Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

Uzm. Aile Danışmanı Belkıs Akay Yazdı: Sayın Cumhurbaşkanımızın Dikkatine! Ailelerimizin Geleceği Soframızdaki Lokmada Saklı

Gündem 30.06.2026 - 22:35, Güncelleme: 30.06.2026 - 22:35
 

Uzm. Aile Danışmanı Belkıs Akay Yazdı: Sayın Cumhurbaşkanımızın Dikkatine! Ailelerimizin Geleceği Soframızdaki Lokmada Saklı

Sayın Cumhurbaşkanımızın Dikkatine! Ailelerimizin Geleceği Soframızdaki Lokmada Saklı
Bir toplumun kalbi aile, ailenin kalbi ise o evde kaynayan tenceredir. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük bir vizyonla ilan ettiği "Aile Yılı", bizlere sadece sosyal bir ödev değil, mukaddes bir emanet yükledi. Ancak bugün sahada, her gün ailelerin dertleriyle dertleşen bir aile danışmanı, bir sosyolog ve bu vatanın bir evladı olarak çok net görüyorum ki; ailenin geleceğini sadece nasihatlerle koruyamayız. Çünkü bir ailenin maddi, manevi ve biyolojik geleceğine yön veren en temel unsur, her gün o aile bireylerinin yediği, içtiği lokmalardır. Medeniyetimizin yetiştirdiği o büyük deha, hekimlerin piri İbn-i Sîna’nın, ruh ve beden sağlığının şifresini verdiği o meşhur sözünü buraya yazmak boynumuzun borcudur. "Ne yiyorsanız, o’sunuz." Evet, biz çocuklarımıza ne yediriyorsak, gelecekte nasıl bir toplum olacağımızı da kendi ellerimizle ekiyoruz demektir. Aileye verilen değer, mutfağımıza ve soframıza gösterilen titizlikle ölçülür. Sayın Cumhurbaşkanım, çok iyi biliyoruz ki; halk sağlığıyla oynamak, aslında bir milletin geleceğine karşı açılmış gizli bir savaştır. Bir toplumu zayıflatmanın, gücünü ve direncini elinden almanın en sinsi yolu, onun gıdasını bozmaktır. Sağlıksız, kimyasallarla kuşatılmış nesillerle ne güçlü bir aile kalır ne de güçlü bir gelecek. İşte bu yüzden gıda güvenliği, bizim için sadece bir tüketici hakkı değil, doğrudan bir milli beka ve sessiz savaşlara karşı bir savunma kalkanıdır. Helal ve "Tayyip" Lokma Aramak Vatandaşa Yük Olmamalıdır Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, Rabbimiz bizlere şöyle emreder; "Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz (tayyip) olanlarından yiyin" (Bakara Suresi, 168. Ayet) Abdülkadir Geylani Hazretleri de bu sırra işaret ederek bizleri şöyle uyarır; "Haram ve şüpheli lokma kalbi karartır, temiz ve helal lokma ise kalbi diriltir; o lokmanın nuru evlatlarına sirayet eder." der. Yani lokmanın nuru veya karanlığı sadece o lokmayı yiyen kişide kalmaz; bir tohum gibi onun soyuna, çocuklarının ahlakına ve karakterine sirayet eder. Anne-babanın boğazından geçen helal lokma, evladın kalbinde fıtri bir temizlik ve iyiliğe meyil olarak tezahür eder. İslam inancı bize gıdada sadece fıkhî olarak "helal" olmayı değil, aynı zamanda "tayyip", yani temiz, fıtrata uygun, kimyasallardan arınmış ve sağlıklı olmayı da emreder. Bizler Müslüman bir ülkenin, alnı secdeye giden asil vatandaşlarıyız. Bizler ecdadımızdan, inancımızdan böyle gördük; boğazımızdan geçen her zerreye kalbimizi uyanık tutsun, neslimizi temiz kılsın diye baktık. Gel gelelim bugünün dünyasında manzara çok başka, çok acı! Market rafından evladımıza bir parça bisküvi alırken, arkasındaki kimya laboratuvarı terimlerini, karmaşık e-kodlarını deşifre etmek zorunda kalmamalıyız. Vatandaş her alışverişte "Acaba içinde ne var, helal mi, haram mı, bana ve çocuğuma zarar verir mi?" diye şüpheyle, korkuyla baş başa bırakılmamalıdır. Devlet, evladını koruyan bir anne-baba gibi vatandaşına bu güveni peşinen sunan mekanizmanın adıdır. Bizler inancımızın gereği olan helal ve temiz gıdaya ulaşırken