Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

Eğitimci Mehmet Yusuf Yıldız Yazdı: AŞURE GÜNÜ’NÜN MANEVİ İKLİMİ VE TOPLUMSAL YANSIMALARI

Gündem 19.06.2026 - 16:51, Güncelleme: 19.06.2026 - 16:51
 

Eğitimci Mehmet Yusuf Yıldız Yazdı: AŞURE GÜNÜ’NÜN MANEVİ İKLİMİ VE TOPLUMSAL YANSIMALARI

AŞURE GÜNÜ’NÜN MANEVİ İKLİMİ VE TOPLUMSAL YANSIMALARI
İslamî rivayetlerde Aşure Günü, ilahî rahmetin peygamberler üzerinden tecelli ettiği pek çok müstesna hadiseyle anılır. Bu kutlu günün hatırasında, Hz. Nuh’un tufanın ardından gemisiyle Cûdî Dağı’na erişerek selâmete kavuşması; Hz. Âdem’in samimi tövbesinin kabul buyurulması; Hz. Musa’nın Firavun’un zulmünden kurtulup Kızıldeniz’i yararak geçmesi yer alır. Yine Hz. İbrahim’in ateşin yakıcılığından muhafaza edilmesi ve Hz. İsmail’in dünyaya gelişi, ilahî lütfun ayrı bir nişanesi olarak zikredilir. Balığın karnından kurtularak yeniden gün yüzüne çıkan Hz. Yunus, kuyunun derinliklerinden çıkarılıp izzete erişen Hz. Yusuf, yıllarca çektiği hastalığın ardından şifaya kavuşan Hz. Eyyûb ve evlat hasretiyle kapanan gözleri yeniden nura kavuşan Hz. Yakup da bu günün bereketiyle hatırlanan peygamberlerdendir. Bunun yanı sıra Hz. Davud’un tövbesinin kabul edilmesi, Hz. İsa’nın dünyaya teşrifi ve ilahî hikmet gereği semaya yükseltilmesi de Aşure Günü’ne nispet edilen mübarek hadiseler arasında sayılır. Böylece Aşure, peygamber kıssalarının satır aralarından süzülen sabrın, teslimiyetin, kurtuluşun ve rahmetin ortak hatırasına dönüşür.   Aşure Günü, hadis-i şeriflerde yalnızca tarihin hatırlattığı bir gün değil, aynı zamanda ibadet, şükür ve kulluk şuuru ile ihya edilmesi tavsiye edilen mübarek bir zaman dilimi olarak yer alır. Rivayete göre Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin bu günde oruç tuttuklarını görmüş; bunun sebebini öğrendiğinde, Hz. Musa’nın hatırasına sahip çıkma hususunda müminlerin daha öncelikli olduğunu ifade ederek Aşure orucunu tutmuş ve ümmetine de tavsiye etmiştir. Ramazan orucu farz kılınmadan önce önemli bir ibadet olarak yerine getirilen bu oruç, daha sonra nafile ibadetler arasında yerini almıştır. Hadislerde, samimiyetle tutulan Aşure orucunun geçmiş bir senenin küçük günahlarına kefaret olacağı müjdelenmiş; ayrıca diğer inanç mensuplarına benzememek için Muharrem’in dokuzuncu veya on birinci günüyle birlikte tutulması tavsiye edilmiştir.   Aşure Günü’nün fazileti yalnızca oruçla sınırlı değildir. Bu mübarek gün, paylaşmanın ve gönül zenginliğinin de bir vesilesi kabul edilmiştir. Nitekim Resûlullah (s.a.v.), ailesine karşı cömert davranan, sofrasını bereketlendiren ve yakınlarına ikramda bulunan kimselerin, yıl boyunca ilahî bereket ve rızık genişliğiyle mükâfatlandırılacağını haber vermiştir. Bu sebeple Aşure, bir yandan nefsi terbiye eden orucun, diğer yandan muhabbeti çoğaltan ikram ve paylaşmanın buluştuğu müstesna bir rahmet iklimi olarak asırlardır Müslüman gönüllerde yaşamaya devam etmektedir.   İskender Pala'nın Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü eserine göre aşure tatlısının yapılması hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Peygamberimizin torunu İmam Hüseyin'in H 61. yılının 10 Muharrem günü Kerbela'da şehit edilmesi anısına pişirilen buğday tatlısıdır. Aşure "aşer" (on) kelimesinden gelmektedir. Zaten aşure de Muharrem'in onuncu gününe denk gelmektedir. Halk arasında aşure tatlısının içinde 10 çeşit hububat ve erzak olması âdeti bundan dolayıdır. Aşure hakkında başka bir rivayet de şöyledir: Nuh peygamberin gemisi 10 Muharrem'de karaya oturmuş ve Nuh o gün gemiden çıkmıştır. Bu nedenle bir şükran ayini olmak üzere gemide bulunan hububat vesaireden mürekkep tatlı bir çorba pişirilmiştir. Daha sonraları bu olayın anısına tatlı pişirip fakirlere dağıtmak adet olmuştur.   Günümüzde de Aşure geleneği, kimi zaman kökenindeki rivayetlerin farkında olarak, kimi zaman da nesilden nesile aktarılan bir kültürel mirasın tabiî devamı şeklinde yaşatılmaktadır. Birçok hanede kaynayan aşure kazanının ardında farklı bir hatıra, farklı bir inanış yahut ayrı bir hikâye bulunabilir. Ancak onu asıl kıymetli kılan, hangi niyetle hazırlanmış olursa olsun gönüller arasında kurduğu görünmez köprülerdir. Aşure, yalnızca çeşitli nimetlerin bir araya geldiği bir tatlı değil; paylaşmanın berekete dönüştüğü, dayanışmanın kuvvet bulduğu, birlik ve beraberlik duygularının tazelendiği bir muhabbet sofrasıdır. Bu vesileyle komşuların kapıları çalınır, dostluklar pekişir, uzun zamandır görüşülmeyen gönüller yeniden buluşur. Böylece aşure, bir kâse ikramın ötesinde; insanları birbirine yaklaştıran, sevgiyi çoğaltan ve toplumsal hafızada kardeşliğin sıcaklığını canlı tutan anlamlı bir geleneğe dönüşür.   Aşure Günü, peygamber kıssalarından süzülen hikmetleri, ibadetle derinleşen kulluk şuurunu ve paylaşmayla çoğalan kardeşlik duygularını aynı potada buluşturan müstesna bir bereket mevsimidir. Asırlardır gönülleri bir araya getiren bu kutlu gelenek, bugün de dayanışmanın, muhabbetin ve birlik ruhunun en güzel tezahürlerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir. Bu vesileyle, Perşembe günü idrak edilecek olan Aşure Günü’nün ülkemize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayır, bereket ve huzur getirmesini Cenâb-ı Hak’tan niyaz eder; Aşure Gününüzü en kalbî duygularımla tebrik ederim.
AŞURE GÜNÜ’NÜN MANEVİ İKLİMİ VE TOPLUMSAL YANSIMALARI

