Uzm.Dr Tahsin Özenmiş Yazdı: Bir Arınma Yolculuğu: Adım Adım Gelen Yasak

Gündem 17.02.2026 - 14:34, Güncelleme: 17.02.2026 - 14:37
 

Uzm.Dr Tahsin Özenmiş Yazdı: Bir Arınma Yolculuğu: Adım Adım Gelen Yasak

Hayat bazen sert kararlar almayı gerektirir. Ancak bu kararların kalıcı olması için zihnin ve kalbin buna hazırlanması gerekir. İslam’ın içkiyi yasaklama süreci, tam da bu psikolojik gerçeğe dayanır. Kur'an-ı Kerim, insanı bir günde değil, sindire sindire, ikna ederek kötü bir alışkanlıktan arındırmıştır.
​ İlk İşaret: Faydası mı Çok, Zararı mı?  ​İçki yasağının ilk aşamasında, henüz bir yasak yokken bir farkındalık oluşturulur.  Bakara Suresi 219. ayet, insana o meşhur soruyu sordurur: ​"Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: 'Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür...'" ​Bu ayetle Müslümanların zihninde ilk soru işareti doğdu. Bir şeyin "günahının faydasından büyük olması", akıl sahibi birinin o kapıyı yavaş yavaş kapatması için yeterli bir nedendi. Ayrıca İçkinin haram olması onun hiçbir faydasının olmamasını gerektirmez.  İbadet ve Arınma: "Ne Dediğini Bilmek  ​Bir sonraki adımda içki, en kutsal an olan namaz ile karşı karşıya getirildi. Nisa Suresi 43. ayetle bir sınır çizildi: ​"Ey iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın; ta ki ne söylediğinizi bilinceye kadar..." ​Bu, sosyal hayatın merkezinde olan namaz ile içkiyi birbirinden uzaklaştırdı. Kişi, günde beş vakit "ne dediğini bilecek" kadar ayık olmak zorundaysa, içkiye ayıracak zamanı da daralmış demekti. ​ Ve Kesin Hüküm: "Artık Vazgeçtiniz Değil mi?"  ​Zemin hazırlandığında, kalpler ikna olduğunda Maide Suresi 90 ve 91. ayetler indi. Bu ayetler artık tartışmaya mahal bırakmayan bir kesinlikteydi: ​"Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz." ​Ayetin devamında ise Rabbimiz, "Artık vazgeçtiniz değil mi?" diye sorar.  Bu soru üzerine sahabe-i kiramın sokaklara dökülerek ellerindeki tüm içki kaplarını boşalttığı ve "Vazgeçtik ya Rabbi!" dedikleri rivayet edilir. ​ Peygamberimizin (sav) Keskin Uyarısı  ​Peygamber Efendimiz (sav), bu yasağın sınırlarını sadece içmekle değil, bu kötülüğün yayılmasına sebep olmakla da belirlemiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: ​"Peygamber (sav) içki konusunda on kişiye lanet etmiştir: Sıkana, sıktırana, içene, taşıyana, taşıtana, sunana, satana, parasını yiyene, satın alana ve satın aldırana." (Tirmizi, Büyû 58) Bu Hadis-i Şerif'de içkinin üretiminden tüketimine kadar tüm zincirin haramlığı vurgulanır. ​Yine Efendimiz, "Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır" (Ebu Davud, Eşribe 5) buyurarak, "bir kadehten bir şey olmaz" yanılgısının önünü kesin olarak kapatmıştır. Yani hüküm miktara değil, niteliğe bağlıdır. “Az içtim, sarhoş olmadım” gerekçesi geçerli değildir. ​ Sonuç Olarak  ​İçki yasağı, sadece dini bir emir değil; aklın, sağlığın ve toplum huzurunun korunması adına bir kalkandır. İslam, insanı önce uyarır, sonra alıştırır, en sonunda ise tertemiz bir sayfa açması için o yasak kapıyı mühürler. Bugün bizlere düşen;  bu yasağa uymanın ötesinde , bu "arınma mantığını" hayatımızın her alanına taşımaktır. ​Unutmayalım ki; aklın örtüldüğü yerde, insanlık da gölgelenir.
Hayat bazen sert kararlar almayı gerektirir. Ancak bu kararların kalıcı olması için zihnin ve kalbin buna hazırlanması gerekir. İslam’ın içkiyi yasaklama süreci, tam da bu psikolojik gerçeğe dayanır. Kur'an-ı Kerim, insanı bir günde değil, sindire sindire, ikna ederek kötü bir alışkanlıktan arındırmıştır.

