MEMİK DÜZDAL
Köşe Yazarı
MEMİK DÜZDAL
 

İran’ın Müslüman Ülkelerle İmtihanı, ABD–İsrail’in Korkusu ve Müslümanların Uyanışı

  28 Şubat’ta başlayan ABD–İsrail ile İran arasındaki gerilim, beklenmedik bir tablo ortaya çıkardı. Halk arasında bir söz vardır: “Ava giden avlanır.” Yaşanan gelişmeler tam da bu sözün karşılığı gibi oldu. ‘İsrail ve Amerika Ava Giderken Avlandılar.’ Uzun yıllardır askeri gücü, teknolojisi ve küresel etkisiyle yenilmez gibi gösterilen güç merkezlerinin karşısında İran’ın verdiği mücadele, dünya kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Bu süreç yalnızca askeri bir çatışma olarak değil, aynı zamanda güç dengelerinin yeniden tartışıldığı bir dönemeç olarak da değerlendiriliyor.   Büyük Güç Kim? Uzun yıllardır dünya kamuoyuna ABD’nin askeri ve ekonomik olarak tartışmasız bir süper güç olduğu anlatıldı. İsrail ise sahip olduğu ileri teknoloji ve özellikle savunma sistemleriyle övündü. “Demir Kubbe” adı verilen savunma sistemi neredeyse aşılmaz bir kalkan olarak tanıtıldı. Ancak son gelişmeler, savaşın sahada anlatıldığı kadar tek taraflı olmadığını gösterdi. Çatışmaların ortaya koyduğu tablo, askeri teknolojinin tek başına mutlak üstünlük sağlamadığını da yeniden gündeme getirdi. Bu noktada Müslüman ülkeler açısından önemli bir ders ortaya çıkıyor: Dünya siyasetinde büyütülen güçlerin mutlak ve yenilmez olduğu düşüncesi her zaman gerçeği yansıtmayabilir. İran bu savaşta bunu çok iyi bir şekilde dünyaya göstermiş oldu.   Asıl Güç Nereden Gelir? İslam inancına göre güç ve kudretin nihai sahibi Cenab-ı Allah’tır. Tarih boyunca nice güçlü imparatorlukların yıkıldığını, nice küçük görülen güçlerin ise büyük değişimlere yol açtığını gördük. Bu nedenle mesele yalnızca askeri kapasite meselesi değildir. İnanç, irade ve kararlılık da tarih sahnesinde önemli rol oynar. Bugün yaşanan gelişmeler de bu gerçeği yeniden hatırlatıyor. Unutmamak lazım onların denizleri yerinden oynatacak organizasyonları olsa bile her zaman Allah’ın cc. dediği olur.   İran’ın Müslüman Ülkelerle İmtihanı İran bir yandan ABD ve İsrail’le cihat ederken diğer yandan bölgedeki siyasi dengelerle karşı karşıya kalıyor. Ortadoğu coğrafyasında birçok Müslüman ülkede Amerikan askeri üslerinin bulunması, bölgedeki güç dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor.   Burada asıl tartışılması gereken konu, Müslüman ülkeler arasındaki birlik ve dayanışma meselesidir. Tarih boyunca dış müdahalelere karşı en güçlü savunmanın ortak hareket etmek olduğu defalarca görüldü. Türkiye Tartışması Bu noktada Türkiye’nin konumu da sıkça tartışılıyor. Bölgedeki gelişmeler yalnızca bir ülkenin değil tüm bölgenin geleceğini etkileyebilecek nitelikte. Siyasi ve askeri stratejiler elbette devletlerin kendi güvenlik politikaları çerçevesinde şekillenir. Ancak Ortadoğu’daki her gelişmenin Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiği bir gerçek. Ortadoğu yine tarihî bir dönemeçten geçiyor. Güç dengeleri değişiyor, ittifaklar sorgulanıyor ve bölge halkları geleceğin nasıl şekilleneceğini merakla izliyor. Belki de bu süreçten çıkarılacak en önemli ders şudur: Gerçek güç yalnızca silah, teknoloji veya ekonomik kapasite değildir. İnanç, birlik ve kararlılık da en az bunlar kadar belirleyicidir. Tarih bize her zaman aynı gerçeği hatırlatır: Güç dengeleri değişebilir, fakat hakikat arayışı ve adalet talebi hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Beni en çok şaşırtanda maalesef kendi ülkemiz Türkiye oldu, açık beyan sağır sultan bile biliyor ki İran düşerse bir sonraki hedefin Türkiye olduğu, hatta İsrailli yetkililer bile üstüne basa basa İran’dan sonra hedef Türkiye olduğunu söyledikleri halde neden hala Amerikan üslerini kapatmıyoruz anlamıyorum? . Özetleyecek olursak Amerika ve İsrail’in bir hiç olduğu, Müslüman ülkelerle birleşme olduğunda dünyanın gücü tekrar İslam âleminin elinde olabileceğini İran bu savaşta göstermiş oldu inşallah bu savaş İslam âleminin uyanışına ve birleşmesine vesile olur. SON SÖZÜM ŞUDUR HERKES BİLSİN Kİ ALLAH C.C. NURUNU TAMAMLAYACAKTIR.
Ekleme Tarihi: 09 Mart 2026 -Pazartesi

İran’ın Müslüman Ülkelerle İmtihanı, ABD–İsrail’in Korkusu ve Müslümanların Uyanışı

 

28 Şubat’ta başlayan ABD–İsrail ile İran arasındaki gerilim, beklenmedik bir tablo ortaya çıkardı. Halk arasında bir söz vardır: “Ava giden avlanır.” Yaşanan gelişmeler tam da bu sözün karşılığı gibi oldu.

