YÖK’ten Üniversitelerde Cuma Namazı Saatlerine İlişkin Düzenleme
YÖK’ten Üniversitelerde Cuma Namazı Saatlerine İlişkin Düzenleme
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerde görev yapan akademik ve idari personel ile öğrenim gören öğrencilerin din ve vicdan özgürlüğünü fiilen kullanabilmelerini temin etmek amacıyla önemli bir düzenlemeye imza atmıştır.
YÖK tarafından tüm üniversitelere gönderilen resmi yazıda, cuma namazı saatine denk gelen ders, sınav ve mesai düzenlemelerinin, ibadet özgürlüğünü engellemeyecek şekilde planlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Söz konusu yazıda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24’üncü maddesi ile güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğü ile 42’nci maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. YÖK, bu iki temel hakkın birbirinin alternatifi değil, birlikte ve dengeli biçimde korunması gereken anayasal güvenceler olduğuna dikkat çekmiştir.
İbadet Özgürlüğü ve Eğitim Hakkı Birlikte Ele Alınıyor
Yükseköğretim Kurulu açıklamasında, cuma namazının Müslümanlar açısından haftalık ve zorunlu bir ibadet olduğu hatırlatılarak, bu ibadetin fiilen yerine getirilmesini zorlaştıran uygulamaların anayasal haklar bağlamında sorun teşkil edebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda, cuma namazı saatine denk gelen ders, sınav ve uygulamaların, gerekli idari tedbirler alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bununla birlikte YÖK, alınan kararın eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksatılması anlamına gelmediğini özellikle vurgulamıştır. Yapılan düzenlemelerin, üniversitelerin akademik takvimine ve eğitim süreçlerine zarar vermeyecek şekilde, planlı ve dengeli biçimde hayata geçirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Üniversitelere Planlama ve Esneklik Çağrısı
YÖK tarafından üniversitelere yapılan çağrıda, ders programları, sınav saatleri ve mesai düzenlemelerinin, cuma namazı vaktini dikkate alacak şekilde esnek ve kapsayıcı bir yaklaşımla ele alınması istenmiştir. Bu çerçevede üniversitelerin, kendi kurumsal yapıları ve akademik ihtiyaçları doğrultusunda gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip oldukları da hatırlatılmıştır.
Açıklamada, yükseköğretim kurumlarının bu tür düzenlemeleri yaparken hiçbir inancı veya inançsızlığı dışlamayan, çoğulcu ve hak temelli bir anlayışla hareket etmelerinin önemine vurgu yapılmıştır. YÖK, bu yaklaşımın hem toplumsal barışa hem de üniversite ortamındaki huzur ve verimliliğe katkı sağlayacağını belirtmiştir.
Toplumsal Uzlaşı ve Hukuki Dayanak
Yükseköğretim Kurulu, alınan kararın sadece idari bir düzenleme olmadığını, aynı zamanda toplumsal uzlaşıyı güçlendiren bir adım olduğunu ifade etmiştir. Din ve vicdan özgürlüğünün, bireyin kişisel alanına ilişkin temel bir hak olduğu; bu hakkın kullanımının engellenmesinin ise dolaylı ayrımcılık oluşturabileceği vurgulanmıştır.
YÖK açıklamasında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında üniversitelerin eğitim-öğretim faaliyetlerini düzenleme yetkisine sahip olduğu, ancak bu yetkinin anayasal hakları sınırlayacak şekilde kullanılmaması gerektiği de açıkça belirtilmiştir.
Uygulama Süreci Yakından Takip Edilecek
Yükseköğretim Kurulu, üniversitelerde yapılacak düzenlemelerin uygulama süreçlerini yakından takip edeceğini ve gerekli görülmesi halinde ilave rehberlik ve yönlendirmelerde bulunacağını açıklamıştır. Amaçlarının, üniversitelerde hem akademik disiplinin hem de temel hak ve özgürlüklerin birlikte korunması olduğu ifade edilmiştir.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar imzasıyla yayımlanan yazı, üniversitelerde uzun süredir kamuoyunda tartışılan bir konuya hukuki, dengeli ve kapsayıcı bir çerçeve kazandırması bakımından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Bu düzenleme ile birlikte, üniversitelerde ibadet özgürlüğü ile eğitim hakkı arasında bir çatışma değil, bir denge kurulması hedeflenmektedir. Yükseköğretim Kurulu, çağdaş üniversite anlayışının; bireyin inancına saygı gösteren, hak temelli ve çoğulcu bir yaklaşımı esas alması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

