Uzm.Dr Tahsin Özenmiş Yazdı: Zamanın Bereket Kapısı: Tek Saatte Saklı Ebediyet
Uzm.Dr Tahsin Özenmiş Yazdı: Zamanın Bereket Kapısı: Tek Saatte Saklı Ebediyet
"Yirmi dört altın değerindeki saatin birini ebediyete ayırıp, geri kalan yirmi üçünü bereketlendirmeye var mısın?"
Hayat koşturmacası içinde hepimiz aynı cümleyi kuruyoruz: "Zaman yetmiyor." Günün yirmi dört saatini; işe, uykuya, sosyal medyaya ve bitmek bilmeyen dünya telaşlarına paylaştırırken, avuçlarımızdan kayıp gidenin sadece dakikalar değil, aslında ömrümüz olduğunu fark edemiyoruz. En kıymetli sermayemiz olan zamanı, sadece "fani" olan için harcamak, uçsuz buçaksız bir denizde sadece günü kurtarmaya çalışıp limanı unutmaya benziyor.
Aslında ruhumuzun asıl ihtiyacı, bu gürültünün içinde kısa bir nefes molası vermek, kalbi asıl sahibine bağlayarak sükunete ermektir. Bu mola, sanılanın aksine ağır bir külfet değil; aksine günün geri kalanını bereketlendiren, dünyevi işleri bile manevi birer kazanca dönüştüren sihirli bir anahtardır.
Pek çok insan, ibadetleri hayatın diğer işlerinden vakit çalmak gibi algılama hatasına düşüyor. Oysa mesele vakit kaybetmek değil, vakti yöneten ve yaratanın huzuruna çıkarak o vakti anlamlandırmaktır. İşte bu hakikati, sarsıcı bir mantık silsilesiyle anlatan şu ifadeler, meselenin özünü ne kadar da berrak ortaya koyuyor:
"Namaz, ne kadar kıymetdar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır,..... Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba yirmiüç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarfeden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarfetmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilaf-ı akıl hareket eder. .....
Halbuki namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mubah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ibka eder."
(Sözler)
Yukarıdaki satırlarda vurgulandığı gibi; yirmi dört altın değerindeki saatin sadece bir tanesini ebedi bir saadete yatırmamak, akıl kârı bir ticaret değildir. Namaz, sadece bir borcun ifası değil; aynı zamanda ruhun nefes alması, aklın dinginleşmesi ve kalbin itminan bulmasıdır. Belki de hayatımızdaki o kronik yorgunluğun ve içsel boşluğun sebebi, vücudumuzu besleyip ruhumuzu aç bırakmamızdır.
Yazıda da belirtildiği üzere, namazın en güzel müjdelerinden biri de sıradan hayatımızı bir ibadet silsilesine dönüştürmesidir. Güzel bir niyetle kılınan namaz, hayatın içindeki her helal adımı, her dürüst ticareti ve her samimi gülümsemeyi birer sevap hanesine çevirir. Böylece insan, tükenip giden ömrünü ebedileştirme fırsatı yakalar. Geçici olanı kalıcı kılmanın, dünya işlerini ahiret azığına dönüştürmenin en kısa yolu budur.
Sonuç olarak, hayatın karmaşası içinde kaybolmamak için rotamızı ebediyete çevirmek zorundayız. Yirmi üç saatimizi feda ettiğimiz bu fani dünya, bizden her şeyi alır ama karşılığında sadece geçici teselliler verir. Oysa bir saatin getirdiği o büyük kâr, hem dünyamızı hem de ötemizi aydınlatacak bir nurdur. Gelin, ömür sermayemizi iflas ettirmekten vazgeçip, kalbimizi her gün o bereketli anahtarla; yani NAMAZla huzura açalım
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