İslamî rivayetlerde Aşure Günü, ilahî rahmetin peygamberler üzerinden tecelli ettiği pek çok müstesna hadiseyle anılır. Bu kutlu günün hatırasında, Hz. Nuh’un tufanın ardından gemisiyle Cûdî Dağı’na erişerek selâmete kavuşması; Hz. Âdem’in samimi tövbesinin kabul buyurulması; Hz. Musa’nın Firavun’un zulmünden kurtulup Kızıldeniz’i yararak geçmesi yer alır. Yine Hz. İbrahim’in ateşin yakıcılığından muhafaza edilmesi ve Hz. İsmail’in dünyaya gelişi, ilahî lütfun ayrı bir nişanesi olarak zikredilir. Balığın karnından kurtularak yeniden gün yüzüne çıkan Hz. Yunus, kuyunun derinliklerinden çıkarılıp izzete erişen Hz. Yusuf, yıllarca çektiği hastalığın ardından şifaya kavuşan Hz. Eyyûb ve evlat hasretiyle kapanan gözleri yeniden nura kavuşan Hz. Yakup da bu günün bereketiyle hatırlanan peygamberlerdendir. Bunun yanı sıra Hz. Davud’un tövbesinin kabul edilmesi, Hz. İsa’nın dünyaya teşrifi ve ilahî hikmet gereği semaya yükseltilmesi de Aşure Günü’ne nispet edilen mübarek hadiseler arasında sayılır. Böylece Aşure, peygamber kıssalarının satır aralarından süzülen sabrın, teslimiyetin, kurtuluşun ve rahmetin ortak hatırasına dönüşür.

