Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Kafkasya’nın Yüreği, Bir Neslin Abisi: Mithat Sevin

Gündem 26.04.2026 - 10:15, Güncelleme: 26.04.2026 - 10:15
 

Eğitimci Mehmet Dal Yazdı: Kafkasya’nın Yüreği, Bir Neslin Abisi: Mithat Sevin

Bazı insanlar vardır; hayatları bir şiirin en dokunaklı mısrasına, duruşları ise aşılmaz bir dağın heybetine benzer. Mithat Sevin, bu toprakların gördüğü en katıksız "dava adamlarından" biri, Kafkasya’nın gür sesi ve bir neslin sığındığı "güvenli liman" abisiydi.
 Onu anlatmak, sadece bir biyografi yazmak değil; bir adanmışlığı, bir vefayı ve sarsılmaz bir imanı tarif etmektir. O, damarlarında taşıdığı Kafkas asaletini hayatının her alanına nakşetmiş bir “Kafkas Kartalı” idi. Şeyh Şamil’in "Son nefer, son nefes ve son damla kana kadar" diyen ruhu, Mithat Sevin’in şahsında tecessüm etmişti. Sadece Çeçenistan değil, tüm dünya mazlumlarının davası onun için siyasi bir tercih değil, imani bir mükellefiyetti. Kafkas kültürünün yaşatılması, o coğrafyadaki mazlumların sesinin dünyaya duyurulması için bir ömür nöbet tuttu. Sezai Karakoç’un dediği gibi: "Kaderin üstünde bir kader vardır... Göklerden gelen bir karar vardır." Mithat Sevin de bu ilahi kadere teslim olmuş, yeryüzünün tüm mazlum coğrafyalarını kalbinde taşımıştı.   Onun dava adamlığı, salon toplantılarında değil, zulmün en koyu olduğu anlarda, ücra köşelerde verilen mücadelelerle mühürlenmişti. 28 Şubat’ın o dondurucu ikliminde, herkesin kendi gölgesinden çekindiği günlerde, o korkusuz bir kale gibi ayaktaydı. Onu tanıyanlar, o soğuk kış gününde, bir ilçenin ücra mahallesindeki mağdur bir kardeşi ziyarete gidişindeki samimiyete şahit olmuştu. Yanında dava arkadaşı Mehmet Hanifi Yılmaz ile birlikte; makam, mevki ya da alkış için değil, sadece Allah rızası ve kardeşlik hukuku için o kapıları aşındırıyordu. O gün atılan o adımlar, bugün bir neslin hafızasında "ebedi bir şahitlik" olarak durmaktadır.   Mithat Abi, Milli Görüş’ün çelikleşmiş bir neferi, merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın sadık bir hayranıydı. Bu bağlılık öyle derindi ki, evladına "Necmettin" ismini vererek bu sevdayı nesillere aktarmayı bir ahid  bilmişti. Onun sivil toplum kuruluşlarındaki yöneticiliği, vakıf ve derneklerdeki başkanlığı hiçbir zaman bir "unvan" yarışı olmadı; aksine, birer hizmet mevzisiydi. İsmet Özel’in şu dizeleri sanki onun mücadelesini anlatır gibidir: "Evet, ilkyaz geldi. / Ama içimizdeki kış bitmedi. / Bizim olan bir şey var aramızda: / Bir inanç."   Maalesef, tüm dünyayı saran o zorlu pandemi döneminde, bu dünyadaki nöbetini tamamlayarak aramızdan ayrıldı. Gitmek, ona yakışan o sessiz ve vakur haliyle oldu. Ancak geride bıraktığı miras; boyun eğmeyen bir baş, harama el uzatmayan bir el ve kardeşlikten başka bir şey düşünmeyen bir yürektir. Mithat Sevin, bir neslin sadece yöneticisi değil, dert ortağı, yol göstericisi ve "abisi" oldu. O, zulme karşı Elif gibi dik, mazluma karşı Vav gibi mütevazıydı. Bugün bizlere düşen, onun o ücra kentlerde, zor günlerde yeşerttiği o dava şuurunu diri tutmaktır.   Kafkasya’nın asil evladı, Şeyh Şamil’in sadık torunu, Necmettin Erbakan’ın yol arkadaşı… Ruhun şad, mekanın cennet, komşun Peygamber Efendimiz (sav) olsun. Biz senden razıydık, Rabbim de senden ebeden razı olsun……
Bazı insanlar vardır; hayatları bir şiirin en dokunaklı mısrasına, duruşları ise aşılmaz bir dağın heybetine benzer. Mithat Sevin, bu toprakların gördüğü en katıksız "dava adamlarından" biri, Kafkasya’nın gür sesi ve bir neslin sığındığı "güvenli liman" abisiydi.

