Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
 Mercan Ciğerli
Köşe Yazarı
Mercan Ciğerli
 

Anne-Baba Olmadan Önce Eş Olabilmek: Aileyi Korumanın Yolları

Toplumun en küçük yapı taşı aile olarak tanımlanır. Ancak ailenin en küçük yapı taşı çocuk değildir; karı-koca ilişkisidir. Güçlü toplumlar yalnızca çocuk yetiştiren ailelerden değil, birbirine bağlı eşlerden oluşur. Çünkü çocuk, aileyi kuran unsur değil; kurulmuş bir ailenin içine doğan emanettir. Modern dünyada ebeveynlik giderek bir performansa dönüştü. İyi okul, iyi kurs, iyi oyuncak, iyi gelecek... Anne ve babalar çocukları için büyük fedakârlıklar yaparken, çoğu zaman birbirlerine ayıracak vakti, enerjiyi ve duygusal alanı kaybediyor. Böylece ev, eşlerin birlikte yaşadığı bir yuva olmaktan çıkıp yalnızca çocuk merkezli bir organizasyona dönüşüyor. Bir toplumun geleceğini sadece çocuk sayısı değil, aile bağlarının niteliği belirler. Çocuk, annesi ile babası arasındaki ilişkinin atmosferinde büyür. Evde sevgi varsa güven öğrenir; saygı varsa nezaket öğrenir; çatışmalar sağlıklı çözülüyorsa problem çözmeyi öğrenir. Bir çocuk dünyaya geldiğinde aile büyür. Fakat bazen aile büyürken eşler arasındaki bağ küçülebilir. Bir çocuk dünyaya geldiğinde sadece bir bebek doğmaz; aynı zamanda bir anne, bir baba ve yeni bir aile düzeni doğar. Fakat bazen anne-baba olma heyecanı içinde karı-koca olma hâli sessizce geri plana itilir. Oysa çocuk, karı-koca ilişkisinin yerine gelmez; o ilişkinin meyvesi olarak gelir. Ailenin temeli çocuk değil, eşlerin birbirleriyle kurduğu bağdır. Kur’an-ı Kerim aileyi anlatırken önce çocuklardan değil, eşler arasındaki huzurdan, sevgiden ve merhametten bahseder: "Kendileriyle huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi (meveddet) ve merhamet (rahmet) koyması O'nun ayetlerindendir." (Rum Suresi, 21. ayet) Bu ayette dikkat çeken nokta şudur: Allah, evliliğin merkezine huzuru, sevgiyi ve merhameti yerleştirir. Çünkü çocuk, ancak böyle bir iklimde kendini güvende hisseder. Aileyi Ayakta Tutan İlişkinin Niteliğidir Aileyi ayakta tutan yalnızca aynı çatı altında yaşamak değildir; ortak anlam, aidiyet ve dayanışmadır. Bir toplumun geleceği, yalnızca çocukların nasıl yetiştirildiğiyle değil; çocukların hangi ilişki modelini görerek büyüdüğüyle de ilgilidir. Bugün anne ve babası arasında gördüğü iletişim, yarın kendi ilişkilerine taşıyacağı bir örneğe dönüşebilir. İslam geleneğinde yol arkadaşlığı çok kıymetlidir. Evlilik de sadece aynı evde yaşamak değil; aynı yolda yürümektir. Eş, insanın kusurlarını yüzüne vuran biri değil; kendini tanımasına vesile olan bir aynadır. Belki de bu yüzden evlilikte asıl imtihan, sevginin başladığı yerde değil; sevginin emek istediği yerde başlar. İnsan bazen çocuğu için sabreder, ailesi için fedakârlık yapar; fakat eşine aynı özeni göstermeyi unutabilir. Oysa eş, bu yolculuğun ilk yoldaşıdır. Peygamber Efendimiz'in (sav) şu sözü bu noktada bize önemli bir ölçü verir: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır." İyi insan olmak sadece dışarıdaki insanlara iyi davranmak değil; en yakınımıza da merhamet ve sabır gösterebilmektir. Eşimize gösterdiğimiz anlayış, sadece ilişkiyi değil, insanlığımızı da olgunlaştırır. Eşler Kaybolduğunda Aile Yorulur Aile danışmanlığı açısından baktığımızda, birçok çiftin problemi sevgisizlikten değil; roller arasında kaybolmaktan kaynaklanır. Kadın sadece anne olmaya, erkek sadece baba olmaya başladığında; eş kimliği zamanla geri plana düşebilir. Bir zamanlar uzun uzun konuşan iki insan, zamanla sadece çocukla ilgili konuları konuşmaya başlayabilir: "Okula gittin mi?", "Yemeğini yedi mi?", "Masraflar ne olacak?", "Kim alacak, kim bırakacak?" Ev düzeni devam eder ama duygusal bağ zayıflayabilir. Oysa