Psk. Bilim Uzmanı Mercan Ciğerli Yazdı: Mutluluğun Ötesinde: Hayatın İki Yüzü
Psk. Bilim Uzmanı Mercan Ciğerli Yazdı: Mutluluğun Ötesinde: Hayatın İki Yüzü
Günümüzün en yaygın telkinlerinden biri şu: “Pozitif düşün.” Sanki hayat, sadece iyi ihtimallerin üzerine kurulmuş gibi…
Oysa insan zihni eskiden daha temkinliydi. Sadece iyiyi değil, kötüyü de hesaba katardı. “Kötüyü önceden düşünmek”, bir karamsarlık değil; bir hazırlık hâliydi. İnsan böylece başına gelebilecek olumsuzluklar karşısında gafil avlanmazdı. Üstelik kötü ihtimal gerçekleşmediğinde, hayatın sunduğu iyilik daha anlamlı hâle gelirdi.
Bugün ise pozitif düşünce, neredeyse sorgulanamaz bir doğru gibi sunuluyor. Olumsuzu düşünmek zayıflık sayılıyor. Halbuki gerçek, bu kadar tek boyutlu değil. Hayat, sadece iyi ihtimallerin değil; aynı zamanda zorlukların, kayıpların ve belirsizliklerin de toplamıdır.
Daha da dikkat çekici olan şu:
Pozitif düşünce, bir noktadan sonra kör bir iyimserliğe dönüşebiliyor. İnsanlar “Bana bir şey olmaz” rahatlığıyla tedbiri elden bırakabiliyor. Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar da doğuruyor. Uyarılar duyulmadığında, riskler küçümsendiğinde bedel kaçınılmaz oluyor.
Ama buradan şu da çıkmamalı:
Negatif düşünmek her zaman doğruyu göstermez.
Eğer öyle olsaydı, dünya çoktan defalarca sona ermiş olurdu.
Gerçek şu ki, hayat ne sadece pozitiftir ne de sadece negatif.
İkisi de eksik anlatır.
Çünkü insan, yalnızca hoşnutlukla var olmaz.
Hatta belki de onu insan yapan şey, tam olarak bu hoşnutsuzluk hâlidir.
Modern dünya mutluluğu yüceltirken, hoşnutsuzluğu bir arıza gibi görür. Oysa içimizdeki o huzursuzluk, çoğu zaman bir eksiklik değil; bir işarettir. Sıkılmak, zorlanmak, şüphe etmek… Bunlar insanın derinleşme yollarıdır.
Sürekli memnun olan bir insan, çoğu zaman yerinde kalır.
Ama rahatsız olan insan arar.
Sorgular.
Değişir.
Belki de bu yüzden, gerçek anlamda üretim ve dönüşüm çoğu zaman bu hoşnutsuzluk zemininde doğar. İnsan, en çok çaresiz kaldığı yerde yeni yollar keşfeder.
Üstelik bu huzursuzluk her zaman dışarıdan gelmez.
Bazen hiçbir sebep yokken içimiz daralır.
Bazen de yenilgiler, başarısızlıklar, kırgınlıklar kapımızı çalar.
Kaçmak isteriz ama kaçamayız.
Çünkü hayat, sadece güzel anlardan ibaret değildir.
Ve zaten onu anlamlı kılan da budur.
Mutluluk dediğimiz şey, tek başına bir hedef değil; bir denge hâlidir. İçinde hem aydınlık hem karanlık vardır. Sadece iyi olanı isteyen bir bakış, hayatın yarısını görmezden gelir.
Belki de asıl mesele, her iki hâli de taşıyabilmektir.
Sevinci de, sıkıntıyı da…
Başarıyı da, başarısızlığı da…
Çünkü hakikat, bizim istediğimiz gibi eğilip bükülmez.
Ona ancak olduğu gibi bakabildiğimizde yaklaşabiliriz.
Ve belki de en derin farkındalık şudur:
İnsan, hayatın zorluklarından kaçmak yerine onları kabullendiğinde ve hatta o huzursuzluğu bir gelişim yakıtı olarak kullandığında gerçek benliğine yaklaşır. İnsan, en çok zorlandığı yerde kendi derinliğini keşfeder.

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

