Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Yusuf Öztek
Köşe Yazarı
Yusuf Öztek
 

Gazze’de İnsanlık Can Çekişiyor: Hastaneler Sustu, Vicdanlar da mı Susacak?

Gazze’de yaşananlar artık yalnızca bir savaşın bilançosu değildir. Dünyanın gözleri önünde, insanlığın vicdanını, adalet duygusunu ve ortak değerlerini sınayan büyük bir trajedi yaşanmaktadır. Hastaneler defalarca hedef alındı. Ameliyathaneler bombalandı. Yoğun bakım üniteleri susturuldu. Doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları, insan hayatını kurtarmaya çalışırken hayatlarını kaybetti, yaralandı veya özgürlüklerinden mahrum bırakıldı. Bu yalnızca binaların yıkılması değildir. Bu, bir halkın yaşama tutunduğu son umutlarının hedef alınmasıdır. Yaralıya uzanan eli hedef almak, hastayı tedavisiz bırakmak, sağlık çalışanlarını alıkoymak ve sağlık hizmetlerini işlemez hâle getirmek; insanlığın vicdanında derin yaralar açan eylemlerdir. Gazze’de hastaneler susturulurken dünya hâlâ sessiz kalıyorsa, mesele artık yalnızca Gazze değildir. Sessizlik, bütün insanlığın ortak imtihanına dönüşmüştür. ⸻ Gazze’de çocuklar bugün oyuncak değil, yiyecek arıyor. Bir lokma ekmek bulabilmek için çöp yığınlarını karıştıran çocukların görüntüleri, çağımızın en ağır utanç sahnelerinden biri olarak hafızalara kazınmaktadır. Bu yalnızca açlık değildir. Bu, insan onurunu hedef alan derin bir yoksunluğun ve yıkımın acı tablosudur. Bir çocuğun ekmek yerine çöplere uzanmak zorunda kaldığı bir dünyada sessiz kalmak, vicdanları da sorgulatır. Gazze aç bırakılıyor. Gazze yalnız bırakılıyor. Ama vicdan sahibi insanlar Gazze’yi unutmayacaktır. ⸻ Masum sivillerin üzerine çöken bu karanlık, insanlık vicdanında derin izler bırakmaktadır. Kadınların, çocukların ve yaşlıların hayatını kaybettiği her saldırı, yalnızca Filistin’in değil, bütün insanlığın ortak acısıdır. Tarih yalnızca yaşananları değil, yaşananlar karşısında sessiz kalanları da yazacaktır. ⸻ Kamuoyuna yansıyan görüntülerden birinde, içinde Filistinli bir ailenin bulunduğu araca ses bombası atıldığı ve aile fertlerinin araç içinde çaresiz bırakıldığı görülmektedir. Paylaşılan bilgilere göre araçta bulunan çocuklardan biri bu olayın ardından kalıcı olarak görme yetisini kaybetmiştir. Bir çocuğun gözlerinden çalınan ışık, aslında insanlığın vicdanından eksilen ışıktır. Filistinli çocuklar artık yalnızca büyümeye değil, hayatta kalmaya çalışıyor. ⸻ Bu acı tablonun sembol isimlerinden biri de çocuk doktoru Dr. Hussam Abu Safiya’dır. Hayatını çocukların yaşamına adayan bir hekimin bugün özgürlüğünden mahrum bırakılması ve çeşitli iddialara göre ağır şartlarda tutulması, dünyanın vicdanını derinden sarsmaktadır. “Beni buraya öldürmeye getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi sanmıyorum. Burası son.” Bu sözler yalnızca bir insanın korkusunu değil, insanlığın sessizliğine yükselen bir feryadı da anlatmaktadır. Kendi evladının acısını yaşarken bile başka çocukların hayatını kurtarmaya çalışan bir hekimin fedakârlığı unutulmayacaktır. Bir doktor susturularak hakikatin de susturulacağı sanıldı. Oysa bugün Gazze’den yükselen her çığlık, her annenin, her çocuğun ve özgürlüğünden mahrum bırakılan her insanın sesi olmaya devam ediyor. ⸻ Bugün susarsak, yarın çocuklarımıza kahramanları anlatabiliriz; fakat kendi sessizliğimizi nasıl anlatacağız? Vicdan sahibi herkesin, nerede yaşarsa yaşasın, sivillerin korunmasını, sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanmasını ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesini talep etmesi ortak bir insanlık sorumluluğudur. Bir paylaşım… Bir çağrı… Bir vicdan sesi… Bazen karanlığın içinde yakılan en güçlü umut ışığı olabilir. Gazze unutulmayacak. Hayatını insanlığa adayan sağlık çalışanlarının fedakârlığı da, masum sivillerin yaşadığı acılar da tarihin hafızasında yerini alacaktır.  
Ekleme Tarihi: 07 Temmuz 2026 -Salı

Gazze’de İnsanlık Can Çekişiyor: Hastaneler Sustu, Vicdanlar da mı Susacak?