evlilik yalnızca görev paylaşımı değildir; aynı zamanda gönül paylaşımıdır. Eşler birbirinin yanında sadece anne ve baba olarak değil; kadın ve erkek, dost ve yol arkadaşı olarak da var olabilmelidir. Çocuklar en çok söylenen sözleri değil, yaşanan ilişkileri miras alır. Bir çocuk; annesinin babasına nasıl baktığını görür, babasının annesine nasıl hitap ettiğini duyar ve bir anlaşmazlığın nasıl çözüldüğüne şahit olur. Sevginin, saygının ve merhametin ne olduğunu önce evin içinde tanır. Anne-Baba Olurken Karı-Koca Kalabilmek İçin 7 Öneri 1. Eş Rolünü Yeniden Hatırlamak Çocuk olduktan sonra birçok çift bütün kimliğini ebeveynlik üzerine kurar. "İyi anne/baba olmak" çok kıymetlidir; fakat bunun yanında "iyi eş olmak" da korunmalıdır. Eşinize sadece çocuğun ihtiyaçları üzerinden değil, kendi varlığı üzerinden yaklaşın. Bazen sadece şunu sormak bile ilişkiyi besler: "Bugün sen nasılsın?" Bu soru, karşı tarafa "Sen benim için hâlâ değerlisin" mesajı verir. 2. Çocuğu Ailenin Merkezi Değil, Bir Parçası Yapmak Çocuk kıymetlidir; fakat ailenin bütün duygusal yükünü taşıyacak kişi değildir. Bazı ailelerde bütün konuşmalar, kararlar ve hayat düzeni çocuğun etrafında şekillenir. Sağlıklı olan, çocuğa sevgi vermek ama eş ilişkisini de korumaktır. Çünkü çocuk, anne-babasının birbirine olan sevgisinden güven duygusu kazanır. 3. Küçük Ama Düzenli Bağ Kurma Ritüelleri Oluşturmak İlişkiler büyük hareketlerle değil, küçük tekrarlarla güçlenir. Telefonları bırakıp her gün baş başa 10 dakika sadece birbirini dinlemek, gün içinde teşekkür etmek, birlikte bir çay içmek ve haftada bir eş olarak özel zaman ayırmak ilişkinin duygusal bağını besler. İlişki ihmal edildiğinde kendiliğinden güçlenmez; emek ister. 4. Ebeveynlikte Takım Olmak Çocuk yetiştirmek bir rekabet alanı değil, ortak bir yolculuktur. "Evin yükünü kim daha çok taşıyor?", "Ben daha çok yoruluyorum", "Sen beni anlamıyorsun" gibi cümleler eşleri aynı takımda olmaktan uzaklaştırır. Bunun yerine: "Bu süreçte birbirimize nasıl destek olabiliriz?" sorusu empatiyi geliştirir. 5. Eşini Değiştirmeden Önce Anlamaya Çalışmak Çocuk olduktan sonra eşlerin birbirinden beklentileri artabilir. Ancak sürekli eleştiri, savunmayı artırır. Bir eşe: "Sen zaten hiç ilgilenmiyorsun" demek yerine, "Senin desteğine ihtiyacım var" demek ilişkiye kapı açar. İnsan suçlandığında kapanır, anlaşıldığında yaklaşır. 6. Çocuğa Değil, İlişkiye de Yatırım Yapmak Bir aile için çocuğun eğitimi ne kadar önemliyse, eşlerin birbirleriyle kurduğu ilişki de o kadar önemlidir. Önce eş olmayı koruyalım ki anne-babalığımız da güzelleşsin. Çünkü sağlam aileler, sadece iyi anne-babalarla değil; birbirine hâlâ refik (yol arkadaşı) kalabilen eşlerle kurulur. 7. Küçük Detayları İhmal Etmemek Bazen çocuk uyuduktan sonra edilen kısa bir sohbet, bir teşekkür, bir özür veya birlikte içilen bir çay küçük ayrıntılar değildir. Bunlar ailenin görünmeyen direkleridir. Güvenli yuvalar, birbirini unutmayan eşlerle kurulur. Çocuklarımıza Bırakacağimiz En Büyük Miras Anne-baba olmak büyük bir nimettir; fakat o nimeti taşıyan sütun, karı-koca olmayı sürdürebilmektir. Çocuklar, anne ve babalarının sevgisinin yükü değil; o sevginin gölgesinde büyümesi için bize emanet edilen fidanlardır. Çocuklarınız için her şeyi yapabilir, onlara en iyi imkânları sunabilirsiniz. Ancak onlara bırakacağınız en büyük miras; evler, arabalar ya da bankadaki birikimler değildir. Bir çocuğa bırakılacak en güzel miras; birbirine değer veren, saygı duyan, konuşabilen, affedebilen ve yıllar geçse de birbirine hâlâ tebessüm edebilmektir. Eş olmayı koruyanlar, sadece kendi evliliklerini değil; çocuklarının yarın kuracağı yuvaların da temelini inşa ederler.  
Ekleme Tarihi: 05 Temmuz 2026 -Pazar

