Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: Artık Söz Değil, Somut Adım Zamanı

Gündem 17.04.2026 - 08:46, Güncelleme: 17.04.2026 - 08:46
 

Gazeteci Yazar Yusuf Öztek Yazdı: Artık Söz Değil, Somut Adım Zamanı

Bir toplumun geleceği, sınıflarında şekillenir. Ama bugün o sınıflarda bilgi değil korku, umut değil endişe büyüyor. Eğitimde şiddet artık görmezden gelinecek bir sorun olmaktan çıktı; büyüyen, yaygınlaşan ve ne yazık ki sistemsel bir krize dönüştü.
Her yeni saldırıdan sonra aynı cümleleri duyuyoruz: “Münferit bir olay.” Gerçekten öyle mi? Aynı acılar tekrar ediyorsa, aynı ihmaller sürüyorsa, aynı zafiyetler giderilmiyorsa ortada münferit bir durum değil; açıkça yönetilemeyen bir kriz vardır. Okullarda yaşanan şiddet, sadece bir güvenlik meselesi değil, doğrudan toplumun yarınlarına yönelmiş bir tehdittir. Bugün bir öğrenci okula giderken yalnızca dersini düşünmüyor. Bir öğretmen sınıfa girerken sadece anlatacağı konuyu planlamıyor. Çünkü güvenlik hissi zedelenmiş durumda. Bu, bir ülke için kabul edilebilir bir tablo değildir. Sorunun en kritik boyutlarından biri ise güvenlik zafiyetidir. Okullarda yeterli fiziki önlemler yok. Dijital dünyada ise çocuklar ve gençler, çoğu zaman kontrolsüz bir şiddet ve zorbalık sarmalının içinde bırakılıyor. Teknoloji gelişiyor ama koruma mekanizmaları aynı hızla ilerlemiyor. Daha acı olan ise şu: Şiddet artık kanıksanıyor. Her olaydan sonra kısa süreli bir tepki, ardından derin bir sessizlik… Oysa bu sessizlik, sorunun büyümesine zemin hazırlıyor. Artık şu gerçeği açıkça kabul etmek zorundayız: Eğitimde şiddet, ertelenebilecek bir konu değildir. Çünkü ertelenen her önlem, yarın yaşanacak yeni bir olayın kapısını aralar. Peki ne yapılmalı? Öncelikle okullarda fiziki güvenlik önlemleri ciddi şekilde artırılmalı. Bu sadece kamera koymakla çözülecek bir mesele değil; profesyonel, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir güvenlik anlayışı oluşturulmalı. Dijital zorbalık ve tehditlere karşı güçlü bir teknolojik altyapı kurulmalı. Ve en önemlisi, eğitimde şiddeti önleyecek caydırıcı yasal düzenlemeler gecikmeden hayata geçirilmeli. Ama tüm bunların ötesinde bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Çünkü mesele sadece okul kapısından ibaret değil; mesele toplumun şiddetle kurduğu ilişki… Unutmayalım: Bir çocuk, sadece çanta verilip okula gönderilerek eğitilmez. Bir genç, sadece sınavlara hazırlanarak hayata hazırlanmış olmaz. Güven duygusu olmadan eğitim olmaz. Bugün susarsak, yarın daha büyük acılar konuşur. Bu yüzden artık söz değil, somut adım zamanı. Şiddete karşı susmayacağız. Eğitimciler de öğrenciler de sahipsiz değildir. Ve bu mesele, hepimizin meselesidir.
Bir toplumun geleceği, sınıflarında şekillenir. Ama bugün o sınıflarda bilgi değil korku, umut değil endişe büyüyor. Eğitimde şiddet artık görmezden gelinecek bir sorun olmaktan çıktı; büyüyen, yaygınlaşan ve ne yazık ki sistemsel bir krize dönüştü.

Her yeni saldırıdan sonra aynı cümleleri duyuyoruz: “Münferit bir olay.”

Gerçekten öyle mi?

Aynı acılar tekrar ediyorsa, aynı ihmaller sürüyorsa, aynı zafiyetler giderilmiyorsa ortada münferit bir durum değil; açıkça yönetilemeyen bir kriz vardır. Okullarda yaşanan şiddet, sadece bir güvenlik meselesi değil, doğrudan toplumun yarınlarına yönelmiş bir tehdittir.

Bugün bir öğrenci okula giderken yalnızca dersini düşünmüyor. Bir öğretmen sınıfa girerken sadece anlatacağı konuyu planlamıyor. Çünkü güvenlik hissi zedelenmiş durumda. Bu, bir ülke için kabul edilebilir bir tablo değildir.

Sorunun en kritik boyutlarından biri ise güvenlik zafiyetidir. Okullarda yeterli fiziki önlemler yok. Dijital dünyada ise çocuklar ve gençler, çoğu zaman kontrolsüz bir şiddet ve zorbalık sarmalının içinde bırakılıyor. Teknoloji gelişiyor ama koruma mekanizmaları aynı hızla ilerlemiyor.

Daha acı olan ise şu: Şiddet artık kanıksanıyor.
Her olaydan sonra kısa süreli bir tepki, ardından derin bir sessizlik…

Oysa bu sessizlik, sorunun büyümesine zemin hazırlıyor.

Artık şu gerçeği açıkça kabul etmek zorundayız: Eğitimde şiddet, ertelenebilecek bir konu değildir. Çünkü ertelenen her önlem, yarın yaşanacak yeni bir olayın kapısını aralar.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle okullarda fiziki güvenlik önlemleri ciddi şekilde artırılmalı. Bu sadece kamera koymakla çözülecek bir mesele değil; profesyonel, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir güvenlik anlayışı oluşturulmalı.
Dijital zorbalık ve tehditlere karşı güçlü bir teknolojik altyapı kurulmalı.
Ve en önemlisi, eğitimde şiddeti önleyecek caydırıcı yasal düzenlemeler gecikmeden hayata geçirilmeli.

Ama tüm bunların ötesinde bir zihniyet değişimine ihtiyaç var.
Çünkü mesele sadece okul kapısından ibaret değil; mesele toplumun şiddetle kurduğu ilişki…

Unutmayalım:
Bir çocuk, sadece çanta verilip okula gönderilerek eğitilmez.
Bir genç, sadece sınavlara hazırlanarak hayata hazırlanmış olmaz.
Güven duygusu olmadan eğitim olmaz.

Bugün susarsak, yarın daha büyük acılar konuşur.

Bu yüzden artık söz değil, somut adım zamanı.

Şiddete karşı susmayacağız.
Eğitimciler de öğrenciler de sahipsiz değildir.
Ve bu mesele, hepimizin meselesidir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.