​ İlk İşaret: Faydası mı Çok, Zararı mı? 

​İçki yasağının ilk aşamasında, henüz bir yasak yokken bir farkındalık oluşturulur.

 Bakara Suresi 219. ayet, insana o meşhur soruyu sordurur:

​"Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: 'Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür...'"

​Bu ayetle Müslümanların zihninde ilk soru işareti doğdu. Bir şeyin "günahının faydasından büyük olması", akıl sahibi birinin o kapıyı yavaş yavaş kapatması için yeterli bir nedendi. Ayrıca İçkinin haram olması onun hiçbir faydasının olmamasını gerektirmez. 


İbadet ve Arınma: "Ne Dediğini Bilmek 

​Bir sonraki adımda içki, en kutsal an olan namaz ile karşı karşıya getirildi. Nisa Suresi 43. ayetle bir sınır çizildi:

​"Ey iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın; ta ki ne söylediğinizi bilinceye kadar..."

​Bu, sosyal hayatın merkezinde olan namaz ile içkiyi birbirinden uzaklaştırdı. Kişi, günde beş vakit "ne dediğini bilecek" kadar ayık olmak zorundaysa, içkiye ayıracak zamanı da daralmış demekti.


​ Ve Kesin Hüküm: "Artık Vazgeçtiniz Değil mi?" 

​Zemin hazırlandığında, kalpler ikna olduğunda Maide Suresi 90 ve 91. ayetler indi. Bu ayetler artık tartışmaya mahal bırakmayan bir kesinlikteydi:

​"Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz."
​Ayetin devamında ise Rabbimiz, "Artık vazgeçtiniz değil mi?" diye sorar. 

Bu soru üzerine sahabe-i kiramın sokaklara dökülerek ellerindeki tüm içki kaplarını boşalttığı ve "Vazgeçtik ya Rabbi!" dedikleri rivayet edilir.


​ Peygamberimizin (sav) Keskin Uyarısı 

​Peygamber Efendimiz (sav), bu yasağın sınırlarını sadece içmekle değil, bu kötülüğün yayılmasına sebep olmakla da belirlemiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

​"Peygamber (sav) içki konusunda on kişiye lanet etmiştir: Sıkana, sıktırana, içene, taşıyana, taşıtana, sunana, satana, parasını yiyene, satın alana ve satın aldırana." (Tirmizi, Büyû 58)

Bu Hadis-i Şerif'de içkinin üretiminden tüketimine kadar tüm zincirin haramlığı vurgulanır.

​Yine Efendimiz, "Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır" (Ebu Davud, Eşribe 5) buyurarak, "bir kadehten bir şey olmaz" yanılgısının önünü kesin olarak kapatmıştır.

Yani hüküm miktara değil, niteliğe bağlıdır.
“Az içtim, sarhoş olmadım” gerekçesi geçerli değildir.


​ Sonuç Olarak 

​İçki yasağı, sadece dini bir emir değil; aklın, sağlığın ve toplum huzurunun korunması adına bir kalkandır. İslam, insanı önce uyarır, sonra alıştırır, en sonunda ise tertemiz bir sayfa açması için o yasak kapıyı mühürler. Bugün bizlere düşen;  bu yasağa uymanın ötesinde , bu "arınma mantığını" hayatımızın her alanına taşımaktır.
​Unutmayalım ki; aklın örtüldüğü yerde, insanlık da gölgelenir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.