iç rahatlığı istiyoruz. Bakanlıklarımızın, denetim birimlerimizin bu kontrolleri en profesyonel şekilde yapması ve bize o güveni raflarda peşinen sunması, ailemizin maddi-manevi sıhhati için hayati bir zorunluluktur. Vatandaş kodların labirentinde kaybolmamalı, devletinin denetimine güvenle yaslanmalıdır. Ülkemizin Bereketli Toprakları Başkasına "Nimet", Kendi Vatandaşına "Külfet" Olmamalı Sayın Cumhurbaşkanım; bugün bu gizli cephede canımızı en çok yakan tezatlardan biri de nedir biliyor musunuz? Bu toprakların kendi bereketidir. Dünyanın en kaliteli, en güzel kirazı bu topraklarda yetişiyor ama gelin görün ki, bizim halkımız, o kirazı dalından koparıldığı haliyle ağız tadıyla hiç  yemedi, yiyemedi. Bu topraklarda alın teri döken bizim insanımız, gece gündüz emek veren bizim çiftçimiz ama o emeğin en seçkin, en sağlıklı nimetlerinden faydalananlar hep başkaları, hep yurt dışındakiler oluyor. Mesele sadece bir kiraz meselesi de değil; mesele bir anlayış, bir değer görme meselesidir. Yazın seradan çıkan domatesimizden biberimize, kışın çocuklarımıza şifa diye soyduğumuz mandalinamıza, portakalımıza kadar hangi ürüne baksak aynı acı tabloyla karşılaşıyoruz. Yabancı alıcılar alırken ilaçlar özel seçiliyor, dozları milim milim hesaplanıyor. İnsan sağlığına zerre zarar gelmesin diye sınır kapılarında adım adım laboratuvar takipleri yapılıyor. İşin daha da vahim ve adeta bir tiyatro sahnesini andıran tarafı ise şu; sınırdan yüksek ilaç kalıntısı sebebiyle dönen, elin oğlunun ağzına bile sürmediği o kusurlu ürünler, çok rahat bir şekilde iç piyasaya kaydırılıp bu aziz milletin evlatlarına satılıyor, yediriliyor. Yabancının sağlığı için gösterilen bu muazzam hassasiyet ve titizlik, ne acıdır ki iç piyasada kendi insanımızdan, kendi evlatlarımızdan esirgeniyor. Biz bu ülkenin asil vatandaşları olarak, kendi topraklarımızın nimetinde üvey evlat muamelesi görmekten derin bir üzüntü duyuyoruz. Elin oğlunun sağlığı can da, bizim aziz milletimizin ailelerimizin, çocuklarımızın canı can değil mi? Tarımdaki Kimyasal Tehlike Neslimizi Tehdit Ediyor Yabancıya giderken kalıntısız, ilaçsız giden gıdaların aksine; iç piyasada, kendi pazarımızda adeta denetimsizce satılan tarım ilaçları ve pestisitler mutfağımızı kuşatmış durumda. Zaten kontrolsüz serbest piyasa koşullarında fahiş fiyatlarla beli bükülen vatandaşımız, bir de binbir emekle aldığı rızkın içinde zehir taşımamalıdır. Pahalı gıda zaten mutfağı vuruyor, bari sağlıklı ve temiz gıda soframıza gelsin ki ailemiz fiziken de ayakta kalabilsin. Sayın Cumhurbaşkanım; eğer aile bizim geleceğimizse, o ailenin yediği lokma da bu devletin en kutsal koruma kalkanı altında olmalıdır. Elin insanına gösterilen o titiz ve kontrollü üretim standardı, kendi aziz milletimize de misliyle sunulmalıdır. Bu iki hayati meseleyi (Helal Gıda ve Güvenli Tarım) tek bir çatı altında toplayacak, gıda ve ziraat mühendislerimizin her an sahada anlık ölçüm ve denetim yapacağı yeni ve dinamik bir denetim birimi kurulmalıdır. Vatandaşa temiz ve helal yiyecek sunmak, bir devletin milletine vereceği en büyük kıymettir. Bu vatanın bir uzman evladı olarak, devletimizin bu doğrultuda atacağı her adımda, kuracağı her masada gönüllü olarak çalışmaya, taşın altına elimi koymaya hazırım, hazırız. Neslimizi korumak, soframızı korumakla başlar. Yetkili tüm mercilerimizi, ailelerimizin geleceği için bu hassas konuda daha titiz bir göreve davet ediyoruz. Nesli korumak, mukaddesatı korumaktır.  
Sayın Cumhurbaşkanımızın Dikkatine! Ailelerimizin Geleceği Soframızdaki Lokmada Saklı

