MEHMET SÖNERCAN
Köşe Yazarı
MEHMET SÖNERCAN
 

Göklerin Düzeni, Yerin Adaleti: Farabi'den Bugünün Şehirlerine Unutulmuş Bir Hikmet

 “Gökleri anlamadan yerdekini yönetemezsiniz. Sema ile bağ kurmadan, yerde adaleti tesis edemezsiniz.” Farabi’nin bu cümlesi, yalnızca siyaset felsefesine ait bir tavsiye değildir. Bu söz, insanın yaratılışına yerleştirilen tevhit bilincinin, yani gökle yer arasında kurduğu o kadim bağın da ifadesidir. Çünkü hakikat, İslâm düşüncesine göre yalnızca yukarıdadır; yukarıdan yere iner. Kur’an’da buyurulur: “Emrimiz gökten yere iner.” (Secde, 5). Farabi de bu ilâhî düsturu kendi hikmet diliyle yorumlar ve der ki: “Faziletli şehir, düzenini ulvî âlemin düzeninden alır.” (el-Medînetü’l-Fâzıla) Bugün yeryüzünün nizam arayışında yaşadığı krizin temelinde, insanın başını gökten çekmesi, yüzünü hakikatten başka yöne çevirmesi vardır. Modern insanın krizi budur: Yukarıyla bağlantısı koptuğu için aşağıda yolunu kaybetmektedir. Hikmetin Kapısı Açılmadan Adalet Açılmaz Farabi’nin yöneticiyi tanımlarken kullandığı ölçüler, aslında Kur’an ve sünnetteki yönetici tasavvuruyla birebir örtüşür. O, faziletli yöneticiyi şöyle tanımlar: “Ulvî akıl ile temas kuran, hakikati idrak eden ve insanları en yüksek kemale ulaştırmayı hedefleyen kişi.” Bu tanım, İslâm geleneğinde “halife”, “emin”, “adil önder” kavramlarının felsefi bir açıklamasıdır. Çünkü göğe bakan yönetici, aslında kendisini değil, emaneti görür. Yönetimi bir güç değil, bir sorumluluk bilir. Yöneticiler, öğretmenler, ebeveynler; kısacası bir topluluğa rehberlik eden herkes şunu unutmamalıdır: Hakikatin ışığını almadan, başkalarına yol gösterilemez.  El-Medînetü’l-Fâzıla’dan Alıntılarla Faziletli Şehir Farabi’nin ideal şehrinin ruhu, aslında Kur’an’ın “kişiyi ve toplumu arındırma” (tezkiye) hedefiyle paraleldir. Eserde şöyle der: “Faziletli şehir, insanların birbirine yardım ederek gerçek mutluluğa ulaştığı şehirdir.” Gerçek mutluluk… Farabi’ye göre bu, sadece dünya düzeni değil, uhrevî saadetin de teminat altına alındığı bir düzendir. Yani faziletli şehir, insanı yalnızca iyi vatandaş yapmaz; iyi kul da yapar. Şehir üç sütun üzerine kurulur: Bilgi (İlim): Ki Kur’an’da en çok övülen değerlerden biridir. Adalet:  “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 58) Erdemli Liderlik:  Morali, iradesi ve karakteri güçlü önder. Bugünün şehirleri, sosyal politikaları, eğitim sistemleri ve kültür projeleri yalnızca işlevsel değil, fıtrian ve ahlâkî bir derinlik taşımak zorundadır. Faziletli Şehrin Peygamber Vari Lideri Farabi’nin ideal yönetici tanımının merkezinde peygamberî ahlâk vardır. O şöyle der: “Faziletli şehrin başkanı, peygamberlerin niteliklerine en çok benzeyen kişidir.” Bu ifade, İslam düşüncesinin siyaset teorisine büyük bir katkıdır. Yönetici, bir zorba değil; bir örnek, bir öğretmen, bir ahlâk modelidir. Toplumu yöneten herkes, kendi alanında şu soruyu sormalıdır: “Ben ne kadar peygamber ahlâkına yaklaşabiliyorum?” Göksel Düzenin Yeryüzüne İnişi Farabi adaleti, sadece bir hukuk terimi olarak değil, kâinattaki ilâhî düzenin yeryüzündeki karşılığı olarak görür. Bu yüzden der ki: “Adalet, ulvî düzenin insanların ilişkilerindeki tecellisidir.” Kur’an da bu bağlantıyı şöyle açıklar: “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 49) Bu ölçüyü bozan her şey, toplumsal çöküşün başlangıcıdır. Adalet; sosyal yardımdan hukuk reformlarına, eğitimde eşitlikten gençlerin fırsatlara erişimine kadar bütün politikaların merkezine yerleştirilmelidir. Modern Dünyanın Krizi: Başı Göğe Kalkmayan Nesil Farabi, mutluluğu “aklın ulvî olana yükselişi” olarak tanımlar. Bugünün insanı ise sürekli aşağıya ekrana, tüketime, hızın tiranlığına bakıyor. Göğe bakmayınca nefes de açılmaz, ruh da. Gençlerin anlam arayışında yaşadığı boşluk tam da buradan doğuyor. Eğitimin kalbine tevhit, hikmet, erdem ve sabır yeniden yerleştirilmeli. Bilgi, ruh ile buluşturulmalı. Faziletli şehir, bir ütopya değil; doğru yönü gösteren bir kıbledir. Farabi’nin şu sözünü hatırlayalım: “Ulvî olana yönelen şehir, saadetin yolunu bulur.” Biz de bugün şöyle dua edelim: Allah’ım, göklerin hikmetini anlamayı bize nasip et. Adaletle hükmeden yöneticiler, hikmetle yaşayan insanlar, erdemle büyüyen şehirler lütfet. Bizleri faziletli şehrin yolcularından eyle.  
Ekleme Tarihi: 03 Aralık 2025 -Çarşamba