Anne-Baba Olmadan Önce Eş Olabilmek: Aileyi Korumanın Yolları

Toplumun en küçük yapı taşı aile olarak tanımlanır. Ancak ailenin en küçük yapı taşı çocuk değildir; karı-koca ilişkisidir. Güçlü toplumlar yalnızca çocuk yetiştiren ailelerden değil, birbirine bağlı eşlerden oluşur. Çünkü çocuk, aileyi kuran unsur değil; kurulmuş bir ailenin içine doğan emanettir.

Modern dünyada ebeveynlik giderek bir performansa dönüştü. İyi okul, iyi kurs, iyi oyuncak, iyi gelecek... Anne ve babalar çocukları için büyük fedakârlıklar yaparken, çoğu zaman birbirlerine ayıracak vakti, enerjiyi ve duygusal alanı kaybediyor. Böylece ev, eşlerin birlikte yaşadığı bir yuva olmaktan çıkıp yalnızca çocuk merkezli bir organizasyona dönüşüyor.

Bir toplumun geleceğini sadece çocuk sayısı değil, aile bağlarının niteliği belirler. Çocuk, annesi ile babası arasındaki ilişkinin atmosferinde büyür. Evde sevgi varsa güven öğrenir; saygı varsa nezaket öğrenir; çatışmalar sağlıklı çözülüyorsa problem çözmeyi öğrenir. Bir çocuk dünyaya geldiğinde aile büyür. Fakat bazen aile büyürken eşler arasındaki bağ küçülebilir.

Bir çocuk dünyaya geldiğinde sadece bir bebek doğmaz; aynı zamanda bir anne, bir baba ve yeni bir aile düzeni doğar. Fakat bazen anne-baba olma heyecanı içinde karı-koca olma hâli sessizce geri plana itilir. Oysa çocuk, karı-koca ilişkisinin yerine gelmez; o ilişkinin meyvesi olarak gelir. Ailenin temeli çocuk değil, eşlerin birbirleriyle kurduğu bağdır.

