Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
AHMET TAHİROĞLU
Köşe Yazarı
AHMET TAHİROĞLU
 

KALAMI ASILDI, FİKRİ YAŞAMAYA DEVAM ETTİ: SEYYİD KUTUB

Bazı isimler vardır; ölüm haberleriyle unutulmaz, bilakis ölümlerinden sonra daha çok konuşulurlar. Seyyid Kutub işte böyle bir isimdir. Aradan altmış yıl geçti. Fakat onun adı hâlâ tartışılıyorsa, bunun sebebi yalnızca bir dönemin siyasi hadiseleri değildir. Asıl sebep, Kur’an’ın insanı ve toplumu değiştiren canlı bir hakikat olduğunu ısrarla hatırlatmış olmasıdır. O, Müslümanlığın sadece kimlikten ibaret olmadığına dikkat çekti. İmanın; ahlak, adalet, sorumluluk, şahsiyet ve kullukla hayatın bütününe yansıması gerektiğini savundu. İşte rahatsızlık tam da burada başladı. Çünkü Kur’an’ı sadece raflarda tutmak kolaydır. Onu sadece merasimlerde okumak da kolaydır. Asıl mesele, Kur’an’ın ahlakını hayatımıza taşımaktır. Seyyid Kutub’un bize bıraktığı en önemli miraslardan biri de budur. Bizler 1980’li ve 1990’lı yıllarda onun eserleriyle tanışırken, satır aralarında yalnızca bir yazarın düşüncelerini okumadık. O kitaplarda imanını ciddiye alan, Kur’an’ı hayatının merkezine koyan, dünyaya teslim olmayan bir şahsiyet çağrısı gördük. Fakat bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Seyyid Kutub’un kitaplarını okuduğunu söyleyenlerin bir kısmı, onun asıl mücadelesini oluşturan ahlak, adalet, ihlas, fedakârlık ve nefis muhasebesi konusunda aynı hassasiyeti göstermiyor. Kitaplığımızda Yoldaki İşaretler bulunuyor ama hayatımızda o işaretlerin gösterdiği istikamet yoksa, okuduklarımızın ne anlamı var? Dillerimizde büyük davalar var; fakat küçük hesapların peşindeysek… Sürekli ümmetten bahsediyor, fakat kardeşimizin hakkına riayet etmiyorsak… İslam’dan söz ediyor, fakat adaletten uzaklaşıyorsak… Kur’an’ı savunuyor, fakat Kur’an’ın emrettiği güzel ahlakı kuşanmıyorsak… Önce kendimize dönüp bakmamız gerekir. Seyyid Kutub’un bugün bize yeniden hatırlattığı mesele tam da budur: İslam, sadece konuşulacak bir fikir değildir. İman, sadece söylenecek bir söz değildir. Kur’an, sadece okunacak bir kitap değildir. Bunların hepsi insanı değiştirmek içindir. Onun kalemi susturuldu. Fakat fikirleri susturulamadı. Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub’u anarken onu putlaştırmadan, fikirlerini sloganlaştırmadan ve tarihî bağlamından koparmadan okumak gerekir. Çünkü asıl vefa, bir ismi sürekli tekrar etmek değil; onun bize hatırlattığı hakikatlerle yüzleşebilmektir. Bugün Müslümanların en büyük ihtiyacı daha fazla slogan değil; daha fazla Kur’an şuuru, ihlas, adalet, güzel ahlak ve şahsiyet inşasıdır. Seyyid Kutub’un mirasını yaşatmak istiyorsak, önce kendimize şu soruyu sormalıyız: Kur’an bizi gerçekten değiştirdi mi? İşte asıl mesele budur. Ve belki de bugün Seyyid Kutub’un hatırasına verilebilecek en anlamlı cevap, onun adını yüksek sesle söylemek değil; Kur’an’ın gösterdiği istikamette dürüst, adil, ahlaklı ve şahsiyetli bir hayat yaşamaktır. Rabbim Seyyid Kutub’a rahmet eylesin. Şehadetini kabul eylesin. Kalemi susturulanlardan değil, sözü nesiller boyunca yankılananlardan eylesin. Rahmetle, minnetle ve dua ile…
Ekleme Tarihi: 30 Ağustos 2026 -Pazar

KALAMI ASILDI, FİKRİ YAŞAMAYA DEVAM ETTİ: SEYYİD KUTUB

Bazı isimler vardır; ölüm haberleriyle unutulmaz, bilakis ölümlerinden sonra daha çok konuşulurlar.