Göklerin Düzeni, Yerin Adaleti: Farabi'den Bugünün Şehirlerine Unutulmuş Bir Hikmet

 “Gökleri anlamadan yerdekini yönetemezsiniz. Sema ile bağ kurmadan, yerde adaleti tesis edemezsiniz.”

Farabi’nin bu cümlesi, yalnızca siyaset felsefesine ait bir tavsiye değildir. Bu söz, insanın yaratılışına yerleştirilen tevhit bilincinin, yani gökle yer arasında kurduğu o kadim bağın da ifadesidir. Çünkü hakikat, İslâm düşüncesine göre yalnızca yukarıdadır; yukarıdan yere iner. Kur’an’da buyurulur: “Emrimiz gökten yere iner.” (Secde, 5). Farabi de bu ilâhî düsturu kendi hikmet diliyle yorumlar ve der ki:

“Faziletli şehir, düzenini ulvî âlemin düzeninden alır.” (el-Medînetü’l-Fâzıla)

Bugün yeryüzünün nizam arayışında yaşadığı krizin temelinde, insanın başını gökten çekmesi, yüzünü hakikatten başka yöne çevirmesi vardır. Modern insanın krizi budur: Yukarıyla bağlantısı koptuğu için aşağıda yolunu kaybetmektedir.

Hikmetin Kapısı Açılmadan Adalet Açılmaz

Farabi’nin yöneticiyi tanımlarken kullandığı ölçüler, aslında Kur’an ve sünnetteki yönetici tasavvuruyla birebir örtüşür. O, faziletli yöneticiyi şöyle tanımlar:

“Ulvî akıl ile temas kuran, hakikati idrak eden ve insanları en yüksek kemale ulaştırmayı hedefleyen kişi.”

Bu tanım, İslâm geleneğinde “halife”, “emin”, “adil önder” kavramlarının felsefi bir açıklamasıdır. Çünkü göğe bakan yönetici, aslında kendisini değil, emaneti görür. Yönetimi bir güç değil, bir sorumluluk bilir.

