Mehmet Dal
Köşe Yazarı
Mehmet Dal
 

Kırışkal’ın Ebedi Muhafızları: Haso Dayı ve Fate Bibi

Bazı insanlar vardır; yaşadıkları toprağa sadece isimlerini değil, ruhlarının en saf cevherini bırakırlar. Onlar göçüp gittiklerinde mekan sessizleşir, sokaklar yetim kalır ama hatıraları bir kandil gibi sönmeden yanmaya devam eder. Kırışkal köyünün tozlu yollarında yankılanan iki dev çınar; vakarın ve cömertliğin sarsılmaz kalesi Haso Dayı (Hasan) ile şefkatin ve akraba sevdasının sönmeyen ocağı Fate Bibi (Fatma), işte bu "has" insanlık cevherinin son muhafızlarındandı. Haso Dayı, babamın dayısının oğluydu; lakin o, sadece bir akraba değil, duruşuyla ders veren bir haya abidesiydi. Tasavvufi bir terbiyeyle yoğrulmuş, ciddiyetiyle çevresine heybet salan, vakur bir gönül eriydi. Onun evi, kapısı hiçbir zaman kilit tutmayan bir dergâh, sofrası ise Halil İbrahim bereketinin Kırışkal şubesiydi. Oraya kim giderse gitsin, kendini bir misafir gibi değil, o evin asıl sahibi gibi hissederdi. Sofrasından misafir hiç eksik olmaz, yemekleri ve çayları adeta bir "gönül lokantası" gibi her gelene şifa olurdu. Haso Dayı’nın dünyasında "insana değer vermek" en yüce ibadetti. Hatırlıyorum; o meşhur 27 DC... plakalı Renault arabası kapıya yanaştığında, sadece bir vasıta değil, sılai-rahim bizzat gelmiş olurdu. Rahmetli neneme duyduğu o sarsılmaz hürmet, her hafta aksatmadan yaptığı ziyaretler ve o mütevazı araçla nenemi kara yoluyla Hacca götürecek kadar sergilediği o yüksek vefa, modern zamanların anlayamayacağı bir sadakat örneğidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:  "Cömert kişi Allah'a yakın, cennete yakın, insanlara yakın ve cehennem ateşinden uzaktır." (Tirmizî) Haso Dayı, işte bu hadis-i şerifin yaşayan bir timsaliydi. Şeyh Sadi-i Şirazi’nin dediği gibi: "Cömert el, cennetten bir daldır." O el, Kırışkal’da hiç kapanmadı. Köyün diğer bir huzur limanı, sevginin zırha büründüğü Fate Bibi’nin hanesiydi. Babamın halasıydı; ama ondaki bu "halalık", bütün akrabalarını kanatları altına alan devasa bir şefkat şemsiyesiydi. Öylesine "can" bir kadındı ki, akrabalarına karşı beslediği sevgi, her türlü dünyevi kaygının üzerindeydi. Eşi Ahmet Dayı, bazen latife yapıp "Yine mi geldiniz?" diyecek olsa, Fate Bibi bir aslan kesilir; "Benim akrabalarıma karışma, ben onlara kurban olurum!" diyerek sevgisini siper ederdi. Fate Bibi, Yunus Emre’nin "Biz gelmedik kavga için, bizim işimiz sevda için" sözünü ömrüne rehber etmişti. O, gerçek bir halanın, bir hanımefendinin nasıl olması gerektiğini bizlere hal diliyle anlattı. Nezaketi, koruyuculuğu ve o bitmek bilmeyen iyiliğiyle tam bir Anadolu anasıydı. Onun dünyasında "akraba", kurban olunacak kadar kutsal bir emanetti. Şairin dediği gibi:  "Yüreği kuşlar gibi çırpınan o güzel insanlar, en güzel atlara binip gittiler." Bu iki büyük çınarın bıraktığı en büyük hazine, sadece dillerdeki güzel sözler değil, aynı zamanda o soylu genetiği vefa ile yoğrulmuş evlatlarıdır. Kaderin güzel bir tecellisidir ki; her iki hane reisinin de en büyük çocuklarının ismi Ökkeş’tir. Haso Dayı’nın oğlu Ökkeş Kavak ve Fate Bibi’nin oğlu Ökkeş Çiftçi... İsimlerindeki bu ortaklık, adeta karakterlerindeki o sarsılmaz vefa ile mühürlenmiştir. Bu iki Ökkeş ve onların tüm kardeşleri (kızları ve oğulları), bugün babalarından ve analarından ne görmüşlerse, hiçbir eksik bırakmadan aynı titizlikle onu yaşatıyorlar. Onların kapısına vardığınızda, sanki Haso Dayı’nın o dergah bereketindeki sofrasına oturmuş, Fate Bibi’nin o koruyucu şefkatine sığınmış gibi hissedersiniz. Çünkü onlar; edebi atadan, cömertliği dededen, vefayı anadan miras aldılar. Bu, parayla pulla ölçülemeyecek bir "asalet genetiği"dir. Mevlana’nın buyurduğu gibi: "Kökü sağlam olan ağacın dalı göğe yükselir." Bu evlatlar, kökü Kırışkal’ın vefasına, dalları ise geleceğin asaletine uzanan birer umut ışığıdır. Hangi çocuğunun kapısına gitseniz, o "iyilikten gelen genetik yapıya" bizzat şahit olursunuz. Fedakarlık,misafirperverlik, cömertlik, vefakarlık onlarda bir tercih değil, bir fıtrat meselesidir; çünkü "atadan, dededen öyle gördüler." Bugün Haso Dayı ve Fate Bibi bedenen aramızda değiller; lakin o köye ne zaman yolum düşse, evlerinin olduğu yere bakarken içimi bir hüzünle karışık huzur kaplar. Evet derim; bu evler birer "vefa durağıydı." İsimleri duyulduğunda herkesin dilinden dökülen o hayır duaları, onların bu dünyada ne kadar güzel izler bıraktığının en büyük kanıtıdır. Necip Fazıl’ın dediği gibi:  "Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber; / Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?" Haso Dayı ve Fate Bibi, güzel yaşadılar ve arkalarında güzel insanlar bıraktılar. Bize bıraktıkları bu asil miras, sofradaki bereketi, gönüldeki vefayı ve akrabalık bağının mukaddesliğini her daim hatırlatacaktır. Ruhunuz şad, mekanınız cennetin en yüce katı, komşunuz Hz. Muhammed (s.a.v) olsun. O güzel izler, bizlere yol göstermeye devam edecek…..  
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2026 -Salı