Bir toplumun kalbi aile, ailenin kalbi ise o evde kaynayan tenceredir. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük bir vizyonla ilan ettiği "Aile Yılı", bizlere sadece sosyal bir ödev değil, mukaddes bir emanet yükledi. Ancak bugün sahada, her gün ailelerin dertleriyle dertleşen bir aile danışmanı, bir sosyolog ve bu vatanın bir evladı olarak çok net görüyorum ki; ailenin geleceğini sadece nasihatlerle koruyamayız. Çünkü bir ailenin maddi, manevi ve biyolojik geleceğine yön veren en temel unsur, her gün o aile bireylerinin yediği, içtiği lokmalardır.

Medeniyetimizin yetiştirdiği o büyük deha, hekimlerin piri İbn-i Sîna’nın, ruh ve beden sağlığının şifresini verdiği o meşhur sözünü buraya yazmak boynumuzun borcudur. "Ne yiyorsanız, o’sunuz." Evet, biz çocuklarımıza ne yediriyorsak, gelecekte nasıl bir toplum olacağımızı da kendi ellerimizle ekiyoruz demektir. Aileye verilen değer, mutfağımıza ve soframıza gösterilen titizlikle ölçülür.

Sayın Cumhurbaşkanım, çok iyi biliyoruz ki; halk sağlığıyla oynamak, aslında bir milletin geleceğine karşı açılmış gizli bir savaştır. Bir toplumu zayıflatmanın, gücünü ve direncini elinden almanın en sinsi yolu, onun gıdasını bozmaktır. Sağlıksız, kimyasallarla kuşatılmış nesillerle ne güçlü bir aile kalır ne de güçlü bir gelecek. İşte bu yüzden gıda güvenliği, bizim için sadece bir tüketici hakkı değil, doğrudan bir milli beka ve sessiz savaşlara karşı bir savunma kalkanıdır.


Helal ve "Tayyip" Lokma Aramak Vatandaşa Yük Olmamalıdır
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, Rabbimiz bizlere şöyle emreder;
"Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz (tayyip) olanlarından yiyin" (Bakara Suresi, 168. Ayet)

Abdülkadir Geylani Hazretleri de bu sırra işaret ederek bizleri şöyle uyarır;
"Haram ve şüpheli lokma kalbi karartır, temiz ve helal lokma ise kalbi diriltir; o lokmanın nuru evlatlarına sirayet eder." der. Yani lokmanın nuru veya karanlığı sadece o lokmayı yiyen kişide kalmaz; bir tohum gibi onun soyuna, çocuklarının ahlakına ve karakterine sirayet eder. Anne-babanın boğazından geçen helal lokma, evladın kalbinde fıtri bir temizlik ve iyiliğe meyil olarak tezahür eder.

İslam inancı bize gıdada sadece fıkhî olarak "helal" olmayı değil, aynı zamanda "tayyip", yani temiz, fıtrata uygun, kimyasallardan arınmış ve sağlıklı olmayı da emreder. Bizler Müslüman bir ülkenin, alnı secdeye giden asil vatandaşlarıyız. Bizler ecdadımızdan, inancımızdan böyle gördük; boğazımızdan geçen her zerreye kalbimizi uyanık tutsun, neslimizi temiz kılsın diye baktık. Gel gelelim bugünün dünyasında manzara çok başka, çok acı! Market rafından evladımıza bir parça bisküvi alırken, arkasındaki kimya laboratuvarı terimlerini, karmaşık e-kodlarını deşifre etmek zorunda kalmamalıyız. Vatandaş her alışverişte "Acaba içinde ne var, helal mi, haram mı, bana ve çocuğuma zarar verir mi?" diye şüpheyle, korkuyla baş başa bırakılmamalıdır.

Devlet, evladını koruyan bir anne-baba gibi vatandaşına bu güveni peşinen sunan mekanizmanın adıdır. Bizler inancımızın gereği olan helal ve temiz gıdaya ulaşırken iç rahatlığı istiyoruz. Bakanlıklarımızın, denetim birimlerimizin bu kontrolleri en profesyonel şekilde yapması ve bize o güveni raflarda peşinen sunması, ailemizin maddi-manevi sıhhati için hayati bir zorunluluktur. Vatandaş kodların labirentinde kaybolmamalı, devletinin denetimine güvenle yaslanmalıdır.

