AHMET TAHİROĞLU YAZDI: GENÇLİĞİMİZİ KİMLERE EMANET EDİYORUZ?
AHMET TAHİROĞLU YAZDI: GENÇLİĞİMİZİ KİMLERE EMANET EDİYORUZ?
Bir milletin geleceği, gençliğinin elindedir..
Gençliğini kaybeden bir millet, yalnızca bugünü değil; yarınını, değerlerini, hafızasını ve istikbalini de kaybetmeye başlar.
Bugün Türkiye'de hepimizi düşündürmesi gereken ciddi bir meseleyle karşı karşıyayız: Gençlerimiz giderek kendi değerlerinden, örfünden, geleneğinden, ailesinden ve manevi dünyasından uzaklaştırılıyor.
Elbette her genci suçlamak doğru değildir. Gençler bizim evlatlarımızdır. Onların hatalarında biraz da bizim ihmallerimizin, ailelerin, eğitim sisteminin, medyanın ve toplumun payı vardır.
Asıl sormamız gereken soru şudur:
Biz gençlerimizin önüne kimi örnek olarak koyuyoruz?
Bir tarafta Kur'an'ı hayatının merkezine alan, ahlakıyla yaşayan, ilim peşinde koşan, ailesine ve toplumuna faydalı olmaya çalışan insanlar var.
Diğer tarafta ise yalnızca şöhreti, parası, takipçi sayısı, giyimi, yaşam tarzı veya magazin değeri üzerinden gençlere "idol" olarak sunulan kişiler...
Sahip olduğu sanat veya spor kabiliyeti, bir insanı otomatik olarak ahlak ve fazilet timsali yapmaz.
Şöhret, örneklik değildir.
Takipçi sayısı, fazilet ölçüsü değildir.
Alkış, hakikatin delili değildir.
Bugün bazı gençlerimiz, kendisine örnek alması gereken âlimleri, öğretmenleri, anne-babaları, ilim ve irfan sahibi insanları tanımadan; ekranlarda sürekli gördüğü birtakım sanatçıları, sporcuları ve sosyal medya fenomenlerini hayatının merkezine koyabiliyor.
Daha da acısı, İslam'ın değerleriyle açıkça çatışan hayat tarzlarının "özgürlük", "modernlik" veya "çağdaşlık" adı altında gençlere normal ve özendirici bir biçimde sunulmasıdır.
Burada gençlerimize kızmadan önce kendimize dönüp bakmalıyız.
Çünkü gençliğe boş bıraktığımız her alanı, başkaları doldurur.
Biz onlara Kur'an'ın güzelliğini anlatmazsak başka sesler anlatır.
Biz onlara Peygamber Efendimiz'in ﷺ güzel ahlakını örnek göstermezsek, ekranlar başka "rol modeller" üretir.
Biz onlara Hz. Ebubekir'in sadakatini, Hz. Ömer'in adaletini, Hz. Osman'ın hayâsını, Hz. Ali'nin ilmini ve cesaretini anlatmazsak, çocuklarımızın dünyasında başka isimler kahraman hâline gelir.
Mesele sadece gençlerin ne izlediği değildir.
Mesele, bizim onlara ne sunduğumuzdur.
Gençlerimizin gönlü boş değildir. Bir şeye bağlanmak, birilerini sevmek, birilerini örnek almak isterler.
O hâlde onların karşısına sadece "Bunu izleme, bunu dinleme, bunu örnek alma" diyerek çıkamayız.
Onlara daha güzelini, daha değerlisini, daha anlamlısını göstermek zorundayız.
Gençlerimize yeniden şunu öğretmeliyiz:
Sen sadece tüketen, eğlenen ve takip eden biri değilsin.
Sen bu milletin emanetisin.
Senin bir geçmişin, bir medeniyetin, bir inancın ve bir sorumluluğun var.
Senin büyüklerin Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, nice zor zamanlarda yalnızca canlarını değil; inançlarını, namuslarını, vatanlarını ve değerlerini korumak için mücadele ettiler.
Bugün bize düşen, o emaneti gençlerimizin kalbine taşıyabilmektir.
Örf ve geleneklerimizi yaşatmak, gençleri geçmişe hapsetmek değildir.
Aksine; kökü sağlam olan bir gençliğin geleceğe daha güçlü yürümesini sağlamaktır.
Elbette gençler dünyayı tanıyacak, teknoloji kullanacak, sanatla ve sporla ilgilenecek, farklı fikirleri öğrenecek.
Ama bütün bunları yaparken kim olduğunu unutmayacak.
Çünkü insan dünyayı tanırken kendisini kaybetmemelidir.
Bizim ihtiyacımız olan gençlik; dünyadan kopuk, içine kapanmış bir gençlik değil...
Dünyayı bilen ama değerlerini kaybetmeyen, teknolojiyi kullanan ama teknolojiye esir olmayan, sanatla ilgilenen ama sanat uğruna ahlakından vazgeçmeyen, spor yapan ama beden kadar ruhunu da besleyen, modern dünyayı tanıyan ama köklerinden utanmayan bir gençliktir.
Unutmayalım:
Bir toplumun geleceğini görmek istiyorsanız gençlerine bakın.
Eğer gençlerimizin gönlünde iman, ahlak, edep, merhamet, vatan sevgisi, aile bağlılığı ve ilim varsa; o milletin geleceği aydınlıktır.
Ama gençliğin ölçüsü yalnızca şöhret, gösteriş, tüketim, haz ve sosyal medya beğenileri hâline gelirse, orada ciddi bir yozlaşma tehlikesi var demektir.
Bugün hep birlikte durup düşünmeliyiz:
Çocuklarımızın ve gençlerimizin gönül tahtına kimi oturtuyoruz?
Çünkü gönülde yer eden isim, zamanla hayatın yönünü de belirler.
Gençliğimizi kaybetmeyelim.
Onları suçlamadan, dışlamadan, küçümsemeden; sevgiyle, hikmetle, güzel örneklikle ve imanla yeniden kuşatalım.
Çünkü gençlik bizim geleceğimizdir.
Ve unutmayalım:
Bir neslin gönlünü kim kazanırsa, o neslin istikametinde de o söz sahibi olur.
Rabbim gençlerimizi kötü örneklerden, yanlış arkadaşlıklardan, ahlaki savrulmalardan ve manevi boşluktan muhafaza eylesin.
Onlara hakikati sevdirmeyi, güzel ahlakı yaşatmayı ve kendi medeniyetinin değerleriyle geleceğe güvenle yürüyen bir nesil yetiştirmeyi bizlere nasip eylesin.
Âmin.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