Kırışkal’ın Ebedi Muhafızları: Haso Dayı ve Fate Bibi

Bazı insanlar vardır; yaşadıkları toprağa sadece isimlerini değil, ruhlarının en saf cevherini bırakırlar. Onlar göçüp gittiklerinde mekan sessizleşir, sokaklar yetim kalır ama hatıraları bir kandil gibi sönmeden yanmaya devam eder. Kırışkal köyünün tozlu yollarında yankılanan iki dev çınar; vakarın ve cömertliğin sarsılmaz kalesi Haso Dayı (Hasan) ile şefkatin ve akraba sevdasının sönmeyen ocağı Fate Bibi (Fatma), işte bu "has" insanlık cevherinin son muhafızlarındandı.

Haso Dayı, babamın dayısının oğluydu; lakin o, sadece bir akraba değil, duruşuyla ders veren bir haya abidesiydi. Tasavvufi bir terbiyeyle yoğrulmuş, ciddiyetiyle çevresine heybet salan, vakur bir gönül eriydi. Onun evi, kapısı hiçbir zaman kilit tutmayan bir dergâh, sofrası ise Halil İbrahim bereketinin Kırışkal şubesiydi. Oraya kim giderse gitsin, kendini bir misafir gibi değil, o evin asıl sahibi gibi hissederdi. Sofrasından misafir hiç eksik olmaz, yemekleri ve çayları adeta bir "gönül lokantası" gibi her gelene şifa olurdu.

Haso Dayı’nın dünyasında "insana değer vermek" en yüce ibadetti. Hatırlıyorum; o meşhur 27 DC... plakalı Renault arabası kapıya yanaştığında, sadece bir vasıta değil, sılai-rahim bizzat gelmiş olurdu. Rahmetli neneme duyduğu o sarsılmaz hürmet, her hafta aksatmadan yaptığı ziyaretler ve o mütevazı araçla nenemi kara yoluyla Hacca götürecek kadar sergilediği o yüksek vefa, modern zamanların anlayamayacağı bir sadakat örneğidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:

 "Cömert kişi Allah'a yakın, cennete yakın, insanlara yakın ve cehennem ateşinden uzaktır." (Tirmizî)

Haso Dayı, işte bu hadis-i şerifin yaşayan bir timsaliydi. Şeyh Sadi-i Şirazi’nin dediği gibi: "Cömert el, cennetten bir daldır." O el, Kırışkal’da hiç kapanmadı.

