Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Yusuf Öztek
Köşe Yazarı
Yusuf Öztek
 

SAYGIYI KAYBEDEN SÖZLER, KARDEŞLİĞİ DE ZEDELER

Türkiye, asırlardır farklı kültürlerin, farklı dillerin ve farklı kimliklerin bir arada yaşadığı büyük bir medeniyetin adıdır. Bu topraklar sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda kardeşliğin, dayanışmanın ve ortak yaşamın sembolüdür. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla ve diğer tüm renkleriyle bu ülke büyük ve güçlü bir millettir. Bizleri güçlü yapan şey ise farklılıklarımız değil, o farklılıklara rağmen kurduğumuz ortak gelecek hayalidir. Ancak zaman zaman kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalar, bu kardeşlik hukukunu zedelemekte ve toplumsal vicdanda derin yaralar açmaktadır. Özellikle milyonlarca insanın aidiyet duyduğu bir kimliği hedef alan veya o kimliğe mensup insanları rencide eden ifadeler, yalnızca söz olarak kalmaz; toplumun hafızasında iz bırakır. Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran bazı söylemler nedeniyle Kürt vatandaşlarımızın duyduğu rahatsızlığı dikkatle takip ettik. Elbette herkes düşüncesini ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Ancak özgürlük ile sorumluluk birbirinden ayrı düşünülemez. Bir insanın düşüncesini ifade etmesi başka şeydir; milyonlarca insanın onurunu incitecek sözler sarf etmesi bambaşka bir şeydir. Kürtler bu ülkenin asli ve vazgeçilmez unsurlarından biridir. Tarihin en zor dönemlerinde bu vatan için mücadele etmiş, sınır boylarında nöbet tutmuş, şehit vermiş, alın teri dökmüş ve ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş insanlardır. Bu nedenle Kürt halkına yönelik küçümseyici veya kırıcı her ifade, yalnızca Kürtleri değil, bu ülkenin ortak değerlerini de hedef almaktadır. Benim anneannem, annem, teyzem ve eşim Kürt kökenlidir. Hayatım boyunca onların dürüstlüklerine, fedakârlıklarına, inançlarına ve insanlıklarına şahit oldum. Kürt kadınları, Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın en güçlü değerlerinden biridir. Yıllarca yokluk içinde çocuk büyüten, ailesini ayakta tutan, inancını ve kültürünü koruyan bu kadınların onuru üzerinden yapılan her tartışma, vicdan sahibi herkes tarafından sorgulanmalıdır. Bir toplumun kadınlarını hedef alan söylemler sadece o kadınları değil, aynı zamanda ailelerini, çocuklarını ve toplumun tamamını incitir. Çünkü kadın, bir toplumun vicdanıdır. Kadının onuruna uzanan her söz, aslında toplumun onuruna uzanmış olur. Bugün sahip olduğumuz makamlar, servetler veya ünvanlar geçicidir. Kalıcı olan ise geride bıraktığımız sözlerdir. Bu nedenle toplum önünde konuşan herkes kullandığı dilin sorumluluğunu taşımak zorundadır. Özellikle kamuoyunda tanınan isimlerin daha dikkatli olması gerekir. Çünkü onların bir cümlesi milyonlarca insana ulaşmakta ve toplum üzerinde etkiler bırakmaktadır. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey yeni gerilimler değil, yeni kardeşlik köprüleridir. Ayrışma değil birliktir. Ötekileştirme değil kucaklaşmadır. İnsanları etnik kimlikleri üzerinden değerlendirmek yerine, ortaya koydukları değerler ve karakterleri üzerinden değerlendirmek zorundayız. Çünkü bizi millet yapan şey ortak geçmişimiz kadar ortak geleceğimizdir. Doğunun da batının da insanı aynı acıya üzülür, aynı sevince sevinir. Bir annenin gözyaşı Batman’da da aynıdır, Edirne’de de aynıdır. Bir babanın evladı için duyduğu umut Van’da da aynıdır, İzmir’de de aynıdır. Bu nedenle birbirimizi ayrıştıracak değil, birbirimize yaklaştıracak sözlere ihtiyacımız vardır. Toplumun herhangi bir kesimini hedef alan, aşağılayan veya ötekileştiren tüm söylemleri doğru bulmadığımı açıkça ifade etmek istiyorum. İnsanların kökeni değil karakteri önemlidir. Kimliği değil insanlığı değerlidir. Bu anlayıştan uzaklaşan her yaklaşım toplumsal birlikteliğe zarar verir. Bugün hepimize düşen görev; daha dikkatli konuşmak, daha çok dinlemek ve birbirimizi anlamaya çalışmaktır. Çünkü kardeşlik kolay kurulmaz. Ancak kırılması çok kolaydır. Bir söz bazen yıllarca inşa edilen güveni zedeleyebilir. Bu nedenle kullandığımız her kelimeyi vicdan süzgecinden geçirmek zorundayız. Unutulmamalıdır ki bu ülkenin gerçek gücü ne ekonomisidir ne de sahip olduğu kaynaklardır. Bu ülkenin gerçek gücü; farklılıklarına rağmen aynı bayrak altında kenetlenebilen insanlarının birlik ve beraberliğidir. Kardeşliğimizi koruduğumuz sürece güçlü kalacağız. Saygıyı koruduğumuz sürece huzurlu olacağız. Birbirimizi anlamaya devam ettiğimiz sürece geleceğe umutla bakacağız. Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes aynı gökyüzünün altında, aynı vatanın evladı olarak yaşamaktadır. Ve hiçbir söz, hiçbir önyargı, hiçbir ayrıştırıcı söylem bu kardeşliği zedelememelidir.
Ekleme Tarihi: 15 Haziran 2026 -Pazartesi

SAYGIYI KAYBEDEN SÖZLER, KARDEŞLİĞİ DE ZEDELER

Türkiye, asırlardır farklı kültürlerin, farklı dillerin ve farklı kimliklerin bir arada yaşadığı büyük bir medeniyetin adıdır. Bu topraklar sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda kardeşliğin, dayanışmanın ve ortak yaşamın sembolüdür. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla ve diğer tüm renkleriyle bu ülke büyük ve güçlü bir millettir. Bizleri güçlü yapan şey ise farklılıklarımız değil, o farklılıklara rağmen kurduğumuz ortak gelecek hayalidir.