Kur’an-ı Kerim aileyi anlatırken önce çocuklardan değil, eşler arasındaki huzurdan, sevgiden ve merhametten bahseder:

"Kendileriyle huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi (meveddet) ve merhamet (rahmet) koyması O'nun ayetlerindendir." (Rum Suresi, 21. ayet)

Bu ayette dikkat çeken nokta şudur: Allah, evliliğin merkezine huzuru, sevgiyi ve merhameti yerleştirir. Çünkü çocuk, ancak böyle bir iklimde kendini güvende hisseder.

Aileyi Ayakta Tutan İlişkinin Niteliğidir

Aileyi ayakta tutan yalnızca aynı çatı altında yaşamak değildir; ortak anlam, aidiyet ve dayanışmadır. Bir toplumun geleceği, yalnızca çocukların nasıl yetiştirildiğiyle değil; çocukların hangi ilişki modelini görerek büyüdüğüyle de ilgilidir. Bugün anne ve babası arasında gördüğü iletişim, yarın kendi ilişkilerine taşıyacağı bir örneğe dönüşebilir. İslam geleneğinde yol arkadaşlığı çok kıymetlidir. Evlilik de sadece aynı evde yaşamak değil; aynı yolda yürümektir. Eş, insanın kusurlarını yüzüne vuran biri değil; kendini tanımasına vesile olan bir aynadır.

Belki de bu yüzden evlilikte asıl imtihan, sevginin başladığı yerde değil; sevginin emek istediği yerde başlar. İnsan bazen çocuğu için sabreder, ailesi için fedakârlık yapar; fakat eşine aynı özeni göstermeyi unutabilir. Oysa eş, bu yolculuğun ilk yoldaşıdır. Peygamber Efendimiz'in (sav) şu sözü bu noktada bize önemli bir ölçü verir:

"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır."

İyi insan olmak sadece dışarıdaki insanlara iyi davranmak değil; en yakınımıza da merhamet ve sabır gösterebilmektir. Eşimize gösterdiğimiz anlayış, sadece ilişkiyi değil, insanlığımızı da olgunlaştırır.

Eşler Kaybolduğunda Aile Yorulur

Aile danışmanlığı açısından baktığımızda, birçok çiftin problemi sevgisizlikten değil; roller arasında kaybolmaktan kaynaklanır. Kadın sadece anne olmaya, erkek sadece baba olmaya başladığında; eş kimliği zamanla geri plana düşebilir. Bir zamanlar uzun uzun konuşan iki insan, zamanla sadece çocukla ilgili konuları konuşmaya başlayabilir: "Okula gittin mi?", "Yemeğini yedi mi?", "Masraflar ne olacak?", "Kim alacak, kim bırakacak?"

Ev düzeni devam eder ama duygusal bağ zayıflayabilir. Oysa evlilik yalnızca görev paylaşımı değildir; aynı zamanda gönül paylaşımıdır. Eşler birbirinin yanında sadece anne ve baba olarak değil; kadın ve erkek, dost ve yol arkadaşı olarak da var olabilmelidir. Çocuklar en çok söylenen sözleri değil, yaşanan ilişkileri miras alır. Bir çocuk; annesinin babasına nasıl baktığını görür, babasının annesine nasıl hitap ettiğini duyar ve bir anlaşmazlığın nasıl çözüldüğüne şahit olur. Sevginin, saygının ve merhametin ne olduğunu önce evin içinde tanır.

Anne-Baba Olurken Karı-Koca Kalabilmek İçin 7 Öneri

1. Eş Rolünü Yeniden Hatırlamak

Çocuk olduktan sonra birçok çift bütün kimliğini ebeveynlik üzerine kurar. "İyi anne/baba olmak" çok kıymetlidir; fakat bunun yanında "iyi eş olmak" da korunmalıdır. Eşinize sadece çocuğun ihtiyaçları üzerinden değil, kendi varlığı üzerinden yaklaşın. Bazen sadece şunu sormak bile ilişkiyi besler: "Bugün sen nasılsın?" Bu soru, karşı tarafa "Sen benim için hâlâ değerlisin" mesajı verir.