Yöneticiler, öğretmenler, ebeveynler; kısacası bir topluluğa rehberlik eden herkes şunu unutmamalıdır:
Hakikatin ışığını almadan, başkalarına yol gösterilemez.

 El-Medînetü’l-Fâzıla’dan Alıntılarla Faziletli Şehir

Farabi’nin ideal şehrinin ruhu, aslında Kur’an’ın “kişiyi ve toplumu arındırma” (tezkiye) hedefiyle paraleldir. Eserde şöyle der:

“Faziletli şehir, insanların birbirine yardım ederek gerçek mutluluğa ulaştığı şehirdir.”

Gerçek mutluluk… Farabi’ye göre bu, sadece dünya düzeni değil, uhrevî saadetin de teminat altına alındığı bir düzendir. Yani faziletli şehir, insanı yalnızca iyi vatandaş yapmaz; iyi kul da yapar.

Şehir üç sütun üzerine kurulur:

  1. Bilgi (İlim): Ki Kur’an’da en çok övülen değerlerden biridir.
  2. Adalet:  “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 58)
  3. Erdemli Liderlik:  Morali, iradesi ve karakteri güçlü önder.

Bugünün şehirleri, sosyal politikaları, eğitim sistemleri ve kültür projeleri yalnızca işlevsel değil, fıtrian ve ahlâkî bir derinlik taşımak zorundadır.

Faziletli Şehrin Peygamber Vari Lideri

Farabi’nin ideal yönetici tanımının merkezinde peygamberî ahlâk vardır. O şöyle der:

“Faziletli şehrin başkanı, peygamberlerin niteliklerine en çok benzeyen kişidir.”

Bu ifade, İslam düşüncesinin siyaset teorisine büyük bir katkıdır. Yönetici, bir zorba değil; bir örnek, bir öğretmen, bir ahlâk modelidir.

Toplumu yöneten herkes, kendi alanında şu soruyu sormalıdır:
“Ben ne kadar peygamber ahlâkına yaklaşabiliyorum?”

Göksel Düzenin Yeryüzüne İnişi

Farabi adaleti, sadece bir hukuk terimi olarak değil, kâinattaki ilâhî düzenin yeryüzündeki karşılığı olarak görür. Bu yüzden der ki:

“Adalet, ulvî düzenin insanların ilişkilerindeki tecellisidir.”

Kur’an da bu bağlantıyı şöyle açıklar:
“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 49)

Bu ölçüyü bozan her şey, toplumsal çöküşün başlangıcıdır.

Adalet; sosyal yardımdan hukuk reformlarına, eğitimde eşitlikten gençlerin fırsatlara erişimine kadar bütün politikaların merkezine yerleştirilmelidir.

Modern Dünyanın Krizi: Başı Göğe Kalkmayan Nesil

Farabi, mutluluğu “aklın ulvî olana yükselişi” olarak tanımlar. Bugünün insanı ise sürekli aşağıya ekrana, tüketime, hızın tiranlığına bakıyor. Göğe bakmayınca nefes de açılmaz, ruh da.

Gençlerin anlam arayışında yaşadığı boşluk tam da buradan doğuyor.

Eğitimin kalbine tevhit, hikmet, erdem ve sabır yeniden yerleştirilmeli. Bilgi, ruh ile buluşturulmalı.

Faziletli şehir, bir ütopya değil; doğru yönü gösteren bir kıbledir. Farabi’nin şu sözünü hatırlayalım:

“Ulvî olana yönelen şehir, saadetin yolunu bulur.”

Biz de bugün şöyle dua edelim:

Allah’ım, göklerin hikmetini anlamayı bize nasip et.
Adaletle hükmeden yöneticiler, hikmetle yaşayan insanlar, erdemle büyüyen şehirler lütfet.
Bizleri faziletli şehrin yolcularından eyle.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.