Uzm.Dr.Tahsin Özenmiş
Köşe Yazarı
Uzm.Dr.Tahsin Özenmiş
 

Sofradaki Büyük Davet: Bir Ordu Disipliniyle İftarı Beklemek

Modern dünya bizi sürekli bir yerlere koştururken, aslında en çok kendimizi ve elimizdeki nimetlerin gerçek sahibini unutuyoruz. Günlük telaşlar arasında sofralarımıza gelen rızıkların ne büyük birer mucize olduğunu fark edemeyecek kadar "gaflet" perdesine bürünüyoruz. İşte Ramazan-ı Şerif, tam da bu noktada hayatın akışına ilahi bir müdahale gibi giriyor; bizi durduruyor, düşündürüyor ve asli kimliğimizi hatırlatıyor. ​Oruç, sadece mideyi aç bırakmak değil, ruhu bir terbiye sürecine sokmaktır. Bu süreçte insan, yeryüzünün tesadüfi bir yer olmadığını, aksine her bir nimetin özel olarak seçilip önümüze konulduğu devasa bir "şükür sofrası" olduğunu idrak eder. Ramazan’da mü'minler, bireysel birer kul olmanın ötesine geçerek, sanki tek bir komutla hareket eden muazzam ve muntazam bir ordu haline gelirler. ​Bu muazzam intizamın ve kulluk duruşunun hikmetlerini Bediüzzaman Said Nursi, Ramazan Risalesi’nde şu eşsiz ifadelerle dile getirir: "Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin a'zamlarındandır.    İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri; hem Cenab-ı Hakk'ın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlahiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.    Cenab-ı Hakk'ın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:    Cenab-ı Hak zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halkettiği ve bütün enva'-ı nimeti o sofrada مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde o vaziyetin ifade ettiği hakikatı tam göremiyor, bazan unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî'nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın "Buyurunuz" emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı, vüs'atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine lâyık mıdırlar?" ​Üstadın da ifade ettiği gibi, iftar sofrasının başında beklemek sıradan bir bekleyiş değildir. O an, milyonlarca insanın aynı anda "Sultan-ı Ezelî’nin" davetine icabet etmesi, O’nun rızkı veren olduğunu ilan etmesidir. Elini uzatabileceği halde, sadece Rabbinden gelecek o "Buyurunuz" emrini beklemek, insanın iradesini ve kulluğunu zirveye taşır. Bu, kainatın mutlak sahibine karşı gösterilen  büyük bir hürmet ve saygı duruşudur. ​Sonuç olarak oruç, bizi sadece açlıkla imtihan etmez; bizi "insan" olmanın onuruyla buluşturur. Gaflet perdesini yırtıp, sofradaki her bir lokmanın arkasındaki o sonsuz şefkati görmemizi sağlar. Bu ulvi disipline ve manevi şölene dahil olmak, kalbi ve ruhu yeniden inşa etmektir. Ne mutlu o sofrada, o büyük emri bekleyen muazzam ordunun bir neferi olabilenlere...
Ekleme Tarihi: 28 Şubat 2026 -Cumartesi

Sofradaki Büyük Davet: Bir Ordu Disipliniyle İftarı Beklemek

Modern dünya bizi sürekli bir yerlere koştururken, aslında en çok kendimizi ve elimizdeki nimetlerin gerçek sahibini unutuyoruz. Günlük telaşlar arasında sofralarımıza gelen rızıkların ne büyük birer mucize olduğunu fark edemeyecek kadar "gaflet" perdesine bürünüyoruz. İşte Ramazan-ı Şerif, tam da bu noktada hayatın akışına ilahi bir müdahale gibi giriyor; bizi durduruyor, düşündürüyor ve asli kimliğimizi hatırlatıyor.

​Oruç, sadece mideyi aç bırakmak değil, ruhu bir terbiye sürecine sokmaktır. Bu süreçte insan, yeryüzünün tesadüfi bir yer olmadığını, aksine her bir nimetin özel olarak seçilip önümüze konulduğu devasa bir "şükür sofrası" olduğunu idrak eder. Ramazan’da mü'minler, bireysel birer kul olmanın ötesine geçerek, sanki tek bir komutla hareket eden muazzam ve muntazam bir ordu haline gelirler.

​Bu muazzam intizamın ve kulluk duruşunun hikmetlerini Bediüzzaman Said Nursi, Ramazan Risalesi’nde şu eşsiz ifadelerle dile getirir:

"Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin a'zamlarındandır.
   İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri; hem Cenab-ı Hakk'ın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlahiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.    Cenab-ı Hakk'ın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
   Cenab-ı Hak zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halkettiği ve bütün enva'-ı nimeti o sofrada
مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ
bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde o vaziyetin ifade ettiği hakikatı tam göremiyor, bazan unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî'nin ziyafetine davet edilmiş bir surette akşama yakın "Buyurunuz" emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı, vüs'atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar insan ismine lâyık mıdırlar?"

​Üstadın da ifade ettiği gibi, iftar sofrasının başında beklemek sıradan bir bekleyiş değildir. O an, milyonlarca insanın aynı anda "Sultan-ı Ezelî’nin" davetine icabet etmesi, O’nun rızkı veren olduğunu ilan etmesidir. Elini uzatabileceği halde, sadece Rabbinden gelecek o "Buyurunuz" emrini beklemek, insanın iradesini ve kulluğunu zirveye taşır. Bu, kainatın mutlak sahibine karşı gösterilen  büyük bir hürmet ve saygı duruşudur.

​Sonuç olarak oruç, bizi sadece açlıkla imtihan etmez; bizi "insan" olmanın onuruyla buluşturur. Gaflet perdesini yırtıp, sofradaki her bir lokmanın arkasındaki o sonsuz şefkati görmemizi sağlar. Bu ulvi disipline ve manevi şölene dahil olmak, kalbi ve ruhu yeniden inşa etmektir. Ne mutlu o sofrada, o büyük emri bekleyen muazzam ordunun bir neferi olabilenlere...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.