 

Aşure Günü, hadis-i şeriflerde yalnızca tarihin hatırlattığı bir gün değil, aynı zamanda ibadet, şükür ve kulluk şuuru ile ihya edilmesi tavsiye edilen mübarek bir zaman dilimi olarak yer alır. Rivayete göre Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.), Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin bu günde oruç tuttuklarını görmüş; bunun sebebini öğrendiğinde, Hz. Musa’nın hatırasına sahip çıkma hususunda müminlerin daha öncelikli olduğunu ifade ederek Aşure orucunu tutmuş ve ümmetine de tavsiye etmiştir. Ramazan orucu farz kılınmadan önce önemli bir ibadet olarak yerine getirilen bu oruç, daha sonra nafile ibadetler arasında yerini almıştır. Hadislerde, samimiyetle tutulan Aşure orucunun geçmiş bir senenin küçük günahlarına kefaret olacağı müjdelenmiş; ayrıca diğer inanç mensuplarına benzememek için Muharrem’in dokuzuncu veya on birinci günüyle birlikte tutulması tavsiye edilmiştir.

 

Aşure Günü’nün fazileti yalnızca oruçla sınırlı değildir. Bu mübarek gün, paylaşmanın ve gönül zenginliğinin de bir vesilesi kabul edilmiştir. Nitekim Resûlullah (s.a.v.), ailesine karşı cömert davranan, sofrasını bereketlendiren ve yakınlarına ikramda bulunan kimselerin, yıl boyunca ilahî bereket ve rızık genişliğiyle mükâfatlandırılacağını haber vermiştir. Bu sebeple Aşure, bir yandan nefsi terbiye eden orucun, diğer yandan muhabbeti çoğaltan ikram ve paylaşmanın buluştuğu müstesna bir rahmet iklimi olarak asırlardır Müslüman gönüllerde yaşamaya devam etmektedir.

 

İskender Pala'nın Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü eserine göre aşure tatlısının yapılması hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Peygamberimizin torunu İmam Hüseyin'in H 61. yılının 10 Muharrem günü Kerbela'da şehit edilmesi anısına pişirilen buğday tatlısıdır. Aşure "aşer" (on) kelimesinden gelmektedir. Zaten aşure de Muharrem'in onuncu gününe denk gelmektedir. Halk arasında aşure tatlısının içinde 10 çeşit hububat ve erzak olması âdeti bundan dolayıdır. Aşure hakkında başka bir rivayet de şöyledir: Nuh peygamberin gemisi 10 Muharrem'de karaya oturmuş ve Nuh o gün gemiden çıkmıştır. Bu nedenle bir şükran ayini olmak üzere gemide bulunan hububat vesaireden mürekkep tatlı bir çorba pişirilmiştir. Daha sonraları bu olayın anısına tatlı pişirip fakirlere dağıtmak adet olmuştur.

 

Günümüzde de Aşure geleneği, kimi zaman kökenindeki rivayetlerin farkında olarak, kimi zaman da nesilden nesile aktarılan bir kültürel mirasın tabiî devamı şeklinde yaşatılmaktadır. Birçok hanede kaynayan aşure kazanının ardında farklı bir hatıra, farklı bir inanış yahut ayrı bir hikâye bulunabilir. Ancak onu asıl kıymetli kılan, hangi niyetle hazırlanmış olursa olsun gönüller arasında kurduğu görünmez köprülerdir. Aşure, yalnızca çeşitli nimetlerin bir araya geldiği bir tatlı değil; paylaşmanın berekete dönüştüğü, dayanışmanın kuvvet bulduğu, birlik ve beraberlik duygularının tazelendiği bir muhabbet sofrasıdır. Bu vesileyle komşuların kapıları çalınır, dostluklar pekişir, uzun zamandır görüşülmeyen gönüller yeniden buluşur. Böylece aşure, bir kâse ikramın ötesinde; insanları birbirine yaklaştıran, sevgiyi çoğaltan ve toplumsal hafızada kardeşliğin sıcaklığını canlı tutan anlamlı bir geleneğe dönüşür.

 

Aşure Günü, peygamber kıssalarından süzülen hikmetleri, ibadetle derinleşen kulluk şuurunu ve paylaşmayla çoğalan kardeşlik duygularını aynı potada buluşturan müstesna bir bereket mevsimidir. Asırlardır gönülleri bir araya getiren bu kutlu gelenek, bugün de dayanışmanın, muhabbetin ve birlik ruhunun en güzel tezahürlerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir. Bu vesileyle, Perşembe günü idrak edilecek olan Aşure Günü’nün ülkemize, İslam âlemine ve bütün insanlığa hayır, bereket ve huzur getirmesini Cenâb-ı Hak’tan niyaz eder; Aşure Gününüzü en kalbî duygularımla tebrik ederim.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.