2. Çocuğu Ailenin Merkezi Değil, Bir Parçası Yapmak

Çocuk kıymetlidir; fakat ailenin bütün duygusal yükünü taşıyacak kişi değildir. Bazı ailelerde bütün konuşmalar, kararlar ve hayat düzeni çocuğun etrafında şekillenir. Sağlıklı olan, çocuğa sevgi vermek ama eş ilişkisini de korumaktır. Çünkü çocuk, anne-babasının birbirine olan sevgisinden güven duygusu kazanır.

3. Küçük Ama Düzenli Bağ Kurma Ritüelleri Oluşturmak

İlişkiler büyük hareketlerle değil, küçük tekrarlarla güçlenir. Telefonları bırakıp her gün baş başa 10 dakika sadece birbirini dinlemek, gün içinde teşekkür etmek, birlikte bir çay içmek ve haftada bir eş olarak özel zaman ayırmak ilişkinin duygusal bağını besler. İlişki ihmal edildiğinde kendiliğinden güçlenmez; emek ister.

4. Ebeveynlikte Takım Olmak

Çocuk yetiştirmek bir rekabet alanı değil, ortak bir yolculuktur. "Evin yükünü kim daha çok taşıyor?", "Ben daha çok yoruluyorum", "Sen beni anlamıyorsun" gibi cümleler eşleri aynı takımda olmaktan uzaklaştırır. Bunun yerine: "Bu süreçte birbirimize nasıl destek olabiliriz?" sorusu empatiyi geliştirir.

5. Eşini Değiştirmeden Önce Anlamaya Çalışmak

Çocuk olduktan sonra eşlerin birbirinden beklentileri artabilir. Ancak sürekli eleştiri, savunmayı artırır. Bir eşe: "Sen zaten hiç ilgilenmiyorsun" demek yerine, "Senin desteğine ihtiyacım var" demek ilişkiye kapı açar. İnsan suçlandığında kapanır, anlaşıldığında yaklaşır.

6. Çocuğa Değil, İlişkiye de Yatırım Yapmak

Bir aile için çocuğun eğitimi ne kadar önemliyse, eşlerin birbirleriyle kurduğu ilişki de o kadar önemlidir. Önce eş olmayı koruyalım ki anne-babalığımız da güzelleşsin. Çünkü sağlam aileler, sadece iyi anne-babalarla değil; birbirine hâlâ refik (yol arkadaşı) kalabilen eşlerle kurulur.

7. Küçük Detayları İhmal Etmemek

Bazen çocuk uyuduktan sonra edilen kısa bir sohbet, bir teşekkür, bir özür veya birlikte içilen bir çay küçük ayrıntılar değildir. Bunlar ailenin görünmeyen direkleridir. Güvenli yuvalar, birbirini unutmayan eşlerle kurulur.

Çocuklarımıza Bırakacağimiz En Büyük Miras

Anne-baba olmak büyük bir nimettir; fakat o nimeti taşıyan sütun, karı-koca olmayı sürdürebilmektir. Çocuklar, anne ve babalarının sevgisinin yükü değil; o sevginin gölgesinde büyümesi için bize emanet edilen fidanlardır.

Çocuklarınız için her şeyi yapabilir, onlara en iyi imkânları sunabilirsiniz. Ancak onlara bırakacağınız en büyük miras; evler, arabalar ya da bankadaki birikimler değildir. Bir çocuğa bırakılacak en güzel miras; birbirine değer veren, saygı duyan, konuşabilen, affedebilen ve yıllar geçse de birbirine hâlâ tebessüm edebilmektir.

Eş olmayı koruyanlar, sadece kendi evliliklerini değil; çocuklarının yarın kuracağı yuvaların da temelini inşa ederler.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.