‘İsrail ve Amerika Ava Giderken Avlandılar.’

Uzun yıllardır askeri gücü, teknolojisi ve küresel etkisiyle yenilmez gibi gösterilen güç merkezlerinin karşısında İran’ın verdiği mücadele, dünya kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Bu süreç yalnızca askeri bir çatışma olarak değil, aynı zamanda güç dengelerinin yeniden tartışıldığı bir dönemeç olarak da değerlendiriliyor.

 

Büyük Güç Kim?

Uzun yıllardır dünya kamuoyuna ABD’nin askeri ve ekonomik olarak tartışmasız bir süper güç olduğu anlatıldı. İsrail ise sahip olduğu ileri teknoloji ve özellikle savunma sistemleriyle övündü. “Demir Kubbe” adı verilen savunma sistemi neredeyse aşılmaz bir kalkan olarak tanıtıldı.

Ancak son gelişmeler, savaşın sahada anlatıldığı kadar tek taraflı olmadığını gösterdi. Çatışmaların ortaya koyduğu tablo, askeri teknolojinin tek başına mutlak üstünlük sağlamadığını da yeniden gündeme getirdi.

Bu noktada Müslüman ülkeler açısından önemli bir ders ortaya çıkıyor: Dünya siyasetinde büyütülen güçlerin mutlak ve yenilmez olduğu düşüncesi her zaman gerçeği yansıtmayabilir. İran bu savaşta bunu çok iyi bir şekilde dünyaya göstermiş oldu.

 

Asıl Güç Nereden Gelir?

İslam inancına göre güç ve kudretin nihai sahibi Cenab-ı Allah’tır. Tarih boyunca nice güçlü imparatorlukların yıkıldığını, nice küçük görülen güçlerin ise büyük değişimlere yol açtığını gördük.

Bu nedenle mesele yalnızca askeri kapasite meselesi değildir. İnanç, irade ve kararlılık da tarih sahnesinde önemli rol oynar. Bugün yaşanan gelişmeler de bu gerçeği yeniden hatırlatıyor.

Unutmamak lazım onların denizleri yerinden oynatacak organizasyonları olsa bile her zaman Allah’ın cc. dediği olur.

 

İran’ın Müslüman Ülkelerle İmtihanı

İran bir yandan ABD ve İsrail’le cihat ederken diğer yandan bölgedeki siyasi dengelerle karşı karşıya kalıyor. Ortadoğu coğrafyasında birçok Müslüman ülkede Amerikan askeri üslerinin bulunması, bölgedeki güç dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor.

 

Burada asıl tartışılması gereken konu, Müslüman ülkeler arasındaki birlik ve dayanışma meselesidir. Tarih boyunca dış müdahalelere karşı en güçlü savunmanın ortak hareket etmek olduğu defalarca görüldü.

Türkiye Tartışması

Bu noktada Türkiye’nin konumu da sıkça tartışılıyor. Bölgedeki gelişmeler yalnızca bir ülkenin değil tüm bölgenin geleceğini etkileyebilecek nitelikte.
Siyasi ve askeri stratejiler elbette devletlerin kendi güvenlik politikaları çerçevesinde şekillenir. Ancak Ortadoğu’daki her gelişmenin Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiği bir gerçek.
Ortadoğu yine tarihî bir dönemeçten geçiyor. Güç dengeleri değişiyor, ittifaklar sorgulanıyor ve bölge halkları geleceğin nasıl şekilleneceğini merakla izliyor.

Belki de bu süreçten çıkarılacak en önemli ders şudur:
Gerçek güç yalnızca silah, teknoloji veya ekonomik kapasite değildir. İnanç, birlik ve kararlılık da en az bunlar kadar belirleyicidir.

Tarih bize her zaman aynı gerçeği hatırlatır:

Güç dengeleri değişebilir, fakat hakikat arayışı ve adalet talebi hiçbir zaman ortadan kalkmaz.

Beni en çok şaşırtanda maalesef kendi ülkemiz Türkiye oldu, açık beyan sağır sultan bile biliyor ki İran düşerse bir sonraki hedefin Türkiye olduğu, hatta İsrailli yetkililer bile üstüne basa basa İran’dan sonra hedef Türkiye olduğunu söyledikleri halde neden hala Amerikan üslerini kapatmıyoruz anlamıyorum? .

Özetleyecek olursak Amerika ve İsrail’in bir hiç olduğu, Müslüman ülkelerle birleşme olduğunda dünyanın gücü tekrar İslam âleminin elinde olabileceğini İran bu savaşta göstermiş oldu inşallah bu savaş İslam âleminin uyanışına ve birleşmesine vesile olur.

SON SÖZÜM ŞUDUR HERKES BİLSİN Kİ ALLAH C.C. NURUNU TAMAMLAYACAKTIR.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.