Ancak zaman zaman kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalar, bu kardeşlik hukukunu zedelemekte ve toplumsal vicdanda derin yaralar açmaktadır. Özellikle milyonlarca insanın aidiyet duyduğu bir kimliği hedef alan veya o kimliğe mensup insanları rencide eden ifadeler, yalnızca söz olarak kalmaz; toplumun hafızasında iz bırakır.

Son günlerde kamuoyunda geniş yankı uyandıran bazı söylemler nedeniyle Kürt vatandaşlarımızın duyduğu rahatsızlığı dikkatle takip ettik. Elbette herkes düşüncesini ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Ancak özgürlük ile sorumluluk birbirinden ayrı düşünülemez. Bir insanın düşüncesini ifade etmesi başka şeydir; milyonlarca insanın onurunu incitecek sözler sarf etmesi bambaşka bir şeydir.

Kürtler bu ülkenin asli ve vazgeçilmez unsurlarından biridir. Tarihin en zor dönemlerinde bu vatan için mücadele etmiş, sınır boylarında nöbet tutmuş, şehit vermiş, alın teri dökmüş ve ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş insanlardır. Bu nedenle Kürt halkına yönelik küçümseyici veya kırıcı her ifade, yalnızca Kürtleri değil, bu ülkenin ortak değerlerini de hedef almaktadır.

Benim anneannem, annem, teyzem ve eşim Kürt kökenlidir. Hayatım boyunca onların dürüstlüklerine, fedakârlıklarına, inançlarına ve insanlıklarına şahit oldum. Kürt kadınları, Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın en güçlü değerlerinden biridir. Yıllarca yokluk içinde çocuk büyüten, ailesini ayakta tutan, inancını ve kültürünü koruyan bu kadınların onuru üzerinden yapılan her tartışma, vicdan sahibi herkes tarafından sorgulanmalıdır.

Bir toplumun kadınlarını hedef alan söylemler sadece o kadınları değil, aynı zamanda ailelerini, çocuklarını ve toplumun tamamını incitir. Çünkü kadın, bir toplumun vicdanıdır. Kadının onuruna uzanan her söz, aslında toplumun onuruna uzanmış olur.

Bugün sahip olduğumuz makamlar, servetler veya ünvanlar geçicidir. Kalıcı olan ise geride bıraktığımız sözlerdir. Bu nedenle toplum önünde konuşan herkes kullandığı dilin sorumluluğunu taşımak zorundadır. Özellikle kamuoyunda tanınan isimlerin daha dikkatli olması gerekir. Çünkü onların bir cümlesi milyonlarca insana ulaşmakta ve toplum üzerinde etkiler bırakmaktadır.

Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey yeni gerilimler değil, yeni kardeşlik köprüleridir. Ayrışma değil birliktir. Ötekileştirme değil kucaklaşmadır. İnsanları etnik kimlikleri üzerinden değerlendirmek yerine, ortaya koydukları değerler ve karakterleri üzerinden değerlendirmek zorundayız. Çünkü bizi millet yapan şey ortak geçmişimiz kadar ortak geleceğimizdir.

Doğunun da batının da insanı aynı acıya üzülür, aynı sevince sevinir. Bir annenin gözyaşı Batman’da da aynıdır, Edirne’de de aynıdır. Bir babanın evladı için duyduğu umut Van’da da aynıdır, İzmir’de de aynıdır. Bu nedenle birbirimizi ayrıştıracak değil, birbirimize yaklaştıracak sözlere ihtiyacımız vardır.

Toplumun herhangi bir kesimini hedef alan, aşağılayan veya ötekileştiren tüm söylemleri doğru bulmadığımı açıkça ifade etmek istiyorum. İnsanların kökeni değil karakteri önemlidir. Kimliği değil insanlığı değerlidir. Bu anlayıştan uzaklaşan her yaklaşım toplumsal birlikteliğe zarar verir.

Bugün hepimize düşen görev; daha dikkatli konuşmak, daha çok dinlemek ve birbirimizi anlamaya çalışmaktır. Çünkü kardeşlik kolay kurulmaz. Ancak kırılması çok kolaydır. Bir söz bazen yıllarca inşa edilen güveni zedeleyebilir. Bu nedenle kullandığımız her kelimeyi vicdan süzgecinden geçirmek zorundayız.

Unutulmamalıdır ki bu ülkenin gerçek gücü ne ekonomisidir ne de sahip olduğu kaynaklardır. Bu ülkenin gerçek gücü; farklılıklarına rağmen aynı bayrak altında kenetlenebilen insanlarının birlik ve beraberliğidir. Kardeşliğimizi koruduğumuz sürece güçlü kalacağız. Saygıyı koruduğumuz sürece huzurlu olacağız. Birbirimizi anlamaya devam ettiğimiz sürece geleceğe umutla bakacağız.

Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes aynı gökyüzünün altında, aynı vatanın evladı olarak yaşamaktadır. Ve hiçbir söz, hiçbir önyargı, hiçbir ayrıştırıcı söylem bu kardeşliği zedelememelidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.