Gazze’de yaşananlar artık yalnızca bir savaşın bilançosu değildir. Dünyanın gözleri önünde, insanlığın vicdanını, adalet duygusunu ve ortak değerlerini sınayan büyük bir trajedi yaşanmaktadır.

Hastaneler defalarca hedef alındı. Ameliyathaneler bombalandı. Yoğun bakım üniteleri susturuldu. Doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları, insan hayatını kurtarmaya çalışırken hayatlarını kaybetti, yaralandı veya özgürlüklerinden mahrum bırakıldı.

Bu yalnızca binaların yıkılması değildir.

Bu, bir halkın yaşama tutunduğu son umutlarının hedef alınmasıdır.

Yaralıya uzanan eli hedef almak, hastayı tedavisiz bırakmak, sağlık çalışanlarını alıkoymak ve sağlık hizmetlerini işlemez hâle getirmek; insanlığın vicdanında derin yaralar açan eylemlerdir.

Gazze’de hastaneler susturulurken dünya hâlâ sessiz kalıyorsa, mesele artık yalnızca Gazze değildir. Sessizlik, bütün insanlığın ortak imtihanına dönüşmüştür.

Gazze’de çocuklar bugün oyuncak değil, yiyecek arıyor.

Bir lokma ekmek bulabilmek için çöp yığınlarını karıştıran çocukların görüntüleri, çağımızın en ağır utanç sahnelerinden biri olarak hafızalara kazınmaktadır.

Bu yalnızca açlık değildir.

Bu, insan onurunu hedef alan derin bir yoksunluğun ve yıkımın acı tablosudur.

Bir çocuğun ekmek yerine çöplere uzanmak zorunda kaldığı bir dünyada sessiz kalmak, vicdanları da sorgulatır.

Gazze aç bırakılıyor.

Gazze yalnız bırakılıyor.

Ama vicdan sahibi insanlar Gazze’yi unutmayacaktır.

Masum sivillerin üzerine çöken bu karanlık, insanlık vicdanında derin izler bırakmaktadır.

Kadınların, çocukların ve yaşlıların hayatını kaybettiği her saldırı, yalnızca Filistin’in değil, bütün insanlığın ortak acısıdır.

Tarih yalnızca yaşananları değil, yaşananlar karşısında sessiz kalanları da yazacaktır.

Kamuoyuna yansıyan görüntülerden birinde, içinde Filistinli bir ailenin bulunduğu araca ses bombası atıldığı ve aile fertlerinin araç içinde çaresiz bırakıldığı görülmektedir.

Paylaşılan bilgilere göre araçta bulunan çocuklardan biri bu olayın ardından kalıcı olarak görme yetisini kaybetmiştir.

Bir çocuğun gözlerinden çalınan ışık, aslında insanlığın vicdanından eksilen ışıktır.

Filistinli çocuklar artık yalnızca büyümeye değil, hayatta kalmaya çalışıyor.

Bu acı tablonun sembol isimlerinden biri de çocuk doktoru Dr. Hussam Abu Safiya’dır.

Hayatını çocukların yaşamına adayan bir hekimin bugün özgürlüğünden mahrum bırakılması ve çeşitli iddialara göre ağır şartlarda tutulması, dünyanın vicdanını derinden sarsmaktadır.

“Beni buraya öldürmeye getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi sanmıyorum. Burası son.”

Bu sözler yalnızca bir insanın korkusunu değil, insanlığın sessizliğine yükselen bir feryadı da anlatmaktadır.

Kendi evladının acısını yaşarken bile başka çocukların hayatını kurtarmaya çalışan bir hekimin fedakârlığı unutulmayacaktır.

Bir doktor susturularak hakikatin de susturulacağı sanıldı.

Oysa bugün Gazze’den yükselen her çığlık, her annenin, her çocuğun ve özgürlüğünden mahrum bırakılan her insanın sesi olmaya devam ediyor.

Bugün susarsak, yarın çocuklarımıza kahramanları anlatabiliriz; fakat kendi sessizliğimizi nasıl anlatacağız?

Vicdan sahibi herkesin, nerede yaşarsa yaşasın, sivillerin korunmasını, sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanmasını ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesini talep etmesi ortak bir insanlık sorumluluğudur.

Bir paylaşım…

Bir çağrı…

Bir vicdan sesi…

Bazen karanlığın içinde yakılan en güçlü umut ışığı olabilir.

Gazze unutulmayacak.

Hayatını insanlığa adayan sağlık çalışanlarının fedakârlığı da, masum sivillerin yaşadığı acılar da tarihin hafızasında yerini alacaktır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.