Ülkemizin Bereketli Toprakları Başkasına "Nimet",
Kendi Vatandaşına "Külfet" Olmamalı
Sayın Cumhurbaşkanım; bugün bu gizli cephede canımızı en çok yakan tezatlardan biri de nedir biliyor musunuz? Bu toprakların kendi bereketidir. Dünyanın en kaliteli, en güzel kirazı bu topraklarda yetişiyor ama gelin görün ki, bizim halkımız, o kirazı dalından koparıldığı haliyle ağız tadıyla hiç  yemedi, yiyemedi. Bu topraklarda alın teri döken bizim insanımız, gece gündüz emek veren bizim çiftçimiz ama o emeğin en seçkin, en sağlıklı nimetlerinden faydalananlar hep başkaları, hep yurt dışındakiler oluyor.

Mesele sadece bir kiraz meselesi de değil; mesele bir anlayış, bir değer görme meselesidir. Yazın seradan çıkan domatesimizden biberimize, kışın çocuklarımıza şifa diye soyduğumuz mandalinamıza, portakalımıza kadar hangi ürüne baksak aynı acı tabloyla karşılaşıyoruz. Yabancı alıcılar alırken ilaçlar özel seçiliyor, dozları milim milim hesaplanıyor. İnsan sağlığına zerre zarar gelmesin diye sınır kapılarında adım adım laboratuvar takipleri yapılıyor. İşin daha da vahim ve adeta bir tiyatro sahnesini andıran tarafı ise şu; sınırdan yüksek ilaç kalıntısı sebebiyle dönen, elin oğlunun ağzına bile sürmediği o kusurlu ürünler, çok rahat bir şekilde iç piyasaya kaydırılıp bu aziz milletin evlatlarına satılıyor, yediriliyor. Yabancının sağlığı için gösterilen bu muazzam hassasiyet ve titizlik, ne acıdır ki iç piyasada kendi insanımızdan, kendi evlatlarımızdan esirgeniyor. Biz bu ülkenin asil vatandaşları olarak, kendi topraklarımızın nimetinde üvey evlat muamelesi görmekten derin bir üzüntü duyuyoruz. Elin oğlunun sağlığı can da, bizim aziz milletimizin ailelerimizin, çocuklarımızın canı can değil mi?

Tarımdaki Kimyasal Tehlike Neslimizi Tehdit Ediyor
Yabancıya giderken kalıntısız, ilaçsız giden gıdaların aksine; iç piyasada, kendi pazarımızda adeta denetimsizce satılan tarım ilaçları ve pestisitler mutfağımızı kuşatmış durumda. Zaten kontrolsüz serbest piyasa koşullarında fahiş fiyatlarla beli bükülen vatandaşımız, bir de binbir emekle aldığı rızkın içinde zehir taşımamalıdır. Pahalı gıda zaten mutfağı vuruyor, bari sağlıklı ve temiz gıda soframıza gelsin ki ailemiz fiziken de ayakta kalabilsin.

Sayın Cumhurbaşkanım; eğer aile bizim geleceğimizse, o ailenin yediği lokma da bu devletin en kutsal koruma kalkanı altında olmalıdır. Elin insanına gösterilen o titiz ve kontrollü üretim standardı, kendi aziz milletimize de misliyle sunulmalıdır. Bu iki hayati meseleyi (Helal Gıda ve Güvenli Tarım) tek bir çatı altında toplayacak, gıda ve ziraat mühendislerimizin her an sahada anlık ölçüm ve denetim yapacağı yeni ve dinamik bir denetim birimi kurulmalıdır. Vatandaşa temiz ve helal yiyecek sunmak, bir devletin milletine vereceği en büyük kıymettir.

Bu vatanın bir uzman evladı olarak, devletimizin bu doğrultuda atacağı her adımda, kuracağı her masada gönüllü olarak çalışmaya, taşın altına elimi koymaya hazırım, hazırız. Neslimizi korumak, soframızı korumakla başlar. Yetkili tüm mercilerimizi, ailelerimizin geleceği için bu hassas konuda daha titiz bir göreve davet ediyoruz. Nesli korumak, mukaddesatı korumaktır.
 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
M. S. Akay
(01.07.2026 05:30 - #383)
Nesli korumak, mukaddesatı korumaktır. Bunun içinde olmazsa olmaz, nesle helal ve tayyip (temiz) gıda, lokma sunup, yedirmeyiz. Bu konudaki tüm değerlendirmelerinize katılıyorum. Elinize, kaleminize yüreğinize sağlık, diliyorum. Teşekkürler.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.