 Onu anlatmak, sadece bir biyografi yazmak değil; bir adanmışlığı, bir vefayı ve sarsılmaz bir imanı tarif etmektir.

O, damarlarında taşıdığı Kafkas asaletini hayatının her alanına nakşetmiş bir “Kafkas Kartalı” idi. Şeyh Şamil’in "Son nefer, son nefes ve son damla kana kadar" diyen ruhu, Mithat Sevin’in şahsında tecessüm etmişti. Sadece Çeçenistan değil, tüm dünya mazlumlarının davası onun için siyasi bir tercih değil, imani bir mükellefiyetti. Kafkas kültürünün yaşatılması, o coğrafyadaki mazlumların sesinin dünyaya duyurulması için bir ömür nöbet tuttu. Sezai Karakoç’un dediği gibi:

"Kaderin üstünde bir kader vardır... Göklerden gelen bir karar vardır."

Mithat Sevin de bu ilahi kadere teslim olmuş, yeryüzünün tüm mazlum coğrafyalarını kalbinde taşımıştı.

 

Onun dava adamlığı, salon toplantılarında değil, zulmün en koyu olduğu anlarda, ücra köşelerde verilen mücadelelerle mühürlenmişti. 28 Şubat’ın o dondurucu ikliminde, herkesin kendi gölgesinden çekindiği günlerde, o korkusuz bir kale gibi ayaktaydı.

Onu tanıyanlar, o soğuk kış gününde, bir ilçenin ücra mahallesindeki mağdur bir kardeşi ziyarete gidişindeki samimiyete şahit olmuştu. Yanında dava arkadaşı Mehmet Hanifi Yılmaz ile birlikte; makam, mevki ya da alkış için değil, sadece Allah rızası ve kardeşlik hukuku için o kapıları aşındırıyordu. O gün atılan o adımlar, bugün bir neslin hafızasında "ebedi bir şahitlik" olarak durmaktadır.

 

Mithat Abi, Milli Görüş’ün çelikleşmiş bir neferi, merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın sadık bir hayranıydı. Bu bağlılık öyle derindi ki, evladına "Necmettin" ismini vererek bu sevdayı nesillere aktarmayı bir ahid  bilmişti. Onun sivil toplum kuruluşlarındaki yöneticiliği, vakıf ve derneklerdeki başkanlığı hiçbir zaman bir "unvan" yarışı olmadı; aksine, birer hizmet mevzisiydi.

İsmet Özel’in şu dizeleri sanki onun mücadelesini anlatır gibidir:

"Evet, ilkyaz geldi. / Ama içimizdeki kış bitmedi. / Bizim olan bir şey var aramızda: / Bir inanç."

 

Maalesef, tüm dünyayı saran o zorlu pandemi döneminde, bu dünyadaki nöbetini tamamlayarak aramızdan ayrıldı. Gitmek, ona yakışan o sessiz ve vakur haliyle oldu. Ancak geride bıraktığı miras; boyun eğmeyen bir baş, harama el uzatmayan bir el ve kardeşlikten başka bir şey düşünmeyen bir yürektir.

Mithat Sevin, bir neslin sadece yöneticisi değil, dert ortağı, yol göstericisi ve "abisi" oldu. O, zulme karşı Elif gibi dik, mazluma karşı Vav gibi mütevazıydı. Bugün bizlere düşen, onun o ücra kentlerde, zor günlerde yeşerttiği o dava şuurunu diri tutmaktır.

 

Kafkasya’nın asil evladı, Şeyh Şamil’in sadık torunu, Necmettin Erbakan’ın yol arkadaşı… Ruhun şad, mekanın cennet, komşun Peygamber Efendimiz (sav) olsun. Biz senden razıydık, Rabbim de senden ebeden razı olsun……

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.