Zamanın düz bir çizgide akıp giden ruhsuz bir kronometre olmadığını; aksine bazı anların, mekanın dar kalıplarından sıyrılıp ebediyetle bağ kurduğuna şahitlik ettiğimiz müstesna bir eşikteyiz. İslam medeniyetinin manevi ikliminde "Üç Aylar" olarak tesmiye edilen Receb, Şaban ve Ramazan; sadece takvimsel bir döngü değil, ruhun kendi hakikatine rücu ettiği bir "tefekkür ve arınma fırsatı" dır.
Bu kutlu mevsimin ilk müjdecisi olan Regaib Kandili, kelime kökeni itibarıyla "rağbet edilen", "arzulanan" ve "kendisine yönelinen" manalarını ihtiva eder. Modern insanın, eşyanın gürültüsü içinde kaybolduğu ve arzularının esiri olduğu bir çağda Regaib; "Neye rağbet ediyoruz?" sorusuna cevap bulmak için verilmiş İlahî bir hediyedir.
Receb ayı ekim, Şaban ayı sulama, Ramazan ayı ise hasat vaktidir. Receb-i Şerif’in ilk cuma gecesinde idrak ettiğimiz Regaib, toprağa düşen ilk cemre gibi gönül dünyamıza düşen ilk uyanış muştusudur.
Peygamber Efendimiz (sav)’in meşhur duası, bu sürecin stratejik ve ruhani haritasını çizer:
"Allah’ım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır." (Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat)
Bu hadis-i şerif, manevi tekamülün bir süreç yönetimi olduğunu fısıldar. Arınma bir anda gerçekleşen bir hadise değil; niyetle başlayan, gayretle sulanan ve ancak sabırla meyve veren bir yolculuktur.
İnsan, doğası gereği dış dünyaya dağılmış haldedir; zihni parça parça, kalbi endişelerle yaralıdır. Üç Aylar, bu kozmik dağınıklığı bir merkeze toplamak için yani kalbimizi Rabbimize yönlendirmek için eşsiz zamanlardır
Regaib Gecesi ... Kulun Rabbine olan yönelişinin katmerlendiği, duaların reddedilmediği mübarek gecelerden biridir. Zamanın nicelikten niteliğe evrilmesi; az bir amelin, halis bir niyetle kainatı kuşatacak bir derinliğe ulaşmasıdır. Bir eşik olmasıdır. Bu gece, geçmişin muhasebesini yapıp geleceğin inşası için "Bismillah" deme zamanıdır.
Netice-i Kelam
Bugün Regaib Gecesini idrak ederken sormamız gereken temel soru şudur: Kalbimizin pusulası hangi yönü gösteriyor? Eğer rağbetimiz fani olana ise, vuslatımız hüsrandır. Ancak rağbetimiz "Baki" olana ise, bu aylar bizim için karanlıktan nura çıkışın anahtarı olacaktır.
Üç Aylar’ın bu ilk durağında, modern dünyanın bizi hapsettiği "hız" ve "haz" sarmalından çıkıp; sükunetin ve şükrün limanına sığınmalıyız. Bu mevsim, içimizdeki kurak toprakları rahmetle buluşturma vaktidir.
Gönüllerin birbirine kenetlendiği, duaların arşa yükseldiği bu mübarek gecenin ve Üç Aylar’ın; milletimize ve tüm insanlığa huzur, istikamet ve manevi bir uyanış getirmesini temenni ederim.