Seyyid Kutub işte böyle bir isimdir.

Aradan altmış yıl geçti. Fakat onun adı hâlâ tartışılıyorsa, bunun sebebi yalnızca bir dönemin siyasi hadiseleri değildir. Asıl sebep, Kur’an’ın insanı ve toplumu değiştiren canlı bir hakikat olduğunu ısrarla hatırlatmış olmasıdır.

O, Müslümanlığın sadece kimlikten ibaret olmadığına dikkat çekti. İmanın; ahlak, adalet, sorumluluk, şahsiyet ve kullukla hayatın bütününe yansıması gerektiğini savundu.

İşte rahatsızlık tam da burada başladı.

Çünkü Kur’an’ı sadece raflarda tutmak kolaydır. Onu sadece merasimlerde okumak da kolaydır. Asıl mesele, Kur’an’ın ahlakını hayatımıza taşımaktır.

Seyyid Kutub’un bize bıraktığı en önemli miraslardan biri de budur.

Bizler 1980’li ve 1990’lı yıllarda onun eserleriyle tanışırken, satır aralarında yalnızca bir yazarın düşüncelerini okumadık. O kitaplarda imanını ciddiye alan, Kur’an’ı hayatının merkezine koyan, dünyaya teslim olmayan bir şahsiyet çağrısı gördük.

Fakat bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız:

Seyyid Kutub’un kitaplarını okuduğunu söyleyenlerin bir kısmı, onun asıl mücadelesini oluşturan ahlak, adalet, ihlas, fedakârlık ve nefis muhasebesi konusunda aynı hassasiyeti göstermiyor.

Kitaplığımızda Yoldaki İşaretler bulunuyor ama hayatımızda o işaretlerin gösterdiği istikamet yoksa, okuduklarımızın ne anlamı var?

Dillerimizde büyük davalar var; fakat küçük hesapların peşindeysek…

Sürekli ümmetten bahsediyor, fakat kardeşimizin hakkına riayet etmiyorsak…

İslam’dan söz ediyor, fakat adaletten uzaklaşıyorsak…

Kur’an’ı savunuyor, fakat Kur’an’ın emrettiği güzel ahlakı kuşanmıyorsak…

Önce kendimize dönüp bakmamız gerekir.

Seyyid Kutub’un bugün bize yeniden hatırlattığı mesele tam da budur:

İslam, sadece konuşulacak bir fikir değildir.
İman, sadece söylenecek bir söz değildir.
Kur’an, sadece okunacak bir kitap değildir.

Bunların hepsi insanı değiştirmek içindir.

Onun kalemi susturuldu.

Fakat fikirleri susturulamadı.

Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub’u anarken onu putlaştırmadan, fikirlerini sloganlaştırmadan ve tarihî bağlamından koparmadan okumak gerekir.

Çünkü asıl vefa, bir ismi sürekli tekrar etmek değil; onun bize hatırlattığı hakikatlerle yüzleşebilmektir.

Bugün Müslümanların en büyük ihtiyacı daha fazla slogan değil; daha fazla Kur’an şuuru, ihlas, adalet, güzel ahlak ve şahsiyet inşasıdır.

Seyyid Kutub’un mirasını yaşatmak istiyorsak, önce kendimize şu soruyu sormalıyız:

Kur’an bizi gerçekten değiştirdi mi?

İşte asıl mesele budur.

Ve belki de bugün Seyyid Kutub’un hatırasına verilebilecek en anlamlı cevap, onun adını yüksek sesle söylemek değil;

Kur’an’ın gösterdiği istikamette dürüst, adil, ahlaklı ve şahsiyetli bir hayat yaşamaktır.

Rabbim Seyyid Kutub’a rahmet eylesin. Şehadetini kabul eylesin.

Kalemi susturulanlardan değil, sözü nesiller boyunca yankılananlardan eylesin.

Rahmetle, minnetle ve dua ile…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.