AHMET TAHİROĞLU
Köşe Yazarı
AHMET TAHİROĞLU
 

İyi değilim. Nasıl iyi olayım?

Bir yanda çocuklar toprağın altında, bir yanda analar evlatsız, bir yanda bir millet göz göre göre yok edilirken ben nasıl “iyiyim” diyeyim? İyi değilim… çünkü kalbim hâlâ taşlaşmadı. İyi değilim… çünkü mazlumun ahı kulağımda çınlıyor. İyi değilim… çünkü biliyorum ki bir Müslümanın derdi, diğer Müslümanın derdi olmalıydı. Ama bugün bakıyorum… Sayımız milyarlar deniyor, ama ağırlığımız yok. Dillerimiz çok, ama sözümüz yok. Kalabalığız, ama dağınığız. Kardeşlik diyoruz, ama birbirimizin yükünü taşımıyoruz. Liderlerimiz var diyoruz, ama ümmetin derdiyle dertlenen kaç kişi var? Kimi koltuğunu koruma derdinde, kimi güçlülerin gölgesinde yaşama derdinde, kimi susarak var olacağını sanıyor. Oysa biz, “zulme rıza zulümdür” diyen bir dinin mensuplarıyız. Biz, bir çocuğun gözyaşını dünyanın saltanatına değişmeyecek bir ümmettik. Ne oldu bize? Hangi korku, hangi hesap, hangi menfaat bizi bu hale getirdi? Ben iyi değilim… Çünkü düşman güçlü diye değil, biz zayıf düştüğümüz için bu haldeyiz. Ben iyi değilim… Çünkü mesele sadece dışarıdaki zalimler değil, içimizdeki sessizliktir. Ama şunu da biliyorum: Bu ümmet tamamen ölmedi. Sadece yoruldu. Sadece dağıldı. Sadece kendini unuttu. Ve yine biliyorum ki… Bir gün, bir avuç samimi yürek ayağa kalktığında, bir çocuğun duası arşa yükseldiğinde, bir annenin gözyaşı yere düşmeden sahiplenildiğinde, işte o gün denge değişecek. Ben bugün iyi değilim. Ama umudumu da kaybetmedim. Çünkü biz, karanlığın en koyu olduğu anın sabahın en yakın olduğu an olduğunu bilen bir ümmetiz. Ve ben susmayacağım. Unutmayacağım. Alışmayacağım. Çünkü alışmak, ölmektir.
Ekleme Tarihi: 30 Nisan 2026 -Perşembe

İyi değilim. Nasıl iyi olayım?

Bir yanda çocuklar toprağın altında,
bir yanda analar evlatsız,
bir yanda bir millet göz göre göre yok edilirken
ben nasıl “iyiyim” diyeyim?

İyi değilim… çünkü kalbim hâlâ taşlaşmadı.

İyi değilim… çünkü mazlumun ahı kulağımda çınlıyor.

İyi değilim… çünkü biliyorum ki
bir Müslümanın derdi, diğer Müslümanın derdi olmalıydı.

Ama bugün bakıyorum…

Sayımız milyarlar deniyor,
ama ağırlığımız yok.

Dillerimiz çok, ama sözümüz yok.

Kalabalığız, ama dağınığız.

Kardeşlik diyoruz,
ama birbirimizin yükünü taşımıyoruz.

Liderlerimiz var diyoruz,
ama ümmetin derdiyle dertlenen kaç kişi var?

Kimi koltuğunu koruma derdinde,
kimi güçlülerin gölgesinde yaşama derdinde,
kimi susarak var olacağını sanıyor.

Oysa biz,
“zulme rıza zulümdür” diyen bir dinin mensuplarıyız.

Biz,
bir çocuğun gözyaşını dünyanın saltanatına değişmeyecek bir ümmettik.

Ne oldu bize?

Hangi korku, hangi hesap, hangi menfaat
bizi bu hale getirdi?

Ben iyi değilim…

Çünkü düşman güçlü diye değil,
biz zayıf düştüğümüz için bu haldeyiz.

Ben iyi değilim…

Çünkü mesele sadece dışarıdaki zalimler değil,
içimizdeki sessizliktir.

Ama şunu da biliyorum:

Bu ümmet tamamen ölmedi.
Sadece yoruldu.
Sadece dağıldı.
Sadece kendini unuttu.

Ve yine biliyorum ki…

Bir gün,
bir avuç samimi yürek ayağa kalktığında,
bir çocuğun duası arşa yükseldiğinde,
bir annenin gözyaşı yere düşmeden sahiplenildiğinde,
işte o gün denge değişecek.

Ben bugün iyi değilim.

Ama umudumu da kaybetmedim.

Çünkü biz,
karanlığın en koyu olduğu anın
sabahın en yakın olduğu an olduğunu bilen bir ümmetiz.

Ve ben susmayacağım.

Unutmayacağım.

Alışmayacağım.

Çünkü alışmak,
ölmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.