Köyün diğer bir huzur limanı, sevginin zırha büründüğü Fate Bibi’nin hanesiydi. Babamın halasıydı; ama ondaki bu "halalık", bütün akrabalarını kanatları altına alan devasa bir şefkat şemsiyesiydi. Öylesine "can" bir kadındı ki, akrabalarına karşı beslediği sevgi, her türlü dünyevi kaygının üzerindeydi. Eşi Ahmet Dayı, bazen latife yapıp "Yine mi geldiniz?" diyecek olsa, Fate Bibi bir aslan kesilir; "Benim akrabalarıma karışma, ben onlara kurban olurum!" diyerek sevgisini siper ederdi.

Fate Bibi, Yunus Emre’nin "Biz gelmedik kavga için, bizim işimiz sevda için" sözünü ömrüne rehber etmişti. O, gerçek bir halanın, bir hanımefendinin nasıl olması gerektiğini bizlere hal diliyle anlattı. Nezaketi, koruyuculuğu ve o bitmek bilmeyen iyiliğiyle tam bir Anadolu anasıydı. Onun dünyasında "akraba", kurban olunacak kadar kutsal bir emanetti. Şairin dediği gibi:

 "Yüreği kuşlar gibi çırpınan o güzel insanlar, en güzel atlara binip gittiler."

Bu iki büyük çınarın bıraktığı en büyük hazine, sadece dillerdeki güzel sözler değil, aynı zamanda o soylu genetiği vefa ile yoğrulmuş evlatlarıdır. Kaderin güzel bir tecellisidir ki; her iki hane reisinin de en büyük çocuklarının ismi Ökkeş’tir. Haso Dayı’nın oğlu Ökkeş Kavak ve Fate Bibi’nin oğlu Ökkeş Çiftçi... İsimlerindeki bu ortaklık, adeta karakterlerindeki o sarsılmaz vefa ile mühürlenmiştir.

Bu iki Ökkeş ve onların tüm kardeşleri (kızları ve oğulları), bugün babalarından ve analarından ne görmüşlerse, hiçbir eksik bırakmadan aynı titizlikle onu yaşatıyorlar. Onların kapısına vardığınızda, sanki Haso Dayı’nın o dergah bereketindeki sofrasına oturmuş, Fate Bibi’nin o koruyucu şefkatine sığınmış gibi hissedersiniz. Çünkü onlar; edebi atadan, cömertliği dededen, vefayı anadan miras aldılar. Bu, parayla pulla ölçülemeyecek bir "asalet genetiği"dir.

Mevlana’nın buyurduğu gibi:

"Kökü sağlam olan ağacın dalı göğe yükselir." Bu evlatlar, kökü Kırışkal’ın vefasına, dalları ise geleceğin asaletine uzanan birer umut ışığıdır. Hangi çocuğunun kapısına gitseniz, o "iyilikten gelen genetik yapıya" bizzat şahit olursunuz. Fedakarlık,misafirperverlik, cömertlik, vefakarlık onlarda bir tercih değil, bir fıtrat meselesidir; çünkü "atadan, dededen öyle gördüler."

Bugün Haso Dayı ve Fate Bibi bedenen aramızda değiller; lakin o köye ne zaman yolum düşse, evlerinin olduğu yere bakarken içimi bir hüzünle karışık huzur kaplar. Evet derim; bu evler birer "vefa durağıydı." İsimleri duyulduğunda herkesin dilinden dökülen o hayır duaları, onların bu dünyada ne kadar güzel izler bıraktığının en büyük kanıtıdır.

Necip Fazıl’ın dediği gibi:

 "Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber; / Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?"

Haso Dayı ve Fate Bibi, güzel yaşadılar ve arkalarında güzel insanlar bıraktılar. Bize bıraktıkları bu asil miras, sofradaki bereketi, gönüldeki vefayı ve akrabalık bağının mukaddesliğini her daim hatırlatacaktır.

Ruhunuz şad, mekanınız cennetin en yüce katı, komşunuz Hz. Muhammed (s.a.v) olsun. O güzel izler, bizlere yol göstermeye devam edecek…..

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yankigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.