:

"Kurban Bayramı geldi. "Allahu Ekber" "Allahu Ekber" "Allahu Ekber"ler ile nev'-i beşerin beşten birisine, üçyüz milyon insanlara birden "Allahu Ekber" dedirmesi; koca küre-i arz, büyüklüğü nisbetinde o "Allahu Ekber" kelime-i kudsiyesini semavattaki seyyarat arkadaşlarına işittiriyor gibi, yirmibinden ziyade hacıların Arafat'ta ve îd'de beraber birden "Allahu Ekber" demeleri, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın binüçyüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği "Allahu Ekber" kelâmının bir nevi aks-i sadâsı olarak rububiyet-i İlahiyenin "Rabbü'l-Ardı ve Rabbü'l-Âlemîn" azamet-i unvanıyla küllî tecellisine karşı geniş ve küllî bir ubudiyetle bir mukabeledir, ...

"Allahu Ekber"in bir vech-i manası: Cenab-ı Hakk'ın kudreti ve ilmi herşeyin fevkinde büyüktür, hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Demek haşri getirmekten ve bizi ademden kurtarmaktan ve saadet-i ebediyeyi vermekten daha büyüktür. Her acib ve tavr-ı aklın haricindeki herşeyden daha büyüktür ki,
مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ
âyetinin sarahat-i kat'isiyle nev-i beşerin haşri ve neşri, bir tek nefsin icadı kadar o kudrete kolay gelir. Bu mana itibariyledir ki, darb-ı mesel hükmünde büyük musibetlere ve büyük maksadlara karşı, herkes "Allah büyüktür, Allah büyüktür" der.. kendine teselli ve kuvvet ve nokta-i istinad yapar...

Nasıl bir nefer, bayramda bir müşir ile beraber huzur-u padişaha girer; sair vakitte, zabitinin makamıyla onu tanır. Aynen öyle de; her adam haccda bir derece veliler gibi Cenab-ı Hakk'ı "Rabbü'l-Ardı ve Rabbü'l-Âlemîn" unvanı ile tanımağa başlar. Ve o kibriya mertebeleri kalbine açıldıkça, ruhunu istila eden mükerrer ve hararetli hayret suallerine yine "Allahu Ekber" tekrarıyla umumuna cevab verdiği misillü;..."

​Bu derin tefekkürün izini sürdüğümüzde anlarız ki, Kurban Bayramı’nda milyonlarca insanın aynı anda, aynı kelimelerle tekbir getirmesi, sıradan bir ses birliği değildir. Bu, zamanı ve mekanı aşan muazzam bir "aks-i sadâ"dır. On dört asır evvel Medine sokaklarında, Mekke dağlarında yankılanan o ilk kutlu sesin, dalga dalga büyüyerek bugüne ulaşmasıdır. Biz bayram sabahı "Allahu Ekber" dediğimizde, aslında Asr-ı Saadet’le, Hz. İbrahim (A.S)  ile ve o günden bugüne gelmiş geçmiş tüm mü'minlerle aynı safta dururuz.

Dünya denilen bu yaşlı gezegen, milyarlarca insanın ağzından çıkan bu kudsî kelimeyle adeta dile gelir; kendi büyüklüğünce haykırarak, semadaki yıldız arkadaşlarına en büyük hakikati ilan eder. İnsan, Arafat’ta ve bayram meydanlarında o muazzam kalabalığın içinde kaybolmaz; aksine, o külli kulluğun bir parçası olarak hakiki değerini bulur.

​İşte bu külli buluşma, insan ruhuna en büyük ilacı, yani mutlak bir güven hissini aşılar. Çünkü hayatta karşılaştığımız acılar, maruz kaldığımız musibetler ya da zihnimizi tırmalayan varoluşsal korkular karşısında sığınacağımız yegâne liman, Allah’ın her şeyden büyük olduğu hakikatidir.

 "Allahu Ekber" demek; "Ey nefsim, ey kalbim! Korktuğun, seni aciz bırakan, gözünde büyüttüğün ne varsa; ölüm, ayrılık, yokluk, çaresizlik... Bil ki Allah, hepsinden daha büyüktür" demektir. O’nun sonsuz kudreti ve ilmi karşısında hiçbir şey gizlenemez, hiçbir dert çözümsüz kalamaz.

Kur'an-ı Kerim'in o sarsıcı beyanıyla, bütün insanlığın yeniden diriltilmesi, O’nun kudreti için sadece tek bir nefsin yaratılması kadar kolaydır. Bu yüzden insanoğlu, asırlardır en çaresiz anlarında, en büyük felaketlerin karşısında bir refleks olarak "Allah büyüktür" der. Bu söz, kuru bir teselli değil; ruhun tutunacağı en sarsılmaz dayanak noktası, en mukaddes kuvvet kaynağıdır.

​Nursi’nin vurguladığı o şahane "nefer ve müşir" teşbihi ise, bu bayramın insana yaşattığı manevi rütbe büyütmesini gözler önüne serer. Gündelik hayatın sıradan koşuşturmacasında insan, Yaratıcısını ancak kendi küçük dünyasının, dar pencerelerinin arkasından tanıyabilir. Tıpkı sıradan bir askerin, koca bir ordunun başkomutanını ancak kendi birliğindeki küçük bir subay vesilesiyle bilmesi gibi... Fakat Kurban Bayramı ve hac mevsimi geldiğinde, o dar pencereler kırılır, perdeler kalkar. Sıradan bir insan, bir anda yeryüzünün ve bütün âlemlerin Rabbi olan Cenab-ı Hakk’ın huzuruna doğrudan kabul edilir. Sanki bir veli gibi, perdesiz ve vasıtasız bir şekilde Allah’ın azametini hisseder. Kalbine açılan bu sonsuz büyüklük ve kibriya karşısında ruhu hayretle, hayranlıkla sarsılır. Akıl, o azameti kavramakta zorlandıkça ve ruh "Bu nasıl bir ihtişam?" diye hayret sualleriyle dolup taştıkça, yine tek bir kelime imdada yetişir: "Allahu Ekber!" Bu kelime, aklın bittiği yerde kalbin teslimiyet çığlığı, ruhun hayret suallerine verilen en kâmil cevaptır. 

Gelin bu bayram, kâinatı kuşatan o muazzam sese biz de kalbimizi katalım. 'Allahu Ekber' dedikçe dünyalık bütün tasaları ayaklarımızın altına alıp, bize ebedi bir saadeti müjdeleyen Sahibimiz’in huzurunda, kul olmanın o en asil, o en hür neşesiyle kanatlanalım inşaallah.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.